Saçmalıyorum Öyleyse Varım

00:24 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
  • Cassano, Pele ve Maradona kadar iyi.
Altafini, 1958 dünya kupasında Brezilya, 62'de İtalya millî takımı formalarını giyen, Serie A'nın en golcü üçüncü futbolcusu olacak kadar kaliteli bir isim.Yazık ki Pele'yle ortak yönü yalnızca 58 dünya kupasında brezilya millî takımı forması giymeleri değil. İkisi de tahmin yönünden sıfırlar. Pele de bir ara şöyle bir şeyler söylemişti bir kupa öncesinde; Benim favorim İsveç. Çünkü orda Larsson var.
Bundan böyle her hafta özenle seçtiğim bir saçmalığı da bu başlık altında incelemeye devam edelim.




Nicolas Mezquida

23:56 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
Uruguay'a olan sempatim blogu takip edenlerce bilinir. Dünya kupasını her daim iki takımın alışını düşlerim: Türkiye ve Uruguay... Ankara'dan bile daha küçük bir ülke. Ama futbolcu fabrikası. Elbette eski parlak günlerinde değiller ama boş durdukları da söylenemez. Piyasaya son olarak süper bir bücür sunmak üzereler şimdilerde. Schalke, oralara kamp kurmuştu zaten. Bir kaç senedir gözleri uruguay'da ve sonunda turnayı gözünden vurdular. İnanılmaz bir kuvvet, bitirici vuruşlar, sürat... Boy dezavantajını dengesi, kuvveti ve süratiyle kapatıyor. Bir Messi değil, ama Agüero ayarında bir futbolcu olacağı açık. Üstelik çok fazla beklemeye de gerek yok zira çocuk bomba gibi. Tıpkı Agüero gibi takımında (Penarol'de bu sezonluk kiralık) çok genç olmasına rağmen oynuyor.Güneş bayraklı ülkenin dünya futboluna son hediyesidir. Çok yaşa Uruguay!




Canlı Yayında Telefon Dilenen İnsanlar

17:07 Yazar: Cezasahasi 3 Yorum
Aklınıza ilk gelen şey, ya bir Mehmet Ali Erbil programıdır, ya da çıldırtıcı kadın matineleri. Ahlâkî değer yargılarının hiçe sayılarak, insanın kendisine olan tüm saygısını belki yokluk, belki açgözlülüğün verdiği hırsla ayaklar altına alıp bir hediye için dilenci olduğunu genelde bu programlarda görüyoruz. Bu insanları bir nebze hoş görebiliriz. Çünkü bir çoğunun, kazanma fırsatını elde ettiği o hediyeyi alacak gücü yoktur ve hayatı boyunca olmayacaktır belki. Bu fırsatı da kaçırmak istememekte, insanın en değerli varlıklarından olan kendine saygısını da televizyona sinek gibi yapıştırmaya kadar vardırtmaktadır işi. Dediğim gibi, bu bir nebze hoş görülebilir.

Ama... Türkiye'nin önemli markalarından biri olan, ve Türkiyenin tanıtımında çok önemli bir işlev gören millî takımımızın oyuncularından biri, tv ekranında canlı yayında böyle bir işe kalkıştığında durum farklılık arzediyor. Yazık diyorsunuz, oha diyorsunuz, sonra iş ileri gidiyor söylediklerinizi sansürlüyorsunuz. Sonra düşünüyorsunuz da, maç sonları kendilerine uzatılan mikrofonlara hep aynı cümleleri kuran-kurması istenen bu oyuncuların bu kültür seviyeleriyle zaten söyleyebilecekleri farklı bir şey olamaz ki...

Milyon dolarlarla ölçülen paralar kazanan bu insanlar nasıl oluyor da böyle yüzsüzce davranabiliyor? Biz onları olmadıkları şekilde sevmeye çalışırlarken bizlere aslında ne olduklarını ve gerçek yüzlerini sık sık hatırlattıkları için teşekkür ediyorum aslında. Yani o kadar da kötü değil diğer açıdan bakıldığında. Teşekkürler Nurettin...




Taraftarın Gözünden

22:37 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum



Rusya Ligi 2009-2010

22:29 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum



Jest

22:05 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
Ekonomik kriz Avrupa'nın bir çok takımını ekledi malumunuz. Bu zor koşullarda finans uzmanlarının mesai saatleride kuşkusuz bir hayli arttı. Takımlar gelirlerini çoğaltmaya çalışırken, kimileride paradan puldan vazgeçip taraftarına jest yapmaktan geri kalmadı. Villarreal takımının finansal yönünü ve kulüp organizmasını hemen hemen her futbolsever tanır. Küçük bir kasaba zengin bir iş adamı ve fedakar tarafları. Yaklaşık nufusunun yarısında kombine kart olan bir başka takımda yoktur sanırım. Kasaba sakinlerinin bu duyarlılığı Villarreal yönetiminde oldukça önemli izler bırakmış olmalı ki, Ekonomik kriz yüzünden işsiz kalan ve çalışamayan kombine sahibi taraftarlarına jest yaparak önümüzdeki sezondan itibaren ücretsiz kombine bilet vereceğini duyurmuş. Bununla da kalsa iyi... Kulüp aynı zamanda ekonomik anlamda sıkıntı çeken taraftarlara bir fonda para toplayarak yardım edeceğini açıkladı. İnsanın bavulu alıp gidesi geliyor El Madrigal'a ...




İlginç Kareler

21:38 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
Altay - Güngören maçının akıllarda kalan en önemli karesi...

Yıl 1958 ve futbol aşkı..

Ankaraspor , Galatasaray maçından bir kare... Servet ve Neca

Futbol sevgisinin sınırları zorlaması...

Gol sevinçi ve üzüntüsünün karelere dökülmüş hali...

Rizespor- Kayserispor müsabakasından yorumsuz bir kare :)




Ne Lincoln' ü Ben Mercedes Kullanıyorum...

20:46 Yazar: Akay 0 Yorum
Buna benzer bir söz söylemişti Özhan Canaydın ilgili soruya. Bugün gelinen noktada Lincoln kaçıp gitti. Bence haklıdır. Benim yerime Mehmet Güven giriyorsa ben de küserim. Şimdi de millet çıkmış " Lincoln, Hagi olamadı" bıdı bıdı diye konuşuyor. Şimdi anlatacağım olaydan sonra acaba nasıl değerlendirecekler. Olay tamamen yaşanmıştır.

Yıl 1996... Galatasaray bir maç öncesinde Florya' da kampta. O zamanki teknik direktör Fatih Terim kurmaylarıyla beraber kendi odasında toplantı yapıyorlar. Derken kapı çalıyor. Giren Hagi. "Hocam" diyor, " 1 - 2 saatliğine eve gidebilir miyim?" Burada bir kaç açıklama yapmam gerekiyor. O dönem Hagi Floryada oturuyor ve Fatih Terim'in kamp konusundaki katı kuralları da herkes tarafından biliniyor. Fatih Hoca " önemli değil Hagi, git bu akşam evde kal kampa dönmene gerek yok" diyor. Hagi teşekkür edip gidiyor. 2 saat sonra odanın kapısı tekrar çalınıyor gelen tabi ki Hagi. "Hocam ben geldim, haber vermek istedim" diyor. Hagi' nin o döneme kadar gittiği her klüpte sorun çıkardığı, antremanlara katılmadığı, kamptan kaçtığı herkesçe bilinirken Hagi neden geri döndü??

İşte buna insan yönetimi denir. Bugün Lincoln' ü idare edemeyenler demek ki o dönemde içten içe hırslanıyorlarmış ama kariyerleri yeterli olmadığı için ses çıkaramıyorlarmış. Şimdi onlardan göre olarak kariyeri daha düşük diye birine neredeyse köpek muamelesi yapıp ego tatmini yapmak gerçekten yakışmıyor. "Büyük " kelimesi sadece bir sıfat belli etmememli bence...




Anderson Cueto

14:49 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
Polonya takımları yavaş yavaş madenlere el atmaya başlıyorlar. Genelde bu işi komşuları yapardı: Almanlar... Lech Poznan yöneticileri aradaki farkın yalnızca mantalite olmadığını anlamış olacaklar, rotayı alman kulüplerinin rotasına çevirip Peru'dan getirdiler onu. Peru'nun önemli takımlarından Sporting Cristal'den aldılar. 89 doğumlu oyuncu Ocak 2009'daki Güney Amerika U-20 kupasında da Peru takımıyla birlikteydi. Polonya'da daha şimdiden yaptıkları, yapacaklarının teminatı olarak gösteriliyor. Çok etkili bir sol ayağa sahip olan Cueto, lech poznan'ın Semir Stilic'le beraber çok şeyler beklediği bir oyuncu. 19 yaşında olmasına rağmen...




Türk Hakemlerinin Dengeleme Takıntısı

17:21 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
X, bir hafta önce haksız bir şekilde puan kaybettiğine inanmaktadır. Teknik direktörü sinirlenmiş, başkanı gerilmiş, önüne uzatılan mikrofon ve mikrofona benzer her şeye kin kusmaktadırlar. Rüyalarında Alfa Federasyonu üyelerini boğazlamakta, hakemleri tekmelemektedirler. Bir sonraki hafta gelir çatar.

Maçın başlama düdüğü ile birlikte görülmektedir ki X bariz bir şekilde hakem tarafından kollanmaktadır. Maç içindeki kritik tüm takdir hakları x'den yanadır. Tabir-i caizse ince ince doğranmaktadır y. Sonra x golü bulur, rahatlar. İşte o anda olur ne olursa... Bir bakarsınız tüm takdir hakları y'den yana olmaya başlamış. Gol atmasına olanak vermeden y takımı futbolcularının gönlü alınır, maç sonrası yaşanacak tartışmalarda y'nin eleştirilerini çürütebilmek için alakasız pozisyonlarda alakasız kararlar verilir. Bu, "ama sizin lehinize de oluyor"culuk oyunun olmazsa olmazlarındandır. Maç x'in galibiyetiyle biter. Bir önceki hafta ortalığı birbirine katan x antrenörü ve yöneticileri maçtan sonra ağızlarını açmamaktadırlar. Her şey normale dönmüştür, en azından bir sonraki puan kaybına kadar...

Tüm bunlar Türk hakemlerinin hemen her maçta yaşadıkları ve yaşattıklarından bir mizansen. Saha içinde oyuncuların neden bu hakemlere saygı duymadığı, neden sürekli her kararlarına itiraz ettiklerini düşündüğünüzde bunları gözünüzün önüne bir getirin. Puan kaybettiklerinde oyuncusuna saldıran, federasyona saldıran, ona buna saldıran, yedek kulübesini parçalayan insanları görmek ne kadar sinir bozucuysa, sürekli bazı dengeleri gözeterek kararlar veren insanları hakem kıyafetiyle yeşil sahalarda görmek o kadar üzücü. Tüm bunlar danışıklı bir dövüşün kırıntıları değil de nedir acaba? Adalet mi? Burnunuz kırılsın, ondan sonra...




Tekrarını İzleyelim

17:15 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
Digitürk'ün TSL'ye ne kadar değer verdiğini, ve böylelikle aslında ilkel bir yayın kuruluşu olduğunu yine kendi hizmetlerinden biri olan SPORMAX'da avrupa liglerinden maçları seyrederken görebilirsiniz. İşbu ilkellik, anadolu takımlarının maçlarında doruğa çıkıyor. Farkettiniz mi? Pozisyon tekrarını gösterme konusunda zaten sürekli bir zahmet hissiyatı var. İstanbul takımlarının maçlarında sabrinin sağ dizinin üstündeki yarayı 3942048 sefer yakın/ağır çekim olarak seyredersiniz ama Sivasspor maçında şaibeli bir pozisyonu ikinci kez izlemek gibi bir şansınız yoktur. Ola ki ikinci kez izlediniz, şükredin! Niçin ama? Hadi binbir nazla bu maçları veriyorsunuz, bari biraz özenin, ne olursunuz? Ne olursunuz kameramanlarınızı ve canlı yayın ekibinizi ve spikerlerinizi oraya kadar yormuşsunuz, tatlı uykularından uyandırmışsınız hasbelkader, bari biraz değsin tüm bunlara. Ne olur? Mehmet topa Alex'ten güzel vurabiliyor bazen, Ahmet Lincoln'den daha güzel hareketler yapıyor? Selim Sivok kadar çirkefleşebiliyor, kaçırmak istemiyoruz bunları.



CL - Eşleşmeler

12:35 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum



Dilibol

23:44 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
- Murat, ligdeki durumunuz ortada, nasıl oluyor da maçlara bu kadar hırslı hazırlanabiliyorsunuz? Ekstra motive olmanızın özel bir sebebi var mı? Ligdeki durumunuz kötü olmasına rağmen bu kadar iyi motive olmanızın sebebi nedir?

Tunç Elibol, 1-1 biten Fenerbahçe - Kocaelispor maçından sonra Murat Hacıoğlu'na soruyor. Tunç geçen hafta Kocaelispor'un maçını izledi mi acaba? Ya da ondan önceki hafta? Bilemiyorum tabii ama iması çok çirkin.

Meali; Birileri size para mı veriyor kardeşim? Düştünüz düşeceksiniz ama maşallah her büyük takıma çelme takıyorsunuz?




Paulo Bento Konuşuyor

14:39 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
İlk maçta beş yediler, ikinci maçta yedi. Şampiyonlar Liginde böyle skorlara pek alışkın değiliz diyemeyeceğim zira her sene grup maçları sonrası böyle skorlar çıkıyor. Hangi takımdan çıkacağını kestiremiyorsunuz Elbette. Gecenin olayı bu değil, Liverpool'un Galaktikos'a dört tane füze göndermesiydi ki, bu galaktikos'u iyice yeryüzüne yaklaştırdı. Hatta yerin dibine soktu diyebiliriz. Torres Atletico'lu gibi oynadı bu maçta. Gerçek bir Atletico'lu gibi...

Gelelim tekrar Bayern - Sporting CP eşleşmesine. Paulo Bento maçtan sonra yaptığı açıklamada zehir zemberek açıklamalarda bulundu. Türk asıllı bir muhabirin kendisine "ilk maçta beş yediniz, ikinci maçta yedi, ne düşünüyorsunuz?" sorusunu yöneltmesi üzerine "4 yeriz, 5 yeriz, altı yemeyiz, yedi yeriz, dokuz yeriz, sekiz yemeyiz" şeklinde bir cevap verdi. Bu Bento çok cin adam canım... Rakamların sihri de olmasa, bu kadar kafası çalışmasa nasıl kurtaracaktı durumu, nasıl açıklayacaktı bu hezimeti bilemedim doğrusu.

Az kalsın unutuyordum. Asıl kıyamet bu akşam. Ferguson-Mourinho düellosu (Mourinho - Manu düellosu mu desek?) bu akşam sonuçlanacak ve inanın kazanan taraf Ferguson olursa, bundan sonra Mourinho'yu çenesi de kurtaramayacak. (Prestij anlamında)




Hangisi?

15:19 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
Biri yaptığı hareketten dolayı anında takımdan gönderildi. Diğeri Millî Takım kaptanı. Bir yerde bir yanlışlık var ama, nerde?




Şüphe

15:04 Yazar: Cezasahasi 1 Yorum
Şu gözlere bir bakın, bu hareket bence avrupa'da haftanın olayıdır ve yabancı basına konu olsa, neler olacağını düşünemiyorum bile. Tabii, ülkemizin güzide kamuoyu bu hadisenin de üstünü en afili biçimde kapatır. Ne olduğunu bile anlamayız.Kayserispor maçında kendisine bir faul yapıldı. Kenarda tedavi edilirken kendisine faulu yapanı tehdit etmekle meşguldü. Bu, ilk değil. Diğer vukuatlarını saymama lüzum yok ama, kendisine faul yapan oyuncuyu tehdit etmesi ilk değil. Bu sezon 4. kez şahit oluyorum buna. Sadece ilk kez bu kadar belirgin bir şekilde, ilk kez medyanın artık görmezden gelemeyeceği şekilde. Tek fark bu.

Bu agresiflik bize gereksiz gibi geliyor. Sergileyen kişinin neler hissettiği psikologları ilgilendirir. Benim aklıma takılan başka bir soru ki, bu soruyu sorarak ben de aynı psikologların ilgi alanına girebilirim. Ama bu soruyu bana sorduran, kendisinden başkası değil...

Bir zamanlar, sabah namazına giderken bir gencin ölümüne sebep olmuştu. Olay trafik kazasıydı. Şimdi, milyonlarca kişinin gözleri önünde sergilenen hırçın davranışlardaki rahatlığa bakıyorum da, acaba o olay, o gencin hayatına mâlolan şey, gerçekten bir trafik kazası mıydı? Yoksa, o çocuk Emre'ye laf mı atmıştı? Arabasına faul mü yapmıştı? Yoksa kaportasına mı dokunmuştu? İnanın artık bilemiyorum.




İnanmak

23:01 Yazar: Cezasahasi 1 Yorum
Mâlumunuz, Trabzonspor son 3 haftada kendi sahasında oynadığı 3 maçta 2 mağlubiyet aldı. Neden aldı, nasıl aldı, kimi Trabzonspor taraftarına göre sebebi basit, kimisine göre normal, spor basınına göre Ersun Yanal düşüşü bu... Herkes farklı bir pencereden bakıyor hadiseye. Bir şeylerin yanlış olduğu muhakkak. Mevzuum bu değil.

Yenilebilirsiniz, sporun içinde olan şeyler bunlar. Benim anlayamadığım şey Ersun Yanal'ın oyuncu tercihleri. Özellikle son 5 haftadır kağıt üzerinde isminin, sahada formasının olması dışında hiç bir şey yapmayan Selçuk İnan tercihi. Uzun zamandır çok kötü oynuyor Selçuk. Çok top kaybediyor, Ersun Yanal'ın ne beklediğini bilmiyorum ama(Eminim topu aldığında rakibe kıçını dön demiyordur), Şampiyonluğa oynayan bir takımın, kritik görevler verdiği bir orta saha oyuncusundan beklediği performansı gösteremiyor. O da bunun farkında ki bir gol atayım, durumu kurtarayım çabasına giriyor ve bu takıma daha fazla zarar veriyor. Mesela, son Konyaspor maçında çok kritik bölgeden kazanılan bir serbest atışta topun başına geçip topu olumsuz kullanışını bir türlü aklım almıyor benim. Tamam, duran topları orta olarak kullanıyorsun ama, Frikik'ten kaç golün var Selçuk? Trabzonspor forması altında kaç frikik vuruşun kaleyi buldu? Yattara gibi bir oyuncu dururken senin o topu kullanma çaban, yerlerde sürünen futbolunun üstüne bir cila çekme çabasından başka bir şey değil.Tüm bunlara rağmen hemen her maç 90 dakika sahada. Yine Konyaspor maçında sahanın tartışmasız en iyisi Colman, 85. dakikada oyundan çıkarken, tel tel dökülen Selçuk oyuna devam ediyordu. Taraftar Colman çıkarken yuh seslerini Ersun Yanal'a armağan ediyordu: Çıkması gerekirken oyunda kalan Selçuk'sa topu ayağına her aldığında Ersun Yanal gibi payını alıyordu taraftar tepkisinden...


Maç sonunda Ersun Yanal "Sonucu yakalama anlamında Colman’ı hiç çıkarmayı düşünmediğimiz bir anda çıkarmak zorunda kaldık. " şeklinde bir açıklama yaptı. Maç 0-1, takımı ileriye sürükleyen tek oyuncu Colman. Defansif anlamda da inanılmaz pres yapan bir oyuncu. Isaac oyuna giriyor, çıkan isim, tel tel dökülen, sürekli pas hataları yapan ve özellikle yattara'yı pas için hep zoraki opsiyon olarak gören Selçuk değil, Colman... Yanal şöyle devam ediyor: "Oynanan oyunla taraftarın tepkisi birbirinden uzak." katılıyorum ama Taraftar Colman noktasında çok doğru bir tepki vermiştir.

Trabzonspor, bu evlatçılık furyasından çok çekmiştir. Çekmeye de devam edecektir. Böyle bir ortamda kalkıp yeni evlatlar yaratmanın kimseye bir faydası yoktur. Bunu anlayıp hakedene vermeli o formayı...

DipNot: Colman'ın çocuğu Mateo, maçın ikinci yarısında mışıl mışıl uyudu koskoca stadyumda. Bu da Trabzonspor'un ne kadar ateşli bir seyircisi olduğunun kanıtıdır.




Süper Lig Panorama

22:22 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
Puan Durumu


2. Yarı Puan Durumu


Deplasman Puan Durumu


İç Saha Puan Durumu




Tansiyon Yükseliyor

21:55 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
Bursaspor-Kocaelispor lig maçının ardından, 5'i Bursasporlu olmak üzere toplam 9 taraftar gözaltına alındı.


Karşıyaka - Sakaryaspor karşılaşmanın 87. dakikasında iki takım futbolcuları arasında yaşanan gerginlikten sonra Sakaryaspor Teknik Direktörü Engin İpekoğlu, hakem İlker Meral tarafından oyundan atıldı. Daha sonra protokol tribününde yöneticiler birbirine girdi. Taraftarda boş durmamışlardır.

TFF 2. Lig Yükselme Grubu'nda bugün yapılan Mersin İdmanyurdu-Tarsus İdmanyurdu karşılaşmasının ardından stattaki koltukları kırdıkları belirtilen 46 taraftar, gözaltına alındı.