27 Haz 2009

U21'de Final İngiltere - Almanya

Biz ve güzide medyamız konfederasyon kupası ve transfer borsasıyla ilgilenirken İsveç'te sessiz sedasız bir turnuva oynandı.Avrupa'nın gelecekteki yıldızları kozlarını 21 Yaş Altı Avrupa Şampiyonasında paylaştı.Ümit milli takımımızın playofflarda Belarus'a elenmesi hem bizi böylesine heyecanlı bir turnuvadan mahrum bıraktı hem de Vuvuzela denilen meret eşliğindeki bir konfederayon kupasına mahkum bıraktı. Bu arada her ne kadar milli takımımız orda olmasa da yarı finalde yine iki temsilcimiz vardı; Almanya da Mesut Özil, İngiltere İsveç maçındaysa Cüneyt Çakır...

Hemen grup aşamasından bahsedeyim kısaca.A grubu B grubunun yanında bir alt klasman gibi kalmıştı.B grubu 3 futbol ekolü ülke İspanya,Almanya,İngiltere ve onların yanına düşme şanssızlığını yaşayan Finlandiya'dan oluşuyordu.Finliler tek gollerini Cüneyt Çakır'ın yönettiği açılış maçında yıldızları Southampton'lı Sparv'ın penaltısıyla İngilizler karşısında buldulalar.Buna rağmen 2'şerden 6 gol yiyerek puansız evlerine döndüler.3 devin birbirleriyle oynadıkları maçların 2'si berabere bitti.Grup liderini ve 2.cisini belli eden maç İngiltere ve İspanya arasındaydı.İngilizler Milner'ın bir penaltı kaçırdığı maçta Bojan'ın sıtlamaya çalıştığı İspanyolları Milner ve Campbell'ın golleriyle rahat geçti.Böylelikle grubun ilk ikisi ve dolaylı yoldan finalin ismi belli olmuş oldu.A grubuysa bir seviye alttaydı.Sırp'lar bir önceki jenarasyonda olduğu gibi forvet sıkıntısı yaşadı.Ofansif orta sahalarla aradıkları golleri bulamayıp Finlandiya'ya bile puan verdiler.İsveç'se Finlandiya'ya 5 Sırplara 3 attı.Grup lideri İtalyanlarsa 7 puan toplarken tek puan kaybını Sırbistan karşısında yaptı.Grup maçları bittiğinde Berg 5 golle turnuvanın 1 numaralı yıldızı olduğunu kanıtlamıştı.Adamım Acquafresca'nınsa 3 golü vardı.Diğer dikkat çeken golcüler İsveçli Toivonen ve Fm'den tanıdığımız Belarus ve Dinamo Minsk'in yıldızı Sergei Kislyak'dı...

Yarı finallerse bomba gibi başladı.İlk maçta İngiltere ilk yarıda sahayı İsveç'e dar etti.1.dakikada Portsmouth'lu Cranie açtı perdeyi. Kaptan Onuoha 2 yaptı.Bjarsmyr kendi kalesine attığı golle İsveç'i soyunma odasına 3-0 geride yolladı.İkinci yarı İsveç aradığı golü bulmakta zorlandı.Ta ki 68. dakikaya kadar.Dünya devlerinin peşinden koştuğu Marcus Berg perdeye bir çıktı pir çıktı.75'de Toivonen umutlandırdı,81'de Berg bir mucizeyi başarabileceklerini herkese kanıtladı. 13 dakikada 3 gol yiyen İngiltere uzatmalarda ancak kendine gelebildi.Ama ilk uzatma devresinin sonunda Fraizer Campbell Cüneyt Çakır'dan ikinci sarıyı görüp İsveç'e finali altın tepside sundu.Son 15 dakikada İsveç ne kadar yüklense de İngilizler iyi kapandı.Artık söz toptaydı.Penaltılarda Milner yine kaçırdı,turnuvanın yıldızı Berg iadei itibarda bulundu Milner'a. İngiltere'de ikinci penaltıyı Man. City kalecisi Hart kullandı.O penaltıyla başlayan gol serisi 6. penaltılarda Molins'in topu direğe vurmasıyla sonuçlandı.Konfederasyon kupasında gördüğümüz Amerikan mucizesinden sonra bir büyük mucizeyide İsveç başarabilirdi ama olmadı.

Evlerindeki finali tribünden seyretmek zorunda kalacak İsveçli oyunculardan dikkat çeken bir kaç ismi de belirtmek lazım finali konuşmaya başlamadan.Groningen'li Berg'e özel bir yazı yazmak lazım zaten.Kısa zamanda bir Avrupa devinde oynamaya başlayacağından tanımanız da çok üzün sürmez.Takımın diğer golcüsü Ola Toivonen'de Hollanda'da oynuyor.Psv'li yıldız Hollanda liginin koşulları da düşünüldüğünde yakın zamanda kendini daha iyi bir lige atabilir.Yarı finalde oynayamayan ama uzun zamandır Avrupa futbolunu yakından takip edenlerin adına aşikar oldukları Göteborg'lu Wernblom'da önemli bir oyuncu.Zaten bu turnuvadaki İsveç, Finlandiya, Belarus gibi ülkelerin oyuncularını yakın takibi sürdürmek gerekiyor.Zira bu oyuncuların daha kaliteli liglere geçiş yaptıklarında futbol olarak olgunlaşıp,üst seviye futbolda önemli yer tutacakları kesin.Bu basamak da anadolu takımlarımızın yeri neden olmasın!

Turnuvanın diğer yarı finaliyse yıldızlar geçiti gibiydi.Mesut Özil ve Marin liderliğindeki Almanya Giovinco ve Balotelli önderliğindeki İtalya karşısındaydı desem ne kadar çok şey kaçırdığınızın farkına varırsınız sanırım.Zaten bu iki takımda A milli düzeyde rahatlıkla forma giyebilecek oyunculardan kurulu.Maçın genelinde üstün olan aslında İtalya'ydı.Ama Acquafresca ve Balotelli pek günlerinde değillerdi ya da şöyle diyelim Neuer fazlasıyla formdaydı... Almanya'ysa ilk yarıda çok zorlandı. Mesut bencil futbolunu sürdürmekte ısrarlı, Marin'se formsuzdu. İkinci yarıya Andreas Beck'in golüyle başlayan Almanya rahatladı. Bu dakikadan sonra maça daha motive oldular.İtalyanlardaysa Motta,Givovinco ve Cigarini'nin çabalarına rağmen Acqua ve Balotelli'nin Neuer'i geçemeyecekleri belliydi. İtalya'da oyuna giren Paloschi, Abate ve Pisano'da oyunu değiştiremedi. Almanya finalde İngiltere'nin karşısına dikilirken aklımda Acquafresca'nın Gilardino gibi olmak istediğini açıkladığı röportajı kaldı. Gilardino'nun da Milan ve İtalya milli takımında kritik maçlarda sergileyemediği futbol ve Acqua'nın bu maçtaki berbat denilebilecek performansı...

Evine dönen İtalya'da Giovinco kendini geliştirmeye devam ettiğini gösterdi.Küçük Giovinco büyümeye başlamış belliki.Daha mücadeleci ve daha özverili bir oyuncuya dönüşmüş.Bu yaş grubunda aldığı sorumluluğu Diego ve Del Piero'dan sıra gelirse Juve'de de almalı,zaten o kendine güvendiğinde altından kalkamayacağı iş yok.Yine İtalya'da Cigarini,Marco Motta,Criscito dikkat çekti.Özellikle Motta'nın A milli takımdaki beklerin standartını düşündüğümde acilen bir üst seviyeye monte edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Criscito'da Nesta sonrası fena bocalayan İtalya defansı için denenebilir ama Lippi'de bunu yapabilecek vizyonun olmadığına Konfederasyon kupası raporlarında da sıkça değinmiştim. İtalya'da bir çoğunuzun merak ettiği Balotelli'yse önce şu şımarıklığını atmalı. Çok yetenekli olabilir ama bu oldum havasından çıkmazsa sonu hayra alamet olmaz.Bu aşırı özgüven sıkıntısını en son yaşayan kişi yakın arkadaşı Giovinco sorsun öğrensin,bilmemek değil öğrenmemek ayıp...

Final maçına geçicek olursak maç Pazartesi akşamı yani Konfederasyon kupasıyla çakışmıyor. Sahada bir tarafta Walcott, Noble, Agbonlahor, Milner, Micah Richards, Gibbs'in diğer taraftaysa Mesut, Marin, Djegah, Beck, Höwedes, Boenisch, Castro gibi yıldızların olacağını hatırlatmakta fayda var.Maçın mutlak favorisi İngilizler West Ham'lı Nobre komutasında çok sağlam bir takım olmuşlar.Walcot ve Milner üstün yetenekleri olan iki isim onları durdurmak zor.Defans hatları da bir ümit milli takım için sert.Bu sertliğin yanında Micah gibi bir lidere Gibbs gibi hücumcu bir beke sahipler.Önlerinde de önemli bir ön libero Lee Catermole var.Villa'lı Craig Gardner,Bolton'lı Muamba,Tuncay'ın takım arkadaşı Adam Johnson geniş kadro içindeki çok önemli alternatifler.

Almanlarsa etkileyici kadrolarına rağmen daha çok bireysel yeteneklere bağlı bir takım. Tartışmasız bu yetenekler içinde ön plana çıkanlar Marin ve Mesut. Bu iki oyuncunun da şimdiden yıldız sıfatını kazanması takımın şanssızlığı. Defans hatları da iyi ama İngiltere ya da İtalya seviyesinde değil. Tabii İngiltere ve İtalya'ya göre önemli farkları kalede. Neuer Hart'tan da Consigli'den de 2-3 gömlek üstün. Campbell'ın yokluğunda onu geçmek için Walcott,Agbonlahor ve Milner üçlüsünün çok daha iyi oynaması şart. Almanya'nın kazanabilmesi içinse kritik kramponlar Mesut,Marin ve Djegah'ın ayağında. Onların dışında oyuna etki edebilecek Anis Ben Hatira ve Sami Khedira da var ama onlar büyük ihtimalle kenarda kalıcaklar. Dolayısıyla Marin'in İtalya karşısındaki gibi kötü oynamaya lüksü yok. Top kayıplarını değerlendirecek isimlerin de Walcott, Agbenlohar gibi hızlı isimlerin olacağını düşünürsek Almanlar hatasız oynamalı. İngilizlerin en büyük handikapıysa Joe Hart'ın penaltılar sırasında gördüğü kartla cezalı duruma düşmesi oldu.Yerine Watford'lu Scott Loach oynar. Tabi Cüneyt Çakır'ın gösterdiği kartın iptali için İngilizlerin başvuru yaptığını da belirtmek lazım!

5 Yorum:

babayaro dedi ki...

müthiş bi yazı olmuş. eline sağlık;)

Adsız dedi ki...

Berg'i hiç izlemedim. Ama Nistelrooy sonrası Hollandadan çıkan golcülere baktığım zaman kendisinin pek bir numarası olduğunu sanmıyorum. Hepsi iyi pazarlanmış birer balon oluyor. Ligin kalibresi de ortada zaten...

Acaba bu final maçı sonrasında Futbol yine o mâlum sözle mi anılacak? Sonunda almanların kazandığı hani...

Yazı için teşekkürler.

Zamane Futbol dedi ki...

Bu blogu bir kaç ayrdır takip ediyorum gerçekten güzel yazılar yazılıyor, U21 haberi yapan bir blogta görmedims on dönemde bütün dikkatler tranasferde ve kon. kupasında...

Güzel yazı tbr

Adsız dedi ki...

Teşekkürler, U21 kupa maçlarını izlemiş gibi oldum.

tanjue dedi ki...

Teşekkürler güzel yorumlarınız için,finali de izleyelim daha detaylı daha çok bireysel yeteneklerın ustune bir yazı daha yazıcaz inş.Bu arada bu sparv'ı kapıp gelsın bırı,fin kaptanı southamptonda orta saha ıyı topcu:)ucuzdur hem 3. lige dustuler