Gün geçtikçe açılan genç futbolcular her gün daha çekişmeli bir maç daha izletiyor bize. Dün de güzel maçlar oldu. İlk maçlardaki durgunluk yerini iyiden iyiye dinamizme bırakıyor ve turnuva tadından yenmez bir hale doğru yol alıyor. Bizimkiler çocukluktan "Delikanlı"lığa doğru geçiyor anlayacağınız. Ev sahibi Mısır, daha ilk maçtan delikanlılık taslıyordu çöplüğün sahibi olmanın avantajıyla. Trinidad'ı rahat geçmişlerdi. Bu kez rakibi, benim turnuvadaki favorim, Paraguay'dı. Paraguay turnuvaya gerçekten çok iyi hazırlanmış. Gerçek bir takım gibiler. Attıkları ilk gole şapka çıkartılır. İlk maçın bekleneni veremeyen isimlerinden Robin Ramirez'in, tüm yarı sahayı tek başına kat edip savunmanın dengesini bozduktan sonra ekürisi Santander'e yaptığı asist izlenmeye değerdi. Gol vuruşu da bir o kadar güzeldi bu arada. Paraguay için her şey güzel giderken, savunmanın emniyet sübabı Ronald Huth'un yaptığı basit hata ve arkasından gördüğü kırmızı kart işin seyrini değiştirir gibi oldu. Üstüne üstlük, kırmızı karta sebebiyet veren serbest vuruşun gol olması, üç sayı + faul+ teknik faul gibi bir şey oldu basketbol tabiriyle. Gol sonrası Ramirez'i dışarı alıp yerine Aldo Panigua'yı süren Paraguay antrenörü Coria'nın hamlesi meyvelerini ikinci yarıda vermeye başladı. 10 kişi oynamasına rağmen rakibine oyun kurma fırsatı vermeyen, rakibi hataya zorlayan, savaşan bir Paraguay takımı vardı sahada. Buna Mısırlı futbolcuların mayhoş ruh hali de eklenince Mısır üstünlüğü ile geçmesi beklenen İkinci yarıda Paraguay'ın üstün futbolunu izledik ve son saniyede gelen gol, Paraguay'a dramatik üç puan getirdi. Oyuna taktik değişiklik neticesinde giren Panigua, son saniyede attığı golle Paraguay'ın 10 kişi kaldığı bu maçtan önemli bir üç puanla ayrılmasını sağlayan isimdi. Üstteki resimde golün sevincini görebilirsiniz. Panigua'nın yüzünde şansa atılmış bir golle kazanılacak galibiyetin değil, hakkı olanı elde etmiş olmanın verdiği sevinci görüyorum.
Mısır'da Hosam Arafat'ın harcadığı pozisyonlara bakılırsa bir konsantrasyon eksikliği vardı. Karşısındaki rakibi Trinidad'a benzetip hafife almakla ne kadar büyük bir hata yaptığını farketmişlerdir umarım. Eğer Huth, o bir anlık hatayı yapmasaydı bu karşılaşma çok daha fakrlı bir skorla bitebilirdi. Taktiksel yetersizliklerine antrenörlerinin de maçı seyirci gibi izlemesi eklenince ibretlik bir mağlubiyet aldılar. İtalya ile oynayacakları maç turnuvadaki kaderlerini belirleyecektir. Bu maç da kaçmaz. Paraguay takımıyla ilgili düşüncelerimizi ise daha evvelki postlarda defalarca belirtmiştik. Turnuvadaki favorimizdir kendileri.
Diğer maçlara gelirsek, Nijerya, İspanya'ya 0-2 kaybetmesine rağmen oyunda üstün olan taraftı. Büyücüler ülkesi, golü bulmak için ne gerekiyorsa yaptı, maçı baştan sona kadar üstün oynadı, pozisyona girdi, fakat bir türlü ihtiyacı olan golü bulamadı. 2007'de Kore'de düzenlenen Fifa 17 Yaşaltı Dünya Futbol Şampiyonasında da iki takım karşı karşıya gelmiş, 0 - 0 biten karşılaşmayı penaltı atışları sonucunda 3-0 kazanan Nijerya Şampiyon olmuştu. O finalde penaltı kaçıran İspanyollardan biri, Merida, bugün iki gol attı Nijerya'ya. Nijerya özellikle hücum hattında Akinsola ve Chrisantus gibi oyunculardan mahrum olmasının bedelini turnuvada ilk turda veda ederek fazlasıyla ödedi. Akinsola'nın bahsi geçmişken, Salamanca formasıyla İspanya'da mücadele eden bu mükemmel yeteneği tez zamanda sizlere tanıtacağım.
Tahiti bildiğiniz gibi, İspanyollardan 8 yedikten sonra eski bir ispanyol sömürgesi Venezuela'ya da aynı misafirperverliği gösterip 8 gol de onlardan yediler. Nijerya'ya karşı ne yapacaklarını merak etmiyorum artık. Okyanusya insanının sonsuz hoşgörüsünü Afrikalı yaşıtlarına göstereceğinden şüphem yok.
Venezuela, Paraguay, Uruguay ve Brezilya... Güney Amerika'dan gelen bu dört takımın turnuvada şimdiye kadar mağlubiyeti yok. Conmebol'dan gelen takımlar, turnuvada ezici bir üstünlük kurmuş durumdalar. Tabii bu durumda bu takımlara rakip olabilecek ekiplerin as kadrolarını çeşitli sebepler dolayısıyla getirememelerinin de etkisi var. Ne olursa olsun, bu dört takımdan özellikle ikisinin kalitesi tartışılmaz. Finali bir aksaklık olmazsa bu dörtlüden ikisi oynar.
2 Yorum:
Paraguay kalecisinin 90. dakikada gelen golden sonra doktugu gozyaslari da turnuvaya ne kadar konsantre olduklarini gosteriyordu. Misir'i ilk Trinidad macinda cok begenmistim. Bu macta da fena degillerdi, tabi rakibin 10 kisi olmasini da goz onunde bulundurmak lazim. Italya'yi ilk Paraguay macinda da begenmemistim. Trinidad karsisinda aldiklari galibiyete ragmen yine tatmin etmediler oyunlariyla. Misir ev sahibi olmanin da avantaji ile Italya karsisinda favorim. O mactan cikacak bir beraberlik iki takimi da ust tura cikarir dusuncesindeyim. Paraguay da artik grup liderligini birakmaz. Nijerya Venezuela karsisinda da macin neredeyse bastan sona hakimi olmasina ragmen kaybetmisti. O mactan sonra Venezuela'nin gruptan cikmayi garantiledigini, Nijerya'nin ise kaybettigini Ispanya karsisinda bulmak zorunda oldugunu yazmistim. Bu kadar kotu takimin oldugu bir turnuvada bir ust tura cikmasini istedigim takimlardan biridir Nijerya. Ikinci maclar tamamlandiktan sonra en iyi 4 3. arasina girip giremeyecekleri ile alakali daha saglikli bir yorum yapilabilir. Turnuva basladi ama sanki hala on elemeler oynaniyot gibi. Turnuvanin asil ceyrek finallerle baslayacagini dusunuyorum. Ve keske Arjantin ve Hollanda da turnuvada olsaydi diyorum her mactan sonra.
Bu turnuvanın en büyük eksikliklerinden biri, almanya, italya ve ingiltereli genç futbolcuların bu turnuva için kulüpleri tarafından gönderilmeyişidir. Genç yaşlarına rağmen kulüplerinde önemli roller üstlenen bu gençlerin turnuvada yer alması her açıdan farklı bir soluk getirir bu turnuvaya. Bu kez bu takımların arasına Nijerya da katıldı. Onlar da ağırlıklarını getiremediler. Yine de keyifli bir turnuva oluyor, gitgide daha keyifli olacaktır. Yalnızca Süper Lig takımlarımızın değil, Bank Asya Ligi takımlarımızın da dikkatini çekmiştir umarım bu turnuva.
Yorum Gönder