Trabzonspor'un Aydın Yılmaz'ı, (ya da Galatasaray'ın Barış Memiş'i, aralarında fark yoktur gözümde) Gabriç'in yerine oyuna müdahil olduğunda sonuç belli olmuştu. Oyuna müdahil olduğu dakika kadar mücadele edip durmuşcasına bitkin, kopuk bir ruh hali içindeki Barış aslında çok şeyler anlatıyordu görmek isteyene. Fakat saha içi mevzular için en kolayını yapmak gerekir diye düşünüyorum: Broos'un mirası. Mâlumunuzdur ki estirilen havaya en uygun özet bu. Bursaspor İstanbul'da Beşiktaş'a karşı son 5 dakikada maç çevirsin. Biz Barış'ı seyredelim. Maç boyunca kaleye 10-12 şut çekip hiç birinde kaleyi tutturamamak, bir o kadar şut pozisyonu bulabilecekken ileri ucunuzda forma giyen insanın neredeyse hiç bir topu alamaması, hatta çoğu zaman ayakta kalabilmek, denge sağlayabilmek için bir omza ve ele ihtiyaç duyması (bkz. Foto) maçın bir başka özeti. 80. dakikalar oynanırken Ceyhun'un attığı bir uzun topu kovalarken seken topa ayağının ucuyla dokunmak yerine diziyle uçan bir insan sahada sizin takımınızın forması adına forvet olarak mücadele ediyor. Bu mağlubiyet bence hayırlı bir mağlubiyet idi. Uzatılan her mikrofona demeç kontrol 1,2 yapan yönetimin bu maça yüklediği anlam itibariyle hayırlı bir mağlubiyet idi. Sezonun geri kalanını geriden seyredip, ilk 3 için mücadele verecek Anadolu takımlarını ibretle izleyebilmek için hayırlı bir mağlubiyet idi. Yeniden yapılanma dediğimiz süreci kolaylaştıracak bir mağlubiyet idi. Yönetim maçta alınacak bir galibiyet sonrasında artacağını umduğu ilginin getireceği ekonomik faideleri kendince hesap ederek yüklüyordu bu anlamları bu maça. TrabzonCell, vs... Halbuki önceliklerini doğru seçebilselerdi bugün bu maça anlam yüklemesi gereken takım Fenerbahçe olacaktı. Son 3 deplasman maçında galibiyet yüzü görememiş, fakat son sezonlarda Trabzon'u Rehabilitasyon merkezine çevirmiş olan Fenerbahçe... Ama dediğim gibi, bu mağlubiyet hayırlı bir mağlubiyet idi. Artık Sadri Şener'in kör gözlerine de girmiştir sanıyorum Trabzonspor forvetinin bu takımı nasıl %70 kapasite düşüklüğüne uğrattığı. Görememiş de olabilirler. Artık iş Şenol Güneş'e düşüyor. Bu bir iddiadır. Kahe yahut Makukula tarzında bir forvetle Trabzonspor'un gücü %50 oranında artar. Mevcut forvetin oyuna katkısı %-40. Evet, eksi kırk. Takımı sahada her maç 10 yahut 9 kişi bırakmaları bir yana, orta saha ve kanatların da gereğinden fazla yorulmasına neden oluyorlar. Ha bir de, rahatlıkla vurabilecekleri bir topa uçan diz atarak taraftarı yok yere günah sahibi yapıyorlar.
Bu maçın hayrü hasenatını saysak bitiremeyiz. Stoper sıkıntımızı da yüzümüze vurdu ki devre arasına girerken bu yönden bir tokat yemek de iyidir. Takımın ihtiyacı olan şeyler belli. Şimdiye kadar çalışmalar yapılmış diye umuyorum eğer Trabzonspor yönetimi insanlara yalan söylemiyor ve onları kandırmıyorsa. Trabzonspor, onların söylemlerine göre bu maçı kazansaydı Şampiyonluk adaylarından biri olacaktı. Mevcut kadro bu maç kazanılsaydı dahi bu yarışı götüremeyecek kapasitede. Bu sebeple devre arası transfer sezonu açılır açılmaz anlaşılan oyuncular şehre getirilip takıma kazandırılacaktı. Şimdi yapılması gereken şey de farklı değil. Artık son güne sıkıştırılmış beceriksizlik kokan transfer fiyaskolarından bıktık. Daha fazla hataya ne tahammülü var bu taraftarın, ne de yönetimin böyle bir lüksü.
Çok daha iyi bir kadroya sahip olsaydık bu maçı kazanacağımız garanti miydi? Elbette hayır. Fakat en azından maç öncesi yaratılan kesin favori olduğumuz yönündeki yalan havayı dengelerdik. Koşulsuz galibiyet beklentisinin altında yatan sebep hırstan ve intikam duygusundan başka bir şey değil. Trabzonspor'dan çok daha kötü takımlar yendi Fenerbahçe'yi. Ama hadlerini bildiler. Tepeden tırnağa hadlerini bildiler. Biz ya hadlerini bilip Fenerbahçe'yi yenenlerden olacağız, ya da yarattığımız bu havayı dengeleyecek kadroyu kuracağız. Siz yalnızca 1000 m yükselebileceğiniz bir balonla çok daha yükseklere çıkmayı denerseniz patlarsınız. Düşüşünüzün yarattığı etkiden bahsetmiyorum bile. Canım çok sıkkın, fena halde... Fenerbahçe'yi de tebrik etmeden bitmesin bu yazı. Bir de Aziz Yıldırım'a şunu sorayım, sayın başkan bu tip hakemlerden memnun musunuz? Eğer memnunsanız ve sizin için uygunlarsa hep böyle yapalım sizin siparişlerinizi.
Bir de her maçtan sonra üvey evlat çığırtkanlığı yapanlara bir sözüm olacak. Gaybolun.
16 Yorum:
evet normal ve beklenen bir sonuçtu. ama maçın hakkı nedir denirse beraberlikti. fobi haline geldi artık bu tip maçlar. yarışta biz de varız diye demeç veremeyecek olan yöneticilerimiz ve başkanımız demeç verebilecekleri başka konular bulacaklardır eminim.
Kırılma anı 6. dakikada çok saçmaca verilen ofsayt kararıydı.
Muhtemelen gol olacaktı ve 6. dakikada ts 1-0 öne geçecekti. Maçın tüm seyrini değiştirecekti tabii ki bu üstünlük.
Oyun acısından bakarsak, hakeden kazandı. Fenerbahçe oyunun büyük bir bölümünde iyi kapanarak,(geniş alanda yakalanmayarak) Alanzinho'ya, Umut'a, Gabriç'e boş alanlar bırakmadı. Kapalı defansları açmakta zorlanan trabzonspor bence hava toplarına hakim, iyi duvar olan en az 2 tane forvet transfer etmeli.
Hocam inanamıyorum. Bu maçta bile Umut Bulut'u mağlubiyetin mimarlarından biri ilan ediyorsunuz ya helal olsun.
Türkiye liglerinin en mücadeleci en sert iki oyuncusuyla tek başına mücadele etmiş. Takımdaki herkesten çok maça inanmış, didinmiş birşey yapmaya çalışmış. Ekseriyetle tek başına kalmış, pas alamamış, arkadaşlarından yardım görememiş Umut'a bağladınız ya bu maçı? Kendisine en yakın ortasaha oyuncusu en fazla 25 metre yaklaşabilmiş Umut'a!
Alanzinho sözde forvet arkası! Üfleyerek atıyorlar onu tehlike bölgesinin dışına. Yine 30 tane top kaybını hiçi hiçine yaparken ve o 30 top kaybının yanına bir tane pozisyon üretecek atağı ekleyemezken bütün suçu Umut'a atmak ne ayıp. Adamın emeğine ayıp.
Yazık.
Umut yeteneksiz olabilir, çok gol kaçıran, soğukkanlı olmayan bir oyuncu olabilir.
Ama bu maçın sorumlusun, bugün Trabzonspor'un yetersizliğinin sorumlusu Umut mudur yahu?
Umut'a gelene kadar o denli üç kuruşluk topçu var ki Trabzonspor'da.
Ve hepsi de futbolcu muamelesi görüyor.
Her maç 30 top kaybına rağmen bir kayıplarının da arkasından koşmayanlar.
Esas onlar 10 kişi oynatmıyor bu takımı da Umut mu oynatıyor?
Manisa'dan geldiğinden beri üstüne hiçbir şey koyamayan Selçuk, tek yönlü Serkan, istikrarsız Colman vs hepsi çok yeterli de bir Umut mu yetersiz?
Stoperler Puyol'da Umut mu 3. lig topçusu.
Tamam Umut yetersizdir.
Ama herkesten çok emek verdiği bir maçta Umut mudur yani kalayı yiyecek olan?
Makukula gelse diyorsunuz. Bir futbolculuk değil ki Trabzonspor'daki yetersizlik 8-9 futbolculuk yetersizlik var.
Şu takımda şampiyonluğa oynayabilecek kalitede tek 11 oyuncusu Cale olur.
Onun dışında ne stoperler şampiyon takım stoperi olabilirler, ne ortasahalar, ne forvetler, ne kaleciler.
Şu gün Fenerbahçe 11'den bir oyuncu göster, ve deki Trabzonsporlu bu oyuncu Fenerbahçeli şu oyuncudan daha kaliteli.
Var mı? Yok.
Umutu halen daha savunanlar var.İnanamayorum Adam boşa koşuyor arkadaş.Bari Trabzonspor Atletizm branşı açsın da harcanmasın yeteneği.
Gerçekten akşam çıldırdırm arkadaş.Alanzinhoya verilen 2 metre geriden ofsayt yan Hakem resmen kaderiyle oynadı maçın.Son on dakikada Bülent yıldırımın çaldığı saçma sapan düdükler.Bu kadar olmaz.Tamam abi yenilmemiz bence de inşallah hayırlı olmuştur.Ama Bu hakemleri biz yenemeyiz.Bizim gücümüz bu istanbul ligi hakemlerine yetmez.Messi ile Ronaldo bile olsa iki kanatta bu hakemlerle şampiyon olamayız..
USD
Extendor kardeş yani Umutu bence çok abartmışsın.Tamam mücadele ediyor, çırpınıyor ama yetenek yok ne yazık ki.Trabzonspor acilen bir atletizm branşı açmalı.Umutu da oraya yollamalı.Yani Umut futbolda umutsuz vaka.Anlıyorum bir şeyler yapmaya çabalıor.Ama yeterli olamıyor ne yazık ki.Bize FATİH TEKKE ve yanına da Sercan Yıldırım gibi bir forvet lazım dar alanda çalım yapabilecek, diri forvet.Kapanan savunmaların düğümünü ancak bu şekilde çözebiliriz.Aksini söyleyen varsa son bir sene ki Trabzonspor maçlarını tekrar tekrar izlemesini tavsiye ederim.SAYGILARIMLA...
Extensor, bugün Kayserispor liderliğe oynuyorsa bunun bir numaralı faktörü makukula'dır. Ben Kewell'i izlerken bile üzülüyorum. Kardeşim şunların yarısını, sadece yarısını umut neden yapamaz? Dünkü Maçta Trabzonspor'da Kewell forvet pozisyonunda oynasaydı Sinan, işte o zaman görürdün Alanzinho'yu ve Trabzonspor orta sahasını. Çünkü adam hem oynuyor, hem de arkayı oyuna katıyor. Umut gibi değil yani.
Bugün Trabzonspor bu hallerdeyse bunun bir numaralı sorumlusu Umut'tur, Gökhan'dır. Uzun uzun anlatmayacağım. Bir yazı yazmıştım daha önce. Şurada Linki var: http://www.cezasahasi.net/2009/11/umut-bulut.html
Adem
Adem abi bugün Kayserispor liderliğe oynuyorsa bunun sebebi Makukula'dır diyorsun.
Ben de diyorum tamam ama Trabzonspor'un, Kayserispor gibi oynamaya hakkı yok.
Trabzonspor 4 büyükten biriyse, büyükse, büyük gibi oynamalı.
Bu ligde, önce Sivasspor, sonnra Kayserispor ve Eskişehirspor
Aynı futbolu oynamaya çalışıyorlar.
Kayserispor 9 kişiyle topun arkasına geçiyor abi, tabi gol yemez.
Sonra bir uzun top Makukula topu indiriyor, saklıyor arkadaşlarının hücuma çıkmasını bekliyor, takımı taşıyor.
Cangele'de yaratıcı oyuncu oluyor.
Geçen dönemlerde Sivas'ın yaptığı da aynıydı.
Şişir 50-60 metrelik bir top. Mehmet tutsun ilerde, İbrahim, Sezer, Aydın vs gelsin.
Topu kaybedince 10 kişi topun arkasına geçiyordu.
İşte Eskişehirspor'da aynı. O yüzden Batuhan'ı istiyorlar.
Peki soruyorum şimdi.
Selçuk'la, Colman'la, Gabriç'le, Yattara'yla, Alanzinho'yla, Engin'le, Barış'la imkanı var mı bu topun oynanmasının.
Eğer o topu oynayacaksan, hem kontra atak futbolu oynayacaksın, hem büyüklük lafını unutacaksın, hem bu saydığım oyuncuların yerine Ragıp'ları, Ayman'ları alacaksın.
Ziya Doğan denemişti abi bu sistemi.
Olmadı Trabzon'da olmazdı.
Trabzonsporlular skordan çok iyi oyunu severler.
O yüzden Alanzinho gibi sirk şovmenleri ekmek yer Trabzonspor'da.
Ama Trabzonspor oynayamaz abi o futbolu.
Yani şu takıma, şu oyuncuların içine Makukula gelse sadece top ezmeye yarar. Ve ben iddaa ediyorum şu sistemde Makukula, Umut'tan fazlasını veremez.
Neyse, adamın adı çıkmış bir kere.
Kıyamet kopsa sorumlusu Umut.
Dört büyük betiminin sahadaki tezahürü ilgilendiriyor beni. Son 9 derbi maçından 5 mağlubiyet 4 beraberlik alabilmiş bir takımdan bahsediyoruz Sinan. Trabzonspor'un istanbul takımlarına karşı oynaması gereken futbol tam da senin saydığın futboldur. Kazanmak içn yapılması gereken o ise, o yapılmalı. Yazıda da bundan bahsettim. Kapanılması gerekiyorsa kapanacak bu takım. Fenerbahçe 94-95-96'da bu deplasmanları kapanarak oynamıştı. Daum'a dahi sıfatının yakıştırıldığı maç, Beşiktaş'ın başında çıktığı -yanılmıyorsam 94'deki Beşiktaş maçıydı- bir maçtır. O maçta Beşiktaş 10 kişi sürekli savunma yapmış, Trabzonspor'a çok net fırsatlar vermemiş ve neticede kontraataklarda Sertan'ın ayağından bulduğu gollerle maçı kazanmıştı. Neden? Çünkü o dönem öyle oynanması gerekiyordu. Rakibe saygı duyacaksınız. Bir takım kapanınca onun büyüklüğünden ne gider ki? Bir takım 10 kişi topun arkasına geçince, ne kaybeder, hele ki maçı kazanıyorsa?
Batuhan gibi, Mehmet gibi adamların yok diyelim. Yerine ikame edeceğin adam Umut Bulut'sa zaten büyük takım olamazsın. Bazı özellikleri sebebiyle defansif takımların topçusu dediğin -ki Batuhan için kesinlikle reddediyorum bu tanımı- bu futbolcular Trabzonspor'un oyun planına gitmez. Eyvallah da, Umut gider mi Allah aşkına? Kaçırdığı golleri, yeteneksizliğini, bir forvetin gereksinimlerinin hiç birine sahip olamayışını geçtim ben. Senin oynayacağın modern futbolu Umut'la oynaman mümkün mü? Bak bakalım Umut gibi kaç tane adam var muadil takımlarda? Ben sana söyleyeyim: hiç... Nonda'yı tercih ederim ben. Çünkü iş gol atmakla bitmiyor. İş, rakip savunmanın arasında aldığın pasları hiç değilse biraz saklayabilmekte, yüzünü kaleye dönüp gidebilmekte, gidemiyorsan doğru pas tercihlerini yapabilmekte. Umut'un orta saha oyuncularımıza ya da kanat oyuncularımıza kaç asisti var acaba? Hiç araştırdın mı bunu? Hiç... Umut'un Gökhan'a kaç asisti var? geçen sezon yanılmıyorsam 5-6'nın üzerinde. Kıyamet kopmuyor, bu takım gol atamıyor Sinan. Bunun sorumlusu da tabii ki Umut'tur. Bundan daha öte bir şey olabilir mi? Atamadığı golleri geçtim artık. Takım oyununa -bilinçsiz presi haricinde- en ufak bir katkısı yok adamın. Üzerindeki baskı iyice bencilleşmesine yol açtı. Kaleyi gördüğü her yerden kaleye vurmalar, kendisine pas atmayan herkese bağırmalar falan... Umut tartışmasını kapatıyorum. Çok seviyorsan alın Galatasaray'da oynatın. Umut yetersiz bir adamdır. Hele ki senin yakıştıramadığın oyun stilini değil de açık bir futbolu tercih etmesi gereken Trabzonspor için hayli hayli yetersizdir. Bu kadar basit.
Oyun stiliyle ilgili tekrar etmem gerekirse, artık sonucun ön plana çıktığı bir çağdayız. Ben Trabzonspor'un Bursaspor gibi, gerekirse Kayserispor gibi oynamasını, ama kazanmayı bilmesini istiyorum. Bu tip galibiyetleri seriye bağladığınız zamna kimsenin sizi sıfatınız üzerinden değerlendirmesine gerek kalmaz. Kazandıkça zaten büyüksünüzdür.
Adem
Baştan söyleyeyim, her iki takımın ortaya koyduğu performanslar ışığında maçın hakkı beraberlikti. Biz de kazansak, Fener de kazansa aynı şeyi söylerdim; geçelim..
Dünkü maçta oyuna olmasa bile skora en büyük etkiyi hakem yapmıştır. Maçın hemen başında yüzdeyüzlük gol pozisyonunu önleyen hakem bütün maçın olası gidişatını kökünden değiştirmiştir..
Zira o gol, Fenerbahçe' nin en iyi yaptığı iş olan kontrollü futbol oynama imkanını ortadan kaldıracaktı. Maç boyunca orta çizgiyi geçmeyen Gökhan ve Dos Santos mecburen arkada boş alanlar bırakacaklardı. Alanzinho' nun tepesine iki kişi dikilemeyecekti.. Umut maç boyunca iki stoperin arasında boğuşup durmayacaktı. Hatta belki Colman bile kariyerinin en berbat maçlarından birisini oynamayacaktı..
Ama gel gör ki Ali Samiyen' de maç berabere devam ederken Serkan' ın Servet tarafından biçilmesine seyirci kalarak GS' nin arkasını kollayan zihniyet, dün akşam da tüm heybetiyle FB' nin arkasındaydı..
Sadece 30 santim geriden çıkarak kaleciyle karşı karşıya kalan Guiza' nın pozisyonunu kartal gibi gözlerle süzen hakemler, 3 metre geriden fırlayan Alanzinho' nun pozisyonunda yarasaya bağlayıverdi..
Bu kadar rastlantı bir araya gelebilir mi? Tabii ki hayır..
Umut' a gelince. O her gol kaçırdığında ben Umut' a değil Sadri başkan' a sallıyorum. Her ne kadar son beş sezonun penaltısız en golcü adamı olsa da şu takımın forvet hattına yakışmadığı gerçeği sezon başından beri ortadaydı zaten. Ondan bin beter Gökhan da cabası..
Siz bakmayın şu takımı ve camiasını her fırsatta yerden yere vurarak aşağılamaya çalışan "üç kuruşluk" laflara. Bu takım kaliteli bir pivot santrfor, Yattara' nın katılımı ve iki kaliteli takviye ile en azından zirve yarışını sonuna dek götürebilecek potansiyele sahiptir..
Son olarak Şenol Hoca' ya da bir paragraf açıp bitireyim. Gerek sahaya sürdüğü kadro, gerekse oyuna müdahaleleri bana göre kusursuzdu. Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı. Hani illa da bir kusur aramaya kalksak, Colman' ı daha önce çıkarması gerektiğini söyleyebiliriz ama o da biraz ayıp kaçar artık:)
Şimdi top Yönetim' de.. Bekleyip göreceğiz..
Öncelikle Batuhan sadece defansif takımlarda oynar demedim. Batuhan her oyunu oynar. Doğru kurgularsan.
Batuhan, Makukula ve Mehmet görevi görüyor Eskişehirspor'da diyorum.
Ve ısrarla söylüyorum zaten Umut yeterlidir demiyorum. Umut yetersizdir ama Umut'tan yetersiz olanda bir dünya futbolcusu vardır bu klubun.
Ve şu da var. Hadi Trabzonspor Kayserispor, Sivasspor gibi oynamayı kabul etti.
Bunu kabul ederken Trabzonspor'un bir dünya oyuncu değiştirmesi gerekir.
Alanzinho, Engin, Gabriç, Yattara, Colman, Selçuk, Barış savunması ve fizik gücü bu kadar zayıf oyuncularla o futbol oynanabilir mi abi?
Hani nerede İbrahim Dağaşan? Nerede Saidoou, Sezer Badur, Abdullah, Mehmet Eren?
Mehmet belki çok yaratıcı değildir ama bir kanat oyuncusu olarak yaptığı hücum kadar da savunma yapabilir.
Benim şu yukarada saydığım adamların hepsinin savunma gücünü toplasan bir Mehmet Eren'in ki kadar etmez.
Yani Trabzonspor ne taraftar mantalitesi ne oyuncu yapısıyla o futbolu oynayamaz.
Şenol hocaya ise bu maç için söyleyeceğim... Türkiye liglerinin en ağır iki stoperine karşı. Gökhan gibi savunma arkası koşu yapmayı bilen, kontra atağa çıkabilen adam yerine, Umut gibi mücadeleci, statik oyuncu kullanması. Bu yüzden takımın kontra tehtidini hiç kullanamaması.
Hücumda yetersiz olunmasının sebebi bence Şenol hocanın bu tercihidir.
Fakat başka düşünceleri varsa ki vardır. Saygı duyarım. Ukalalık etmem. Vardır bir bildiği derim.
Vardır bir bildiği demeyi bilmediğimiz sürece. O da gider yine bir Broos gelir.
Gelen Mourinho olsa sen çok bildiğin için Broos gelmiş sanarsın. Hıncal Uluç hesabı.
Neyse... Umut satılır inşallah iki taraf içinde hayırlısı olur.
Saygılar herkese.
abi bizim futbolcuları tek tek ele alırsak iyi futbolcular ama hiç biri birbirine uyumlu değil.
mesela song ve egemen aynı tip iki stoper, ikisi de kesici, beklerin ikisi de defansif en azından birinin ileri çıkması lazım ama çıkmıyorlar.
orta sahada colman durarak oynamayı seven biri, alanzinho ve gabriç dripling yapmayı, forvetlerin ikisi de aynı tip, kesinlikle top tutamıyorlar. vallahi ben 3 senedir umut'un ayağında 3 saniyeden fazla top tuttuğunu görmedim. gökhan desen ayağı daha yumuşak ama isteksiz ve dayanıksız.
sen şimdi bu adamlardan her hangi bir sisteme bağlı kalarak oynamalarını bekleyemezsin ki.
bence fazla değil topu oyuna sokabilen soğukkanlı bir stoper ve top tutabilen bir santrafor bu takıma sınıf atlatır.
ayrıca colman yerine selçuk ile daha uyumlu oynayabilecek, rakibe bastığında topu söküp alabilen bir orta saha alınırsa takım 4-2-3-1 daha iyi oynar.
benim nacizane kadro düşüncem şu şekildedir.
--------------onur----------------
ömer--yabancı stoper--egemen--cale
---------selçuk--transfer----------
colman-----alanzinho-----gabriç
---------fatih tekke---------------
Kadroya yorumunuzu bekliyorum arkadaşlar.
@ Adsız(Gerçi şu "adsız" yerine dıravdan da olsa bir nick uydurup koysanız keşke)
"bence fazla değil topu oyuna sokabilen soğukkanlı bir stoper ve top tutabilen bir santrafor bu takıma sınıf atlatır" demişsin ki katılmamak elde değil..
Ama Yattara geri gelmeyecekse bir de sağ kanat oyuncusu şart maalesef..
@ Extensor;
Rahat edemeyip lafı bir kere daha alakasızca Broos' a getirip gene Broos üzerinden kendince bir yerlere gönderme yapmışsın..
Yani Broos' u çok sevdiğini ve adama göz yaşartan bir sadakat ile bağlı olduğunu düşünebilsem gam yemeyeceğim. Ama Rijkaard' ı yollayıp Broos' u getirmeye kalksalar kendi blogunda feryat figan eyleyeceğin ve belki de kalkıp kulübü basacağın kesin..
Hatta o Broos' u, Trabzonspor takımına, taraftarına ve hatta halkına fütursuzca saldırmak için bir takım kesimlerin kendilerine sembol olarak seçtiğinden artık tamamen eminim ben..
Zira zamanında Broos' un söylediklerininhemen hemen aynını Beşiktaş ve Galatasaray jargonu üzerinden Lucescu söylediğinde adamı adeta linç eden zihniyet, Broos' un Trabzon jargonu üzerinden yaptığı demeçlerde "Deluvanlı herifmiş la" muamelesi yapıyor, büyük bir riyakarlıkla..
Ulan Lucescu nereee Broos nere? Broos 20 kere daha reenkarne olsa Lucescu' nun kariyerinin yanına bile yaklaşamaz be. Ama doğru ya; Lucescu Trabzon' da değil, İstanbul' da çemkirmişti..
Ayrıca futbol orjinli bir blog tutan, istisnasız her maçtan sonra kendince "teknik analizler" yapan, yazılarının hiçbirinde "bana göre" "bence" gibi mütevazi önekler kullanmayan, sadece kendi tuttuğu takım ile ilgili değil memleketteki her takım hakkında iddialı yorumlar yapan ve bunlarla da kalmayıp bir kahin edasıyla takımlar hakkında ileriye yönelik kehanetlerde bulunan bir kişinin kalkıp da burada birilerini "Ben bilirimcilik" ile suçlaması trajikomik bir ruh hali olsa gerek..
Sahada adeta g.tte durmaz osuruk misali sağa sola koşuşturup duran ve çoğu zaman sol beke kadar gelerek defanstan top bile çıkaran Umut hakkında "Statik" tabirini kullanmış olmana değinmiyorum bile zaten..
Neyse; cevap hakkım saklı kalmak şartıyla şimdilik bu kadar yeter..
yahu umut'u savunmayın nolur. adama verilen hiç bi pası bir kerede kontrol edemiyor bu adam. bıraktım gol kaçırmasını filan. kaçırsın. verilen top sanki duvara veriliyomuş gibi aynen geri dönüyo.
Great White: Nonda Türk futbol tarihinin gördüğü en statik forvetlerden biridir ve fakat ekseriyetle ortasahaya kadar gelip top alır.
Senin problemin herşeyi kendine göre yorumlamak.
Diyorsun ya
"Hatta o Broos' u, Trabzonspor takımına, taraftarına ve hatta halkına fütursuzca saldırmak için bir takım kesimlerin kendilerine sembol olarak seçtiğinden artık tamamen eminim ben.."
diye.
Sor peki kendine ben bunu neden yapayım? Ne alıp veremediğim olabilir?
Aksine ben Trabzonspor'a karşı sempati duyuyor olabilir miyim.
O yüzden yapılanlar canımı sıkıyor olabilir mi?
Ankaragücü dışında hiçbir Türk klubune antipati duymuyorum ki (Fenerbahçe dahil) Trabzonspor'a neden duyayım?
Ha ısrarla soruyorsun Broos gelsin istemem tabiki Galatasaray'a.
Skibbe'yi de beğenirim, Skibbe de gelsin istemem.
Çünkü dünyanın en iyi 3-5 hocasından biri zaten Galatasaray'dadır.
Broos da Skibbe de dünyanın en iyi 3-5 hocasından biri değil.
İyi hocalar. İkisinin de Galatasaray ve Trabzonspor'a (görülmeyen) önemli katkıları olmuştur.
Ama neden mesela böyle bir laf atıyorsun ortaya?
Beğeniyorsan Galatasaray'a gelsin ister misin? Hayır ondan daha beğendiğim adam var çünkü elimde.
Cale'yi de çok beğeniyorum onun da gelmesini istemem. Çünkü aynı yeterlilikte Türk olanından Hakan Balta var zaten.
Hakan olmasa isterdim ama.
Umut savunduğum adam evet, gelsin istemem çünkü Galatasaray'a uymaz.
Ama Umut'un yedeği Gökhan gelsin Baroş'un yedeği olsun isterim.
Denesin bir Galatasaray.
Gökhan yeteneksiz bir oyuncu değil çünkü.
Kişisel problemleri var, kendi kafasında. Belki Galatasaray'da aşar bunları başarılı olur.
Ben bu mantığını anlamıyorum yani.
Ben Broos'u aslında beğenmiyorum da laf olsun diye mi söylüyorum onu mu demeye getiriyorsun.
Son sözüm inanmazsan sen bilirsin.
Trabzon halkı çok saygı duyduğum bir halktır.
Hayatımdaki en büyük misafirperverliği Trabzonlu bir aileye misafir olduğumda gördüm.
Trabzonlular çok cesur, mert, açık sözlü adamlardır. Kurnaz değillerdir. Korkulmayacak adamlardır çünkü sinsilikleri yoktur. Dobradırlar.
Benim gördüklerim şu güne kadar böyleydi.
Ve böyle adam sevilir sayılır. Dahası böyle adama güvenilir.
Ben Trabzon halkı kadar futbolu sevip, Trabzon halkı kadar futboldan anlamayan bir halk daha yoktur dedim evet. Ama bunu söylemenin neresi ayıp, neresi kötü bir söylem onu anlayamadım.
Bu laf üzerinden benim Trabzon halkına saldırdığımı vs nerenden uydurdun onu anlayamıyorum.
@ Extensor;
Senin hakkında yaptığım yorumları kendime göre değil, bizzat senin kendi blogunda Trabzonspor ve camiası ile ilgili kullanmış olduğun tabirlerden esinlenerek değerlendiriyorum..
Şimdi burada tekrardan kalkıp orada kullandığın (Kafamıza taş düşse bile anlamayacak kadar kalın kafalı insanlar olduğumuz gibi) tabirleri ve sonrasında bana konuşma hakkı tanımadan yakıştırdığın lafları buraya taşıyarak mevzuuyu kişiselleştirmek istemiyorum ama kendimi daha açık ifade edebilmek adına bir şeyler çiziktireyim..
Senin sandığının tam aksine, Trabzon' u ve o bölgede çöreklenmiş olan yerlinin yerlisi zihniyeti en fazla eleştiren, hatta Hüseyin, Tayfun, Hasan, Tolga gibi adamların salt kafa kağıtları hatırına kadroda tutulduklarını sürekli olarak belirtmemden dolayı TS platformlarında "Özevlat düşmanı" olarak suçlanmama dahi sebep olan bir adamım ben..
Ama bu mizacıma rağmen, Trabzon ile alakası olmayan bir insanın kalkıp da genel bir ifade kullanarak belden aşağıya vurma eğilimini gördüğümde buna dayanamıyorum..
Mesela Adem ile de sıklıkla fikir ayrılığına düşeriz bu konuyla ilgili. O da bazen son derece sert eleştiriler yöneltir bölge halkına ve anlayışına. Ama sonuçta adam zaten kendisi de Trabzonludur ve o sözlerini bir nevi özeleştiri olarak kabullenebilir benim bünye..
Oysa ki senin durumun farklı. TS takımına istediğin eleştiriyi yap, Alanzinho' ya maymun, Yattara' ya şovmen diye haykır. Broos' u öv, Şenol' a salla, hiç sorun değil. Hatta tribünde gözlemlediğin TS taraftarını da eleştir dilediğin gibi..
Ancak işi daha da makro hale getirip, neredeyse etnik ayrımcılığa gidecek ve yöre halkını topyekün refüze edecek derecede yaklaşımlar hiç hoş değil..
Bir çok blogu takip ediyorum ve şimdiye dek yukarıda sözünü ettiğim hassasiyeti göstermeyen bir başka blogger görmedim neyse ki. Görsem, aynı tepkimi orada da gösterirdim..
Son olarak daha spesifik bir örnek ile bitireyim. Mesela sen öz babanla kavgalısındır ve o sinirle adamcağıza ağzına geleni söylemişsindir. Ama ben de bu durumu fırsat bilip senin yanında babana ağzıma geleni saysam bir anda döner bana tepki vererek onun yanında cephe alırsın. Bu da son derece doğal, insansı bir reflekstir..
Umarım bu kez yeterince açıklayıcı olmuşumdur. Yorumlar için teşekkürler..
Selametle..
"Ancak işi daha da makro hale getirip, neredeyse etnik ayrımcılığa gidecek ve yöre halkını topyekün refüze edecek derecede yaklaşımlar hiç hoş değil.."
Yok, abartma. İşi futbol dışına hiç çıkarmadım.
Önce futbol bilmiyorlar dedim.
Sonra futbolla ilgili olan bir konuda kafalarına taş düşse düşen taşı fark etmezler dedim.
Bunun Trabzon halkının tamamıyla ne ilgisi var? Ben bunu Galatasaray taraftarı için de söyleyebilirim.
O kadar genç oyuncu feşistiler ki oyuncu daha olmadan, meyva olgunlaşmadan yemeye çalışıyor vs derim.
Ne olur öyle dersem? Bütün Galatasaray taraftarı sapık mı oluyor?
Genelleme yaptığım doğru, hoş görünmediği de doğru. Ama Trabzon halkıyla bir alıp veremediğim olduğu konusu çok saçma.
Neyse
Bazen o yazıdaki gibi sert konuşmak gerektiğini düşünüyorum.
İnsanlar 25 senedir nerede hata yaptığını anlamıyorsa. 25 senedir mutlaka kafalarına taş düşüyordur fakat onu da anlamıyorlardır.
Bunu Beşiktaş 25 sene şampiyon olamasa, Galatasaray olamasa, Fener olamasa onlar içinde söylerim.
Trabzon hiç gitmediğim, gitmeyi çok istediğim bir memleket.
Trabzon insanı en iyi dost olunacak, en güvenilecek insan.
O yüzden hepinize selametle görüşürüz.
Yorum Gönder