
Dünya üzerinde klasik 10 numara tabir ettiğimiz anlayış artık bitmek üzere. Lincoln ve alex örneği bizim ülkemiz için, ya da aynı seviye ligler için geçerli olabilir. Gerçi bugün bile Alex'in Fenerbahçe'ye verdikleri ve vermedikleri tartışılmakta. Çünkü Alex, verdiklerinin yanında çok şeye mâlolan bir oyuncu. Fenerbahçe'nin arka tarafı onu ne kadar idare ederse o kadar iyi bir oyuncudur Alex. Arkasında Aurelio oynadığında çok daha verimli bir oyuncuyken, bugün "onun varlığı Fenerbahçe'nin hücum gücünü azaltıyor mu" soruları soruluyor.
Bugün Chelsea'ya baktığınızda Lampard'ın oyunun iki yönünü de oynadığını görürüz. Tam anlamıyla bir defansif katkı yapmasa da, bu kadar etkili bir oyuncunun yapabileceği en üst katkıyı yapıyor. Gerard da öyle mesela... Xavi de... Iniesta'yı bile bu çerçevede değerlendirebiliriz. Sennayı da katabiliriz keza. Çünkü bu adamlar yalnızca hücum anlamında katkı sağlamıyorlar, takım yarı sahasına gömüldüğünde tüm sorumluluk bilinciyle rakibe basıyorlar. Ve en önemlisi, onları yıldız statüsüne yükselten özellikleri de kazandıkları ya da arkadaşlarının kazandığı topları olumlu bir şekilde kullanmaları. Oyun içinde takım arkadaşlarıyla rotasyona girebiliyor bu isimler. Essien'in hücuma destek verdiği bir pozisyonda Lampard'ı ön liberoda görebiliyoruz. Yaya Toure hücuma çıkarken Iniesta ya da Xavi defansa yaklaşıyor. Bu örnekler de lig ve takım örneklerini genişlettikçe çoğaltılabilir. Ayrıca bu adamlar hücumda top kaptırıldığında anında faul yapıp rakibin oyununu kilitlemek işini de iyi yapıyorlar. Peki bizim oyun düzenimiz?
Şahsi kanaatim Trabzonspor'da düzenin biraz daha farklı olduğu yönünde. Yattara'nın oyunun iki yanını oynayamaması gibi bir bir gerçeklik varken, neden oynatıldığını bir zamanlar hiç anlayamadığımUmut'un bu noktadan bakınca niçin oynadığını anlamaya başlıyorum. Çünkü Umut, zannımca Trabzonspor oyun planının olmazsa olmazı olan hücum presi Yattara'nın yerine de yapıyor. Trabzonspor orta sahasının hücuma katkısına baktığımızda Colman'ın ve Selçuk'un gayretlerini görüyoruz. Colman zaten sol kanada daha yakın oynuyordu, son bir kaç maçtır yerinde oynuyor gibi. Selçuk, topu alıp rakibine sırtını dönmekten fazlasını yapamıyor ceza sahasının uzağında. Kafasını kaldırıp adam eksiltemiyor yada ara pasları atabilecek kadar oyunu okuyamıyor, hızlı pas yapamıyor. Hüseyin de keza aynı. Peki hücum fauller? Burada da çok eksik Trabzonspor. Orta sahasının agresif olmaması ve ağır kalması oyunu rakip yarı sahasına yığmakta bir eksiklik yarattığı gibi, bu eksiklikten kaynaklanan basit hataların sebep olduğu top kayıpları da çok büyük tehlike oluşturuyor. Tüm bunların ışığında Trabzonspor'un nasıl bir oyuncuya ihtiyacı var?
Yusuf bahsettiğimiz futbolcuların hiç birinden değil. Şut çekemiyor, driplingi ve pas yeteneği iyi. Bu özelliklerini de kapanan takımlara karşı değil, genelde açık futbolu tercih eden takımlara karşı kullanabiliyor ve tıpkı Selçuk gibi sürekli atak yapan bir takımın temposuna ayak uydurabilmekten çok uzak görünüyor.Yusuf bir on numara olabilir. Ama bir Lokomotif değil. Patlayıcı özelliği yok. Hücum pres anlamında Hüseyin ne kadar hücum yapabiliyorsa o da o kadar defans yapabiliyor. Evet, kesinlikle artık modern futbolda böyle oyunculara yer yok.
Ama Yusuf bu şekilde kestirip atılabilir mi? Trabzonspor'un mevcut kadrosunda bir Arteta, Fellaini, Romaric ya da Seydou Keita olmadığına göre, 11'de düşünülmese de, yedek kulübesinde bulunması arzulanacak bir oyuncu. Çünkü uzun bir süreçte Trabzonspor'un Yusuf ve yeteneklerine ihtiyacı olacaktır. Kulübesinde ondan daha kaliteli bir oyuncu olmadığını da göz önüne alırsak, Yusuf Trabzonspor yedek kulübesi için gerekli bir transferdir. Daha fazlası değil.
2 Yorum:
çok güzel bir değerlendirme olmuş. ama ben yusufun her halini zidane a benzetirim. müthiş bir topçu. çalımları yeter. gözümüzün pasını alıyor. galatasarayda oynamasını çok isterdim.
ti esti to: Eyvallah hocam. Yusuf bence de müthiş bir topçu. Ve şu bir gerçek ki çok çok daha müthiş bir oyuncu olabilirdi.Ben bir futbolsever olarak en çok buna üzülüyorum.
Yorum Gönder