12 Tem 2009

Beşiktaş'ın Transfer Politikası

Uyuşuklukta son seviyede olduğumdan bir türlü yazmaya başlayamadım serinin Beşiktaş kısmını. Aslında serinin en zor iki takımının bana düşmesinden de şikayetçiyim. Bana düşen diğer takımda doğal olarak Trabzonspor'du. Bu iki takımın da değerlendirmesi zor çünkü iki takım da geçen sene bu sezon için aldatıcı sonuçlar aldılar. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin sezonu teknik direktörsüz oynamaları bu iki takımı da sahip oldukları kadroların hakettikleri yerin 1-2 basamak yukarısına taşıdı. Tabii bu Beşiktaşın geçen sezonki şampiyonluğu haketmediği anlamına gelmesin. Şampiyonluğu Sivasspordan da, Trabzonspor'dan da daha çok hakettiler. Ve herşeyden önemlisi geçen sezonki başarının kendilerini aldatmasına izin vermedi şu ana kadarki hamlelerinden anlaşılacağı üzere. Trabzonspor gibi, geçen sezon başarılıydık bu sene daha da başarılı oluruz, hatasına düşmediler. Eksik bölgelerini kapatmaya çalışıyorlar. Hamlelerin doğruluğunu, harcanan paraların gelen oyuncuların vereceği katkıya deyip deymeyeceğini uzun uzun yazacağız. Ama Beşiktaş'ın ''Geçen sene şampiyon oldum, tamamdır. Değişime ve gelişime çok ihtiyacım yok.'' hatasına düşmemesinin Beşiktaş'ın bu transfer dönemindeki tartışılamayacak ilk ve belkide tek doğrusu olduğunu düşünüyorum.

Yazılarda klasikleşmiş şekilde bölge bölge ilerleyeceğim.Trabzonspor'da olduğu gibi Beşiktaş'ta da en geriyi tartışmaya gerek görmüyorum aslında ama transfer döneminin başından beri Bjk'nin bir arayışı olduğundan değinmek zorundayım. Öncelikle Rüştü Reçber futbolu bırakmadan Mustafa Denizli'nin onun eldivenlerini başka bir Türk'e emanet etmeyeceğini düşünüyorum. Yabancı kontenjanı sıkıntısını da düşündüğümüzde yabancı transferi mümkün değil. Üçüncü bir kaleci ihtiyacına da fazla katılmıyorum. Cenk ismi çok ön plana çıkmıştı ama genç bir kaleciyi alıp 3. kaleci yapmak ayıptır. Ramazan Kurşunlu, Recep Biler olur sonu. Zaten diğer takımlarda da Hakan Arıkan'dan daha yetenekli bir kaleci gözüme çarpmıyor. Hakan Arıkan da gözümde hiç bir büyük takımın kalesini koruyabilecek yeteneğe sahip değildir ama yabancı kısıtlaması olan bir ülkede bu derece kaleci kıtlığı varsa onun 2. kaleci olması normaldir. 3. kaleci de paftan gelecek bir isim olmalıdır. Zaten 3. kaleciye sezon boyunca iş düşme ihtimali yüzde kaçtır ki? Kısacası geçelim efendim. Şimdi Cenk'e verilecek 1-2 milyona ne lüzum var ki? Eyvah! Bu cümleyi Demirören görürse 3 verir alır kesin.

Defans bölgesi Beşikaş'ın transfer döneminde en çok uğraştığı bölge. Geçen sezon bence ortalama ve altında 4 stoperi değiştirerek kullandı Denizli. Mustafa Denizli'nin ilk günden beri yaptığı açıklamalara bakarsak İbrahim Toraman onun 1 numarası. Bence Toraman, Gökhan Zan kadar iyi değildir ama daha istikrarlı olduğu kesin. Gökhan Zan'ın da satış koymasıyla geri kalan 2 stoper de Sivok ve Zapotocny. Sivok geçen sezonun sonunda bir çok kesim tarafından sezonun oyuncusu adaylarından gösteriliyordu. 4.5 milyon bonservisle gelen Zapo'ysa bir türlü tutmadı. Sarı oğlan tipiyle bir çok Bjk'linin gönlünü başta çalsa da sonra tipi de kurtarmadı kendisini. Şimdi toplamda 9.2 milyona mal olan bu isimlerin iyi oynayanından da kötü oynayanından da kurtulmak istediği iddia ediliyor Beşiktaş'ın. Zaten bu transferlerin maliyetinde bile bir terslik olduğu belliydi. Udinese'ye 500bin euroya gelen Zapo genelini yedek geçirdiği İtalya macerasında iki senede 31 lig maçına çıktı ve tam 4milyon kar ettirdi Udinese'ye. Sivok'sa 2milyona gelmişti Udinese'ye. İtalya'da çıktığı maç sayısı Zapo'dan da az,zaten sonra onu Prag'a kiralamakta bulmuş çareyi Udinese. Ve bu kötü 2.5 sezondan sonra 2.7 milyon kar etmiş Sivok'tan Udinese.Sivok'un 6, Zapo'nun 4 kez milli olduğu Çek Cumhuriyetinin asıl stoperlerininse transfermarkt değerleri işin vahametini ortaya koymaya devam ediyor.Örneğin Lazio'lu 53 kere milli olmuş Rozenhal'in etiketinde 4 milyon yazıyor! Herneyse Gökhan'ı kaybeden Beşiktaş çözümü yine İtalya'da Ferrari'de buldu. Ferrari'nin gelişi Zapo'un biletini iyice kesti. Zapo'ya da Sivok'a da talip yok ama Zapo'nun Kasımpaşa'ya yollanması gündemde. Geçen sezon bonservisine tam 4.5 milyon sayılan Zapo! Ferrari'nin de çok büyük bir stoper olduğunu düşünmüyorum ben. Zapo'dan iyi olduğu kesin ama verilen parayı hakedecek bir oyuncu değil,hem de 30 yaşında. Kariyeri boyunca hep bir basamak alttaki takımlara ücretsiz transfer yapmış bir isim.Kendisi için bir kez bonservis bedeli ödenmiş o da 1milyon. Beşiktaş'ınsa 30 yaşına gelmiş Ferrari için Genoa'ya ödeyeceği para 4.5 milyon euro... Transferin ekonomik parametrelerinden daha da bahsetmeye gerek yok. Bizi ŞL'de temsil edecek Beşiktaş'ın aradığı adamdır inşallah diyebiliyorum sadece. Tabi Beşiktaş'ın bu transfere rağmen bir yerli stopere daha ihtiyacı var. Zan'ın yanında Zapo'da ayrılacağından 3 kulvarda mücadele edecek Beşiktaş'ın 3 stoperle sezonu geçirmesi imkansız. Bu bölge için çok Türk adayda yok.En göze batanlar Eren ve Ediz ama Eren'i Kayseri'nin öyle tavan yapmadan satacağını beklemek hayalcilik olur. Ediz'se Gökhan'ın yerini dolduracak seviyede değil.Oynayıp gelişmeye ihtiyacı var. Beşiktaş'a gelirse Yasin Çakmak sendromu yaşaması muhtemeldir. Bu kıtlıkta Beşiktaş'ın Zapo'yu elde tutma şansı dışında pek alternatifi olduğunu düşünmüyorum.

Stoper sorunu çok uzadığından beklere ayrı bir paragraf açmak lazım. Yıllardır Türk futboluyla paralel olarak sol bek krizi yaşayan Beşiktaş sonunda doğru bir isim kaptı.19'luk İsmail son yıllarda bu bölgeyi doldurabilecek izlenimi veren tek isim. Gerçekten oyunun iki yönünüde oynayan çok değerli bir oyuncu ama daha 19'luk ve önünde kendini Maldini olarak gören bir Deli İbo var. Onunla paylaşacak formayı eli mahkum. Büyük bir sorun yaşamazsa gelişimini sürdürüp hem Türk futbolunun hem de Beşiktaş'ın 10 yılını kurtarır.Ama bunlar ödenen bonservis bedelini haklı çıkarmaz.5.5 milyon artı Serdar Kurtuluş! Kimse kusura bakmasın ama Türkiye standartlarında onlarca borçlu,parasız kulübe küfür niteliği taşır bu transfer! 19 yaşında daha rüştünü tam olarak ispatlamamış, 1 yıldır göz önünde olan bir isime verildi bu para. Üstüne bir de 2 sezon öncesi benzer bir şaşaaya sahip Serdar Kurtuluş gözden çıkarıldı. O da sakatlıklardan kurtulursa 1.5-2 milyondan sayılmalıdır ki işin astarı yüzünden pahalıya gelir. Bu yüksek bedeller ligin ekonomik olarak tamamen koptuğunun kanıtıdır aslında ama bu konu apayrı bir yazı. Umarız 19 yaşındaki bu büyük yetenek İstanbul kazanında kaynayıp gitmez. Biz de iki sene sonra 5.5 sana helali hoş olsun koçum deriz...Beşiktaş'ın bir diğer bek transferi de Rıdvan Şimşek. Kendisi geçen sezonki Bank Asya'nın Gökhan Gönül'ü olarak gösteriliyor. Bir çok taliplisi arasından en tepedekine geldi. Ekrem Dağ'a rağmen arada forma geçer eline. O formaya sıkı sıkı yapışmaksa Gökhan'da olduğu gibi onun elinde olacak. Gökhan Gönül'e rakip lazım zaten Uğur Uçar,Rıdvan ya da Orhan Şam farketmez...Bir de Erhan Güven var tabi. Severim kendisini de ne ayak bu transfer çözemedim. Vasat bir oyuncu kendisi çokta parlak bir sezon geçirmedi. Kendisine sempatim olduğundan keşke süper oynasa ama niyeyse geldiği gibi gider izlenimi veriyor bana...

Bitmek bilmeyen defans mevzusundan sonra orta alana gelebildik. Beşiktaş'ın defansı ve orta sahası arasındaki mesafe sahada göründüğü kadar kısa değilmiş. Burda Beşiktaş'ın yol verdiği isimler Cisse ve Aydın. Cisse'yi çok severdim doğrusu. Bir önliberonun sahip olması gereken iki ana özellik bölgesine bağlılığa ve çalışkanlığa sahipti ki Marsilya'ya giderek değerini ıspatladı. Yerine gelen isimse Fink. Benim için bir soru işareti kendisi.Maliyetsiz bir transfer,Cisse'ye göre daha ofansif bir oyuncu. Pozisyon bağlılığı pek yüksek değil. Anlaşılan Ernst biraz daha geride kalmak zorunda önümüzdeki sezon. Fink tutmazsa Sivok'u da sıkça önlibero olarak görebiliriz. Beşiktaş'ın orta alandaki bir diğer büyük sıkıntısı Delgado. Zaten bekleneni ortaya koyamayan ve maliyeti bir hayli yüklü bu isim birde sıkça sakatlık yaşıyor.Muhtemelen ilk devreyi de kaçıracak. Kontrat dondurmak ekstra maliyet ki en son kontratı dondurulan Appiah'ın durumu da ortada. Onu şu şartlarda satıp yabancı bir oyun kurucu bulmak da çok zor. İşi zor Beşiktaş'ın. Şampiyonluğun en büyük pay sahiplerinden Yusuf'un da yaşı ve kondisyon kapasitesi ortada. Tabata için 5.5 artı futbolcu konuşuluyor ki bu da çılgın bir para. Yabancı kontenjanı sıkıntısı var bence yatar bu iş. Bir de gurbetçi bir sol açık getirip Tello'yu ortaya çekme planları var sanırım. Gökhan Töre ve Veli Kavlak dedikoduları var.Gökhan maksimum kiralanır,Veli'yse onca konuşulana rağmen kapalı kutu. Aydın'ı gönderip bu adamlara para vermekte ilginç bir fikir tabiki. Ben Denizli olsam ve Nihat'ın sakatlanmayacağına inansam Holosko'nun yerine Nihat'ı koyar,Tello'nun yerine joker Holosko'yu çekip Tello'yu Delgado gelene kadar ortaya kaydırırdım. Olacağı da bu sanki.

Forvet hattı sorunsuz aslında Beşiktaş'ın. Zaten tek forvet oynayıp onları sağdan,soldan ve arkadan 3 isimle destekliyorlar. Yani şu meşhur 4-5-1'den bozma 4-3-3 ya da tam tersi işte. Bu düzende ortada oynayabilecek Nobre ve Bobo var. Sağda da solda da oynayabilecek isimler mevcut. Tello,Holosko,Nihat,Yusuf gerekirse Serdar Özkan... Yine Nobre ve Bobo'ya birşey olursa Holosko o göbeğe de alışık bir isim. Tabi Beşiktaş'ın asıl sıkıntısı Bobo'nun gideceğim diye tutturması. Giderse ondan gelecek 6-7 milyonla oraya adam illaki bulunur. Ama Bobo 1-2 sezon daha böyle oynarsa o meblağ 10'u bulur,Beşiktaş saha içinde de ondan bolca faydalanır. Bobo giderse ihtimali üzerine yazılan isimlere de bakalım kısaca. Saha,Utaka ve Martins bu isimlerden şuan aklıma gelenler.Martins'in gerçekliği olduğunu sanmıyorum,ayrıca o 3'lünün göbeği olabilecek biri de değil. Saha'nın müzmin sakat olduğu,yaşının kemale erdiği de bir gerçek. Futbol yeteneklerini tartışmaksa haddime değil.O üçlünün her yerinde oynar oynamasına ama sakatlık izin verirse! Utaka da Saha'nın 1-2 gömlek küçüğü. Daha bir istikrarlı. Maliyeti 4 falandır zannımca. Bobo'nun boşluğunu kapar ama gelecekte para kazandırmaz. Ben Bobo'nun kalacağını beklesem de ayrılma ihtimali üzerine Beşiktaş'ın güçlü kuvvetli birini bulması gerektiğini düşünüyorum. Kanatları Tello,Holosko, Nihat olan takımda bir Carew olduğunu düşünün mesela... Bir de Nihat'ın bonservisine değineyim. 4.5 milyon euro İsmail'in ve Ferrari'nin bonservisi düşülünce ucuz geliyor gözüme. Alt yapıdan yetişme olması ve lider vasıfları bulunması kaptansız Bjk için önemli. Ama kaç maç oynayabileceğini merak ediyorum. Bu arada Nihat'ın futbolculuğunu sevmem ama LaLiga'da attıklarından sonra ağzımı açıp ne desem yalan. Adam atmış arkadaş.İnşallah yuvaya dönüşü ona yarar ,özellikle de sakatlığına.Bir de Nobre'nin yenilediği kontratın mali değerlendirmesi var ki sormayın gitsin...

Benim tahmini 11'imse şöyle...

Rüştü
Ekrem - İ.Toraman- Ferrari- İsmail(İbo)
Fink(Sivok) Ernst
Tello
Nihat Kahveci - Filip Holosko
Bobo ( Nobre)



Yukarıda bahsettiğim şekillerde değişikliğe uğraması muhtemeldir bu kadronun.Özellikle Delgado'nun dönüşü ya da o bölgeye yapılacak yeni transfer düzeni değiştirir tamamiyle. Yusuf da geçen seneki gibi çilingir rolüyle devam eder...

Tanjue

0 Yorum: