30 Tem 2009

''Eyvah! Yine O Esmer Çocuk''

Yukarıdaki başlık Trabzonspor tarihinin önemli başarılarından birinin ertesine ait. Trabzonspor'un Lyon'u deplasmanda 4-3 yendiği maçın ertesi günü yani. Trabzonspor Fransa'da destansı bir galibiyet kazanır ama herkesin ilgi oldağı o esmer çocuktur. Sahada Lyonlu futbolcuları darmadağın etmiş ve her zamanki gibi takımını müthiş idare etmiştir. Maçı Fransız televizyonuna anlatan spikerin ağzından sıkça yukarıdaki cümle çıkmaktadır. Esmer çocuk sadece fransız spikeri çıldırtmamıştır tabiki. Günümüzün Fransa milli takımı teknik direktörü Raymond Domenech'in de büyük dikkatini çekmiştir. Maç sonrasında Domenech onun için ''Bu kadar Avrupa kupası maçı seyrettim. Böylesine az rastladım. Her tarafı futbol kokuyor bu çocuğun.'' der. Gerçekten de öyledir, Konya doğumlu o çocuk futbol için yaratılmıştır. O çocuk Ünal Karaman'dır. Bazı futbolcular rakibin sağından,bazıları solundan geçer ama o rakibin üstünden geçer ...

Onun futbol kariyerinde anlatılacak onlarla ,yüzlerce şey var kesinlikle.Konya doğumlu Ünal futbola da Konyaspor'da başlar. 84 sezonu başlarken o da Gaziantepspor'a yolcu olur. Daha 1985'de ikinci ligde Gaziantep forması giyerken milli takıma çağırılır Coşkun Özarı tarafından.Daha 19 yaşındadır o dönemde. İlk kez kadroya alındığı milli takımla İngiltere'ye gider ama karşılaşmada forma giyemez ''Kara Boğa''. Kader odur ki halen tarihimizde gol atma başarısı gösteremediğimiz o İngiltere karşısında gole en çok yaklaştığımız pozisyonda ona ait olacaktır ileride. 91'de İngiltere karşısındaki maçta ceza sahası dışından attığı şut direkte patlar.Gaziantep formasıyla 2. ligde gösterdiği performans onu Malatyaspor'a taşır,86-87 sezonunun başında. Malatyaspor'un ligde fırtınalar estirmeye başlayacağı sezonlardır bunlar. Ünal Malatya'da da futbol için doğduğunu herkese kanıtlar. Artık Türk futbolunun en büyük yeteneklerinden biridir. Bir çok teklife rağmen 88-89 sezonunun sonuna kadar elinde tutabilir onu Malatyaspor. Ama o sezondan sonra onu 4 büyük takımın elinden kurtarmak imkansızdır. Herkes Ünal Karaman'ın İstanbul ekiplerine gideceğine kesin gözüyle bakmaktadır. Ünal Karaman'sa herkesi şaşırtan bir karar verir, başta Galatasaray olmak üzere 3 İstanbul takımının ciddi tekliflerini reddeder ve ona daha az para önermesine rağmen Trabzonspor forması giymeyi seçer.Bu seçim hakkında da ''Anadolu insanına aşığım bu yüzden İstanbul takımlarına gitmedim'' der. Orhan,Füzeci Hami,Ogün, Doktor Abdullah ve daha bir çok yıldızın olduğu Trabzonspor takımının en önemli parçası olur zamanla. Milli takımında bütün iskeletini oluşturan bu takım bir türlü şampiyonluk ipini göğüsleyemez. Ama Trabzonspor takımı oynadığı futbolla herkesin övgüsünü kazanır ve o şampiyonluklar kazanmış ekip kadar efsanevi olur. Arada Avrupa kupalarında alınan Türk futbolu için ilk denilebilecek başrılarda da payı büyüktür kara boğanın. Bursaspor karşısında 3-0'ın rövanşını 5 golle alan ve Türkiye Kupasını müzesine götüren o efsane takımın saha içi lideridir Ünal...

Futbol kariyeri boyunca Trabzonspor' geldiği ilk gün söylediği cümlelere sadık kalır.'' Türkiye'nin en büyük kulüplerinden birine gitmek istiyordum ve artık burdayım. İstanbul takımlarına gitmek için bir sebebim yok.'' der vakti zamanında. Gerçekten de öyle olur. Trabzonspor forması giydiği yıllarda ayrılma fikrini aklının ucuna bile getirmez. Futbolu kadar adamlığı ve insanlığıyla da bütün herkesin takdirini kazanmıştır kara oğlan. Ünal Karaman'ın o meşhur bıyıkları ve sivri tavırlarıysa tepki çekmektedir bazı kesimlerden. Önemli bir kesim de onun bıyıklarına ve siyasi kimliğine takmıştır. Özellikle düğününde eşinin gelinliğinin üzerindeki 3 hilal çok büyük tepkiler almıştır. Sahadaki efendiliği, takım içindeki abiliği bile siyasi görüşleri dolayısıyla saptırılmaya başlanmıştır. Takımdan ayrılan Lemi gibi oyuncuların ayrılış sebebi sol sağ ayrımına bağlanmıştır hatta. Oysa hiç bir zaman siyasi görüşünü gizleme gereği duymamıştır. Bütün aldığı tepkilere rağmen verdiği her röportajda, yaptığı her açıklamada çizgisinden bir gram bile kaymayarak dahada büyük bir saygı kazanmıştır aslına. Onunla zıt siyasi düşüncelere sahip olan ve art niyet gözetmeyenler bile onun inançlarını savunmasına,yaptığı işe, karakterine saygı göstermek zorunluluğu hissetmişlerdir...

Futbolculuğu zamanında hem futboluyla ,hem karakteri , hem de siyasi görüşleriyle gündemden düşmeyen Ünal için başka başka iddialar da gündeme gelmiştir kariyeri boyunca. Milli takımda oynadığı karşılaşmalarda gösterdiği üstün performansı milliyetçi görüşüne bağlanmıştır sık sık. Milli maçlarda ya da Avrupa kupası karşılaşmalarında gösterdiği performansı hiç bir zaman Trabzonspor forması altında istikrarlı bir şekilde gösterememiştir aslında. Trabzonspor formasıyla gösterdiği performans da çok etkileyicidir ama milli duyguların işin içine girdiği alanlarda Ünal Karaman bir dünya yıldızına dönüşüyordur. Barcelona, Lyon,Schalke gibi onlarca önemli zaferin altında onun parmağı vardır. Avrupa arenasında oynadığı maçlarla o takımlarda oynayabilecek potansiyele fazlasıyla sahip olduğunu kanıtlamıştır ama yolu hiç bir zaman yurt dışına çıkamayacaktır. Zaten Ünal'ın böyle büyük bir hedefi de pek yoktur, zamanın bir çok Türk yıldızı gibi. Onun için varsa yoksa Trabzonspor ve siyasi görüşleri vardır aslında. Futbol kariyerinin sonunda da siyasete girmek istediğini her zaman dile getirmişti kara oğlan...9 senelik Trabzonspor kariyerinde saha içinde Trabzonspor'a liderlik ettiği gibi saha dışında arkadaşlarına da abilik etmiştir her daim. Kara boğa sayesinde Trabzonsporlu olanların sayısı da hiç az değildir. Zaten Trabzonspor aşıklarının hala unutamadığı ve özlem duygusuyla yandıkları o 96 takımının en sevilen isimlerinden birisidir. 96 sezonunda kaçan o şampiyonluğa rağmen Trabzonspor taraftarının o gruba sevgisini ya da saygısını bir gram kaybetmemesi de o takımın futbol değerlerinden önce insani değerini göstermektedir zaten.99 sezonu geldiğindeyse yolları ayrılır Trabzonspor'un Ünal Karaman'la. İstikamet Ankaragücü'dür. Bir sezon da orada kalacak ve sonra futbola sessiz sedasız veda edecektir. Trabzonspor camiası her zamanki gibi vefasızca davranıp ona da bir jubileyi bile fazla görecektir onun aşık olduğu taraftarın önünde...

2000 sezonundan sonra teknik direktörlük kariyeri başlayacaktır efsanenin. Herkes onun futbol zekasındaki ve karakterindeki birinin büyük bir teknik direktör olmasını ummaktadır.Zaten futbol kariyeri biter bitmez A milli takım yardımcı antrenörlüğüne getirilir. 2000'den 2004 yılına kadar orada kalır. Şenol Güneş'le beraber dünya kupası 3.lüğünü yaşar. Milli takım bünyesine katılmasıysa o siyasi anlamı olan bıyıklarının kesilmesi demektir. Şenol Güneş sonrası o da görevi bırakır. Daha sonrasında Raşit Çetiner'den boşalan Ümit Milli takım teknik direktörlüğüne getirilir. Önünde kendini geliştirmek için çok önemli bir fırsat vardır. Ama o bu fırsatı pek de iyi kullanamaz malesef.2007-2008 sezonuna çok kötü bir giriş yapan Konyaspor'un teklifiyle Ümit Milli takımdan ayrılır. Duygusal bir karaktere sahip olan Ünal'ın memleketinin takımı olan futbola başladığı klübe böyle bir zamanda sırt çevirmesi beklenemez. Ekim ayında takımın başına geçen Ünal Karaman, takıma müthiş bir ivme kazandırır. Konyaspor tehlikeli bölgeden kurtulmuştur. Ünal Karaman'ın kariyerindeki patlama noktasına gelinmiş midir acaba? Malesef daha gelinememiştir o noktaya ve belki de hiç gelinemeyecektir. Ünal Karaman'ın Konyası o çıkıştan sonra büyük bir düşüş yaşar ve Mart ayının son bölümünde Konyaspor'la yollar ayrılır. Konyaspor ligde kalmayı başarır ama Ünal Karaman'la yolları yakın zamanda tekrar kesişecektir.

Kara oğlan bir süre görev yapmaz, sonrasında eski takımlarından Ankaragücü ona ihtiyaç duyar. Ünal Karaman Ankaragücü'nün büyük bir kaos içinde olduğunu bilir fakat futbol kariyerinin sonunda kendisine kucak açan eski takımına hayır diyemez. 2008 Kasım'da gelir ve 1 ay sonra Lincoln'ün Ankara'da şov yaptığı maçta Galatasaray'a 3-0 kaybettikten sonra istifasını verir. Ünal Karaman istifa sebebinin alınan skorlar değil taraftar yönetim çatışması olduğunu söyler. Ki o dönem Ankaragücü yönetimi ve taraftarı gerçekten düşman kıvamındadır. Ünal Karaman birlik sağlayabileceğini umarak gelmiş ama çabuk bezmiştir. Aynı sezonun son 2 haftasına kadar ortalıklarda gözükmez Kara Boğa. Son 2 haftaya girerken teknik direktörü Giray Bulak'la yollarını ayıran ve küme düşmemesi için büyük bir mucizeye ihtiyacı olan eski takımı, Konyaspor Ünal Karaman'dan acil yardım talep eder. Aslında profesyonellik gereği bu teklif kabul edilmemelidir ama söz konusu isim Ünal Karaman'dır. Yine eski takımına sırtını çeviremez efsane, zaten o hayatta korkacak birşeyi olmayanlardandır. Gözüpek ve korkusuz Ünal Karaman mucize umuduyla gelir Konya'ya. Ya herru ya merrudur artık. Takım ligde kalırsa kendisini yetiştiren kulübe hakkını fazlasıyla ödeyecek ve Trabzonspor'un olduğu gibi Konya'nın da ''Kahraman''ı olacaktır Ünal Karaman. Fener deplasmanından puan gerekir ama kalecilerinin yerine sahaya çıkıp oynama şansı yoktur. İlk yarıda daha 4-0 olmuştur skor. İkinci yarı verilen gaz ancak 4-2'yi sağlar. Sezonun son haftası hala bir şans vardır ama imkansıza yakındır. Maçların son bölümüne girilirken herşey Konya'nın istediği gibidir. Konya farkı atmış, Gençlerbirliği'yse farkı yemiştir. Antalya maçından gol gelmezse uzun averaj hesapları Konya'nın ligde kalacağını söyleyecektir ama olmaz Konyaspor küme düşmekten kurtulamaz. Gençlerbirliği düşmeyi daha çok haketmiştir belki ama Djehaua'nın 71. dakikadaki golü sonu olmuştur Konyaspor'un. İki haftalık maceradan sonra da karşılıklı olarak yollar ayrılmıştır Karaman'la. Karaman'ı takımın başında görmek isteyenler şimdi Trabzonlulardır. Ama Broos gelir takımın başına, Ünal Karaman'ın kulübe dönmesini isteyenler ve onu özleyenlerse fazla beklemeyeceklerdir. Ünal Karaman nam-ı diğer kara boğa kısa bir süre sonra Trabzonspor'un Sportif Direktörü olmuştur...

Esmer çocuğun Trabzonspor'daki yeni görevine değinmek içindi bu yazı aslında ama onun adını duyupta bizim için değerini anlatmadan geçmek büyük hata olurdu. Bir Sportif Direktöre sahip olmak zaten yeterince olumlu bir gelişmeyken bir de futbolun içinden gelme ve camia içinde efsaneleşmiş bir insanı o koltukta görmenin tadı apayrı. Bütün kariyeri boyunca futbola bakış açısı yeterince profesyonel olmasa bile onun futbol bilgisini , Trabzonspor sevgisini ya da karakterini sorgulamak mümkün değil. Bu görev için seçilebilecek en doğru kişilerden biri olduğu hatta onun Trabzonspor teknik direktörlüğüne gelmesinden kat ve kat daha doğru bir hamle olduğuna inanıyorum bunun. Sportif Direktör'e verilmesi gereken haklar doğru şekilde verilirse onun başarılı olacağından da şüphe duymuyorum açıkçası. Her zaman bahsettiğim ve bu taraftarın her daim bağrına bastığı 96 takımından birilerinin bu takımda olması şarttı. Hiç olmazsa bu taraftara nasıl yaklaşılması gerektiğini anlatabilecek, takımdaki futbolculara abilik yapabilecek biri Ünal Karaman...

Bir de aklıma yatmayan yönlerine değinmeliyim bu hamlenin. Öncelikle ben Ünal Karaman'ın profesyonelliğinden şüphe ediyorum ama onun bu açığını Trabzonspor sevgisiyle kapatabileceğini umuyorum. Vefa duygusunu bünyesinde en fazla barındıran adamlardan biri olarak kara oğlana sonuna kadar güvenmemiz gerekir zaten. Asıl şüphelerse Trabzonspor yönetiminin Ünal Karaman'a tanıyacağı haklar ve onun kararlarına göstereceği saygı. Zaten bir sportif direktör ya da bir menajerin başarısı bunlara bağlı bence. Örneğin Aykut Kocaman bütün imza törenlerinde var ve bütün transfer görüşmeleri ona devredilmiş durumda ki doğrusu bu . Hatta mümkünse teknik direktör seçimi de genel menajerin ya da sportif direktörün kontrolünde olmalı. Takımın uzun vadeli planları bu kişiler tarafından belirlenip ,o anlayış doğrultusunda karar verme yetisi de onlara bırakılmalı. Yine oyuncu izleme komitelerinin, alt yapı organizasyonlarının da ilk bağlı olduğu kişi Ünal Karaman olmalı Trabzonspor'da. Karadenizspor için izlenen oyunculardan başlamak üzere 12 ay boyunca dünyanın heryerinde keşifler yapmak zorunda olan Trabzonspor'da bu keşifleri değerlendirmesi ve potansiyel transfer belirlemelerini yapması gereken adam artık Ünal Karaman. Özellikle bu son iki konu çok önemli Trabzonspor'un geleceği için. Artık bu takımın belirli bir ekolü tercih etmesi ve bu ekole göre uzun vadeli planlar yapması gerekmekte. Bir dönem Ziya Doğan gibi kapalı futbolu seven, Otto Rehagel zihniyetindeki bir insan ve bir sonraki dönem Ersun Yanal ya da Broos gibi açık ve cesur futbolu seven hoca getirmek gibi mantıksızlıklar son bulmalı artık. Trabzonspor takımının en alt yaş grubundan itibaren oyunculara benimsetilmeye başlayan bir oyun anlayışı olmalı ve üst kademelerdeki oyuncu tercihleri buna göre şekillenmeli . Aynı şekilde teknik direktör tercihleri de bununlar paralellik göstermeli. Örnek olarak vermek gerekirse Rijkaard'ı göreve getiren Galatasaray'da, Rijkaard'ın alt yapılarda da kendi oyun sistemiyle oynanılmasını istediği yazılıp çizilmişti. İşte Trabzonspor'da herşey Ünal Karaman'ın istediği düzende ilerlemeli bu saatten sonra. 7 yaş grubundaki oyuncular bile 18 yaşlarına geldiklerinde takımın aşağı yukarı hangi mantalitede futbol oynacağını bilmeli ve buna göre temel eğitimi almalılar...

Uzun lafın kısası artık Trabzonspor kulübünde futbol denince akla gelen ilk ismin her yaş grubunda Ünal Karaman olması gerekiyor. Ünal Karaman belki emekliliğe ayrılana kadar takımda kalacakmış gibi planlar yapıp Trabzonspor'a bir futbol karakteri yüklemek zorunda. Ona bu şansların verilip verilmemesi tabiki olayın kritik noktası bu aşamada. Trabzonspor yönetimi Ünal Karaman'a bu sorumlulukları verebilirse ve bu yönetimden sonraki yönetimler dahi Ünal Karaman'a sahip çıkabilirse bu sistem Trabzonspor'un geleceğini kurtaracaktır. Böylesine kulübe bağlılığın önemli olduğu bir göreve de Ünal Karaman gibi bir adamdan daha iyisini bulmak mümkün değildi bence. Kendisine bu açıdan ne kadar güvendiğimi söylesem az kalır. Trabzonspor'un geleceğini planlamakla görevli olan kişi bir Trabzonspor efsanesi Ünal Karaman artık. Biz taraftarlar için bundan daha güzel bir seçim ne olabilirdi ki? Umarım dediğim görevler ve kredi sağlanır kendisine ve 10 sene sonra bile Ünal Karaman'ın bugün yaratmaya başlayacağı Trabzonspor'u izleriz. İstikrarsa buyrun size istikrar. İstikrar bir hocaya kontratı sonuna kadar destek olmak değil, böylesine uzun vadeli planlar yapmaktır. Porto gibi bir futbol karakteri ve yönetim anlayışına sahip olmaktır...

***Son olarak ekşi sözlükte karşılaştığım müthiş bir yorum; "Bir maçta aut çizgisine kadar inip top çizgiye 10 cm. cıvarı mesafedeyen, toptan uzak olan ayağını diğer ayağının arkasından geçirip yaptığı bir orta vardır ki, maçi anlatan spiker, avrupa birliğine bu hareketle bile girebileceğimizi iddia etmiştir".

***Fotoğraflar Bordomavi.net'in Ünal Karaman'a ilişkin bölümünden alınmıştır...

Tanjue

19 Yorum:

Akay dedi ki...

gerçekten güzel bir yazı eline sağlık. ama benim takıldığım bir nokta var."96 sezonunda kaçan o şampiyonluğa rağmen Trabzonspor taraftarının o gruba sevgisini ya da saygısını bir gram kaybetmemesi de o takımın futbol değerlerinden önce insani değerini göstermektedir" demişsin. ancak bildiğim kadarıyla 96 takımında önemli bir yer tutan ogün, bir cenazede tekme tokat dövülmüştü. bundan dolayı trabzondan ayrılıp fenerbahçeye gitmişti.

evet belki ünal taraflı tarafsız herkesin sevgisini kazanmış olabilir. ancak 96'daki takımın her oyuncusu için bunu söyleyemeyiz sanırım.

gerçi ogün daha sonra fenerbahçede gruplaşmaya neden olduğu için takımdan gönderilecektir ya bu da ayrı bir post konusu.

Zlatan Muratanovic dedi ki...

5-3 degil, 4-3 diye hatirliyorum. Ilk cumledeki skor. Ben mi yanlis hatirliyorum ??

sekerse tehlike dedi ki...

4-3 mü 5- 3 mü bitmişti maç...

tanjue dedi ki...

Arkadaşlar tuşa yanlış basmışım sabah sabah 4-3 tabiki. Özür dilerim küçük bir yanlışlık olmuş orada

tanjue dedi ki...

@akay

Ogün dışında çoğu kişi için söyleyebiliriz bence. Ogün hem fener'e gitmesi hem de başka sebeplerden sevilmiyor pek ama derin olarak bilmiyorum konuyu. Apo mesela daha çok saygı görür ondan benim tanıdığım insanların gözünde ki Gs'ye de gitmiştir sonra. Herkes için söylemek tabi mümkün değil ama arada istisnalar çıkıyor işte ama istisnalar da kaideyi bozmuyor;) Zaten asıl önemli olan Sportif direktörlük görevinin önemiydi ama eskiye dalınca çıkamıyor insan:)

Sade dedi ki...

Gerçekten emek harcanmış güzel bir yazı yazmanızdan dolayı sizi tebrik ediyorum. Ünal Karaman hakkında bu kadar uzun bir yazıyı okuyacağımı hiç düşünmezdim. Bazı yerlerde az bir kopma yaşanmış olsa da sürükleyici ve akıcı bir anlatım.

Hikayesini az-çok bilmeme rağmen tamamını okudum. Ellerine sağlık...

tanjue dedi ki...

@sade

Yorumun için sağol dostum. Sabahın köründe yazmak zorunda kaldığım bir yazı olduğundan kopmalar oldu haklısın ama maruz görün elden bu kadar geldi. Çok daha uzun ve detaylı yazmak isterdim aslında. Ara ara yeri geldiğinde benzer yazılar diğer efsaneler hakkında da yazılacaktır. Umarım Unal Karaman nam-ı değer kara boğa bu görevin üstesinden gelecektir. Yukarıda bahsettiğim planlama gerçekleşirse Trabzonspor'un geleceği garanti altına alınacaktır.

Mes que un Club dedi ki...

ellerine sağlık yine tanjue.

önce abdullah ve ogün için şunu diyim. fener'e gittiklerinden sonra milli maçlarda bile bolca küfür yemişlerdi avni aker'de. abdullah'ın bildiğim kadarıyla hala alacağı var bizden. bizim taraftar dayanamıyor bizden istanbul'a hele hele fener'e transfer olan futbolcuyu bi daha o stadda görmeye.. gerçi mehmet ali yılmaz satmıştı kendilerini ya neyse..

altyapı meselesi çok önemli. belli bir sistem oturtulur da altyapıdan ona göre oyuncu yetiştirilirse atakıma senede 2-3 futbolcu gelebilir.yeter ki a takım ne oynarsa neleri yapıyorsa en iyi o çocuklara da o öğretilsin.

son olarak da ünal karaman trabzonspor'dan ayrılmak istediği bir dönemde artık tam uçağa binecek havaalanında ufak bir kız der ki kendisine: "bizi bırakmayacaksın değil mi?". bunun üzerine ünal kararından vazgeçer ve geri döner. bırakamaz trabzon'u ve trabzonspor'u.

tanjue dedi ki...

@mesque un club

Çok sağol yorumun için dostum. Ogün ve Abdullah konusunu detaylı araştıracağım bu akşam inşallah sonra bilgilendirirm:) Ama Apo ogunden daha çok seviliyor benim cevremde.

Alt Yapı konusu çok önemli gerçekten sıradaki yazı da pilot takım uygulaması üzerine, onun çevresinde daha uzun konuşabiliriz sanırım. Trabzon taraftarlarının İstanbul düşmanlığını da bir ara tartışmamız lazım bence.

Son olarak Unal konusundaki Anektod için çok sağol. Böyle bir diyalogdan haberim yoktu. Onca parayı bir küçük kızın sözleri üzerine teptiyse 100 kat daha saygı duyarım Ünal'a. Adamsın Kara Boğa, adamsın daha ne olsun. Bir röportajında şu iki cümlesi vardı sabahki yazıdan sonra gördüm sizlerle paylaşayım.

“TRABZON BENİM İÇİN BİR FUTBOL TAKIMINDAN ÇOK DAHA FAZLASIYDI”

“HEDEFİM BİR FUTBOL ENSTİTÜSÜ KURMAK VE ATATÜRK’ÜN TARİFİNE UYGUN “ADAM GİBİ” SPORCULAR YETİŞTİRMEK”

Sen bu zihniyette böyle adam gibi bir adamken her zaman hakettiğin şansları ve saygıyı yakalayacaksın kaptan. Al sana büyük fırsat kur istediğin sistemi. Güveniyoruz sana çok güveniyoruz, bizim gibi, senin gibi Trabzonspor aşıkları lazım bu takıma.

Mes que un Club dedi ki...

ne zaman ki böyle karakterli ve ruhlu futbolculara sahip oluruz. o zaman şampiyonluklar alabiliriz. ünal karaman futbolculara bunları aşılama konusunda da çok büyük öneme sahip. selçuk inan yeni ünal karaman olabilir mesela. selçuk ve giray geçen sezon istanbul takımları da istemesine rağmen bizi tercih ettiler. bu kadroyu koruyalım başarı gelecek. ünal kaptanımız da futbolcu olarak yaşayamadığı şampiyonluğu sportif direktörken yaşayacak inşallah.

Mes que un Club dedi ki...

http://forum.bordomavi.net/showthread.php?t=5430&page=2
bu sayfadaki videodaki pas unutulur mu?

Mes que un Club dedi ki...

bu da bahsettiğim olayı röportajda anlatışı ünal karaman'ın.


Eskiye dönersek, Türkiye’nin en flaş oyuncusu iken sizi Trabzon’a sürükleyen hangi duyguydu? Para olmadığını söylemenize gerek yok, bu biliniyor.

Karakter olarak zoru başarmayı seven bir yapım var. Yel değirmenleriyle savaşan Don Kişot’a hep sempatiyle baktım ve kendimde hep bir parça buldum O’ndan. Hayatımın hiçbir döneminde işin kolayına kaçmadım. Tabi Trabzon’a karşı Anadoluluktan beslenen bir sempatim de vardı. Sayın Mehmet Ali Yılmaz başta olmak üzere, 4 büyük kulübümüzün yönetimi de benimle özel olarak ilgileniyordu. Ama dediğim gibi beni Trabzon’a sürükleyen görüştüğüm kişilerin karakterleri ya da sundukları şartlar değil; kendi karakterimde var olan “zoru başarma” duygusu ve duruşudur. Ben Anadolu insanında saklı olan güzelliklere aşığım. Zaman zaman sorunlar yaşasam da, Trabzonsporlu Ünal olmaktan ve o şehirde yaşamaktan dolayı en küçük pişmanlığım olmamıştır. Daha 10 gün önce gizli gizli Trabzon’a gidip eski dostlarla buluşup balık yedik ve eğlendik. Hayat; dostlarla paylaşılan zaman ise ve ben İzmir’den Trabzon’a “uçuyorsam” bir balık keyfi için, başka söze , gerçekten, gerek var mı? Benim Trabzonsporluluğumu sorgulamaya kalkanlar kendi Trabzonsporluluklarıyla benimkini tartma cesareti gösterebilir mi? Bir şehre duyulan aidiyetin referansı nüfus cüzdanıysa, kabul ben bazıları kadar Trabzonlu değilim. Ama yaşadığı ve yaptıkları ortada olan Ünal Karaman’ın kente duyduğu sevgiyi ölçmek kimsenin haddi değildir. Bir anımı anlatmak isterim şimdi; Trabzon’daki 5. yılımın sonunda, dedikodulardan da bunalmış bir halde şehirden ayrılmaya karar vermiş bir ruh hali içindeydim, kafamda bitirmişim yani. Akçaabat’ta Nihat Usta’nın orada köfte yemişiz..



Güzel miydi hocam?,



Kötü soru sordun. Neyse kalktık gidiyoruz tam, 5-6 yaşlarında bir kız çocuğu geldi yapıştı bacaklarıma. “Ünal abi sakın bizi bırakıp gitme” diye ağlıyor sızlıyor..Ertesi sabah uçağa binip gideceğim ve bir daha dönmeyecektim güya, o sevimli kız bana el sallayarak dedesiyle içeri doğru giderken, ben yakındaki bir telefon kulübesinden kulübü arayıp “sözleşmeyi hazırlayın imza atacağım” dedim ve yine Trabzon’da kaldım. O an anlamıştım ki, bu şehirde beni tutan, beni çeken bir şey var ve ben bu şehri ölene dek terk edemeyeceğim..

Mes que un Club dedi ki...

bu arada tanjue; diğer bahsettiğin konulardaki yorumlarını da bekliyorum :)

tanjue dedi ki...

@Mes que un Club

DOstum ben yokken çok güzel bilgiler kopyalamıssın buraya. Öncelikle o pas unutulmaz:) Karakterli futbolcu konusunda da sana sonuna kadar katılıyorum ama Trabzon'u İstanbul takımına tercih edenleri bulmak gerçekten zor ve tercih etmeyenlere de haksızlk yapamayız niye İstanbul'u tercih ettiler diye. Kabul edelim ki Trabzon şehrini tercih etmek bir çok şeyden feragat etmek demek. Bu yüzden diyorum ya şehrin gelişimi çok önemli diye. Biz malesef sadece kulübün büyümesiyle olacak sanıyoruz ama Trabzonspor Trabzon'a sığmıyor artık. Çok derin bir konu ama Trabzonspor'un kulüp kadar şehrin büyümesine de katkı yapması şart.

Diğer yazıalrda gelecek zamanla bu aralar biraz yoğun olucaz sanırım:)

Mes que un Club dedi ki...

ben futbolcu olsaydım. iyi bir futbolcu olsaydım. istanbul takımlarıyla şampiyonluk yaşamak yerine trabzonsporda yaşamayı tercih ederdim. trabzonlu olmadığımı varsayarak. tabi bunu şimdi bu şekilde söylemek kolay geliyo belki de. ama trabzonsporda şampiyonluk yaşayacak futbolcular diğerlerinden çok daha fazla unutulmaz olacaklar.

şehrin büyümesi konusunda da trabzonspor yönetiminin de aslında aklında çalışmalar var sanırım az çok. bir de şöyle bişey var. başkan hoca arayışlarının olduğu dönemle ilgili demişti ya. istanbula geliyoruz burdan sonra 1 buçuk saat daha var diyince adamlar vazgeçiyorlar diye. bu da aslında bizim handikaplarımızdan. bu yüzdendir ki biz yıldız almak değil yıldız yetiştirmek ya da yıldız adaylarını almak zorundayız. şehrin gelişiminin de trabzon gibi sanayinin neredeyse olmadığı bir yerde zor olduğunu düşünüyorum.

hep diyorum bir kere şampiyon olsak herşey değişecek. Türkiye yıkılacak. geçen sezon tamamı yeni bir takımla sezon başlamadan (brugge hazırlık maçında) yakalanan o heyecanı görünce bunu öngörmek zor değil zaten. Şampiyonluğun kutlanmadığı tek şehirde de şampiyonluk kutlanacak. ikinci bir devrimi gerçekleştirebilmeliyiz artık.

tanjue dedi ki...

@Mes que un club

Dostum Trabzonspor taraftarı bakış çısıyla doğru söylüyorsun da düşün bir saniye, yıllık 1 milyon euro kazanan 23 yaşındaki bir adamsın atıyorum. O parayı kazanan birinin hayattan ve cevreden beklentilerini ve o bekletinleri Trabzon şehrinin ne kadar karşılayabileceğini düşün. İşin kritik noktası bu...

Diğer konularda sonuna kadar haklısın.

Mes que un Club dedi ki...

@tanjue
dostum 23 yaşındayım ama aylık 100 lira bile gelirim yok henüz :)

tabi ki haklısın sosyal açıdan trabzon istanbul'un ve daha birçok ilin çok çok gerisinde bir yer. ve gelmek istemeyebilirler bu nedenlerle. gelmeyenlere de lafımız olamaz. zaten benim bahsettiğim gelme sebepleri de yakalanacak başarıyı istanbul takımlarında değil de trabzonsporda kazanmayı amaç edinecek futbolcular. ünal karaman gibi. selçuk ve giray gibi. işin sosyal tarafı değil de hedef tarafından bakarak söylüyorum. tercihini bu yönde kullanan futbolcular bu takımda oynayabilmeli her daim.

Adsız dedi ki...

Futbolculuk artık bir meslekse, futbolcularda bunu bir meslek olarak görüyorsa, aile fertlerinin ve varsa kendisinin eğitim sorunları dışındaki sosyal hayatla ilgili diğer tüm bahaneler kabul edilebilir mazaretler değildir. Mesleğini hobi olarak görüyor, sosyal hayatı mesleğinin önüne geçiriyorsa, o zaman gelmeyiversin olur biter.

tanjue dedi ki...

@adsız

Kesinlikle çok sığ bir bakış açısı olmuş bu. Yıllık milyon eurolar kazanan adamlara sen ailene bak, çocuğun okusun, antrenman maç ev ücgeninde yaşa dersen gülerler adama. Suan o paraları kazanan oyuncuların pskilojisini anlaman zor gerçekten, bazıları için Trabzon doğru yer olabilir özellikle basamağa ihtiyacı olanlara ama kendini kanıtlamış kişileri Trabzon'a getirmek zor olduğu gibi de , büyük bir de hata olur. Örneklerini de sıkça gördük tarihte;)