Yeni Sezon Formaları: Copenhagen & Steaua B. 2009 / 2010

Beşiktaş'ın Transfer Politikası

Uyuşuklukta son seviyede olduğumdan bir türlü yazmaya başlayamadım serinin Beşiktaş kısmını. Aslında serinin en zor iki takımının bana düşmesinden de şikayetçiyim. Bana düşen diğer takımda doğal olarak Trabzonspor'du. Bu iki takımın da değerlendirmesi zor çünkü iki takım da geçen sene bu sezon için aldatıcı sonuçlar aldılar. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin sezonu teknik direktörsüz oynamaları bu iki takımı da sahip oldukları kadroların hakettikleri yerin 1-2 basamak yukarısına taşıdı. Tabii bu Beşiktaşın geçen sezonki şampiyonluğu haketmediği anlamına gelmesin. Şampiyonluğu Sivasspordan da, Trabzonspor'dan da daha çok hakettiler. Ve herşeyden önemlisi geçen sezonki başarının kendilerini aldatmasına izin vermedi şu ana kadarki hamlelerinden anlaşılacağı üzere. Trabzonspor gibi, geçen sezon başarılıydık bu sene daha da başarılı oluruz, hatasına düşmediler. Eksik bölgelerini kapatmaya çalışıyorlar. Hamlelerin doğruluğunu, harcanan paraların gelen oyuncuların vereceği katkıya deyip deymeyeceğini uzun uzun yazacağız. Ama Beşiktaş'ın ''Geçen sene şampiyon oldum, tamamdır. Değişime ve gelişime çok ihtiyacım yok.'' hatasına düşmemesinin Beşiktaş'ın bu transfer dönemindeki tartışılamayacak ilk ve belkide tek doğrusu olduğunu düşünüyorum.

Yazılarda klasikleşmiş şekilde bölge bölge ilerleyeceğim.Trabzonspor'da olduğu gibi Beşiktaş'ta da en geriyi tartışmaya gerek görmüyorum aslında ama transfer döneminin başından beri Bjk'nin bir arayışı olduğundan değinmek zorundayım. Öncelikle Rüştü Reçber futbolu bırakmadan Mustafa Denizli'nin onun eldivenlerini başka bir Türk'e emanet etmeyeceğini düşünüyorum. Yabancı kontenjanı sıkıntısını da düşündüğümüzde yabancı transferi mümkün değil. Üçüncü bir kaleci ihtiyacına da fazla katılmıyorum. Cenk ismi çok ön plana çıkmıştı ama genç bir kaleciyi alıp 3. kaleci yapmak ayıptır. Ramazan Kurşunlu, Recep Biler olur sonu. Zaten diğer takımlarda da Hakan Arıkan'dan daha yetenekli bir kaleci gözüme çarpmıyor. Hakan Arıkan da gözümde hiç bir büyük takımın kalesini koruyabilecek yeteneğe sahip değildir ama yabancı kısıtlaması olan bir ülkede bu derece kaleci kıtlığı varsa onun 2. kaleci olması normaldir. 3. kaleci de paftan gelecek bir isim olmalıdır. Zaten 3. kaleciye sezon boyunca iş düşme ihtimali yüzde kaçtır ki? Kısacası geçelim efendim. Şimdi Cenk'e verilecek 1-2 milyona ne lüzum var ki? Eyvah! Bu cümleyi Demirören görürse 3 verir alır kesin.

Defans bölgesi Beşikaş'ın transfer döneminde en çok uğraştığı bölge. Geçen sezon bence ortalama ve altında 4 stoperi değiştirerek kullandı Denizli. Mustafa Denizli'nin ilk günden beri yaptığı açıklamalara bakarsak İbrahim Toraman onun 1 numarası. Bence Toraman, Gökhan Zan kadar iyi değildir ama daha istikrarlı olduğu kesin. Gökhan Zan'ın da satış koymasıyla geri kalan 2 stoper de Sivok ve Zapotocny. Sivok geçen sezonun sonunda bir çok kesim tarafından sezonun oyuncusu adaylarından gösteriliyordu. 4.5 milyon bonservisle gelen Zapo'ysa bir türlü tutmadı. Sarı oğlan tipiyle bir çok Bjk'linin gönlünü başta çalsa da sonra tipi de kurtarmadı kendisini. Şimdi toplamda 9.2 milyona mal olan bu isimlerin iyi oynayanından da kötü oynayanından da kurtulmak istediği iddia ediliyor Beşiktaş'ın. Zaten bu transferlerin maliyetinde bile bir terslik olduğu belliydi. Udinese'ye 500bin euroya gelen Zapo genelini yedek geçirdiği İtalya macerasında iki senede 31 lig maçına çıktı ve tam 4milyon kar ettirdi Udinese'ye. Sivok'sa 2milyona gelmişti Udinese'ye. İtalya'da çıktığı maç sayısı Zapo'dan da az,zaten sonra onu Prag'a kiralamakta bulmuş çareyi Udinese. Ve bu kötü 2.5 sezondan sonra 2.7 milyon kar etmiş Sivok'tan Udinese.Sivok'un 6, Zapo'nun 4 kez milli olduğu Çek Cumhuriyetinin asıl stoperlerininse transfermarkt değerleri işin vahametini ortaya koymaya devam ediyor.Örneğin Lazio'lu 53 kere milli olmuş Rozenhal'in etiketinde 4 milyon yazıyor! Herneyse Gökhan'ı kaybeden Beşiktaş çözümü yine İtalya'da Ferrari'de buldu. Ferrari'nin gelişi Zapo'un biletini iyice kesti. Zapo'ya da Sivok'a da talip yok ama Zapo'nun Kasımpaşa'ya yollanması gündemde. Geçen sezon bonservisine tam 4.5 milyon sayılan Zapo! Ferrari'nin de çok büyük bir stoper olduğunu düşünmüyorum ben. Zapo'dan iyi olduğu kesin ama verilen parayı hakedecek bir oyuncu değil,hem de 30 yaşında. Kariyeri boyunca hep bir basamak alttaki takımlara ücretsiz transfer yapmış bir isim.Kendisi için bir kez bonservis bedeli ödenmiş o da 1milyon. Beşiktaş'ınsa 30 yaşına gelmiş Ferrari için Genoa'ya ödeyeceği para 4.5 milyon euro... Transferin ekonomik parametrelerinden daha da bahsetmeye gerek yok. Bizi ŞL'de temsil edecek Beşiktaş'ın aradığı adamdır inşallah diyebiliyorum sadece. Tabi Beşiktaş'ın bu transfere rağmen bir yerli stopere daha ihtiyacı var. Zan'ın yanında Zapo'da ayrılacağından 3 kulvarda mücadele edecek Beşiktaş'ın 3 stoperle sezonu geçirmesi imkansız. Bu bölge için çok Türk adayda yok.En göze batanlar Eren ve Ediz ama Eren'i Kayseri'nin öyle tavan yapmadan satacağını beklemek hayalcilik olur. Ediz'se Gökhan'ın yerini dolduracak seviyede değil.Oynayıp gelişmeye ihtiyacı var. Beşiktaş'a gelirse Yasin Çakmak sendromu yaşaması muhtemeldir. Bu kıtlıkta Beşiktaş'ın Zapo'yu elde tutma şansı dışında pek alternatifi olduğunu düşünmüyorum.

Stoper sorunu çok uzadığından beklere ayrı bir paragraf açmak lazım. Yıllardır Türk futboluyla paralel olarak sol bek krizi yaşayan Beşiktaş sonunda doğru bir isim kaptı.19'luk İsmail son yıllarda bu bölgeyi doldurabilecek izlenimi veren tek isim. Gerçekten oyunun iki yönünüde oynayan çok değerli bir oyuncu ama daha 19'luk ve önünde kendini Maldini olarak gören bir Deli İbo var. Onunla paylaşacak formayı eli mahkum. Büyük bir sorun yaşamazsa gelişimini sürdürüp hem Türk futbolunun hem de Beşiktaş'ın 10 yılını kurtarır.Ama bunlar ödenen bonservis bedelini haklı çıkarmaz.5.5 milyon artı Serdar Kurtuluş! Kimse kusura bakmasın ama Türkiye standartlarında onlarca borçlu,parasız kulübe küfür niteliği taşır bu transfer! 19 yaşında daha rüştünü tam olarak ispatlamamış, 1 yıldır göz önünde olan bir isime verildi bu para. Üstüne bir de 2 sezon öncesi benzer bir şaşaaya sahip Serdar Kurtuluş gözden çıkarıldı. O da sakatlıklardan kurtulursa 1.5-2 milyondan sayılmalıdır ki işin astarı yüzünden pahalıya gelir. Bu yüksek bedeller ligin ekonomik olarak tamamen koptuğunun kanıtıdır aslında ama bu konu apayrı bir yazı. Umarız 19 yaşındaki bu büyük yetenek İstanbul kazanında kaynayıp gitmez. Biz de iki sene sonra 5.5 sana helali hoş olsun koçum deriz...Beşiktaş'ın bir diğer bek transferi de Rıdvan Şimşek. Kendisi geçen sezonki Bank Asya'nın Gökhan Gönül'ü olarak gösteriliyor. Bir çok taliplisi arasından en tepedekine geldi. Ekrem Dağ'a rağmen arada forma geçer eline. O formaya sıkı sıkı yapışmaksa Gökhan'da olduğu gibi onun elinde olacak. Gökhan Gönül'e rakip lazım zaten Uğur Uçar,Rıdvan ya da Orhan Şam farketmez...Bir de Erhan Güven var tabi. Severim kendisini de ne ayak bu transfer çözemedim. Vasat bir oyuncu kendisi çokta parlak bir sezon geçirmedi. Kendisine sempatim olduğundan keşke süper oynasa ama niyeyse geldiği gibi gider izlenimi veriyor bana...

Bitmek bilmeyen defans mevzusundan sonra orta alana gelebildik. Beşiktaş'ın defansı ve orta sahası arasındaki mesafe sahada göründüğü kadar kısa değilmiş. Burda Beşiktaş'ın yol verdiği isimler Cisse ve Aydın. Cisse'yi çok severdim doğrusu. Bir önliberonun sahip olması gereken iki ana özellik bölgesine bağlılığa ve çalışkanlığa sahipti ki Marsilya'ya giderek değerini ıspatladı. Yerine gelen isimse Fink. Benim için bir soru işareti kendisi.Maliyetsiz bir transfer,Cisse'ye göre daha ofansif bir oyuncu. Pozisyon bağlılığı pek yüksek değil. Anlaşılan Ernst biraz daha geride kalmak zorunda önümüzdeki sezon. Fink tutmazsa Sivok'u da sıkça önlibero olarak görebiliriz. Beşiktaş'ın orta alandaki bir diğer büyük sıkıntısı Delgado. Zaten bekleneni ortaya koyamayan ve maliyeti bir hayli yüklü bu isim birde sıkça sakatlık yaşıyor.Muhtemelen ilk devreyi de kaçıracak. Kontrat dondurmak ekstra maliyet ki en son kontratı dondurulan Appiah'ın durumu da ortada. Onu şu şartlarda satıp yabancı bir oyun kurucu bulmak da çok zor. İşi zor Beşiktaş'ın. Şampiyonluğun en büyük pay sahiplerinden Yusuf'un da yaşı ve kondisyon kapasitesi ortada. Tabata için 5.5 artı futbolcu konuşuluyor ki bu da çılgın bir para. Yabancı kontenjanı sıkıntısı var bence yatar bu iş. Bir de gurbetçi bir sol açık getirip Tello'yu ortaya çekme planları var sanırım. Gökhan Töre ve Veli Kavlak dedikoduları var.Gökhan maksimum kiralanır,Veli'yse onca konuşulana rağmen kapalı kutu. Aydın'ı gönderip bu adamlara para vermekte ilginç bir fikir tabiki. Ben Denizli olsam ve Nihat'ın sakatlanmayacağına inansam Holosko'nun yerine Nihat'ı koyar,Tello'nun yerine joker Holosko'yu çekip Tello'yu Delgado gelene kadar ortaya kaydırırdım. Olacağı da bu sanki.

Forvet hattı sorunsuz aslında Beşiktaş'ın. Zaten tek forvet oynayıp onları sağdan,soldan ve arkadan 3 isimle destekliyorlar. Yani şu meşhur 4-5-1'den bozma 4-3-3 ya da tam tersi işte. Bu düzende ortada oynayabilecek Nobre ve Bobo var. Sağda da solda da oynayabilecek isimler mevcut. Tello,Holosko,Nihat,Yusuf gerekirse Serdar Özkan... Yine Nobre ve Bobo'ya birşey olursa Holosko o göbeğe de alışık bir isim. Tabi Beşiktaş'ın asıl sıkıntısı Bobo'nun gideceğim diye tutturması. Giderse ondan gelecek 6-7 milyonla oraya adam illaki bulunur. Ama Bobo 1-2 sezon daha böyle oynarsa o meblağ 10'u bulur,Beşiktaş saha içinde de ondan bolca faydalanır. Bobo giderse ihtimali üzerine yazılan isimlere de bakalım kısaca. Saha,Utaka ve Martins bu isimlerden şuan aklıma gelenler.Martins'in gerçekliği olduğunu sanmıyorum,ayrıca o 3'lünün göbeği olabilecek biri de değil. Saha'nın müzmin sakat olduğu,yaşının kemale erdiği de bir gerçek. Futbol yeteneklerini tartışmaksa haddime değil.O üçlünün her yerinde oynar oynamasına ama sakatlık izin verirse! Utaka da Saha'nın 1-2 gömlek küçüğü. Daha bir istikrarlı. Maliyeti 4 falandır zannımca. Bobo'nun boşluğunu kapar ama gelecekte para kazandırmaz. Ben Bobo'nun kalacağını beklesem de ayrılma ihtimali üzerine Beşiktaş'ın güçlü kuvvetli birini bulması gerektiğini düşünüyorum. Kanatları Tello,Holosko, Nihat olan takımda bir Carew olduğunu düşünün mesela... Bir de Nihat'ın bonservisine değineyim. 4.5 milyon euro İsmail'in ve Ferrari'nin bonservisi düşülünce ucuz geliyor gözüme. Alt yapıdan yetişme olması ve lider vasıfları bulunması kaptansız Bjk için önemli. Ama kaç maç oynayabileceğini merak ediyorum. Bu arada Nihat'ın futbolculuğunu sevmem ama LaLiga'da attıklarından sonra ağzımı açıp ne desem yalan. Adam atmış arkadaş.İnşallah yuvaya dönüşü ona yarar ,özellikle de sakatlığına.Bir de Nobre'nin yenilediği kontratın mali değerlendirmesi var ki sormayın gitsin...

Benim tahmini 11'imse şöyle...

Rüştü
Ekrem - İ.Toraman- Ferrari- İsmail(İbo)
Fink(Sivok) Ernst
Tello
Nihat Kahveci - Filip Holosko
Bobo ( Nobre)



Yukarıda bahsettiğim şekillerde değişikliğe uğraması muhtemeldir bu kadronun.Özellikle Delgado'nun dönüşü ya da o bölgeye yapılacak yeni transfer düzeni değiştirir tamamiyle. Yusuf da geçen seneki gibi çilingir rolüyle devam eder...

Güngör Kaya´yi Cok Iyi Izleyin !

Dün ve bugün oynanan hazirlik maclarinda genc yeteneklerimiz gol bölgelerinde etkiliydi. Dün Hamburger SV Takimi amatör takim Längenfeld´i 13-0 gibi farkli bir skorla gecerken. 45 dakika forma giyen U19 Milli oyuncumuz Tunay Torun bir gol kaydetti. Bu macta 70´inci dakikada oyuna giren Hamburg´un Dortmund´dan transferi Tolgay Ali Arslan ise iki gol atma basarisini gösterdi. Bu goller ayni zamanda 1990 dogumlu U19 Milli futbolcumuz Tolgay Ali´nin Hamburg adina ilk golleri oldu. Bir ücüncü 1990 dogumlu futbolcumuz Serhat Koc ise yeni takimi FC Groningen´in BV Veendam´i 3-0 ile gectigi macta bir gol kaydederek klasini konusturdu. Hollanda U19 Milli Takimi´nda oynayan Serhat, Groningen´in hic bir hazirlik macini golsüz gecmiyor.

Bugün Almanya Bundesliga´nin yeni ekibi 1.FC Nürnberg´in RW Erfurt ile oynadigi ve 5-1 galip geldigi karsilasmada 61´inci dakikada oyuna giren U19 Milli oyuncumuz Güngör Kaya 2 gol atarak gol bölgelerinde ne kadar etkili oldugunu gösterdi. 1990 dogumlu forvetimiz, Nürnberg´e VfL Bochum U19 Takimi´ndan transfer olmustu. Güngör 1,78 m boyunda ve gecen Nisan ayinda Tolgay Ali Arslan ile beraber U19 Milli Takimi´mizda ilk kez forma giymislerdi. Bahsettigimiz dörtlüye, Bayer Leverkusen ile profesoynel sözlesme imzalayan Burak Kaplan´i da eklersek, Avrupa´da gol bölgelerinde cok etkili 1990 dogumlu 5 tane müthis yetenegimiz yetisiyor.

İlgili haberleri burada bulabilirsiniz.

Zenga vs Miccoli

Palermo T. D Walter Zenga: Şampiyonluğu hedefliyoruz.

Fabrizio Miccoli: Şampiyon olacağımıza Zenga’nın bile gerçekten inanmadığını zannetmiyorum. Eğer 2 transfer yaparsak şampiyon olabiliriz. Kaleye Aziz Pio ve hücum hattına da Hz. İsa’yı transfer edersek kimse bizi tutamaz. Aziz Pio’nun kalede gerçekleştireceği mucizeler ve Hz. İsa’nın golleri bize şampiyonluğu getirecektir...

Yeni Sezon Formaları: B. Leverkusen & Hamburg 2009 / 2010



HSV 2009-10 Home Strip

Ne Güzel Komşumuzdun Sen Yıldırım Abi #2

Bir vakitler şöyle bir post karalamıştık. O günden bugüne çok şey değişti. Michael Jackson'u kaybettik. Mehmet Topuz karmaşası yaşandı ve Beşiktaş duble yaptı aradan geçen zamanda... Ama Yıldırım Abi hâlâ aynı. Önce Gökhan Zan'ı stoper ihtiyacı olan komşusu Galatasaray'a hibe etti. Şimdi de bir diğer komşusu Kasımpaşaspor'a Zapo'yu hediye ediyor. Mehmet'i de Fener'e bırakmıştı hatırlarsanız. İBB de bir güzellik bekliyormuş. Yıldırım abi hakikaten güzel komşu, iyi komşu. O varken Beşiktaş'a komşu takım olmak vardı. Saygılar Yıldırım Abi'ye...

Veli Kavlak Besiktas´in Gündeminde !

Besiktas´in gündeminde olan Veli Kavlak su siralar takimi Rapid Wien ile Avusturya´da kampta bulunuyor. 3 Kasim 1988 dogumlu orta saha oyuncusu 2005 yilinin Mayis ayinda, daha 16bucuk yasindayken Rapid´in ligdeki ilk profesyonel macina cikti. Böylece Avusturya Ligi´nin en genc oyuncusu unvanini eline alan Veli, yetenegi ile hizli bir sekilde Avrupa´nin büyük kulüplerinin gündemine oturdu. Bir ara adi Milan ile anilan genc oyuncu, gecen yaz döneminde omuzundan bir ameliyat gecirdi. Su ana kadar Avusturya Birinci Ligi´nde 101 macta 11, Avrupa Kupalari´nda da 7 macta bir golü bulunan futbolcumuz, genc yasina ragmen Rapid ile iki kez sampiyonluk yasadi ve Avusturya A Milli Takimi´nda da 4 kez oynadi. 2007 yilinda Kanada´da düzenlenen U20 Dünya Sampiyonasi´nda Avusturya U20 Milli Takimi ile 4´üncü olan Rapid´li futbolcu, turnuvanin göze batan oyuncularindan olmustu. Oynadigi bölge genelde hücuma yönelik orta saha pozisyonu olan Veli Kavlak, ayni zamanda kanatlarda da görev yapabiliyor. Topa hakimiyeti, seri calimlari ve uzaktan da atabildigi cok iyi sutlari ile göza batan gelecek vaad eden oyuncu, oyunu okuma ve acma kabiliyeti ile de göze batiyor. Gecen sezon basinda Hertha Berlin´den cok ciddi teklif alan Veli´yi kulübü satmamisti. Ayni sekilde Besiktas da bu oyuncuyla uzun süre ilgilenmisti. Bu sezon da Besiktas ile adi anilan Viyana dogumlu yetenek bakalim bu sefer Istanbul yolunu tutacakmi.

İlgili haberi burada bulabilirsiniz.

Fenerbahçe'nin Transfer Politikası

Endüstriyel futbolun günümüzde milyarlarca doları bünyesinde barındıran bir sektör haline geldiğini bundan önceki yazılarımızda defalarca belirtmiştik. Futbol kulüplerinin, milenyum çağıyla beraber şiketleşmesi, idari ve sportif anlamda yetkilerin profesyonel ellere bırakılması, bu çağın futbola getirdiği en yararlı ve en olumlu taraflardır şüphesiz. Ülkemizde ağır aksakta olsa, artık sportif kadrolar bu işin içinden gelen insanlara bırakılmaya başlandı. Kuşkusuz bu adımların en radikali Galatasaray'da Sportif direktör olarak görev yapan Bülent Tulun'la başlayıp, Adnan Sezgin'le devam eden model oldu. Buna yakın örneklerse Sinan Engin-Beşiktaş, Süleyman Hurma-Kayserispor, Can Çobanoğlu-Denizlispor, Hasan Çetinkaya-Gençlerbirliği gibi özetleyebiliriz. Tabi Aykut Kocaman ve Fenerbahçe birleşmeside bu modelin son örneklerinden biri oldu. Biliyorsunuz ki Aykut Kocaman Fenerbahçe'yle özdeşlemiş bu forma altında şampiyonluklar ve gol krallıkları kazanmıştı. Türk futbolunun yabancı, Fenerbahçe'nin daha da yabancı olduğu bu sistemde yeni sezon planlamaları nasıl yapılacak, transfer politikası nasıl şekillenecek isterseniz kısaca bir değinelim...

Aragones'le yaşanılan hüsran dolu yıldan sonra Fenerbahçe'nin büyük bir atılım yapması bekleniyordu aslında. Bu doğrultuda 2. Del Bosque vakası haline gelen Aragones'le yollar ayrıldı, akabinde Aykut Kocaman Sportif Direktör oldu ve altına Daum yerleştirildi. Bu bir nevi Fenerbahçe yönetiminin artık futbol takımına daha profesyonel baktığı anlamına gelebilir. Oyuncu kadrosu olarak baktığımızda ligin üstende bir kadrosu olduğu tartışılmaz Fenerbahçe'nin. Bunun üstüne Topuz, Özer ve Bekir transferleri de kadrodaki alternatifleri çoğaltırken, geçen yıl yaşanılan kulübe eksikliğide nispeten çözüme kavuşmuş gözüküyor. Daum'un takımın başına geçmesiyle Volkan hakkında, sıklıkla olumsuz haberler yer almıştı basında. Volkan'ın sözleşmesinin sona ermesi, çıkan bu haberlerle ne kadar alakalı orasını tartışmak lazım aslında. Oyuncunun istediği rakam, Fenerbahçe yönetimi tarafından yüksek bulununca bir hayli zora girmişti yeni sözleşme. Belirli kesimler tarafından ''Daum, Volkan'ı düşünmüyor'' haberleri, oyuncunun rakamı aşağı çekmesi için kullanılmış bir blöf olabilir ya da bilinçli olarak basına servis yapılmış olabilir. Volkan'ın yeni sözleşmeye imza atmasından sonra, rakamda belirli bir inişin olduğu telafuz ediliyor zaten basında. Ne kadar agresif bir oyuncu olursa olsun Fenerbahçe'nin onu kadroda tutması kulüp adına akıllıca bir hareket. Biliyorsunuz, Rüştü'nün Barca'ya transfer olmasından sonra kale Alman Enke'ye teslim edilmiş, o da performansıyla büyük bir hayalkırıklığı yaratmıştı. Volkan'ın bundan önceki seneler gibi Milli Takım ve Fenerbahçe'nin 1 numarası olması tartışma götürmez bir gerçek. Asıl sorun Volkan'ın arkasında bekleyen diğer kalecilerde bana göre. Serdar'ın ayrılmasından sonra, orda büyük bir güvensizliğin olduğu aşikar. Genç, tecrübesiz ve ağır ayaklara sahip Volkan Babacan'ın bu kadar büyük hedefleri olan bir kulüpte 2. kaleci olması, Fenerbahçe kulübü için büyük bir handikap. Volkan Demirel'in maç içersinde kendini kaybetmesinden doğan cezaları geçmişte görmüştük. Benzeri durumlarda kale yine tecrübesiz Babacan'a emanet edilirse, Sivas-Ankara maçlarında olduğu gibi basına bir hayli malzeme kalacaktır. Fenerbahçe yönetiminin tecrübeli bir yerli kaleci alıp Volkan'ı yedeklemesi transfer döneminde öncelikli hedefi olması lazım. Aklıma bir çırpıda; Denizlispor'lu Cenk, Gaziantepspor'lu Murat, Ankaragücü'nden Serkan gibi isimler geliyor. Bu kaleciler içersinde Cenk'e ayrı bir parantez açmak gerek aslında. Genç yaşına rağmen Süper Lig'de göstermiş olduğu performans onu İstanbul'a daha erken getirmeliydi bana göre. Fenerbahçe bu oyuncuyu kadrosuna katarsa, bence o bölgedeki sorunu 10 seneliğine rafa kalmış olur.

Türk futbolunun son yıllarda yetiştirmiş olduğunu en yetenekli sağ bek oyuncusu kim diye sorsak akıllara Gökhan Gönül'den başka çok az isim gelir. OFTAŞ'tan Fenerbahçe'ye gelirken kimse onun bu performansı göstereceğini tahmin etmezdi heralde. Onun yeteneklerinde bir yabancı oyuncuyu ülke topraklarına getirsek sanırım 10-15 milyon euroyu gözden çıkarmamız gerekirdi. Artılarının yanında eksikleri de yok mu ? Tabii ki var. Öncelikle asli görevi olan savunmaya konsatre olması gerekiyor Gökhan'ın. Geçtiğimiz yıl Fenerbahçe oyununu bir türlü rayına sokamamış ve bir çok maçta sistemden bihaber oynamıştı. Daum'un Alman oyun disiplinini Fenerbahçe'ye uygulayacağını varsayarsak Gökhan'ın artık hucümdan ziyade defansı daha çok düşüneceğini söyleyebiliriz. Yıllardır 4'lün göbeğinde yer alan Edu-Lugano ikilisi bu yıl yerini Edu-Bilica ikilisine bırakacak gibi. Edu'nun sakatlıktan nasıl çıkaçağı şuan büyük bir soru işareti. Maç ve kondisyon eksikliğini, yine sakatlıktan yeni çıkmış oyuncu psikolojisini üstünden atması belirli bir zaman alacaktır. Lugono'nun takımdan ayrılmasıyla o bölgeye nokta atışı yapılan Bilica bana göre Fenerbahçe için kapalı bir kutu. Sivasspor'da göstermiş olduğu performans hepimiz tarafından taktir edildi bu bir gerçek ama asıl düşünülmesi gereken 2 takım arasındaki oyun yapıları. Geçtiğimiz yıl bir çok maçta arkaya yaslanarak oynayan Sivasspor, geride çok adamla oyunu domine eden bir yapıdaydı. İleri atılan uzun toplar, Mehmet Yıldız tarafından kontrol edilince büyük bir rahatlama oluyordu arka tarafta. Fenerbahçe'nin bu sistemle oynamayacağı aşikar. Zaman zaman oyunu riske edeceği, arka tarafta boşluklar bırakacağı ön görürsek Bilica'nın bu noktada bazı sıkıntıları olabilir. Geçen yıl Sivasspor'un kendi sahasında İBB'ye yenildiği karşılaşmada buna benzer bir çok pozisyon olmuş ve Bilica ölümcül hatalar yapmıştı. Bu ön görünün yanında Bilica'nın topu oyuna çok iyi soktuğunu, duran toplarda oyuna katkısının bir hayli fazla olduğunu da belirtmeliyiz. Giden ve gelen arasındaki farka baktığımızda öncelikle antipatik Lugano'dan kurtulmak Fenerbahçe markası açısından oldukça faydalı oldu. Ve defansın generali Carlos'a gelelim. Öncelikle onun futboldan emekli olduğunu belirtmek istiyorum. Zamanı geldiğinden sen futbolu bırakmassan, futbol seni bırakır deyimine uyan bir örnek aslında Carlos. Geçtiğimiz yıl öyle acemice hareketler yaptı ki Fenerbahçe'nin yediği gollerde bir numaralı sorumlulardan biri oldu. Eski enerjisinden, oyun takibinden eser yoktu geçtiğimiz yıl. Carlos'un büyük ihtimal son yılı olacak Fenerbahçe'de eğer ki arkasında olumlu izler bırakmak istiyorsa geçtiğimiz yıl yaptığı umursamazlığı bir kenara bırakıp, oyuna daha fazla konsantre olup disiplinli oynaması gerekiyor. Alternatiflere baktığımızda belkide ligin o bölgede en zengin ve tecrübeli rotasyonuna sahip takımı şuan Fenerbahçe. Önder-Bekir-Vederson gibi isimler var ki bugün hangi takıma koyarsanız koyun rahatlıkla oynuyabilecek seviyedeler. Daum'un burda öncelikli görevi bana göre oyuncu sürelerini iyi ayarlayıp bu isimleri devamlı formda tutabilmesi gerekiyor. Daum'un ilk döneminde Önder'in kendini bulduğunu ve performansının doruklarına çıktığını biliyoruz. Bu hem onun için, hem Fenerbahçe için hem de Türk Milli Takımı için bulunulmaz bir fırsat. Fifa’nın yeni açıkladığı 21 yaş kanununa göre Önder, milli takımda oynayabilecek kritere geldi, keza Bursaspor’lu Turgay Bahadır’da bu hakkı kazananlardan. Yeni transferlerden Bekir’in iyi bir stoper olduğunu ve görev verildiğinde elinden gelenin hepsini yapacağını keza bu transferin bedelsiz olduğunu da varsayarsak, Bekir Fenerbahçe için yerinde bir transfer oldu.

Transfer döneminin en sancılı günlerini Mehmet Topuz’un Fenerbahçe’ye imza atması aşamasında yaşamıştık. Oyuncunun çelişkili açıklamaları, devreye giren 2 büyük kulüp kurtlar vadisi transfer dizisinden bir pasaj oluşturdular bizlere. Hala ortalıkta belirli bir transfer bedeli olmamasına rağmen,dedikodulara göre 8 milyon Euro+Gökhan karşılığında bu transferi nihayetlendirdiler. Fenerbahçe için kaliteli yabancıların yanında yetenekleri sınırlı Türk oyuncuların olduğu söylenirdi geçmiş yıllarda. Artık bu tez Mehmet, Özer, Bekir gibi isimlerin transfer edilmesiyle değerini yitirmek üzere. Mehmet Topuz’un orta sahasının her mevkisinde rahatlıkla oynadığını geçmiş yıllarda oldukça fazla izledik. Sert şutları, oyunun içinde devamlı aktif rol oynaması, orta sahada takımın liderliğini devralması onun yetenekleri dahilinde olan meziyetler . Bu sezon onun Fenerbahçe’ye faydalı olması, ondan ne beklendiğiyle doğru orantılı olacaktır bana göre. Eğer orta ikilide Emre’yle beraber forma giyerse ki giymesi lazım Mehmet’ten ikinci bir Marco performansı görebiliriz. O bölgede oynayan oyuncular için oyunu 2 yönlü oynamak çok önemli bir artı malumunuz Appiah örneğinde olduğu gibi. Gerekli ofansif desteği takımına sağlarsa Mehmet bence bu yılın en faydalı transferi olur. Orta saha kurgusunda yer alan bir başka yeni transfer Özer’e gelirsek 10 numara transfer olarak nitelendirebiliriz. Son yıllarda Umit Milli Takımda oynayan en yetenekli 2-3 oyuncudan biriydi Özer. Ankaraspor’da geçtiğimiz sezonun 2. yarısına kadar öyle bir futbol oynadı ki takımının ligi ilk 6 içinde bitirmesini sağladı. Güçlü fiziği, top tekniği ve oyun bilgisiyle Fenerbahçe’nin 10 senesini kurtaracak yeteneklere sahip bir oyuncu. Bu yıl fazla şans bulamasa da Alex’in takımdan ayrılmasından sonra o yükü rahatlıkla kaldırabileceğine inanıyorum. Onun Fenerbahçe’de düzenli olarak oynaması, Milli takıma seçilmesini sağlayacaktır ayrıca. Tabi Mehmet ve Özer ikilisinin gelmesiyle Deniz-Selçuk ikilisinin de Fenerbahçe’deki meceralarının azalarak biteceğini söyleyebiliriz. Bu iki ismin performanslarının en üst seviyesinde olduğu dönemler bile tribünlerden büyük tepkiler aldığını biliyoruz. Yalnız Selçuk konusunda bazı soru işaretleri olabilir. Biliyorsunuz Aykut Kocaman’ın İstanbulspor’da teknik direktörlük yaptığı dönemlerde Selçuk onun en güvendiği isimlerin başında geliyordu. Hatta Fenerbahçe’ye transferinde de kilit rol oynamıştı. Hiç unutmam Aykut Kocaman’ın onun hakkında ‘’Çok yetenekli ve soğuk kanlı bir oyuncu, Nou Camp’a götürseniz çekinmeden oynar’’ gibi ifadeler kullanmıştı. Yıllar içinde eğer bu fikirlerinde erezyona uğramadıysa Aykut Hoca Selçuk’un takımda kalmasını isteyecektir. Orta saha kurgusunda, sol tarafta Uğur Boral, sağ taraftaysa Deivid’in muhtemel kadroda oynayacağına kesin gözüyle bakabiliriz. Geçtiğimiz yıl kötü bir sezon geçiren Kazım, Ali Bilgin gibi isimler bu yılda benzer performansları sergilerlerse kulübenin müdavimlerinden olacaklardır. Fenerbahçe’nin uzun bir süredir transfer çalışmalarını yürüttüğü bölge olan orta sahaya takviye yapılması kaçınılmaz gözükürken Poulsen ismide gündemden hiç düşmüyor. Eğer Emre’nin yanına kesici özellikte iyi bir yabancı bulunursa Mehmet Topuz’un sağ çizgiye kayabilir. Josico-Maldona ikilisinin takımdan ayrılması durumunda, ikinci yabancı oyuncu alma şansıda olan Fenerbahçe’nin tercihi Uğur Boral’ın mevkisine yapması gerekiyor bence. Uzun maraton’da Uğur-Wedo ikilisinin o ağırlığı kaldıracağına geçen sezonda bir çok otorite inanmıyordu ve öylede oldu. Alternatif kadro içersinde o mevkiye devşirerek bazı oyuncular adapte edilebilir ama bu Fenerbahçe’ye ne kadar yarar getirir orası tartışılır.Bu devşirme ihtimallerinden en yükseği Deivid'in sol açığa kayması. Özer ve Mehmet Topuz gibi orta sahanın sağında görev yapabilen iki oyuncunun takıma katılması bu ihtimali güçlendiriyor. Bu oyunculara kadroda yer açılması gerektiğini de düşündüğümden Uğur'un formayı Deivid'e teslim etmesini bekliyorum. Ama yine de Kewell tarzı bir oyuncu bence çuk diye oturur oraya. Ve Fenerbahçe sisteminin en tartışılan oyuncusu Alex. Onun nasıl bir oyuncu olduğunu hepimiz biliyoruz. Canı isterse bir maçı tek başına alabilecek yeteneklere sahip. Daum’un ilk döneminde bana göre kusursuza yakın bir performans göstermişti Alex. Tabi bu 2 yıl önceki Alex’ti, artık yaş kemale erdi ve zaten az olan fizik kondisyonu daha da alt seviyelere indi. Kadro içersinde Alex’i Deivid, Özer gibi isimler tamamlayacaktır kuşkusuz sezon içersinde. Genç Gürhan, Abdülkadir ve Ali Bilgin’se orta saha rotasyonunda zaman zaman kendilerine şans bulacaktır. Tabi burada genç Abdülkadir’i unutmamak lazım. Yeteneklerinin çok üst düzey olduğu sıklıkla haberlere konu oluyor. Onunda bu yıl iyi bir çıkış yaparak takımda kendine yer açması büyük sürpriz olmaz. En azından bu sezon yavaş yavaş küçük roller almasını ve gelecekte alacağı daha büyük roller için ısınma turları atmasını bekliyorum.

Ve Güiza-Semih ikilisi. Geçtiğimiz yıl bir çok otorite Fenerbahçe’nin hücümunun bu ikiliden oluşması gerektiğini belirtmişti ki yan yana oynadıkları karşılaşmalarda Fenerbahçe daha ofansif oynamış, karşılaşmaların da çoğunu kazanmıştı. Aklıma hemen Beşiktaş maçı geliyor, iki oyuncu da harika birer gol atmıştı. Güiza’nın Kon. Kupasından sonra geri gelmek için nazlandığı ve kapağı tekrar La Liga’ya atmak istediğini biliyoruz. Bonservisine yakın bir teklif gelmesi halinde satılması taraftarıyım onu da ayrıca belirteyim. Müzmin yedek Semih’se yine sesini çıkarmadan sıranın kendisine gelmesini bekleyecektir. Özer karşılığında Ankaraspor’a verilen İlhan Parlak ve gözden çıkarılan Burak ikilisininde bu mevkide yer alamayacaklarını söylersek Fenerbahçe yönetiminin o bölgeye takviye yapması kaçınılmaz gözüküyor.

İdeal kadronun;
Volkan
Gökhan-Edu-Bilica- Carlos
Mehmet Topuz - Emre (Selçuk)– Yabancı Transfer - *Uğur (Deivid)
Alex
Güiza

Gibi olacağını tahmin ediyorum. Bu konuda; size göre eksik bırakılmış ve gözden kaçırılmış noktalar varsa yorum bölümünden görüşlerinizi paylaşabilirsiniz.

El Clasico Öncesi Isınma Turları

"Biz Altın Top alan futbolcuları yaratırız, diğerleri onlar için para öder"

Juan Laporta, Barcelona Kulübü Başkanı.

61 Numaralı Adam

Alakasız zamanlarda sütunlarda ismini görmekten, olur olmaz yöneticilerin saçma sapan açıklamalarında ismini işitmeten, gitmek istiyor, bilerek oynamıyor, takımı sabote ediyor diye çemkirip duran ruhsuzların ismini diline dolamasından öyle rahatsızdım ki. Özellikle yönetim kanadında canı sıkılan zevat son dönemlerde onun ismini diline pelesenk etmişti. Yattara bu ve bundan sonra ortaya çıkabilecek tüm saçma ve alakasız açıklamalara gereken cevabı verdi. Trabzonspor'da forma numaraları belli oldu ve Yattara 61 numarayı tercih etti. Yönetime "ben gitmek istemiyorum", basına da "kolpasınız lan siz, rahat bırakın artık beni" demenin bundan estetik bir yolu varsa söyleyin.
Diğer Numaralar şöyle:

1- TONY MARİO SYLVA
2- GÖKSU ALHAS
3- HRVOJE CALE
4- RİGOBERT SONG
5- ENGİN BAYTAR
6- CEYHUN GÜLSELAM
7- ZAFER YELEN
8- SELÇUK İNAN
9- GÖKHAN ÜNAL
10- UMUT BULUT
11- BARIŞ MEMİŞ
15- FERHAT ÖZTORUN
16- EGEMEN KORKMAZ
18- TAYFUN CORA
20- GUSTAVO COLMAN
22- EREN GÖRÜR
23- REMZİ GİRAY KAÇAR
25- ALAN CARLOS GOMES DA COSTA
26- MUSTAFA YUMLU
28- RAZUNDA TJİKUZU
29- TOLGA ZENGİN
30- SERKAN BALCI
35- ONUR RECEP KIVRAK
61- İBRAHİMA YATTARA

Bizler İnandık Siz de İnanın!

Saviola yeşil ışık yakıyor, Kanoute frene basıyor. Drogra yaylaları görünce özünü buluyor, Deco başkanım beni al diye yalvarıyor. Ferguson onay verirse Ferdinand imzayı atıyor. Bu haberleri yapan insanlar bu haberlere inanıp bizim de inanmamızı bekliyorlar. Aklın gücünü keşfetmiş basınımız, haberimiz yok... Aynı anda 70 milyon bu transferlere inansa gerçekleşebilir transferler bir teoriye göre. Çinliler zıplarsa deprem olur, Piza kulesi çökerse İbrahim Tatlıses yerine Lahmacun kulesi yaptırır. Bu tip sallama haberlerden bir 11 yapayım dedim. Sadece bu sezon basın tarafından %90 transferi gerçekleştirilen ama hâlen futbol yaşamlarını farklı ülkelerde sürdüren bu futbolcular ve gazetelerde kendileriyle ilgili çıkan haberler aşağıda.

1- Gomes - Tottenham
2- Miguel Valencia
3- Lucio Bayern Münih
4- Onyewu Milan
5- Pasqual/Juan Vargas Fiorentina
6- Deco - Chelsea
7- Lucas - Liverpool
8- Robben - Real Madrid
9- Drogba - Chelsea
10- Mutu - Fiorentina
11- Alibec - Inter

Not: Pasqual ve Vargas haberleri birbirleriyle ilintili. Bir haberde Pasqual'in Türkiye'ye geleceği, diğerindeyse Paqual'in sözleşme yenilemesi nedeniyle Vargas'ın Türkiyeye gideceği belirtilmiş.

Burak Kaplan Günün Adamı !

Bayer Leverkusen´in bugün Zeyton Kupasi cercevesinde Misir Sampiyonu Al Ahly Kahire ile oynadigi ve 2-0 galip geldigi karsilasmada günün konusulan ismi 19 yasindaki bir Türk genciydi. Galatasaray´in da katildigi bu turnuvada ikinci macini oynayan Leverkusen´in ilk golünü gecen sezonu Leverkusen U19 Takimi´nda geciren Burak Kaplan (resimde beyaz formali) kaydetti. 1990 dogumlu orta saha oyuncumuz macin 3´üncü dakikasinda Renato Augusto´dan aldigi pas sonrasi 20 metreden cektigi güzel sutla fileleri havalandirdi. 90 dakika boyunca sahada firtina gibi esen Burak, macin ikinci yarisinda iki tane de yüzde yüzlük gol sansi yaratan pas verdi ama Sukuta-Pasu bu iki pozisyonu da degerlendiremedi. Mactan sonra teknik direktör Jupp Heynckes tarafindan övgü yagmuruna tutulan Burak macin adami oldu. Gecen sezonun büyük bölümünü Almanya U19 Ligi´nde geciren Burak Kaplan, burada 17 gol kaydederek U19 Ligi´nin en basarili golcülerinden olmustu. Gecen Mayis sonunda bu oyuncumuz TFF U19 Avrupa Karmasina cagirilmis ve bu ekiple Almanya´da düzenlenen bir turnuvaya katilmisti. Simdi Bayer Leverkusen profesyonelleriyle sezon öncesi hazirlik kampina katilan yetenekli gencimizi yakin gelecekte Bundesliga´nin basarili Türk´lerinden biri olarak görebiliriz.

İlgili haberleri burada bulabilirsiniz.

Mariano Pernia

Mariano Pernia ve ailesi bu arabadan sağ çıkmış. Kaza mahali Arjantin. Hafif sıyrıklarla atlatmış cümlesiyle bu haberi taçlandırmak vardı ama ne yazık ki kurtulduğuna şükretmeli. Futbola döner mi, dönerse ne zaman döner bilinmez ama bu kazadan sonra en yakın arkadaşı Carlos Roa olur gibime geliyor.
.

Diyar Ziya(n) Olacak !

Diyarbakırspor'un başına Nurullah Sağlam gibi prensibli ve yetenekli bir teknik direktör getirildiğinde çok sevinmiştim. Ama dediğim gibi Nurullah Sağlam prensibli bir hocaydı ve olmayacak duaya amin deyip kariyerine zarar vermeme yolunu seçti ki bence doğru da etti. Ondan boşalan koltuğaysa Nurullah Sağlam öncesi de görüşülüp anlaşılamayan Ziya Doğan geldi. Ne diyelim Allah Diyar'lı kardeşlerimize sabır versin. Biz ona Ziya(n) Doğan derdik umarım Diyar da ziyan olmaz. Bu adamın adını duydukça aklıma Musampa, Marcelinho ve Szymkoviak üçlüsü geliyor! Trabzonspor tarihinin en iyi yabancı kadrosuna sahipti halbuki. Musampa'dan ön libero, Marcelinho'dan sol açık yapmak dünyada bir tek onun aklına gelirdi. Simko'yu futbola bile küstürmüştü. Son talibi de Tepecik Belediye'ydi. Yine şanslı olduğunu gösterdi, bu yeteneksizlikle kapağı bir TSL takımına atmayı başardı. Bu arada olurda Diyar lige iyi başlarsa bu adam 10. haftadan itibaren Bjk'ye yılışmaya başlar demedi demeyin...
.

Hüso Bursa'da

Fazla kelama gerek yok. Blogdaki Trabzonsporlular olarak haz etmeyiz kendisinin futbol anlayışından. Trabzonsporluluğunu ya da kişiliğini burda tartışmaksa haddimize değil. Yönetim onunla ilgili hep kesin konuşmaktan kaçınmıştı ve bu da benim aşırı tepkimi almıştı. Hüso'nun menajeri de yönetime inat yapar gibi sürekli Avrupa'lı taliplerinden bahsediyordu. Sonunda Bursa'yla 1 yılı opsiyonlu 3 yıllığına anlaşmış.Dinamo Kiev'lere,Osusuna'lara ne oldu merakımdır. Yine Trabzonspor'da 2 milyon Euro'dan fazla kazanan kaptan Bursa'dan ne kadar alacak acaba? Bu arada Bursa'yla kaptanları değiştik sanki. Bursaspor kaptanı Egemen'i geçen sezon bedelsiz olarak almıştık ki kendisi şuan kaptanımız ve en yürekli oyuncumuz olur. Bakalım Hüso kendilerini 4. büyük sanan Bursa taraftarının huzurlarında neler yapacak. Bugüne kadar bize çektirdiklerini unutalım gitsin Hüseyin, sen adam tutmaya çalış biz az top oynayacağız! Gelecek kariyerinde başarılar,61'i giymeni ve Bursaspor'un Trabzonlu genç yeteneği Muhammed Demir'e abilik yapmanı umuyorum. Muhammed konusunda ciddiyim!

Hasan Ali KALDIRIM `Dan Profesyonelliğe Adim !

Kaiserslautern´den sezon basinda Almanya Birinci Ligi´nin yeni takimi FSV Mainz 05´e transfer olan Ümit Milli Futbolcumuz Hasan Ali Kaldirim, bugün amatör takima karsi alinan 12-0´lik galibiyette bir gol kaydederek ismini skor tabelasina yazdirdi. Orta sahanin sol kanat bölgesinde görev yapan milli futbolcumuz 1989 dogumlu ve 1,82 m boyunda. Mainz ile 2011 yilina kadar gecerli olmak üzere sözlesme imzalayan Hasan Ali, U19 Milli Takim´dan Ümit Milli Takim´a kadar 10 kez milli formayi giydi. Bir kac gün önce Akdeniz Oyunlari´na katilan Ümit Milli Takimi´mizin da kadrosunda bulunan Hasan Ali, burada 3 macta görev almisti.
.

Karadenizspor'a Kadın Eli Değecek !

Trabzonspor'un pilot takımı olan Trabzon Karadenizspor'da bugün(Çarşamba) kongre yapılacak.Eski başkan Fikret Yavuz aday olmayacağını daha önce açıklamıştı. Yeni yönetimin başında yer alması beklenen isimse alışılmışın epey dışında; Trabzonspor profesyonel işler sorumlusu Aysun Karahasanoğlu... Bugün 12'de başlayacak kongrenin sonucunda onun yeni yönetimin başkanı olma ihtimalinin çok yüksek olduğu konuşuluyor. Eğer yarın Aysun Karahasanoğlu Karadenizspor'un yeni başkanı olursa Türk futbol tarihinde yeni bir dönem başlamış olacak.Aysun Karahasanoğlu tarihimizde profesyonel bir futbol kulübüne başkanlık yapan ilk bayan olmuş olacak. Kirden tozdan geçilmeyen futbol dünyamıza bir kadının elini sokması değişik sonuçlar doğurabilir. Yarın benim ve sanırım büyük bir çoğunluğun gönlü de Aysun Karahasanoğlu'yla olacaktır. Tabi Trabzonspor yönetimi böyle radikal bir kararı alabilirse,bu karar uzun süredir aldıkları en doğru ve anlamlı karar da olacaktır...
.

Yaya'ya 46 Milyon Euro!?

Haber rutinleşmiş Transfermarketweb gezintilerimden birinde gözüme çarptı.Haber ordaki aşağı yukarı her iki haberden birini yayımlayan Eddy Akaoğlu'ndan, kaynaksa Daily Mail. İddia akıl alacak cinsten değil.Hargreaves'den ümidi kesen Sir'ün Yaya için 46 milyonu gözden çıkarabileceği iddia ediliyor.İki sene önce takıma 12 milyona gelen Yaya, halbuki hep takımın zayıf halkalarından gösterilmiştir.Öbür taraftan CR'nin yerini Tosic,Obertan,Ljajic gibi isimlerle doldurmaya çalışacak gibi duran,forvetsiz kalmasına rağmen paraya kıyıp Benzema'yı alamayan Fergie'nin 46 milyonu Carrick'in bir üst modeline vereceğine inanmak imkansız. Yine de olur da bu iddia gerçeğe dönüşürse diye ben şimdiden ne kadar dumur olduğumu buraya not edeyim. Tabi transferin olurunun bir başka flash transfere bağlı olduğunu da es geçmemek lazım. Barça'nın uğruna 50 milyonu gözden çıkardığı iddia edilen Mascherano'ya imza attırması Yaya'nın da kaderini belirleyecekmiş...

Bu arada Manu'ya söz gelmişken transfer çalışmalarına kısaca değinelim.Öncelikle yukarıda da bahsettiğim gibi Ferguson'un radarında bir çok genç isim var.Ronaldo'yu pişirip kazandığı 94 milyon iyi geldi sanırım ona.Bundan sonraki ilk transferi de bugün sağlık kontrolleri yapılan Gabriel Obertan olacak gibi görünüyor. Obertan için Bordeaux'a 3 milyon paund ödeneceği de konuşulanlardan. Obertan'ın geçen sezon Fransa Lig 1'i şampiyon tamamlayan Bordeaux'da bile yeterince şans bulamadığını ve ikinci devreyi Lorient'te kiralık olarak geçirdiğini de belirtelim. Manu'nun radarındaki bir diğer önemli yıldız adayı da Jack Rodwell.Everton'un 91 doğumlu yaratıcı orta sahası için takas planları yapıyor Manu. Takasta kullanılması planlanan isimse bir efsane Paul Scholes. Üstüne kaç para verirler bilmem ama Avrupa U21 şampiyonasında seyrettiğim Rodwell kimsenin yüzünü kara çıkartmaz. Manchester Tevez ve Ronaldo'nun gidişiyle ciddi sıkıntı yaşayabileceği forvet pozisyonunaysa alternatifi Madrid semalarında bulmuş gözüküyor. Hedefteki isim Real'in satılık Hollandalılarından Klaas Jan Huntelaar. Tahmini ücretse 23 milyon Euro.Diğer alternatifler, Huntelaar kadar yayılmayan söylentilerin kahramanları Eto'o,Luis Fabiano ve Gignac.Bu arada Alex Ferguson'un Empoli'nin 16'lık sağ beki Alberto Massaco ve Charlton'ın 15'lik İrlandalısı Sean McGity'i de alt yapıya kattığını söyleyelim. Özellikle İtalyana dikkat derim ben, Rossi ve Machado örnekleri önümüzde...
.

Güngör Kaya´dan Süper Başlangıç !

VfL Bochum U19 Takimi´ndan FC Nürnberg Profesyonel Takimi´na transfer olan 1990 dogumlu forvet Güngör Kaya, Almanya Birinci Ligi´ne bu sezon yükselen Nürnberg´in amatör takim DJK Weingarts ile yaptigi ve 10-0 kazandigi macta 2 gol kaydederek ne kadar yetenekli oldugunu gösterdi. Maca 63´üncü dakikada giren Güngör, takiminin 7´inci ve 10´uncu gollerini kaydetti. Güngör Kaya, VfL Bochum U19 Takimi adina 2008/2009 sezonu Almanya U19 Ligi´nin ilk yarisinda 19 gol atmisti. Ikinci yarinin baslamasina az bir süre kala ise Nürnberg ile anlastigi icin Bochum Kulübü tarafindan kadro disi birakilmisti. Anlasilan Güngör biraktigi yerden gollerini siralamaya devam edecek. Nürnberg´li yeni oyuncu ayni zamanda Nisan ayinda Türkiye U19 Milli Takimi´na cagirilmis ve Ay-Yildiz´li formayi giymisti. Nürnberg´in VfL Bochum U19 Takimi´ndan bir diger transferi 1990 dogumlu orta saha oyuncusu Ilkay Gündogan ise bahsedilen hazirlik macinin ilk 45 dakikasinda forma giyme sansi bulurken, bir gol kaydetme becerisini gösterebildi. Ilkay Almanya U19 Milli Takimi´na zaman zaman cagirilan bir oyuncu. Almanya Ikinci Lig ekibi MSV Duisburg ise hazirlik macinda Avusturya ekibi Austria Kärnten´e 3-1 maglup olurken, Duisburg´un tek golü 1987´li Türk orta saha oyuncusu Olcay Sahan´dan geldi.

Bu konu ile ilgili haberi burada bulabilirsiniz.
.

Lig'de Şaibe Var ! Fikstürü Fotomaç Çekti !

Gazete 6 Temmuz Pazartesi gününün. Bizse fikstür çekimini 7 Temmuz Salı günü sanıyorduk. Meğer herşey kurguymuş.Fotomaç fikstürü çoktan çekmiş. Adnan Polat'ın da bir sene boyunca haykırdığı gibi ''Lig'de şaibe var!''...


***Bu hatanın ataryemez ' de dikkatimi çektiğini de belirteyim.