2 Ara 2009

Jean-Marc Guillou ve Academie de Sol Beni Efsanesi

Yukarıdaki resimde şu anda dünyaca ünlü birer futbolcu olan tam 4 isim gizli. Yanlarında duran beyaz saçlı adam saçlarını değirmende ağartanlardan değil. Günümüz Fildişi Sahili (ya da kendi resmî isimleriyle Côte d'Ivoire) Millî Futbol takımının yaratıcısı. Böyle direkt bahsedince bir dünya şampiyonundan falan bahsediyormuş gibi oldum ama nazarımda evet, o kadar vardır bu takım! Fildişi Sahili Millî Takımı, nasıl söylesem, Xavi'ye göre 2010 Dünya Kupasını kazanabilecek takımlar arasında gösterilen, futbolu derinlemesine takip eden herkesin gönlünde özel bir yeri olan bir takım. Benim gönlümde var mesela. Bu adamlara sempati duyuyorum ve üstelik bu sempatinin altı öyle boş değil. Her şey bir yana. Gerçekten dünya çapında yıldızlara sahipler. Daha önce hiç bir Afrika Ülkesi böylesi bir futbolcu jenerasyonuna sahip olamamıştı. Peki Fildişi ne yapmıştı da bu denli yükselmişti?

Jean-Marc Guillou, 1945 doğumlu eski bir futbolcu. Profesyonel futbol hayatına 1966'da başlamış. Angers takımında başlayan kariyer, 1984 yılında Cannes'de sona eriyor. Buradaki son yılı futbolcu-menajer olarak geçiren Guillou 19 kez Fransa millî takımı forması giymiş, Dünya Kupası havasını da solumuş, 1978 Dünya Kupası'nda İtalya'ya karşı forma giymiş, tecrübeye anlam katmış bir isim... JMG, Fransa kariyeri sonrası İsviçre'ye, Servette'nin başına geçiyor. Daha önce 1980-81 yılları arasında, daha sonra Galatasaray'la hayatımıza girecek Nöşatel Samaks'ı çalıştıran JMG'nin ikinci İsviçre macerası da kısa sürüyor. 85-86 sezonu sonrasında takımdan ayrılıp 7 yıl sürecek bir nadasa bırakıyor kendini. Ve dönüşü de muhteşem oluyor.

Şansını Afrika'da denemeye karar veren Guillou'nun bu kıtayla ilgili sınırlı da olsa bazı bilgileri vardır. O bilgiler de sonradan da kendini etkili biçimde gösterecek olan bir transfer hikayesiyle başlayan dostluktan gelmektedir. ASEC'de yıldızı parlayan, bir ara Karşıyaka forması da giyen Yusuf Fofana'nın Avrupa'da Transfer olduğu ilk takım Cannes. Onu transfer eden kişi ise Guillou... Aradan geçen 4 yıldan sonra, 1990'da Fildişi'ne tekrar geldiğinde gördüğü ortam kafasındakileri şekillendirmesine yardımcı olur. Burada kafasındakileri hayata geçirmek için gerekli olan herşey vardır: Zengin insan kaynağı, potansiyeli oldukça yüksek bir genç Nüfus. JMG'nin ilgisini 11-12 yaş grubu çocuklar çekmektedir. Bu çocukları yaşlarından dolayı kimse dikkate almamakta, futbol takımları altyapıları da dahil olmak üzere en az 15 yaşındaki çocukları takımlarına almaktadırlar. Guillou kafasına koymuştur: Fildişi'nde bir futbol akademisi kuracaktır. Roger Ouegnin, Guillou'nun Fildişi'ndeki arkadaşlarından, 1992 yılında ASEC başkanı olur. Ve kulübün durumunu gözden geçirdikten sonra Guillou'yu tekrar Fildişi'ne çağırır. Kulübün ekonomik durumu iyi değildir, ve başkan Ouegnin'in bu ekonomik durumda hedeflediklerine ulaşması neredeyse imkansızdır. Guillou ile yaptıkları görüşmeler neticesinde her iki tarafı da abad edecek olan karar alınır: Kulüp ve Guillou ortak bir Futbol Akademisi kuracaklardır. Academie Sol de Beni (Buraya tıklayarak ne kadar mükemmel bir tesis olduğunu görebilirsiniz.) adı verilen bu akademiyle Guillou bir rüyayı gerçeğe dönüştürmeyi başarırken, 1999'da ASEC Afrika Süper Kupasını bu gençlerden oluşan kadrosuyla kazanarak bir başka rüyayı da gerçeğe dönüştürüyordu.

1994 yılında faaliyete geçen Academie de Sol Beni'den yetişen futbolcular günümüzde zaman zaman Fildişi Millî Takımının %70'e yakın bir oranını oluşturuyorlar. Yaya ve Kolo Toure, Zokora, Aruna Dindane, Salomon Kalou, Igor Lolo, Bakary Kone, Arthur Boka, Gilles Yapi-Yapo, Romaric, Gervinho, Emmanuel Eboue bir çırpıda sayabileceğimiz akademi patentli yıldızlar. (2008'de Gana ile oynadıkları maçta form giyen 7 futbolcu bu akademidendi.) 7 yıl boyunca Fildişi'nde aktif olarak görev yapan JMG, 99-2000 yılları arasında Fildişi Sahili Millî takımını çalıştırdıktan sonra 2002 yılına kadar çalışacağı ve Fildişi'nin Avrupa Bayii olarak görev yapacak olan Beveren takımının başına geçiyor. Beveren kadrosu bir dönem neredeyse tamemen Fildişi'li oyunculardan oluşuyordu. (Bugün tek bir Fildişili oyuncu bile yok)

Guillou, Beveren sonrasında kendini tamamen akademi işine verdi. Afrika başta olmak üzere Asya'nın çeşitli ülkelerinde bugün Academie Sol Beni tarzı oluşumlar mevcut. Vietnam, Tayland gibi Asya ülkelerinin yanında Gana, Cezayir, Madagaskar gibi ülkelerde akademiler kurdu. Madagaskar'da 2001 yılında kurulan akademi ve bu akademinin oyuncularından oluşan profesyonel kulüp Academie Ny Antsika daha şimdiden kendini göstermiş durumda. Geçen sezonu Madagaskar Şampiyonu olarak tamamladılar! Bu kadarı da tesadüf olamaz sanırım. Cezayir JMG akademilerinden çok umutlu. Bir kaç yıl içinde ülkenin en üst düzeyinde mücadele edecek bir takımları da olacak. Adlarını sıkça duyarız. Oradan yeni Zidane'lar yetişeceğini umuyorlar. Hatta şimdiden youtube'a bir kaç tanesini eklemişler. Neden Zidane'sa? Peki bu ülkelerde Fildişi Sahillerinin ulaştığı başarıya ulaşılması mümkün mü?

Fildişi Sahili Futbol Federasyonu JMG'nin atılımlarını hep desteklemiş. İş, başlangıçta yalnızca Asec'e bağlı bir akademi olarak başlamışken, 2002 yılında ülke genelinde tam 22 futbol akademisi açılmış. Bu da Fildişi Sahili'nin başarısındaki süreklilik etkenini gözler önüne seriyor. Bu akademilere seçilen futbolcular, "titizlikle antrene edilerek ilerde millî birer sporcu olabilecek seviyede" eğitiliyorlar. Akademi eğitim  takviminin %50'si Antrenmanlar %50'si de genel dersler olmak üzere ikiye ayrılmış durumda. Bu oyuncuların çok yetenekli sporcular olmaları akademilerde başarılı olacakları anlamına gelmiyor. Eğitim hayatlarında da başarılı olmak zorundalar. Akademi tarafından tüm masrafları karşılanan bu gençler Afrika kıtasında bir rüyayı yaşıyorlar. Verilen eğitimin kalitesine bir örnek vermek gerekirse, Amani Yao'ya kulak verelim: "Kolo ve Yaya Toure kardeşler akademiye girdiklerinde gördük ki Yaya Kolo'dan çok daha yetenekliydi. Kolo hem teknik, hem fizik olarak Yaya'nın gerisindeydi. Fakat muhteşem bir azimle kendini geliştirmesine tanıklık ettim."

Oluşum, Afrika ve Asya'dan sonra, bir çeşit bayii olarak kendilerine hizmet veren Belçika'nın Lierse kentinde de bir akademi açtı. Başarısız bir antrenörlük hayatından sonra üç kıtada at koşturan bir çeşit futbol akıncısı olan JMG'yi şahsen bir mühendise benzetiyorum. Fildişi'nin boşa akan sularının önüne bir yetenek seti çeken bu adam Afrika'nın diğer yetenek nehirlerinin önüne de set çektikten sonra Avrupa'da... Diğer ülkelerin Fildişi'nin izinden gidebilmesi için elbette gelişimi sürdürmeleri gerekiyor. Eğer bunu yapabilirlerse ileride Mozambik, Vietnam ve Tayland millî takımlarında forma giyen Dünya yıldızları görmemiz işten bile değil. Bugün Afrika'nın pek çok ülkesi, direkt olarak JMG patentli akademilere sahip olmasa bile onların küçük birer kopyalarını ülkelerinde çoktan uygulamaya sokmuş vaziyetteler. Jean-Marc Guillou... Yani diğer bir deyişle bir kıtanın kaderini değiştiren adam... Hâlen bazı ulaşılmamış hayalleri var. 2010 Dünya Kupası'nda boy gösterecek Fildişi takımının başında olmak mesela...Ara ara Vahid Halilhodziç'e, yani hâlen Fildişi Sahili Millî Takımı'nın başındaki isme ağır eleştiriler yöneltiyor. "Onunla ilk turda elenilmesi kaçınılmaz. O varken, Fildişi yalnızca iyi oyunculara sahip bir ülke olur, iyi bir takım değil." Bu hayalinin yarattığı zaafiyeti bir kenara bırakırsak, tıpkı kıtadaki diğer ülkelerin yaptığı gibi örnek alınması gereken çok yanı var. Okullarını örnek alması gereken yalnızca Afrika ve Asya ülkeleri mi? Değil elbette... Eğer öyleyse, keşke bir Afrika ülkesi olsaydık. 

Ben bu yazıyla haşır neşir olurken Şenol Hoca yurda dönmüş, 3.5 yıllık sözleşmeye imza atıp yine öze dönüş vurgusu yapmış. Umarım Trabzon'un boşa akıp giden onca yeteneğinin önüne bir baraj kurmayı başarır da bu oluşum Trabzon'a yol, su, elektrik ve yıldız futbolcular olarak geri döner. Bu başarıya giden -gitmesi arzulanan- yolda uğranması gereken istasyonları da içeren bir yol haritası olsun bir sonraki yazımın konusu. 

3 Yorum:

Great White dedi ki...

Eline sağlık Adem..

Kahvaltı sonrasına keyifle okuduğum bir yazı olmuş :)

Son paragraftaki hayalinin de gerçekleşebilmesi dileğiyle..

Bu arada Vahid' e kıl olan tek kişi olmadığıma da sevindim yani..

LeFoot dedi ki...

Uzun zamandir bu detayda yazmak istedigim bir konuydu. Gercekten cok begendim. JMG nin yaptiklari bir kisim cevre tarafindan bilinmesine ragmen, hakettigi ilgiyi henuz cekmis degil. JMG, Fildisi Sahilleri futbolunda tam anlamiyla bir devrim gerceklestirdi ve yeni ulkelere adim atti. Buna benzer bir patlama simdi Madagaskar'dan bekleniyor. Ve bence bir sonraki adim Cezayir olacak. Afrika futbolu icin cok degerli isler yapti JMG ve yapmaya da devam ediyor.

Tam da bloga Fildisi Sahilleri ile ilgili bir yazi yazdiktan sonra bu yaziya rastlamam hos bir rastlanti oldu. Uzun zamandan beri tutkuyla destekledigim bir ulke Fildisi Sahilleri! Zaten blogta da defalarca yazmistim onlarla ilgili ve benim gibi birisini daha gormek gercekten cok hos.

Tekrardan tesekkurler bu guzel yazi icin...

LeFoot

Cezasahasi dedi ki...

Soner abi & LeFoot teşekkürler. Açıkçası sizden başka kimsenin de dikkatini çekmedi bu yazı. Kendimi bildim bileli böyle 3. dünya ülkelerinin takımlarının bu tip sporlarda başarılı olmasını umarım. Önemlidir benim için. Fildişi bu hayale en çok yaklaşan takım. Geçirdikleri süreç bir rüya gibi, beni çok etkiliyor. Tıpkı senin gibi. Ben de senin yazını gördüm, aynı hissiyatı yaşadım. Gördüğüm en detaylı JMG yazılarından, genel anlamda. Başka dillerde de yok bu konuyla ilgili pek bilgi. Bu konuya eğilenler genelde yüzeysel eğiliyor. Bizim gibi eğilen pek kimse yok gibi. İnsanların pek dikkatini çekmese de müthiş bir hikayesi var bu adamların. Gönlüm onlarla olacak 2010 Dünya Kupası'nda...

Adem