Hazırlık maçlarını izleyemediğimden şikayet edip duruyordum hep. Hafta sonu bütün hazırlık maçlarını tekrardan da olsa izleyebildim. Önce özel olarak kaydedilen Standart Liege maçını, sonra da Heerenven maçının izleyemediğim kısımları izledim. Cumartesi akşamı bir de Bochum maçını izleyince takımıma doydum doğrusu. Boşluğu bulunca da aç gibi yazmaya başlıyorum. Ne kadar uzun sürer, nerelere girer, nerden çıkarım bilmiyorum ama tek bildiğim şey bu sezon için çok büyük bir heyecan duyduğum. Değinilecek bir çok konu var ve vira bismillah diyerek başlıyorum bakalım...
Öncelikle geçen sezonun kısa bir özetini geçmeden bu sezon öncesi hamlelerimize bakmayı yanlış buluyorum. Geçen sezonun başında yaptığımız büyük yenilenme hamlesi aslında planlanandan çok daha iyi bir sonuç vermişti. Ama sezon boyunca şampiyonluğun asıl büyük adaylarının inişli çıkışlı performanslarıyla bizim planlarımızı bozmuştu. Onların kötü performansı Trabzonspor'u şampiyonluğun en iddialı takımlarından biri haline getirince Ersun Yanal da haketmediği şekilde koltuğundan olmuştu aslında. Ben Ersun Yanal'ın ayrılmasına hep hak vermiş biri olarak bu cümleleri söylerken olaya şu açıdan bakıyorum.Eğer Trabzonspor Sivas deplasmanında 3-0 kaybederek şampiyonluk yarışında büyük bir darbe almasaydı, yani o dönemde Galatasaray ya da Fenerbahçe o kadar kötü performans göstermeyip 6 puan civarı önde olsa, Trabzonspor da 4. olsa Ersun Yanal hala takımın başındaydı. Sezon başından beri Avrupa ligi diye tutturan bir başkanın ,Avrupa ligi garanti gözükürken hocasını kovması sezon sonunda yaşanacakların sinyalini veriyordu. Her ne kadar o teknik direktör geleceğin takımını kuruyoruz deyip, genç oyunculara forma vermeyip, sezonu 12-13 kişiyle tamamlamayı denese ve kendisiyle çelişse de bir başkanın kendiyle çelişmesi takımın geleceğini daha çok etkileyen bir faktördür kabul edelim ki.
Sezon sonunda yaşanan teknik direktör ve Fatih Tekke krizleri hakkında bir çok şey yazmıştım bu blogda, Sadri Şener'in iki konuda da büyük yanlışları olduğunu düşünüyorum şahsen. Özellikle de geçen sene ''Hedefimiz şampiyonluk değil!'' deme cesaretini gösteren ve yine de büyük destek gören bir başkanın, gerçek düşüncelerini açıkça ifade etmemesi hayal kırıklığına uğrattı beni bu süreçte. Teknik direktör arayışları ''Fener maçına yeni teknik direktörümüz tribünde olur.'' denerek başlamıştı halbuki. Ama tek planı Şenol Güneş olunca işler karıştı. Samet Aybaba kararıyla rezalet başladı. Sonrasında Sadri Şener güven tazeleme amaçlı bir kongre resti çekti camiaya. Bir tek büyüğümüz de çıkıp bu resti göremedi,herkes inlerine çekildi ve Trabzonspor'un sahipsizliği belgelendi bence. Sonrasında Sadri Şener'in gövde gösterisi yapma çabası ,yanlış tercihlerin peşinde koşulan bir ayı getirdi beraberinde. Kapısına gidilen Eriksson, Zaccheroni gibi bir çok kariyerli hocalardan red cevabı alınarak, camia bence küçük düşürüldü. Ki bu isimler aslında zaten doğru tercihler olmayacaktı.Trabzon şehrinin yapı itibariyle kariyerli ve kibirli insanlar için uygun olmadığı gerçeği inkar edildi. Zaten haftalar sonra Uğur Dündar'ın programında Sadri Şener yanlış yaptığını ''Hocayla anlaşıyorsunuz İstanbul'a getiriyorsunuz, daha kaç saat yol var diye soruyor. Dolayısıyla bu işler kolay değil. Elimde imkan yok ki takımı İstanbul'a taşıyayım'' diyerek de itiraf etti aslında. Her zaman söylediğim Trabzon şehrinin gelişiminin ne kadar önemli olduğu da bir kez daha ortaya çıkıyor bu cümleden. Trabzonspor klübünün bu sıkıntıyı aşması ve geleceği kurtarması için maddi kaynaklarını klüp dışına da aktarması gerekiyor bence. Kısa vadede büyük maddi kayıp olarak gözükebilir belki bu ama şehrin hızlı gelişimi Trabzonspor'la İstanbul takımları arasındaki büyük farkı minimuma indirecektir...
Beklediğimden hızlı gidiyorum aslında şu ana kadar doğruyu söyleyeyim. Broos tercihi öncesinde yapılmış bir Metin Diyadin tercihi var bir de. Hangi akla hizmet yapılmıştır hala çözebilmiş değiliz. Hatta hala Metin Diyadin'i öneren ismin Şenol Güneş olduğunu da düşünüyorum, neyse bu Broos'un başarılı olmaması halinde bir kaç aya ayyuka çıkar. Ki allah korusun ,tahtaya vuralım lütfen. Gelelim Broos tercihine. Bence Broos tercihi küçük çaplı bir rezaletti. Onca büyük sözler edilip, çok kariyerli ,büyük bir hoca getireceğiz deyip Broos'u getirmek kabul edilebilir değildir benim gözümde. Ama Trabzonspor ilginç bir şekilde mecburen yaptığı bu tercihle doğru bir hamle yapmış oldu. Çünkü o büyük hocaların alışamayacağı Trabzon'a hem karakter olarak hem de ego olarak en iyi uyum sağlayabilecek isimlerden biri Broos. Broos geldiği gün karakteri hakkında bir araştırma yapıp yazmıştım .Ben Trabzonspor başkanı olsam ve Broos'un bu özelliklerini farketsem gözümü kırpmazdım onu takımın başına getirirken diyorum ,şimdi olaylara bakınca.
Sırada transferler var tabiki. Her transfer sonrası değerlendirmelerde bulunduk burada. Aslında yapılan transferlerde ilk 11 oyuncusu olarak sadece Tjikuzu gözüküyor ki blogdaki Trabzonsporlular olarak onun bizim için biçilmiş kaftan olduğuna sonsuz inanıyoruz. Ferhat da tarzı itibariyle Cale'yi tamamlayabilecek ve kendini geliştirip Cale'nin yerini alabilecek çok akıllıca bir hamle. Tarz itibariyle kısmını da açayım. Cale, Hakan Kadir Balta gibi defansif yönü çok güçlü, hücuma ise fazla çıkmayı sevmeyen bir oyuncu ama çıktığında çok doğru koşular yaptığını da biliyoruz. Ferhat'sa hücum etmeyi çok seven ve müthiş bindirmeler yaparak sağ bekleri çileden çıkaran biri. Defansif yönünde kademe hataları yapıyor sıkça ama Cale'nin yanında bu yönünü geliştirecektir ve önümüzdeki sezon muhtemelen elimizde tutamayacağımız Cale'nin yerini alacaktır. Sezon içinde de özellikle geride olduğumuz maçlarda hücumcu bek olarak çok iş yapacaktır. Dünya futbolunda Belletti,Silvinho gibi yedek beklerin böyle bir misyonu olmuştur hep.Tıkanan maçlarda girerler ve dağıtırlar kanadı git gelleriyle. Diğer transferlerden Zafer tarz itibariyle Selcuk'a benziyor. Aslında fiziksel olarak Ayman gibi maşallah ama çok daha teknik ve akıllı. Geçen sezon çok çektiğimiz yedek kulübesi zaafımızı tek başına azaltabilecek bir isim. Engin Baytar da Zafer gibi muhtemelen kulübede oturacak ama o vurdum duymaz tavırlarını taraftarı olduğu Trabzonspor forması altında bırakmış gözüküyor. Broos sol açık(4-5-1'in forveti tamamlayan oyuncusu) değil diye inat etse de hem sol açık için hem de orta saha 3'lüsünün en ilerisi olarak kullanılabilir. Eksiklerimiz ve transfer ihtiyacı duyduğumuz bölgelerimizse kesinlikle sağ bek ve forvet bence. Ama Broos sol açık mevkinde ısrarlı, ben Barış,Alan, Engin üçlüsü varken lüzumsuz görsem de güveniyorum Broos'a. Güvenemediklerimse Umut Gökhan ikilisi ve nasıl oluyorsa paramız olmadığını söyleyen Sadri Şener!(Maddi konuda Fatih Tekke transferi üzerinden şöyle bir yazı yazmıştık.)Gidenler arasında çok önemli isimler yok. İlk 11 oyuncusu olarak takımdan ayrılan tek isim kaptan Hüseyin, ki ben onun ayrılmasını doğru bulan, gönderiliş biçimini yanlış bulan biriyim.Hüseyin'e laf daha sonra gelecek. Diğer takımdan ayrılan Papy ve Isaac zaten kiralık. Ferhat benim beğendiğim biridir ama stoper ve önlibero olarak yani asıl bölgelerinde oynaması halinde ,biz ona bu fırsatı vermedik Manisa'da gösterir kendini umarım. Ve inşallah geri alma maddesi vardır kontratında...

Gelelim eski taktiğimiz ve yeni taktiğimize. Aslında eski taktiğimiz diye birşey yok pek. Çok garip bir 4-4-2 oynuyorduk. Yani 4-4-2 dediğime de bakmayın taktik yukarıdaki gibi garip. Sol açıksız oynayıp forvetlerin sol kulvarı Colman'la ortaklaşa kapamasına dayalıydı. Ne forvetlerimiz ne de Colman buna uyumlu olmayınca oyun tamamiyle sağ kanada sıkışıyordu. Cale'ye bütün bir koridor kalıyordu ki yine de soldan yediğimiz gol sayısı sağdan yediğimizin yarısı kadar değildir. Herneyse sağ açığımız Yattara'nın geçen sezonki kötü performansı, Selçuk ve Colman'ın üstünde çok yük oluşuyordu. İkisi de her ne kadar iyi oynasa da bu yükü kaldırmakta zorlandılar. Zaten Hüseyin'den de destek alamıyorlardı. Forvetlerimiz buna rağmen geçen sezon ligin en fazla pozisyonuna giren oyuncularıydılar ama kaçıra kaçıra bizi delirttiler malesef. Bu arada eski taktiğimize değinirken Serkan Balcı Yattara çakışmasını da es geçemeyiz. Yattara'nın ilginç bir çalım stili olduğunu çok iyi biliyoruz. Ondan verim alabilmek için yanına çok fazla girmemek ve alanını daraltmamak gerekiyor. Çizgi tamamen ona kalmalı yani ama Serkan ne kadar bal yapmaz arı da olsa, oyun stili itibariyle sürekli bindirme yapmak isteyen biri. Dolayısıyla geçen sezon çok kez yaşandığı gibi Yattara'nın alanına girdi. Ve Yattara'nın o bildik çizgiye inişlerini fazla izleyemedik. Defansif olaraksa sağ bek kademelerinde sıkıntı yaşadık hep. Bunda sağ beklerimizin yetersizliği kadar Song'un ikinci devredeki berbat performansının da büyük payı vardı. Egemen Giray ikilisinin ligin en iyi ikilisi olacağına inanan biri olarak, bu sezon Song'un yedek yabancı kontenjanını işgal etmesini de istemiyorum açıkçası...

Bir de yeni taktiğimizi açayım kısaca. Herkes Rijkaard'ın gelişiyle 4-3-3'ü kafaya takmış durumda. Ben geçen sezon boyunca Trabzonspor'un 4-5-1'in bir versiyonunu oynamasını tavsiye etmiştim buralarda. Bu sene bizde Galatasaray gibi bir 4-5-1 versiyonunu oynayacağız görünen o ki. Aslında kariyerinin tamamında 4-4-2'yi benimsemiş bir Broos için radikal bir karar bu. Mvv Maastricht maçında 4-4-2'yi yine denese de kadronun adam gibi 1 forveti bile yokken ve 6-7 tane çok yetenekli, dinamik orta sahası varken 4-5-1'e çok daha uyacağımızı anlamış durumda Broos. Bu taktik içinde bu paragraf içinde kaba bir bakış yaparsak , kaleci sıkıntısı zaten yaşamayacağımız kesin. Defans blogunun sağına güvenilir,kademe bilen defansif bir beke ihtiyacımız var. Ofansif olmasına gerek yok çünkü önünde zaten Yattara ya da Barış olacak. Stoperlerimiz Giray ve Egemen olacak muhtemelen. Song ve Mustafa Yumlu iyi alternatifler, özellikle Mustafa fiziğiyle bile şansı hakediyor. Sol bek sıkıntımız yok demiştik zaten. Ön libero da Tjikuzu formanın kesinlikle hakkını verecektir. Ceyhun hazırlık maçlarındaki performansıyla o bölgede de , oranın bir tık önünde de oynayabilecek konumda. Ön liberonun önünde iki çok yönlü orta saha oyuncusu olacak. Bunlar Selçuk ve Colman olacak gibi gözüküyor, ki özellikle Selçuk çok büyük bir çıkış içinde. Alternatiflerden Zafer de formayı zorlayacaktır, Engin o bölgenin daha ofansif olan elemanı olabilir. Alanzinho sol açık oynamazsa bu ikiliden biri olmaya çalışacak ama görünen o ki forma için çok daha fazla mücadele etmeli. Sol açıkta daha önce de değindiğimiz gibi Alan, Engin ve Barış olmak üzere 3 ciddi alternatifimiz var bence. Ama Broos Barış'ı sağ kanatta , Engin ve Alan'ıysa ortada kullanmayı planlıyor sanki. Bu durumda Gabriç'i beklemeye devam edeceğiz. Ona da ayrı bir post atılır zamanı gelince. Sağ açıkta herkes Yattara'nın formasını garanti görebilir ama Barış müthiş bir çıkış içinde formayı alma ihtimali hiçte düşük değil. Broos ne kadar başarısız olursa olsun Trabzonspor'a Barış'ı kazandıracak belli ki. Forvet hattında tek aday Gökhan. Ondan tek forvet olarak geçen sezonu aşmasını bekliyordum ama çok kötü bir Bochum maçı çıkararak kafamı karıştırdı. Yeni bir forvet gelmesi için dua ediyorum her gece. Bir de Umut'un yerine Eren'in şans bulması için tabiki. Eren zamanında Cem Demir, Ali Güzeldal gibi oyunculara verilmeyen şansı bulabilirse sezonun sürpriz ismi olabilir. Yabancı transferi yapacağımızı düşünürsek yedek kulübesindeki artı 2'miz de hiç gönlüm razı olmasa da Alanzinho ve Song olacak gibi duruyor...
Takımın şablonsal olarak dizilişine ve hazırlık döneminin bize verdiği sinyallere göre muhtemel ilk 11'imize değindik. Ama Trabzonspor'un saha içindeki sisteminin değişimi yukarıda matematiğin ve rakamların gösterdiğinin çok daha fazlası. Öncelikle Trabzonspor 5'li orta saha kurgusuyla oynayan takımların yakalaması gereken en önemli özelliği yakalamış durumda. Yani Trabzonspor geçen sezonki gibi belli kalıpların etrafında oynamıyor. Kısa paslarla oyunu açmaya çalışırken, ani uzun toplarla rakip defansları gafil avlamaya çalışıyor. Kısa paslarla topu çok hızlı gezdiriyoruz ki bu çok önemli. Topun bir kanattan diğer kanada 4-5 hızlı pasla geçtiği oluyor mesela. Geçen sezon sol kanadı hiç kullanmayan takım bu sezon iki kanata da oyunu dengeli yayıyor. Bu en çok Yattara ve Selçuk'un işine gelecek kesinlikle. Bir kaç göze çarpan detay daha var yeni oyun sistemimizde. Geçen sezon hiç göremediğimiz bir kanattan diğer kanata atılan çok isabetli paslar izliyoruz. Rakip takımların Trabzonspor'un pas trafiğini takip etmesi ve pas düzenini bozmasını çok zorlaştırıyor bu çok yönlü pas trafiğimiz. Bir başka detay nokta da topun Silva'nın elinden çıkması. Silva aşağı yukarı hiç degaj yapmıyor oyuna başlarken. Geçen sezon da pek yapmıyordu belki ama bu kez belli bir şablona göre oyuna başladığımız kesin. Top Silva'nın elinden ilk olarak Cale'ye gidiyor çoğunlukla. Cale ve Egemen'le başlayan pas trafiğinin yukarıda bahsettiğim farklılıklar yüzünden nereye gideceği hiç belli olmuyor. Geçen sezonki Trabzonspor maçlarında pasların nereye atılacağını çok rahatlıkla tahmin eden biri olarak bu sezon tahmin etmekte çok zorlanıyorum doğrusu.
Yeni Trabzonspor'un geçen sezonki Trabzonspor'la detayda bir çok farkını yazdık .Genel açıdan bakıldığında geçen sezon çok az gol atan - Gökhan'ın ve Umut'un katkıları yadsınamaz- ve genel olarak oyunu rakip yarı alana yıkmada sıkıntı yaşan Trabzonspor, bu sezon tam aksine sürekli oyunu rakip alanda oynamak istiyor. Öyleki rakip oyun kurarken Cale dahi rakip yarı alanın ortasına kadar gelip pres yapıyor.Bu Egemen ve Giray'ı bolca sıkıntıya düşürse de zamanla rakipleri bozma konusunda iyice uzmanlaşacağımız kesin. Geçen sezon ileride basmayan bir takımdan sonra,top daha kalecinin ayağından çıkar çıkmaz prese başlayan ve topu ayağında isteyen bir takımı izlemek şaşırtıcı. Tabi bu farkın en büyük yaratıcılarından biri de Hüseyin'in artık 5 numaralı bordo mavi formayı giymemesi. Öz Trabzon kaygısı olan bazı insanlar Hüseyin'in geçen sezon oynamadığı maçları karşımıza getiriyor sıkça ama bu oyun tarzıyla alakalı birşey. Yani Hüseyin'in varlığına göre kurgulanmış ve geriye doğru kaçarak oynayan bir takımda Hüseyin'in yokluğunu doğal olarak hissedersiniz. Ama Hüseyin'siz ve rakibe sürekli basarak oynayan bir takımda Hüseyin'i hatırlamazsınız bile. Zaten Hüseyin'i bu taktiğe koymak ne kadar intihar olursa, geride bekleyen ve sürekli arkaya doğru kaçarak savunma yapan bir takıma rakibi önde karşılamayı seven bir Tjikuzu'yu koymak da o kadar intihar olur...
Son bölümde forvet sıkıntımıza vurgu yapalım. Gökhan'ın tek forvet olarak Kayseri'de yaptıklarını hatırlıyorum ve fiziksel olarak da bu görevi yapabilecek kapasitede. Ama her ne hikmetse bordo mavi formayı giydiğinden beri futboldan soğumuş izlenimi veriyor. Yine de geçen sezondan daha hareketliydi Heerenven maçında, son Bochum maçındaysa ayakta duracak hali yoktu. Sakatlık da yaşadığını düşünürsek son maçtaki kötü performansını gözardı edebiliriz şimdilik. Umut ise bu taktiğe tamamen uyumsuz bir oyuncu. Bir kere dengesiz bir oyuncu, sırtı dönük olarak topu tutacak, arkadaki oyuncuların aksiyon bölgesine yaklaşmasını sağlayacak bir oyun karakteri yok. Dağınık forvet olduğundan kaleciyle karşı karşıyayken bile topu verseniz pozisyonu kendi kendine zorlaştırıyor. Karambol golcüsünden öte geçemedi Ankaragücü'nden geldiği günden beri ve artık yolcu edilme zamanı geldi sanki. Bir de Eren var tabi. Benim beklediğimden çok daha hazır Eren. Zaman zaman formayı giyip sürpriz işler yapacaktır, 2. ligin son gol kralı. Onun da tek zaafı hep çift forvet oynamış olması. Yani orta sahaya gelip top almak istiyor sıkça ama fiziği itibariyle ileride tek başına ayakta kalabilecek durumda şimdiden. Zamanla çok önemli bir oyuncu haline gelebilir eline geçen bu şansı değerlendirirse...
Ligin başlamasına 2 hafta kala kondisyon seviyesi olarak da taktiksel olarak da gayet hazır izlenimi veriyor Trabzonspor. Ciddi bir forvet ve sağ bek eksiği göze çarpıyor ama Broos önceliği sol açığa vermiş durumda. Gabriç transferi bitecek gibi gözükürken, fizikli ,sırtı dönük oynamaya alışık bir forvet çok büyük bir eksiğimizi giderir. Her fırsatta değindiğim ama Twente'ye kaptırdığımız Ruiz çok doğru bir transfer olabilirdi mesela. Önce Fatih Tekke, sonra da Batuhan Karadeniz hayallerimiz sona erdikten sonra ortalıkta bir dedikodu da yok maalesef. Sağ bek transferi de hali hazırda pek konuşulmuyor ama ihtiyaç duyduğumuz aşikar. Kadrodaki yabancı oyuncu sayımızın 7 olduğu ve üstüne bir yabancı sol açığın geleceği düşünüldüğünde fazla da hayal kurmamak lazım sanırım. Gabriç'in gelmesiyle Song'un yanında yedek bekleyecek 2. yabancının kim olacağı da büyük bir tartışma konusu olacak. Bir de bu sezon 8 hakkımızı da kullanırsak seneye takıma katılacak 4 yabancı oyuncuya( Brüls, Faty Papy, Boffin, Isaac) nasıl yer açacağımızı merak ediyorum doğrusu. Yattara'nın Türk pasaportuna niye hala geçemediğiniyse apayrı bir araştırma konusu bizler için. Sonuç olarak tek yabancı hakkımız var ve 3 transfer ihtiyacımız var. Ligin başlamasına 2 hafta,Avrupa ligi maçımızaysa 3 hafta var yaklaşık. Broos'a güvenmekten başka şansımız yok görünün o ki. Bizlere düşen Ts cluba uğrayıp taraftar kartlarımızı, formamızı almak şimdilik. Arada mesajımızı da vermiş olalım...
Tanjue