Devre arası tahminleri yapmalı. En kolayından başlamalı. Devre arası, tıpkı diğer transfer dönemlerinde olduğu gibi isabetsiz yabancı transferleriyle geçecek. Oldukça yüksek bir isabetsizlik oranıyla hem de... 1951 yılında şimdilerde kimsenin adını sanını bilmediği Adalet takımı tarafından gerçekleştirilen ilk yabancı transferinin ardından geçen 58 yıl içersinde, Türk futbolu halkalı çöplüğüne dönüşmüş durumda. Hazır ilk yabancıdan bahsetmişken kısa bir bilgi de düşmek lazım bu transfer hakkında. Türkiye liglerinin -bazı kaynaklara göre- ilk yabancı oyuncusu olan Arjantinli Oscar Garo, tarih sayfalarında yazdığına göre, uzaktan attığı harika gollerle ve sempatik tavırlarıyla yerini almış durumda. Tabii işin ilginç tarafı Oscar'ın -başka kaynaklara göre- Adalet takımında hiç oynamadığı ve Türkiye'ye bir uyuşturucu köprüsü kurmak adına transfer olduğu yer almaktadır. Yani sahadışı katkı amaçlı transferlerin tarihi Roberto Carlos'tan çok daha eski bu topraklarda.
Türk futbolunda ilk yabancı oyuncu transferinin gerçekleştirildiği yıl olan 1951'den günümüze gelene kadar bir çok futbolcu çakması ülkemizde iyi paralar kazanarak memleketlerinin yolunu tuttular. Gerilerinde bıraktıkları en büyük miras ilginçtir ki müthiş bir yabancı hayranlığı oldu. 1970-90 arası Balkanları gösteren ibre, 1990'lı yılların özellikle ikinci yarısından sonra Latin Amerika kökenli oyunculara, özellikle Brezilyalı, döndü. Örnek vermek gerekirse, şu anda ülkemizde forma giyen Brezilyalı futbolcular; Fenerbahçe ve Gaziantepspor 5, Beşiktaş ve Gençlerbirliği 3, İ.B.B ve Kasımpaşa 2, Antalyaspor, Denizlispor, Galatasaray, Trabzonspor, Bursaspor, Manisaspor 1. Ekolün ilk temsilcisi, yani Brezilyalı Getiren İlk Kulüp Malatyaspor olarak biliniyor. Fakat bazı söylentiler de var ki onlar da şu yönde: Fenerbahçe 1966 yılında bir Brezilyalı getirir. Fakat yeterli bulmadığı için o sıralarda 2. ligde mücadele eden Sakaryaspor'a verirler bu adamı. 1967 depreminin gerçekleşmesi nedeniyle Brezilyalı oyuncu korkar ve ülkesine kaçar.
Memleket furya memleketi. Herhangi bir modanın yayılma hızı inanılmaz... Nasıl ki Yugoslav furyası birden bire bütün memleketi sardıysa, Brezilyalı furyası da memleketi aynen öyle sardı. Genelde büyük takımlardan küçüklere doğru yayılan bu furya bu sefer ters istikamette gelişti. Önce Anadolu'yu sonra da istanbul'u etkisine aldı yani. Ve İstanbul bu işten etkilenince de paralar çuvalla sayılmaya başlandı. Çuvallarca para harcanan bu oyuncuların, zaman içerisinde gelişen olaylar sonrası ''yalnızlık çekiyorum, başka bir Brezilyalı transfer edelim'' ricalarını da geri çevirmemişlerdi..Hatta bir ara Fenerbahçe, Brezilya Liginde yabancı sınırlamasına takılmadan mücadele edebilecek dereceye kadar gelmişti Samandıra'da zaman zaman Rio Karnavalını anımsatan görüntüler, ileri bir safhaya geçmiş, zaman zaman İstanbul'u anımsatan bir Samandıra ortaya çıkmıştı.
Zaten bizde mevcut olmayan profesyonel anlayışa, bu adamların eksilerde gezinen anlayışları da eklenince ülke artık Dubai olmaya doğru yol almıştı. Kalite katan isimler de vardı aralarında, Alex gibi, Aurelio gibi. Fakat çok daha fazla olabilecek getirileri, gerek yanlış seçimler, gerekse bizim aklımızın eremeyeceği karanlık ilişkiler yüzünden kötü örneklerle sınırlandırıldı. Brezilyalı oyuncuların varlığından şikayet tabii ki etmiyorum. Önemli olan oyuncu transferlerini belirli şablonlara ve sisteme göre yapmaktır. Ve eldeki imkanları doğru kullanmak. Mesela Güiza'yı almak yerine, Pato gibi adamları almaktır. Hiçkimse Fenerbahçe bu adamı alamaz diyebilir mi? Zico gibi bir ilah, Roberto Carlos gibi, Alex gibi isimler varken, para ve popülarite, ŞL bile varken bu adamların Türkiye'ye gelememe ihtimali var mı sizce? Fakat işte nedense ne bir sistem, ne bir amaç... Öneri üzerine alınan garip isimler, heba edilen paralar.
Bu konuda hâlihazırda Türk futbol kulüplerine örnek teşkil edebileceğini düşündüğüm ve çapı bizim 4 büyük kulübümüzle 3 aşağı 5 yukarı aynı olan Lucescu'nun Shakhtar'ı var.
Lucescu'nun başa geçmesinden sonra harika bir ivme yakalayan Shakhtar, Ukrayna ligini parselledikten sonra bu yıl UEFA Kupasını doğru bir yapılanmanın ardından müzesine götürdü. Shakhtar'ın bu başarısının altındaki aslan payı tabii ki kadro içersinde bulunan Brezilyalı oyunculara ait. Verdiğimiz resimde Shakhtar'ın Brezilyalılarını görüyorsunuz. Sadece Alex Teixeira'nın Mısır'daki U20'de parladığını, ve müthiş bir potansiyele sahip olduğunu söylemem yeterli mi? Jadson, Fernandinho, Ilsinho gibi oyuncuların kalitesini futbolu takip eden sizler de benim kadar biliyorsunuzdur. Bu eksende daha önce Shakhtar formasıyla Avrupa maceralarına başlayan Elano, Brandão ve Matuzalém gibi isimleri unutmamak gerekir. Buradaki Brezilyalı fazlalığından şikayet ediyor muyum? Şahsen hayır.
Takımlarımızın da şayet böyle bir yığılma yapmak gibi fikirleri varsa, doğru bir sistemle, doğru tercihlerle arzuladığı başarıya ulaşan Shakhtar'ı örnek almaları gerekir diye düşünüyorum. Bir Kongolu, Bir Hırvat, Bir Namibyalı, vs alıp farklı bir yemek denemek yerine, bilinen bir yemeği doğru tarifle uygulayıp en doğru tadı alabileceklerine inanıyorum.
Lucescu'nun başa geçmesinden sonra harika bir ivme yakalayan Shakhtar, Ukrayna ligini parselledikten sonra bu yıl UEFA Kupasını doğru bir yapılanmanın ardından müzesine götürdü. Shakhtar'ın bu başarısının altındaki aslan payı tabii ki kadro içersinde bulunan Brezilyalı oyunculara ait. Verdiğimiz resimde Shakhtar'ın Brezilyalılarını görüyorsunuz. Sadece Alex Teixeira'nın Mısır'daki U20'de parladığını, ve müthiş bir potansiyele sahip olduğunu söylemem yeterli mi? Jadson, Fernandinho, Ilsinho gibi oyuncuların kalitesini futbolu takip eden sizler de benim kadar biliyorsunuzdur. Bu eksende daha önce Shakhtar formasıyla Avrupa maceralarına başlayan Elano, Brandão ve Matuzalém gibi isimleri unutmamak gerekir. Buradaki Brezilyalı fazlalığından şikayet ediyor muyum? Şahsen hayır. Takımlarımızın da şayet böyle bir yığılma yapmak gibi fikirleri varsa, doğru bir sistemle, doğru tercihlerle arzuladığı başarıya ulaşan Shakhtar'ı örnek almaları gerekir diye düşünüyorum. Bir Kongolu, Bir Hırvat, Bir Namibyalı, vs alıp farklı bir yemek denemek yerine, bilinen bir yemeği doğru tarifle uygulayıp en doğru tadı alabileceklerine inanıyorum.
by Master
1 Yorum:
Yani doğru söylüyosun örnekleri brezilyadan vermişsin ama ganadan bile verilebilir sadece 3 büyük takım içinde söylemiyorum ama afrika takımlarının genç oyuncularının yükselişte olduğunu söylemek lazım ve 20 yaş altı şampiyonasında gördük Türkiye de rahatça oynayabilcek oyuncular var gana kadrosunda ve appiah buraya geldiyse ordanda oyuncular gelebilirdi.Ben tek oyuncu demiyorum 3 yada 4 oyuncu birlikte getirebilir doğru bi transfer politikasıyla.Birde Alex teixeira 6.5m euro ödendi sanırım bonservisine ve daha 19 yaşında bu oyuncuyu 3 yıl oynat 15m na sat kim itiraz edebilirki dahada fazla eder.Mesela galatasaray keitayı 8m euroya alırken aynı fiyata lille gervinhoyu getiriyor.Ben 27 28 yaşındaki yabancı oyunculara(türk oyuncular olabilir çünkü anadolu takımlarının içinde bulunduğu durum ve türkiyedeki yabancı sınırlaması onların fiyatını yükseltiyor)5 6 m eurodan fazla verilmemesi gerektiğini düşünüyorum.8 e 9 a fenerbahçenin çıktığı gibi 14 e çıkıcaksanız böyle 17 yaş altı 20 yaş altı turnuvalarda oynayan evet belki ne yapıcağı garanti olmucak ama riske girmeye değer diye düşünüyorum.çok ta uzun yorum oldu post gibi oldu :).
Yorum Gönder