
-Baba, habu kumandayi nere koyayım?
Alex bu cümleyi kurabilir mi sizce? Ya da Nobre? Çocukları? Aurelio? Vb? Sanmıyorum. Daum bile kuramaz. Ama onların bu tip cümleler kurmasına ihtiyaç bırakmayacak kadar yakın ilişkiler kurmuş bazı tanıdıkları mevcuttur. Yakın bir geçmişte Türk futbolu yabancı oyuncuların Türk statüsünde oynaması amacıyla yapılan değişikliklere yakından tanık oldu. Kimi oyuncular daha iki yıllarını doldurmadan Türk statüsüne geçtiler kimileri ise şu anda altıncı sezonunu oynamalarına rağmen bu statüye bir türlü geçirilmediler. Bu oyuncuların idmanlarda Ahmet naber, Mehmet sen çok iyi vuruyor dedikleri muhakkak duyulmuştur fakat kameralar karşısında bu Ülkenin ana dilini kullandıklarına şahit olunmadı.
Yattara başka... Yukarıda verdiğim örnek de onun çocuklarının kendisine sesleniş biçimlerinden yalnızca biri... 19.06.2003 tarihinden itibaren Trabzonspor’un futbolcusu konumunda olmasına rağmen halen daha Türk vatandaşlığını elde edemedi kendisi. Çocukları Türk okuluna gidiyor, bizim gibi yaşıyor, bizim gibi eğleniyor. Ama her yönüyle hakettiği halde bir türlü Türk Vatandaşı olabilmiş değil. Çeşitli bürokratik engellemelerle Yattara’ya bu manada haksızlık yapılmaktadır. Türkçe bir kelime konuşamayan futbolcular Türk statüsünde oynarken en az bizler kadar Türkçe konuşan Yattara hala yabancı statüsünde futbol hayatını ülkemizde sürdürmektedir. Bürokratik engellemeler olduğunu yazımın giriş bölümünde belirtmiştim. Bu bürokratik engellemelerin kanuna filan dayanmadığını bu yazıda açıklamaya çalışacağım.
2006 yılında TFF bu konuda bir karar almıştı. "Yönetim kurulu, bu kapsamdaki oyuncuların ilk vatandaşlık başvurularından itibaren 5 yıl geçmesi halinde, Türk sıfatıyla oynayabileceklerini kararlaştırdı" ve “Yabancı uyruklu futbolcuların, A Milli Takım’da oynama uygunluğunu taşıması halinde, Türk vatandaşlığına geçişlerinde süre kısıtlaması aranmaması öngörüldü” şeklinde bir sonuca varmıştı. Buna göre Yattara alınan ilk karara uyacak olursa ancak jübilesini yaptıktan sonra yerli statüsünde oynayabilir. Buraya kadar her şey normalmiş gibi geliyor. Yalnız TFF’nin almış olduğu bu kararların anayasaya uygun olup olmadığına baktığımzdaysa garip birşeyler olduğunu siz de göreceksiniz. Anayasanın 16. maddesine göre; “Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.“ ibaresi geçmektedir. Anayasanın 13. maddesine gore “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.“ Yine Anayasamızın 11. maddesi ise “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.“ şeklindedir. Bu bilgiler ışığında, TFF eğer Türkiye Cumhuriyeti Anayasısın üzerinde değilse, Türk vatandaşlığına geçiş konusunda almış olduğu kararların bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Temel hak ve hürriyetlerde sınırlamalar yabancılar için sadece kanunla düzenlenebiliyorsa TFF’nin almış olduğu karar kanun hükmü taşıyamayacağı için bir geçerliliği de söz konusu değildir. Bu sebeple Yattara’nın başvurusunun yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Anayasanın 10. maddesi “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.“ şeklindeyken Yattara’ya yapılan bu uygulama bu bakımdan da anayasaya aykırı bir durum teşkil etmektedir.Sonuç olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kanunlarının yapıldığı yer TFF değil T.B.M.M.’dir. Bu sebeple Türk statüsünde oynama konusunda TFF’nin almış olduğu kararların bir geçerliliği bulunmamaktadır.
Kanun No: 5901 Kabul Tarihi: 29/05/2009 Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması:
MADDE 10- (1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.Başvuru için aranan şartlar
MADDE 11- (1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda;
a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak,
b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, (Trabzonu çoğu Trabzonludan iyi biliyordur)
c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek,(Adam her düğünde horon tepip kolbastı oynuyor. Kompela gibi "Bana pezevenk diyor" mu desin daha?!)
ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak,
d) İyi ahlak sahibi olmak, (İğrenç Çömlekçi Esprilerine maruz kalmaz umarım)
e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, (İtirazı olan?)
f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, (Gerekirse Hasan Üçüncü'nün bile sülalesine bakar)
g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır.(2) Bu şartlarda vurgulanan özelliklerin hepsine fazlasıyla haiz Yattara. Yani kendisinin vatandaş olmasında Anayasal olarak hiç bir engel olmamasına rağmen yaşanılan bu süreç nasıl izah edilebilir? Devam ediyoruz: Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda, yukarıda sayılan şartlarla birlikte, taşıdıkları devlet vatandaşlığından çıkma şartı da aranabilir. Bu takdirin kullanılmasına ilişkin esasların tespiti Bakanlar Kurulunun yetkisindedir. Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasında usul ve esaslar
MADDE 19- (1) Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılardan başvuru için gerekli şartları taşıyanların adına vatandaşlık dosyası düzenlenir ve karar verilmek üzere Bakanlığa gönderilir. Bakanlıkça yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda durumu uygun bulunanlar Bakanlık kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilirler, uygun görülmeyenlerin talepleri ise Bakanlıkça reddedilir.Anayasanın ilgili maddeleri derki; Türk vatandaşlığı
MADDE 66. – Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. (Son cümle mülga: 3.10.2001-4709/23 md.)Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.Kanun önünde eşitlikMadde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. (*)(*) 9/2/2008 tarihli ve 5735 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkraya “bütün işlemlerinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında” ibaresi eklenmiş,bu ibare Anayasa Mahkemesi’nin 5/6/2008 tarihli ve E.: 2008/16, K.: 2008/116 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasıMADDE 13. – (Değişik: 3.10.2001-4709/2 md.) Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.V. Yabancıların durumuMADDE 16. – Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğüMadde 11. – Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
Bu bilgiler ışığında Yattara'nın vatandaş olamamasının sebebini düşündüğümüzde karşımıza Ankara'da dayısı olmak deyimi geliyor. Köşke bir taraftar çıkartmadan olmuyor bu işler galiba. Fakat ilginçtir, Nobre'ye kıyak vatandaşlık hakkı tanıyan Ahmet Necdet Sezer'in ismini Yattara telaffuz edebilir, hatta onunla kahvehane muhabbetine bile girebilir. Nobre ise kendisine yalnızca ben ıyı, sen nassın ve rakı-şiş-kebap üçlemesi geyiği döndürebilir o da canı sıkılıncaya kadar. Gerisini "tercümanları" tamamlar. Zaman ne getirir bilinmez fakat şu açık ki Anayasa'da belirtilen haklarından yararlanamayan Yattara ve Trabzonspor mağdur durumdadır.
NOT:Anayasa maddeleri eklenirken www.tbmm.gov.tr kaynak alınmıştır.