16 Kas 2009

17 Yaş Altı Dünya Kupası: Şampiyon İsviçre

Sürekli kameraların önünde uçuşup duran, gözümüze gözümüze girmeye çalışan sinekler tüm bu modern görünümüne rağmen Afrika'nın bir gerçeğini yüzümüze vuruyor gibiydi. Taç yahut korner atan futbolcuların, heyecanlı teknik direktörlerin yüzlerinde herşeyden daha önce onlar vardı. Finalin ilginç anektodlarından biri benim gözümde. 60.000 futbolseverin izlediği 17 Yaş Altı Dünya Şampiyonası finalinde Nijerya'yı geçen İsviçre müthiş bir başarıya uzandı. İsviçre'nin finale gelene kadar oynadığı futbol ve sergilediği mücadeleyi şampiyon olamasalar bile takdir etmemiz gerekiyordu. Niye mi? Turnuvanın en güçlü takımlarıyla bir bir karşılaşmalarına rağmen tüm maçlarını kazandıkları için olabilir. Elbette! 2005 Dünya Şampiyonu Meksika, turnuvanın en büyük favorilerinden Brezilya, 2009 Avrupa Şampiyonu Almanya, İtalya, Arjantin'i ve bizi eleyen, turnuvanın en yetenekli takımı olarak gösterilen Kolombiya, ve finalde bu turnuvayı daha önce üç kez kazanmış, ev sahibi Nijerya... 7 maç, 7 galibiyet. Kalelerinde gördükleri 7 gole karşılık attıkları 18 gol. Bu turnuva bazında da olsa futbolun adaletini temin ettikleri için ekstra bir teşekkür sunuyorum kendilerine. En az 12 (İtalyan asıllıları İsviçrenin yerlisi sayarsak) devşirme oyuncu barındıran İsviçre 17YA takımı bu başarısıyla İsviçre Futbol Tarihinde takım halinde kazanılan ilk dünya kupasını kazanarak tarihe geçti. Bu başarıları Roger Federer'in Wimbledon'daki ilk şampiyonluğu ile özdeşleştiriliyor.

Finalde turnuva boyunca izlediğimiz klasik İsviçre'yi izledik. Teknik ve taktik olarak gerçekten çok üstün bir takımdılar turnuva boyunca. Bugün teknik anlamda gölgede kalmış gibi görünseler de defanstaki mücadeleleri dikkat çekiciydi. Nijerya ev sahibi ve favori olmanın avantajıyla maça son derece hızlı başladı. Fakat turnuva boyunca izlediğimiz İsviçre, yine sahadaydı. Mental olarak rakiplerine boyun eğmeyen, geride dikkatli, gerektiğinde iyi kapanan, ileride iki Grasshoppers'lıyı, güçlü fiziği ve etkili şutlarıyla Seferovic'i ve yaratıcı oyunuyla Ben Khalifa'yı bırakan İsviçre... Ve Brezilya karşısında olduğu gibi bir duran top neticesinde de golü buldular Seferovic'in kafasından. Bu ikili takımları adına 9 gol ve 3 asiste imza attı. Atılan 18 golün 12'sinin kahramanları onlar. Kalecileri Siegrist de takımın göze batan oyuncularından. Turnuvanın en iyi Kalecisi'ne verilen Adidas Altın Eldiven ödülünün de sahibi oldu Aston Villa'lı kaleci. Fakat bu takımın genel yapısını özellikle vurgulamakta fayda görüyorum. 7-8 sene içinde bu takımdan İsviçre A millî takımına geçiş yapan en az 5-6 futbolcu görmek benim için sürpriz sayılmayacak. 2010 Dünya Kupasına direk vize alan İsviçre A Millî takımının Eren, Djorou, Ziegler, Benaglio, Fernandes gibi genç futbolcuları da aynı dönemde futbollarının en olgun dönemini yaşayacaklar. Böyle bir durumda zaten çıkışta olan İsviçre Futbolunun bir başka uluslararası başarı kazanması işten değil.

Nijerya'da süper yedek Sani Emmanuel'i 11'de görmek beni şaşırtmıştı. Karşılaşmanın sıkıştığı dakikalarda oyuna girmesini umuyordum. Aslında etkili de bir oyun ortaya koydu. Özellikle ilk yarıda kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyon başta olmak üzere bir kaç pozisyonda kendisi vurmak yerine arkadaşlarını görebilseydi farklı bir sonuçla karşılaşabilirdik ama... Ah bu amalar... 76. dakikada yerini Yusuf Otabanjo'ya bıraktı Sani. Ve sürpriz bir şekilde Adidas Altın Top'u, yani turnuvanın en değerli oyuncusu ödülünü kazandı. 220 dakikada 5 gol atan bu adamın topa hakimiyeti, dengesi ve sürati dikkat çekici. Boyuysa en büyük handikabı: 1.63... Nijerya takımı Chukwudi iddialarının gölgesinde kaldı benim nazarımda fakat Okoro başta olmak üzere bireysel anlamda çok sayıda iyi oyunculara sahipler. Ramon Aziz, Oliha, Aliyu gibi oyuncular bavullarını toplamaya başladılar bile...

Millîlerimizin 5. olarak bitirdiği turnuvanın üçüncülük maçında İspanya, Kolombiya'yı 1-0'la geçti. Turnuvanın gol krallığını üç oyuncu paylaştı: Uruguay'lı Gallegos, Nijerya'lı Sani ve İspanya'dan Borja. Seferovic'in de 5 golü var ama Fifa'nın ana sayfasındaki Awards kısmında onun adı yok. Ve ilginç bir şekilde 6 maçta 5 gol atan Borja Altın Ayakkabı ödülüne layık görülmüş. 5 maçta, daha doğrusu 220 dakikada 5 gol atan Sani ve 4 maçta 5 gol atan Uruguaylı Orta Saha oyuncusu Gallegos değil de neden Borja? çözemedim doğrusu. Fifa'nın turnuvada dağıttığı ödüller ana sayfasına şuradan göz atabilirsiniz. Turnuvanın en iyi 11'ini seçmiyorlar ki o da bizim görevimiz olsun. Hafta içi bir En İyiler yazısıyla biz de bitirelim bu serüveni.

1 Yorum:

Great White dedi ki...

İsviçre' nin genel nüfusunun sadece 7 milyon olduğunu, o nüfustan 17 yaş altı kriterine girecek erkek nüfusunun en fazla 500 bin civarlarında seyredebileceğini, bu ülkenin bir Hollanda gibi kendi sömürgesi olan ülkelerden futbolcu kullanmadığını ve bir Kolombiya ya da Nijerya' da yaşayan gençler gibi tek var olma amaçlarının futbol olmadığı gerçeğini düşündüğümüzde hakikaten takdire şayan bir başarıdır benim gözümde..