Küçükken, yılbaşı gecelerini ayrı bir severdim. Nüfus kağıdımda doğum tarihiminin gün ve ay kısımlarının 01.01 olduğuna o vakitler inanıyordum. Kim inanmazdı ki? Bir doğum günü olsun da, ne olursa olsun, 29 şubata bile razıydım ilkokulda içinde bulunduğum o ruh haliyle...Güneşi göremediğim zamanlar mutlu olmak için hiç bir sebebimin olmadığını düşünen bir insan olarak tam kışın ortasında olmanın verdiği çaresizlikle sevinebilecek bir şeyler bulmanın heyecanıyla, belki biraz da kar yağar umuduyla da olabilir. Ayrı bir severdim işte yılbaşı gecelerini. Özellikle ilk yeni yıl şarkısını öğrendiğim gün ve aynı günün akşamı yağan kar sonrasında... Yeni yıl yeni yıl yeni yıl diye başlayan, mutlu olsun insanlar, mutlu olsun tüm evren diye devam eden bir şarkıydı bu. Ve o yıllar, dile gelen her şeyin mümkün olabileceğine inandığımız yıllardı.Maradona'yı Mexico 86 çıkartma kağıtlarındaki kıvırcık saçlı haliyle tanıyıp sevdiğimiz, onunla ilgili efsanelerle büyüdüğümüz zamanlar... Ve onu televizyonda görme ihtimaline sahip olabildiğimiz yegane geceler de yılbaşı geceleriydi. Her yılbaşı gecesi geride kalacak yılın önemli spor olayları, en güzel golleri, en güzel hareketleri bir müzik eşliğinde verilir, ben olanca merakımla gözlerimi dahi kırpmadan seyre dalar, ertesi günki mahalle maçında denemek üzere bir kaç hareketi zihnime kazırdım. Yeni bir kaç futbolcu adı öğrenir ve onun isminin telaffuzunu arkadaşlara öğretip sanki o kişi benmişim de tüm okul arkadaşlarım adımı ezberliyorlarmışcasına keyiflenirdim.(Mesela Hans van Breukelen'in ismi.) Zaman... Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçip gidiyor ama...Ve o günler artık benim için istanbul'un fethedildiği tarih kadar geride kalıyorlar böylece. Biz büyüdük ve kirlendi dünya mı demeli, büyüdük ve biz de bu kirin bir parçası mı olduk demeli bilmiyorum. En iyisi Hepinize mutlu ve huzurlu yıllar demek. Yarın görüşürüz.
0 Yorum:
Yorum Gönder