


Fiorentina ve Milan günlerinde çok iyi bir sinerji yakalayan Terim, bu sefer ALS Hastaları için düzenlenecek yardım maçında İtalyanların karşısına çıkıyor. Costacurta, Albertini, Baresi, Gullit, Rijkaard, Baresi, Donadoni, Evani, Fuser, Sacchi, Simone, Massaro gibi bir çok efsane oyuncunun yer alacağı yardım maçı 8 Ekim'de Floransa'da oynanacak. Yıllar sonra Floransa taraftarı karşısına çıkacak olan Terim'i bekleyen bir başka heyecan da maçın adının Fiorentina-Milan olması heralde.
BUGÜN sizinle birini tanıştıracağım... Mutlaka tanışmanız lazım çünkü. "Kaleci" Lakabı bu.
Yıldız arayışının hiç bitmediği Türk futbolunda son günlerin en flaş ismi hiç kuşkusuz Bursaspor'un genç yeteneği Sercan Yıldırım'dır. Henüz 18 yaşında olmasına rağmen 5 maçta attığı 4 golle dikkatleri üstüne çeken oyuncu, Bursa altyapısının son ürünlerinden. Kurtuluş kardeşleri İstanbul'a yollayan Bursa'da geleceğin yıldızlarıysa şimdiden hazır. U-18'de Selcan, U-16'da Muhammet, U-15'te Emre...
Fakir gencin zengin çocuklar tarafından hor görülmesi Türk filmlerinin olmazsa olmaz klişelerindendir.Sonra bu fakir ama gururlu genç bir şekilde zengin olur ve olaylar gelişir. En iyi arabalar, fabrikalar, yatlar, katlar... Futbolda da böyle örnekler mevcuttur. En Son City örneğinde olduğu gibi... Fakat bu hikayenin sonu pek o kadar da iyi bitmeyecek gibi gözüküyor. Sporting Gijondan bahsediyorum. Eğer bir arap şeyhi kendilerine yallah tazyik deyüp el atmazsa asla masalsı bir film tadına eremeyecek olan bir İber yarımadası hikayesinden.İspanya lig fikstürü çok değişik. Takımlar sırasıyla Barcelona, Real Madrid, Villarreal ile oynuyor. Lige bu sene çıkan Sporting de bu kumpastan kurtulamadı. Önce 6 sonra 7 yediler. Villarreal ise bir sıfır olsun benim olsun dedi. Sporting ise maçların hiç birini çirkinleştirmedi. Gereksiz sertliğe başvurmadı. Taraftarları ise herşeyin farkında. Endüstriyel futbolun içinde mevcut bütçeleriyle tutunmalarının çok zor olduğunu biliyorlar. Dolayısıyla seyrettikleri şovun her anından keyif almaya çalışıyorlar.
Son haftaların formda 3 ismi, Kewell, Lincoln ve Baros... Bellinzona, Kocaeli ve son olarak Konya karşısında gösterdikleri iyi performansla takımın bütün gol yükünü omuzlarına almış durumdalar. Sezona şok Bükreş hezimetiyle giren aslanda hem takım hemde yabancılar kendilerine gelmiş gibi gözüküyorlar.
Sezon başından beri yan toplarda sinyal veren İnter savunmasına bu güzel kare için teşekkür ediyorum. Fotoyu çeken La Gazetta muhabirine de. Ama en çok Mourinho'ya.
Şu anda Erman Hoca nerede, yayında mı? Bugün Maraton var mı? Erman Hoca'yı çok merak ediyorum. Geçen hafta sarı kartlarımızı eleştiriyordu. Bugün Sinan'ın kafasında 5 dikiş var. Fakat gösterilen bir kart yok. Hakemlerle ilgili konuşmuyoruz. ama 2-3 tane atılması gereken oyuncu var. 2003‘‘Alaattin Çakıcı: Sinan Sinan, ufak bir şey istiyoruz onu da halledemiyorsun. Oğlum, şampiyonlukta hiç mi payımız yok? O kadar olay oldu. Bir Allah’ın kulu açıp ağzını size bir şey söyleyebildi mi? Kızdırıyorsunuz beni.’
Sinan Engin: ‘Şey abi, tamam tamam... Abi, öyle değil başka bir şey oldu. Biliyorsun. Telafi ederiz abi. Kızma.’’
Dünya fikstürleri ortak mı ayarlanıyor nedir bir sürü derbi var bu hafta. Allah denk getirenden razı olsun. İngiltere'de Merseyside, İspanya'da Katalunya, İtalya'da Milano, Portekiz'de Lizbon, Ukrayna'da Donetsk derbileri ve dahası... Çanak anten tesisatı sağlam olanlar için keyifli bir hafta sonu. Başlayalım.
Beşiktaş'ın UEFA kupasındaki rakibi Metalurh de bu haftanın derbi takviminde kendine yer bulan takımlardan. Baştan sonra Shakhtar üstünlüğünde geçen karşılaşmada beraberliği son dakikada Dimittrov'un attığı golle kurtardılar. Shakhtar'ın golü Ilsinho'dan geldi. Her iki takımın da avrupa kupalarında önemli maçları var. Shakhtar Barça'yı konuk ederken Metalurh da Beşiktaş'ı ağırlayacak. Derbi biraz da bu maçların gölgesinde kaldı.
Hakan Şükür'ün futboldan kopmasının ardından yeni nesil golcü arayışına giren Türk futbolu, aradığı ismi Fransa'da buldu desek yanılmış olmayız. Yeni sezona müthiş giren genç oyuncu ligde oynadığı karşılaşmalarda fileleri 4 kez havalandırarak, adından daha çok söz ettireceğini kanıtladı. Milli forma altında istenilen performansı sergiliyememesi onu Türk medyasında hedef yapmış, kimi spor yazarlarınca formanın ağırlığını kaldıramadığı şeklinde eleştirilmişti. Mevlüt'ün bu performansından sonra basında çıkacak haberleri şimdiden duyar gibiyim. ''Mevlüt harikalar yaratıyor, Süper golcü, Şükür'ün veliahtı vs...''
Liverpool şehrinde yer alan Mersey Nehri'nin isim babalığını yaptığı, Bill Shankly'in demeçleriyle farklı bir boyut kazandırdığı 116 yıllık bir rekabet Merseyside Derbisi... 16 yıl öncesine kadar İngiltere'de en çok şampiyonluk yaşayan 2 ekip olan Liverpool ve Everton'ın gelişen futbola ayak uyduramaması, bu derbininde son yıllarda sönük geçmesindeki en büyük nedendir aslında.
Türk blogları ada'datop koşturan futbolcular tarafından oldukça dikkatli bir şekilde takip ediliyormuş bilmiyordum. Ta ki Flying Dutchman'ın sayfasındaki şu yazıyı okuyana dek. Flying'in Kölelik benzetmelerinden rahatsız olan iki kardeş bugün Swansea karşısında birer gol attılar. Özellikle Stephen Hunt'un attığı golden sonra formasını çıkarmasıyla görünen FREEDOM yazısı çok manidardı.
Werder Bremen iki haftadır aynı tarifeyi uyguluyor: 5-4 Bu hafta da yine geçen hafta gibi fark yaptıkları bir maçı 10 kişi kalmalarının da etkisiyle az daha hediye ediyorlardı Hoffenheim'e. Sahneye yine Mesut çıktı. Açılışı da yapmıştı, kapanışı bir başka güzel yaptı ama.Neden bizim millî takımda değil?(Arkasındaki oyuncu Selim Teber) Ona buna sataşmaktan vakit bulduğumuz bir ara soruştururuz değil mi paşam?!
Ekonomisiyle rakiplerinden açık ara ilerde olan Fenerbahçe'de saha içinde işler hiçte istenildiği gibi degil. Sezona T.Direktör Aragones'le iddaalı giren, La liga gol kralını transfer eden, Milli takımın beyni ! Emre'yi alan sarı lacivertlilerde kötü gidişin önüne bir türlü geçilemiyor. Sezon öncesi bir haber ilgimi çekmişti. '' Carlos Cascallana (Kondisyoner): Fenerbahçe La Liga’da rahatça oynayabilecek bir takım '' bu haberden 2 ay geçmedi, bu arkadaşa aynı soruyu sorsak acaba bu seferki cevabı ne olur? merak konusu. İşin özü.. Fenerbahçe 2. yarılarda dökülüyor, Argones ve ekibide buna seyirci kalıyor. Oyuncu tercihleri ve sistem tartışılsada kondisyonu olmayan bir takımın tartışılacak pek bişeyinin olduğunu sanmıyorum. Futbol oynamak sistem'den, oyuncu seçiminden çok mücadele ve dinamzimle olacak iş. Yetkilileri uyandıralım bizden uyarması.
İddamızı güçlendirelim değil mi biraz? Sivasspor oyuncusunun maçtan sonraki açıklamaları ve Bülent Uygun'un tespitleri. Karşılaşmanın gol dakikaları.
Maçı seyretmedim. Ama Fenerbahçe için çalan tehlike çanlarını duymak için maçı seyretmek gerekmiyor. Rıdvan'ın sinirine, lekeli kazağına, konuşurken ağzından uçuşanlara bakınca anlıyor insan. Aslında bunlar sürpriz değil. Fener'in gidişatı sezon başından belliydi. Teşhisimizi koymuştuk. Halen de arkasındayız.
Uefa'da bir dizi değişikler son 48 saate damgasını vurdu desek yanılmayız. UEFA Kupası'nın ''UEFA Avrupa Ligi'' olarak isim, logo ve statü değiştirmesi, 2016 Avrupa Şampiyonası Finallerine 24 takımın katılması Avrupa futbolunu oldukça tartışmalı bir ortamada sokmuş oldu. Uefa kupasından hiç bir zaman istenilen popüleriteyi ve geliri elde edemeyen UEFA elindeki bütün kozları oynayarak, ŞL statüsüne yakın bir şablonla kupayı yeniden restore etti. Yayın ve sponsorluk, imaj gelirlerinin artırılması amaçlı yeni lig'de 4'er takımlı 12 grupta ilk iki sırayı alan takımların, Şampiyonlar Ligi'nden gelecek 8 takımla birlikte 3. tura yükselecekleri bir sistem olduğubu görüyüruz.
Avrupa Şampiyonası Finalleri katılımını 16'dan 24 takıma çıkarmakta tartışılan başka bir karar oldu. Oy kaygısı, yayın, sponsorluk sanırım bu kararın alınmasındaki en büyük etkendi. Uluslararası maç takviminin sıkışıklığından bahseden oyuncu ve takımların bu karar karşısında nasıl bir tavır alacağıda merak konusu. bildiğiniz üzere daha öncede Dünya Kupasına katılan takımların arttırılması gündeme gelmişti.
2007'de Kanada'da düzenlenen U20 dünya kupasında parlamış, muhteşem futbolunu finalde attığı galibiyet golüyle süslemişti. Turnuvadan sonra herkes İtalya ya da İspanya'dan gelecek haberleri beklerken, o Türk sporseverlerinin gündemine İbrahima Yattara transferi ile giren Katar'ın Al-Sadd takımının yolunu tutmuş, tüm sporseverleri şaşkına çevirmişti. Kariyeri değil, parayı tercih ettiğini söylüyorlardı ki Katarlılar o kadar da saf olmadıklarını gösterdiler. Önce Birmingham'ın yolunu tuttu. Meraklı gözlerle bekleyen ingilizleri kendisine hayran bıraktı ama kulübünün küme düşmesini engelleyemedi. Şimdi Lazio'da, yine kiralık. Yine bomba gibi, durduğu yerde durmuyor.Al Sadd Yattara'ya ödeyeceği paranın 3 katını kazanır bu çocuktan Pandev ile mükemmel bir ikili oluşturdular. Lazio maçlarını kaçırmıyorum bu ikili sayesinde... Zarate, Serie A'nın en formda forveti.
26.09.2008 Cuma
"O da tıpkı vatandaşı ve adaşı Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethettiği gibi İspanya fethetmeye geldi."
Bir orta saha oyuncusu olmasına rağmen Southampton formasıyla çıktığı 443 lig maçında 162 gole imza atan Le Tissier, muhteşem bir tekniğe sahipti. İzlediğim maçlarda attığı golleri hâlen hayranlıkla anarım. O dönem premier ligdeki kale ağları gol çizgisine daha yakındı ve kalelerin doksan denilen noktalarında uç noktası kale arkalarına bakan bir üçgen demir yer alıyordu. Attığı kimi goller bu sebeple aynı zamanda "Basket" de sayılabilirdi. Uzak köşelere gönderdiği muhteşem füzeleri, enfes aşırtma golleri, topa olan hakimiyeti ve pas yeteneğiyle Hem ingiliz futbolunun, hem de futbolseverlerin unutulmazları arasında yer alan bu Çirkin Kral'ı saygıyla selamlıyor ve youtube'a girebilenlerinizi unutulmaz golleriyle başbaşa bırakıyorum.Kariyer toplamı
13 yıl ve 600 maç... İnter'deki her maçında ilk günki heyecanını yaşadığını söylüyor, 35'lik Javier Zanetti. Takımının Lecce'yle oynadığı karşılaşmada 600. kez İnter forması giyerek lig tarihinde bunu başaran 3. İnter futbolcusu (Giuseppe Bergomi - 758 ve Giacinto Facchetti - 634)
Araplar, Amerikalılar,Taylandlılar derken şimdi de Nijeryalılar. Bir ara Bill Gates'in alacağı söylenen Newcastle'a talipler ve oldukça ciddilermiş. Ve söylenenlere göre kulübü alırlarsa Keegan geri dönecek.
İngilterede 4 büyük takımın Şampiyonluklarına etki eden maçlar nispeten küçük maçlar mı, yoksa kendi aralarında oynadıkları maçlar mı? Sorusuna bir cevap aramış ingiliz medyası.2002/03
PREMIER LEAGUE: Man U 83pts, Arsenal 78, Chelsea 67, Liverpool 64
BIG FOUR LEAGUE: Man U 14pts, Arsenal 7, Liverpool 5, Chelsea 5
2003/04
PREMIER LEAGUE: Arsenal 90pts, Chelsea 79, Man U 75, Liverpool 60
BIG FOUR LEAGUE: Arsenal 14pts, Chelsea 7, Man U 6, Liverpool 6
2004/05
PREMIER LEAGUE: Chelsea 95pts, Arsenal 83, Man U 77, Liverpool 58
BIG FOUR LEAGUE: Chelsea 14pts, Man U 12, Arsenal 5, Liverpool 3
2005/06
PREMIER LEAGUE: Chelsea 91pts, Man U 83, Liverpool 82, Arsenal 67
BIG FOUR LEAGUE: Chelsea 15pts, Man U 11, Liverpool 4, Arsenal 4
2006/07
PREMIER LEAGUE: Man U 89pts, Chelsea 83, Liverpool 68, Arsenal 68
BIG FOUR LEAGUE: Arsenal 14pts, Man U 11, Liverpool 6, Chelsea 5
2007/08
PREMIER LEAGUE: Man U 87pts, Chelsea 85, Arsenal 83, Liverpool 76
BIG FOUR LEAGUE: Man U 13pts, Chelsea 10, Arsenal 6, Liverpool 4
Son 6 sezonun üçünde bu takımların kendi aralarında oynadıkları karşılaşmalar kesin belirleyici olmuş. Ve 5 sezonda da kendi aralarındaki maçlardan en çok puan çıkaran takım şampiyon olmuş. 2006-2007 sezonunun Arsenali hariç. Kendi aralarında oynadıkları bu maçlara göre yapılan puan durumunda ilk iki dışında kalan hiç bir takım o sezon şampiyon olamamış.
Liverpool'un 90'da kazandığı son şampiyonluğa baktığımızda Ligi ilk 4'de bitiren takımlara karşı 2 galibiyet bir mağlubiyet 3 beraberlik aldığını görüyoruz. 9 puan. 2. Aston Villa 14 puan toplamış. 3. Tottenham 6 puan, 4. Arsenal de 4 puan toplamış. Kop tribünü fazla daha fazla kopmadan Liverpool'un olayı bağlaması gerekiyor artık. E ipucunu verdik, sıra sizde.
Futbol'da ekonomik gelişim her sene farklı bir boyut alırken, kulüplerin para kazanma çabaları akıl almaz boyutlara ulaşıyor. (En son Boca'nın Otel, Mezarlık ve Taksi şitketi kurması) Gelir defterinin en kalın satırları ise kombine biletlere aittir süphesiz. Artırılan tribün kapasiteleri, yeni localar derken yılda 85.ooo kombine satan Barca pasta'nın kremalı tarafı götürüyor. İspanya'nın diğer devi Real Madrid'de bu sayı 65.ooo olurken , İtalya'da Milan ve İnter'ın sattıkları kombine toplamı 60.ooo dolaylarında.Süper Lig'deyse işler tam tersine... Modern stadlardan yoksun ülkemizde, bırakın kombine satmayı 1 ytl'ye satışa çıkan biletlere bile talip yok. Anadolu'da iş daha farklı 4 büyük takımın şehre gelmesini uyanıklığa ceviren yöneticiler sattıkları uçuk biletlerle kombine satışlarını 2'ye katlıyor zaten. Ülkemizde Fenerbahçe 28.000, Galatasaray 17.ooo, Trabzon 15.ooo, Beşiktaş ise 8.000 kombine satarak bi nebze kasalarını doldurdular. Villareal kasabasında yaşayan 49.ooo kişinin 20.000'nin kombine sahibi olduğu söylersem koşup bir kombine alırmısınız?
Jolokia yorum olarak eklemiş. Oradan cevap vermiştim. Yorumlarda kalmasın, post olsun zira Yattara'nın satışı onaylanmak üzereymiş.
Şu makaleyi okurken aklıma geldi. Genç futbolculara yeterince şans veriliyor mu? Ya da genç futbolcular kendilerine ne kadar şans yaratıyor? Arda o şansı buldu, ya da yarattı. Bugün bir süperstar olmamışsa bir yerlerde hata var demektir.
33 yaşında, kariyerinin neredeyse tamamını Brezilya Liginde geçirmiş bir futbolcunun başına gelebilecek en güzel olay nedir? Fenerbahçe'ye transfer olması mı? Hayır bilemediniz.
Futbolu seven herkesin ortak duygusudur tribüncülük, karda,yağmurda, deplasmanda. Bu güne gelindiğinde bunun koca bir palavradan ibaret olduğunu anlıyoruz ne yazık ki. Ligin 4. haftası geride kalmış olmasına rağmen, oynanan futbol, hakemler, goller değil konuşulan. Boş tribünler gümdemin ilk maddesi. Çocukluğumuzda okul harclıklarını biriktirir bilet sırasına koşardık, manitayı eker stadyuma dolardık. Şimdilerde futbolun sıcaklığını hisseden tek şey üstüne oturulmayı bekleyen koltuklardan ibaret.
Futbol kulüplerinin gözbebekleridir altyapıdan çıkan oyuncular. Tarlaya ekilen ekin, ormana dikilen fidan gibi kollanır ve el üstünde tutulur. Hele birde işin kaymağını yedilermi deymeyin kefylerine.. Futbolun bir endüstri haline geldiği bu günlerde uluslararası oyuncu transferinde bonservisler uçuk rakamlara ulaştı malumunuz. Yetiştirme bedeli, bonservis, imaj hakkı derken paralar havada uçuyor vallahi. Ülkemizdeyse durum tamamen farklı, bırakın iyi bir bedel almayı beceripte oyuncuda satamıyoruz Avrupa'ya. Bonservis bedelsiz giden oyuncularada satıcı damgasını yapıştırıyoruz acımadan. Galatasaray'dan Okan ve Emre, Fenerbahçe'den Tuncay, Marco ... Oyuncu, Menejer, Kulüp üçgeninde kambur nedense futbolcular ilan edilir, işin kaymağını yiyen menejerlerde yeni avlar peşinde koşar durular.
Ne zaman büyük camialarda seçim hazırlıkları olsa sakız gibi çiğnenir bu konu. Al gülüm ver gülüm derler yapıştırırlar gündeme. Yer İspanya olayın kahramanı Real Madrid başkanı Roman Calderon, arkadaşlarını ve akrabalarını kulübe üye yaptığı iddiasıyla bu aralar başı belada.Dünya'nın en büyük kulüblerinden birisi olursanız çomak sokanda çok oluyor haliyle. 8000 kişinin üye olmak için beklediği Real'de iddialara göre Calderon seçimi kazanmak uğruna sadece 3000 kişiye bu hakkı tanımış. Önümüzdeki sene seçim olduğunu varsayarsak kendi adına güzel bir taktik sergilemiş kuşkusuz.
İtalya'nın en sabıkalı taraftarlarındandır Napoli'liler. Deplasman maçlarına giderken tren, otobüs saldırıları, gasplar ve bilimum hadiselerini saymaya gerek yok. Olaylar adli bir vaka haline gelince Savunma Bakanı İgnazio La Russa "Napoli'deki olaylar için mafya hakkında konuşuluyor, bu tür taraftarlara deplasman yasağı yeterli olmaz. Bunlar televizyonda bile futbol izlememeli" demişti. Bu açıklama Napoli'lerin hangi ruh haline sokar bilinmez ama, Bologna deplasmanında sabıkalarına yenilerini eklemesi muhtemel.
Fatih Terim'in 2. döneminden beri yabancı çöplüğüne dönen Galatasaray'da doğru transfer politakası meyvelerini vermeye başladı. Geçen sezonun sonunda tamamen Türk oyunculardan kurulu bir kadroyla mücadele eden Galatasaray'da yeni sezonla beraber yabancı oyuncuların resitaline sahne oluyor. Bellinzona maçınının ardından, Körfez'de de golleri sıralayan yabancılar bu geleneğede son verecek gibi.
Cafercanlar, Özgürcanlar, Emre Aygünler, Tevfik Köseler... Futbolumuzda "Süper yıldız adayı" olup ikinci ligde sıradan futbolcu rolüne soyunan ne çok isim var. Bir zamanlar Türk futbolunun bir şeyler beklediği bu insanlar, kendilerinden bile bir şey beklemez hale geliyorlar yavaş yavaş.Yaşları en fazla 22'dir. Beklenilen patlamayı yapamamalarının yanında, beklenilen ve umulanın yarısı bile olamamış bir yığın genç yıldız... Bu anlamda kendini bulup belli bir yaştan sonra yeniden doğan futbolculara örnek olarak Fatih Tekke'yi verebiliyorum bir tek. Hazin bir durum...
Şampiyonlar Ligin'de Anortosis'e beceripte 1 gol atamayan Bremen'de 3 günde ne değişti bilinmez ama, Münih karşısında halı saha maçı tadında bir oyun sergilediler. 30 ile 67. dk'lar arasında skoru 5-0 yapan yeşiller Münih'e karşı tarihinin en önemli galibiyetinide almış oldu. Bundesliga'da ofansif futbolun en büyük temsilcisi konumunda olan Bremen'de gecenin yıldızı tartışmasız türk kökenli oyuncu Mesut Özil'di.Copyright © 2010 Ceza Sahası
Icons & Wordpress Theme by N.Design | Blogger Templates by Blog and Web