2005 'de Hollanda'da düzenlenen Fifa 20 Yaş Altı Gençler Dünya Şampiyonasının en iyi iki takımından biri olan Kolombiya takımının kaptanıydı. Arjantin'e uzatmalarda yedikleri golle 1-2 yenilerek veda etmişlerdi o turnuvaya ki, o jenerasyonun bir çoğu bugün iyiden iyiye A milli takım oyuncusu olmuş durumda. Aguilar da bir çok takım arkadaşı gibi o turnuva sonrası Avrupa'ya, Udinese'ye geldi. Fakat takımdaki yabancı problemi nedeniyle Ascoli'ye kiralandı. Çalışma izni konusunda yaşadığı sıkıntılar nedeniyle bir sezonu heba olup gitti. Daha sonra tekrar Udinese'ye döndü. Yine tutunamadı. 2007 sezonu başında İspanya'ya kiralandı ve önce Xerez, sonra da Hercules formasıyla küllerinden doğdu adeta. Hercules formasıyla 34 lig maçına çıkıp bunların 29'unda sahada 90 dakika yer aldı. Sezon başında da 3.5 m€'ya 4 yıllık bir sözleşme imzaladı La Liga'ya geri dönen Zaragoza ile. İlk 5 hafta itibariyle 3 golle takımın en golcü oyuncusu. Mevkiinin de orta saha olduğunu belirtelim.
30 Eyl 2009
Abel Aguilar
2005 'de Hollanda'da düzenlenen Fifa 20 Yaş Altı Gençler Dünya Şampiyonasının en iyi iki takımından biri olan Kolombiya takımının kaptanıydı. Arjantin'e uzatmalarda yedikleri golle 1-2 yenilerek veda etmişlerdi o turnuvaya ki, o jenerasyonun bir çoğu bugün iyiden iyiye A milli takım oyuncusu olmuş durumda. Aguilar da bir çok takım arkadaşı gibi o turnuva sonrası Avrupa'ya, Udinese'ye geldi. Fakat takımdaki yabancı problemi nedeniyle Ascoli'ye kiralandı. Çalışma izni konusunda yaşadığı sıkıntılar nedeniyle bir sezonu heba olup gitti. Daha sonra tekrar Udinese'ye döndü. Yine tutunamadı. 2007 sezonu başında İspanya'ya kiralandı ve önce Xerez, sonra da Hercules formasıyla küllerinden doğdu adeta. Hercules formasıyla 34 lig maçına çıkıp bunların 29'unda sahada 90 dakika yer aldı. Sezon başında da 3.5 m€'ya 4 yıllık bir sözleşme imzaladı La Liga'ya geri dönen Zaragoza ile. İlk 5 hafta itibariyle 3 golle takımın en golcü oyuncusu. Mevkiinin de orta saha olduğunu belirtelim.
29 Eyl 2009
2009 Fifa 20 Yaş Altı Dünya Şampiyonası #7: Uruguay - Özbekistan
Uruguay Özbek kalesine tam 30 şut gönderdi. Bunların üçü gol oldu, altısı direkten döndü. Direkten dönen topların ikisi ve gollerin biri adamım Garcia'ya ait. Futbol oynamak için doğmuş olan bu Güney Amerikalı çocuklar Özbekistan karşısında da son derece rahattılar. Gollerin ilk ikisi yine spektaküler goller... İlk gol "Uruguay'ın Messi'si" Lodeiro'dan. Kaptan sol ayakla güzel bir şut çıkartıp Özbek kaleci Sancar'ı. Rubin Kazan - Inter
Inter yavaş yavaş geriliyor. Niyeyse? Rubin ilk puanını aldı. Her iki takımın da kazanabileceği bir maçtı. Rubin'i daha istekli ve arzulu gördüm. Kolay değil, evlerindeki ilk ŞL maçı. Mourinho bu maçı da kaybetse hayırlı şeyler olmayacak gibiydi Inter'de. Bence tehlike çanları erken çalıyor onlar için. Bu şekilde ligin sonunda "kesin" olarak gördükleri yerde olamama tehlikeleri, ŞL'de ise çeyrek finalden öteye gitmeleri için şansa ihtiyaçları var. Mourinho için bir hüsran daha şimdiden sinyallerini veriyor. Serie A'yı kazanıp ŞL'de başarısız olsalar, yine dert. Adamlar alıştı artık. Serie A'yı kazanamayıp da ŞL'den elenseniz. Duble dert. Karizma falan da bir yere kadar bu alemde.Şampiyonlar Ligi 2. Hafta
Bana göre gecenin maçı Kazan'da... Berdiev ve Mourinho arasında... Her ikisi de kendi liglerinden yaralı. Rubin, kendi evinde Amkar'a 1-2 kaybederken, Inter deplasmanda Sampdoria'ya 1-0 kaybetti. Materazzi, Thiago Motta, Sneijder ve Suazo sakatlıkları sebebiyle Rubin'e karşı forma giyemeyecekler. Rubin'de ise Bystrov sakat, Sibaya cezalı. Rubin için de, Inter için de önemli bir maç bence. Inter bu maçı da kaybederse Mourinho yönetminde ilk kez arka arkaya iki mağlubiyet almış olacak(yamuluyorsam düzeltin) ve pek de iyi başlamadıkları bir sezonda ortalık iyice şenlenecek. Rubin'se bu maçı kaybederse havlu atacak ŞL'ye. İlk kez katılıyorlar bu lige ve Kazan kentindeki ambiyansı siz tahmin edin. En büyük kozları Dominguez ve Gökdeniz. Noboa'ya da dikkat buyuralım seyrederken. UEFA'da "Biliyor muydunuz?" başlığı altında bir bilgi vardı. Ben bilmiyordum, sizinle de paylaşayım: Dominguez ve Cambiasso, 2001/02'de birlikte River Plate forması giymişler. Artık öğrendik. Teşekkürler UEFA... Bu geceki diğer karşılaşmalar:AZ - Standard
Barcelona - Dynamo
Debrecen - Lyon
Fiorentina - Liverpool
Rangers - Sevilla
Unirea Urziceni - Stuttgart
2009 Fifa 20 Yaş Altı Dünya Şampiyonası #6: Mısır - Paraguay
Gün geçtikçe açılan genç futbolcular her gün daha çekişmeli bir maç daha izletiyor bize. Dün de güzel maçlar oldu. İlk maçlardaki durgunluk yerini iyiden iyiye dinamizme bırakıyor ve turnuva tadından yenmez bir hale doğru yol alıyor. Bizimkiler çocukluktan "Delikanlı"lığa doğru geçiyor anlayacağınız. Ev sahibi Mısır, daha ilk maçtan delikanlılık taslıyordu çöplüğün sahibi olmanın avantajıyla. Trinidad'ı rahat geçmişlerdi. Bu kez rakibi, benim turnuvadaki favorim, Paraguay'dı. Paraguay turnuvaya gerçekten çok iyi hazırlanmış. Gerçek bir takım gibiler. Attıkları ilk gole şapka çıkartılır. İlk maçın bekleneni veremeyen isimlerinden Robin Ramirez'in, tüm yarı sahayı tek başına kat edip savunmanın dengesini bozduktan sonra ekürisi Santander'e yaptığı asist izlenmeye değerdi. Gol vuruşu da bir o kadar güzeldi bu arada. Paraguay için her şey güzel giderken, savunmanın emniyet sübabı Ronald Huth'un yaptığı basit hata ve arkasından gördüğü kırmızı kart işin seyrini değiştirir gibi oldu. Üstüne üstlük, kırmızı karta sebebiyet veren serbest vuruşun gol olması, üç sayı + faul+ teknik faul gibi bir şey oldu basketbol tabiriyle. Gol sonrası Ramirez'i dışarı alıp yerine Aldo Panigua'yı süren Paraguay antrenörü Coria'nın hamlesi meyvelerini ikinci yarıda vermeye başladı. 10 kişi oynamasına rağmen rakibine oyun kurma fırsatı vermeyen, rakibi hataya zorlayan, savaşan bir Paraguay takımı vardı sahada. Buna Mısırlı futbolcuların mayhoş ruh hali de eklenince Mısır üstünlüğü ile geçmesi beklenen İkinci yarıda Paraguay'ın üstün futbolunu izledik ve son saniyede gelen gol, Paraguay'a dramatik üç puan getirdi. Oyuna taktik değişiklik neticesinde giren Panigua, son saniyede attığı golle Paraguay'ın 10 kişi kaldığı bu maçtan önemli bir üç puanla ayrılmasını sağlayan isimdi. Üstteki resimde golün sevincini görebilirsiniz. Panigua'nın yüzünde şansa atılmış bir golle kazanılacak galibiyetin değil, hakkı olanı elde etmiş olmanın verdiği sevinci görüyorum.
Mısır'da Hosam Arafat'ın harcadığı pozisyonlara bakılırsa bir konsantrasyon eksikliği vardı. Karşısındaki rakibi Trinidad'a benzetip hafife almakla ne kadar büyük bir hata yaptığını farketmişlerdir umarım. Eğer Huth, o bir anlık hatayı yapmasaydı bu karşılaşma çok daha fakrlı bir skorla bitebilirdi. Taktiksel yetersizliklerine antrenörlerinin de maçı seyirci gibi izlemesi eklenince ibretlik bir mağlubiyet aldılar. İtalya ile oynayacakları maç turnuvadaki kaderlerini belirleyecektir. Bu maç da kaçmaz. Paraguay takımıyla ilgili düşüncelerimizi ise daha evvelki postlarda defalarca belirtmiştik. Turnuvadaki favorimizdir kendileri.
Diğer maçlara gelirsek, Nijerya, İspanya'ya 0-2 kaybetmesine rağmen oyunda üstün olan taraftı. Büyücüler ülkesi, golü bulmak için ne gerekiyorsa yaptı, maçı baştan sona kadar üstün oynadı, pozisyona girdi, fakat bir türlü ihtiyacı olan golü bulamadı. 2007'de Kore'de düzenlenen Fifa 17 Yaşaltı Dünya Futbol Şampiyonasında da iki takım karşı karşıya gelmiş, 0 - 0 biten karşılaşmayı penaltı atışları sonucunda 3-0 kazanan Nijerya Şampiyon olmuştu. O finalde penaltı kaçıran İspanyollardan biri, Merida, bugün iki gol attı Nijerya'ya. Nijerya özellikle hücum hattında Akinsola ve Chrisantus gibi oyunculardan mahrum olmasının bedelini turnuvada ilk turda veda ederek fazlasıyla ödedi. Akinsola'nın bahsi geçmişken, Salamanca formasıyla İspanya'da mücadele eden bu mükemmel yeteneği tez zamanda sizlere tanıtacağım.
Tahiti bildiğiniz gibi, İspanyollardan 8 yedikten sonra eski bir ispanyol sömürgesi Venezuela'ya da aynı misafirperverliği gösterip 8 gol de onlardan yediler. Nijerya'ya karşı ne yapacaklarını merak etmiyorum artık. Okyanusya insanının sonsuz hoşgörüsünü Afrikalı yaşıtlarına göstereceğinden şüphem yok.
Venezuela, Paraguay, Uruguay ve Brezilya... Güney Amerika'dan gelen bu dört takımın turnuvada şimdiye kadar mağlubiyeti yok. Conmebol'dan gelen takımlar, turnuvada ezici bir üstünlük kurmuş durumdalar. Tabii bu durumda bu takımlara rakip olabilecek ekiplerin as kadrolarını çeşitli sebepler dolayısıyla getirememelerinin de etkisi var. Ne olursa olsun, bu dört takımdan özellikle ikisinin kalitesi tartışılmaz. Finali bir aksaklık olmazsa bu dörtlüden ikisi oynar.
28 Eyl 2009
İnce Ayar
Sakaryaspor çok zor günler geçiriyor. Murat bir ara bunları yazacaktı fakat sağolsun sürekli beni atlatmayı başarıyor. Neyse ki sözünü aldım bu kez, bir şeyler karalayacak. Gerçi ne kadar karalarsa karalasın, Sakaryaspor'un halini anlatacak kelime bulamaz artık. Nereden nereye... Futbolcuların lisans paralarını dahi ödeyemeyecek hale gelen takım, maçlara paf oyuncularıyla çıkıyordu. Şu anda TFF 2. Lig 1. Klasman'da 2 puanla son sırada bir zamanların efsane takımı. Türkiye Millî Takımın gelmiş geçmiş en golcü iki oyuncusunu yetiştiren kulübün şu anda düştüğü durum içler acısı.Dünyanın En Detaycı Scouting Sistemi
Dünyanın en iyi scout ekibine sahip takımları hangisidir diye sorsalar, Porto başta olmak üzere, sayısını ona kadar çıkartabileceğim bir liste yapabilirim. Hangi kriterlere göre yaparım bu listeyi, kulübe kazandırdıkları futbolcular, bu futbolcuların takıma performans/fiyat katkısı, farkedilememiş isimleri farkedebilme yetenekleri, futbolcunun kişiliği, takıma uyumu konusundaki ön raporlar diye uzar gider sanıyorum. Bu listede bir türk takımı yer alamaz. Halbuki İsveç'ten, Hollanda'dan, Belçika'dan takımların yer alacağı bu listede bir Türk takımının yer alabilmesi için hiç bir engel yok. Fakat mevcut düzende Transferler Yönetici - Menajer dostluklarına bağlı olarak devir daim ettiği için scout sistemi şimdilik bir rüya.İzleme komiteleri var ülkemizde. Ben hâlen ne iş yaptıklarını çözemedim. Her kulübün iyi kötü bir izleme komitesi var, ve bu komiteyi genelde eski futbolcularından oluşturuyorlar. Yani bir yandan -sık sık lağvedilip tekrar kurulsa da- Avrupada artık gereklilik halini almış bir sistemi kendileri de kurmuş gibi yapıyorlar, diğer yandan doğru kullanılsa belki yine de faydalı olabilecek bir sistemi ehil adamlar yerine eski futbolcularla dolduruyorlar. Yani bu komitelerde çalışan insanların en önemli vasfı o kulüplerin eski futbolcuları olmaları. Sonuç olarak, takıma katkısı olma amacından çok "bizim de böyle bir sistemimiz var" amacıyla kuruldukları için çoğu kulüp için yasal yoldan eski futbolcu istihdam etmekten başka bir fayda sağlamıyor bu komiteler.
Bu komitelerden faydalanabilecek kulüplerin yönetimlerindeyse bambaşka bir "scouting" olayı işliyor. Zor zamanlarda futboldan anlamadıkları vurgusunu sık sık yapıp topu kulübün diğer mekanizmalarına atmakta maharetli olan bu isimler, transfer sezonu geldiğinde en kral scout'la yarışır halde hissediyorlar kendilerini. Komitenin "alınırsa kesinlikle faydalı olur" raporu verdiği bir ismi ilginç sebeplerle veto edebiliyorlar. Buna mükemmel bir örnek şu anda Gençlerbirliği forması giyen Aykut Demir'dir. Kendisi 1-2 sezondur Trabzonspor'un gündemindeydi. Fanatik bir Trabzonsporlu olduğu için her fırsatta Trabzon'da oynamak istediğini dile getiren Aykut, Trabzonspor Futbolcu İzleme Komitesinin de dikkatini çekmişti bu açıklamalarıyla. Zaten Trabzonspor Komitesinin dikkatini yeteneğinizden ziyade bu şekilde çekebilirsiniz. Velhasıl, NAC ile sözleşmesini Trabzonspor'la anlaşmak için yenilemeyen Aykut'u ilginç bir sürpriz bekliyordu. Transfer döneminde Scout'a dönüşen Transformer bir Trabzonspor yöneticisi, Aykut transferini veto ediyordu. Sebebi de Judging Potential Ability'si 100lerde gezinen bu yöneticinin, Aykut'un babasının çok konuştuğunu düşünmesiydi. Evet, bir futbolcu, yetenekleriyle, hırsıyla, potansiyeliyle değerlendirildirilip sınıfı geçen bir futbolcu, babası çok konuştuğu için veto ediliyordu. Sanmıyorum ki Aykut'un babası bir-iki maç kazanmış Trabzonspor yöneticileri kadar gereksiz ve boş konuşsun. Çok konuşmayı yalnızca kendilerine özgü bir ayrıcalık olarak değerlendiren bazı yöneticiler yüzünden Trabzonspor Aykut Demir'i almadı ve Aykut da Gençlerbirliği formasını sırtına geçirdi.
Dünyanın herhangi bir yerinde, annesi iyi yemek yapamıyor diye, kardeşi çapkın ya da kız arkadaşı fazla seksi giyiniyor diye bir futbolcunun transferi veto edilmediği müddetçe, dünyanın en detaycı oyuncu izle(yeme)me komitesine sahip takım ünvanını Trabzonspor taşıyacak. İlklerin takımına değil ama, ilklerin yöneticilerine yakıştı.
Yenilsen de Yensen de.
Blog yazarlarından Great White (Soner Öztürk) bu akşam Yenilsen de Yensen de programında. Bağış Erten ve Banu Yelkovan'ın sunduğu 'Yenilsen de Yensen de' bugün 20:30'da NTV Spor'da. Saate şaşırdım doğrusu, bu sezonki saat dalgalanmalarından sonra umarım rayına oturur bu saat işi. Yenilsen de Yensen de anketlerine katılmak için tıklayın.Berkay Öz Bombaladi !
Almanya Ücüncü Ligi´nde ise Bayern Münih PAF Takimi evinde Erzgebirge Aue´ye 3-2 maglup olurken, Münih takiminin iki golü de Türk oyunculardan geldi. Bir gol 90 dakika forma sansi bulan 1990´li orta saha oyuncusu Mehmet Ekici´den gelirken, bir gol de 68´inci dakikada Luca Toni´nin yerine oyuna giren 1988 dogumlu Ümit Milli forvetimiz Deniz Yilmaz´dan (yanda) geldi. Deniz 90´inci dakikada kirmizi kart ile oyun disi kalirken, ikinci yarida1990´li orta saha oyuncusu Taygun Kuru ile ücüncü bir Türk Bayern formasi giydi.
Fortuna Düsseldorf U19 Takimi ise evinde MSV Duisburg U19´u Türk oyuncularinin golleri ile 3-1 maglup etti. Düsseldorf´un iki golü 1991 dogumlu 1,90´lik forvetimiz Serdar Karaduman´dan (yanda) gelirken, bir golü de 1992´li Türk forvet Ali Aydin´dan geldi.
Rot Weiss Essen U17 Takimi´nin evinde Sportfreunde Troisdorf U17´yi 4-0 maglup ettigi karsilasmada ise tam anlamiyla Türk oyuncular söleni vardi. 4 golü de Türk futbolcular kaydederken, iki gol 1993´lü forvetimiz Berkay Öz´den (yanda) gelirken, bir gol 1993´lü orta saha oyuncumuz Ismail Öztürk´ten, bir diger gol ise 1993 dogumlu forvetimiz Ridvan Armut´tan geldi. Ismail toplamda 5 gole ulasirken, Berkay 3, Ridvan ise 2 gole ulasti.Teşekkür
Sporx yazarlarından Tolga Özek, köşesinde cezasahasi.net'e haftanın blogu olarak yer vermiş. Geç gördüm, kusuruma bakmasın. Geç de olsa en derin teşekkürlerimi gönderiyorum kendisine.2009 Fifa 20 Yaş Altı Dünya Şampiyonası #5: E Grubu
E grubundaki karşılaşmalarda sürpriz sonuçlar var. İki karşılaşmayı da seyredemedim ve çok şey kaçırdığımı sonradan farkettim. Ama neredeyse son yaz tatili diyebileceğimiz bu akşamı başka şekilde değerlendirmem gerekiyordu ruhsal yapım itibariyle.Tippeligaen Şampiyonu Rosenborg
Rosenborg, deplasmanda en yakın takipçisi Molde'yi tecrübeli ötesi Steffan Iversen ve Trond Olsen'in ikinci yarıda attığı gollerle 0-2 yenerek Norveç Ligindeki 21. Şampiyonluğunu garantiledi. Son 18 yılda 15. şampiyonlukları... Geçen sezon Alanzinho'nun sürüklediği Stabaek Şampiyon olurken, ki Broos Stabaek'i çalıştırmıyordu, Rosenborg ilk üçe dahi girememişti. Bu sezon ise ligin 26. haftası itibariyle Şampiyonluklarını garantilemiş, ikinci Molde'ye 17, 3. Stabaek'e 20 puan fark atmış durumdalar. Alanzinho'nun eski takımından ve liginden bahis açmışken, onun fiziğini yetersiz bulanlara Norveç ligini biraz araştırmalarını salık veriyor, Rosenborg'u oha diyerek tebrik ediyorum. Sadri Şener - Berlusconi Benzerliği
Berlusconi ile Sadri Şener arasındaki benzerlikler takımlarının aldıkları sonuçlarla birlikte artıyor. Tamam, bizim Başkanımız Siyasetçi değil ama siyasete atlamak için görev yapılabilecek en mükemmel yerde görev yapıyor. Zaten Trabzonspor son yıllarda yöneticilerinin sportif başarılarından ziyade siyasi başarılarıyla göze batan bir kulüp. Bu da bir çeşit benzerlik sayılabilir aslında. Diğer benzerliklere gelirsek, sezon başında kadromuz yeterli, bu kadro ile Şampiyonluk mücadelesi vereceğiz diyordu Çapkın İtalya Başbakanı. Tıpkı Sadri Şener gibi... Takımı ilk 10'da bile değil 5 maç sonunda. Son olarak lige yeni yükselen Bari'yle kendi evlerinde berabere kaldılar. Milan eskiden İtalya ligini seyretmeme sebebimdi. Önüne geleni yeniyordu, can sıkıyordu. Artık bu kırmızılıları kazanırken görmekten bıkmıştım. Aradan yıllar geçti, bu adamlar yine bu ligi izlememe sebebim. Bu sefer de futbol oynamayı unutmuş oldukları için. Ben de hiç bir şeyi beğenmiyorum evet. Seçime gidip ortasını bulsunlar.27 Eyl 2009
Eto'o'nun Bakışındaki Anlam
Fotoğraf Internazionale - Barcelona maçı sonrasında çekilmiş. O vakitler Eto'o'nun suratındaki ifadeye tam bir mana verememiştim. Kırgın desen değil, hırslı desen hiç değil. Mahzun ifadesinin altında bir şeyler kurguladığı belliydi sanki. Bu fotoğrafı saklamıştım arkasından bir bit yeniği çıkar da yayınlarım diye. Kendisini Barcelona'dan gitmeye ikna etmek için tehdit dahi eden Pep'e ne demeli? Jean Reno'ya benzemiş burda. Filmlerde düşmanıyla yüzyüze gelip, elinden geleni ardına koyma şekli yapar ya, o hesap. Eto'o diyorduk, sonradan çıktı piyasaya bakıştaki derin anlam. Kamerunlu, eski kulübünü mahkemeye verince. Meşhur takasta Eto'o'nun bonservisi 20 milyon € olarak sayılmış. Eto'o da şimdi bu paradan hakkı olan 3 milyon €'yu istiyor. Muadil bir olay da Albert Luque ile Deportivo kulübü arasında, Luque'nin Newcastle'a transferi esnasında yaşanmış ve mahkeme Deportivo'yu mahkum etmişti.2009 Fifa 20 Yaş Altı Dünya Şampiyonası #4: Brezilya - Kosta Rika
Mısırlılar, kendi takımlarının maçları haricindeki karşılaşmalara pek rağbet etmiyorlar ve bu sebepten turnuva taraftar oranı açısından oldukça sönük geçiyor. Şu ana kadar bir-iki maç haricinde de pek bir şey kaçırmamışlardı. Fakat bu karşılaşmayı izlemek için Port Said'e gitmeyenler çok şey kaçırdı. Sahada tam anlamıyla bir "Joga Bonito" vardı çünkü. Gerçi diğer karşılaşmalara oranla dolu sayılırdı stad....
Daha İyisi Yok


Aynı maçtan bir başka kare.
İşte Taraftar...
Bu fotoğrafın aşağı kısmında görülen Hamburg'lu futbolcular sezon sonunda bu postun başlığını değiştirsinler istiyorum. Bayern'i Petric'in golüyle 1-0 geçtiler. Maç sonu taraftarlarıyla böyle bütünleşiyorlar. Bayern'in zirve ile arasındaki fark gitgide açılıyor. Hedefin uzağına düşmeleri demek, daha çok para, daha çok transfer demek. Para saadeti getiriyor getirmesine de ne zaman getireceğini kimse bilemiyor. Bu sezon gelmezse van Gaal'in gideceği yeri AZ çok kestiriyorum ama...Tüberküloz
Geçen seneki İBB maçında rahat tavırları, oyuncularıyla kaynaşma görüntüleriyle dikkatleri çeken Bülent Uygun zorda... Oturmuş takım ve futbolcuların başarısını onlardan çok kendine, hatta sistemine mâl edip başarılı bir takımı birden bire tepetaklak edercesine değiştirirseniz, verem olmanız kaçınılmazdır. Çaresi temiz hava. Bank Asya'da bolca var bu havadan.
2009 Fifa 20 Yaş Altı Dünya Şampiyonası #3: İngiltere - Uruguay

26 Eyl 2009
Radamel Falcao Garcia
Avrupa'ya bir geldi, pir geldi. Gelişi biraz gecikmişti fakat erken gelip geri döneceğine geç olsun tam olsun. Porto'da 6. maçı, 5. golü. Hem de Sporting'e. Resim Leixoes maçından. Tekmeye kafa sokan, 23 yaşında bir canavar... Bu kafa bu adamın başına çok bela açar. Ve açtı da... Ama sadece kendi başına değil, rakiplerin başına da.
Burda rakiplerin başına bela açıyor işte. Sporting'e attığı golden bir enstantane. Bu kritik maçta takımına üç puanı getiriyor. Güizalar bomboş golleri kaçırsın, Falcao tekmeye kafasını soksun, takımına puanlar kazandırsın. Antalyaspor maçında Güiza'yı seyrederken "Yerine şunu şunu alsalardı keşke" diye saydığım isimlerden biriydi.
Küstürülen, Harcanılan, Bitirilen Yıldız.. Alanzinho..

Futbol hayatına Brezilya' nın köklü kulüplerinden Flamengo' da başlayan ve ardından Avrupa' ya transfer olarak kendi fiziksel özelliklerine hiç de uymayan bir futbol yapısına sahip Norveç Ligi' nde harikalar yaratarak Stabaek takımını şampiyonluğa taşıyan Alanzinho en son olarak geçen sezon Ersun Yanal' ın da onayı ile tam 4 milyon avro gibi ciddi bir bedel karşılığında Trabzonsporlu olmuştu..
Kendisi için ödenen paranın astronomik olup olmadığı tartışmaları bir yana yarım yamalak şans bulmaya başladığı ilk maçlardaki görüntüsü ile Türk futbol kamuoyuna, bir takım oyuncusundan ziyade şova yönelik spektaküler bir futbolcu olduğu izlenimini verdi..
Ardından düzenli olarak şans bulmaya başladığında sadece şova yönelik bir futbolcu olmadığı, son derece kolay adam eksilttiği, asist ve gol yeteneğinin yüksek olduğu, kısa ve uzun alanlarda inanılmaz bir hıza erişebildiği, her iki ayağıyla da vasatın üzerinde bir şut yeteneğine ve rakiplerinin kart görmesini sağlayabilme özelliğine sahip olduğu ortaya çıkmaya başladı..
Geçen sezonun sonlarında hayli form tutan ve özellikle Galatasaray, Kocaelispor ve Eskişehirspor maçlarında son derece başarılı performanslar ortaya koyan bu futbolcunun şu an gelmiş olduğu nokta, sadece Trabzonspor' un değil Türkiye' de futbolun görsel yanından zevk alan tüm futbolseverlerin ortak sorunu olsa gerek..
Ancak ne var ki sezonun ilk maçında Sivas deplasmanında da mükemmel bir futbol ortaya koyan ama Diyarbakır yenilgisinden sonra bir kez daha ilkonbirde forma şansı bulamayan Alanzinho adım adım köreltilme ve adeta dışlanma sürecine girmiş gibi gözüküyor..
Haftalardır takımında şans bulamayan futbolcunun, İstanbul B.Ş.B. ile oynanan maçta daha 55 nci dakikada 5-1 galip durumda olan bir takımın 88 nci dakikasında oyuna sokulması yetmezmiş gibi son Gençlerbirliği karşılaşmasında 45 nci dakikada oyuna alınıp 25 dakika sonra oyundan tekrar çıkarılması gerek Alanzinho cephesinde gerekse taraftarın belli bir kısmında sabırları da doğal olarak taşırıverdi tabii ki..
Bir futbolcu formsuz olabilir, hatta bazı mental sorunları da bulunabilir. Asıl önemli olan, böyle kreatif özellikleri olan futbolcuları takıma kazandırmak ve onlardan alabileceğiniz verimi azamiye çıkarmaya çalışmaktır. Hele ki bu oyuncu kadrodaki en fazla maliyeti olan birkaç futbolcudan biriyse bu hassasiyet daha da artmalıdır..
Şans verildiğinde başarılı olduğu diğer maçlarını geçtim, daha birkaç ay önce oynanan GS maçında adeta şov yapan, topyekün GS savunmasını peşine takan, kimi zaman faullerle bile durdurulmakta zorluk çekilen böylesi bir yeteneğin şu anki performans düşüklüğünün ve bu derece silik görüntüsünün hesabını Hugo Broos birilerine vermelidir..
Sonuçta bu adamda yetenek var, hız var, teknik var. Disiplin ve kondüsyon konusunda bazı sıkıntılar varsa bunun sorumluluğu tamamen teknik heyete aittir.
Hugo Broos bu futbolcuyu kazanmak için herhangi bir çaba sarfetmek yerine aksine adeta futbolcuya sövercesine davranışlarda bulunmaya ve onu iyiden iyiye paralize etmeye devam ederse ipini çektiği Alanzinho ile birlikte bu girdapta boğulur gider..
Ama bu takımın asıl can yakan kaybı Hugo Broos olmaz, Alanzinho olur..
Bizden söylemesi..
Great White
Barış Memiş Özelinde Bir Altyapı Analizi

Minik de bir örnek verelim;
En çok "tıklandığı" iddia edilen bir internet sitesinde dün (23 Eylül 2009) yer alan bir haberin başlığı şöyleydi: Trabzon'da facia: 7 ölü 35 yaralı! Haberi okuyan ne anlarsa ben de onu anladım, tıkladım, acıdan komedi çıktı. Meğer bayram bilançosuymuş! Bu tür bir haberi "facia" başlığıyla vermenin tıklanma kaygısından beslendiği çok açık, ama her mesleğin olduğu gibi gazeteciliğin de "ahlaki" kaygıları olmalı. Durum budur yani; felaket...
TRABZON ALTYAPISI NE İŞE YARAR!
Ben Doğanspor Yıldız Futbol Takımında oynarken , Trabzonspor'la oynadığımızda 5'ten aşağı yemeyi başarı sayardık. Çok fazla başarılı olduğumuz söylenemez. 5 yediğimiz bir maç sonrası Sadi hocanın beni yönetimden istemesi benim tek tesellim olarak dudak kenarı tebessüm izim olarak kalp kayıtlarıma geçse de, gerçek olanca haşinliği ile karşımızda dururdu hep: Trabzonspor altyapı takımlarının karşısına yenmeye değil az yemeye çıkılır!
Altyapı eğitiminin iki boyutlu olduğuna inandım hep, hoş herkes de öyle bakar. Bir sportif yeteneklerin gelişimi diğeri de ahlaki altyapının sağlanması.
Sportif yeteneklerin değil gelişimesi, geriye gittiği çok açık. Birçok nedeni olabilir bunun, ama sonuç olarak dehşetli ve utandıran bir başarısızlık tablosuyla karşı karşıya olduğumuzu kimse inkar edemez! Tabi bir kısım gazetecicik hariç:) Onların işi başka. Trabzonspor alt yapısından uzun yıllardır ülke standardını zorlayacak tek bir oyuncu çıkmamıştır! Ve bunun sorumlusu da Acıbadem Hastanesi doktoru gönüldeş Berkhan ya da Almanya'da oto yıkamacılığı yaparak gurbetten ekmek çıkarmaya çalışan Ahmet değildir, zira onlar sadece sevgi bağıyla ilişki kurarlar, cukkalanma, asalaklaşma ve o yalnız şehirden "beslenme" kaygıları yoktur. Bu işin bir boyutu, yani "yeni yetenekler gelmiyor kardeşim" diyen bir bahane tüccarına her şeye rağmen, en azından, sessiz kalabilirsiniz, "ne yapsı nadam, yetenek zorla zerkedilen birşey değil" diye.
Ve fakat;
Mevcut Teknik Direktör Hugo Broos'u bile çileden çıkaran Barış Memiş örneğindeki alt yapı ürünü sporcularımızın; iş disiplini , aidiyet, sosyalleşme ve ahlaki altyapı olarak da çok kötü yetiştirildikleri o kadar açık ki, acıtıcı derecede açık.
Barış Memiş'i "şahsen" tanıyorum, tertemiz kalpli bir çocuk olduğunu benden iyi kimse bilemez. Eğer bu melankolik sporcumuz Barış, bugün "yetersiz" bir fotoğraf veriyorsa, bunun sorumlusu da ne Berkhan ne de Ahmet olamaz. Üstelik BARIŞ MEMİŞ; bu alt yapı zavallılığının neredeyse tek övünç kaynağına dönüşmüşse, Trabzonspor Futbol AŞ'nin, altyapıyı tamamen feshetmesinin ve yeni bir sayfa açmasının zamanı çoktan gelmiş demektir. İsmi Trabzon olan bir altyapı futbol takımı; Pazar'a, Hacettepe'ye, Ordu'ya, Gümüşhane'ye, Bugsaş'a yenilemez, yeniliyorsa yara kangren olmuş demektir. Ya o kangren olmuş kol kesilecek ya da kangren tüm vücudu saracaktır.
Trabzonspor'un yeniden inşasının ilk adımı, mevcut altyapının feshi ve Özkan Sümer'le özdeşleşen yönetim felsefesinden acilen kurtulmak olmalıdır.
Trabzon markası, kişisel çıkarların korunması pahasına bu kadar ucuzlatılamaz!!!
Trabzon markası, o şehirdeki birkaç ailenin ve bir zümrenin kartviziti değil, milyonların kimliğidir!
Düşün Trabzonspor'un ve Trabzon'un yakasından!!
Kerim Bulut Sydney´i Sirtladi !
Avustralya´daki genc futbol temsilcimiz Kerim Bulut, Sydney FC PAF Takimi ile bu hafta Newcastle Jets PAF Takimi karsisina cikti.Maca damgasini 1993 dogumlu forvetimiz vurdu.
72 ve 86´inci dakikalarda ceza sahasinda ikiser kez düsürülen Kerim, verilen penaltilari kendisi kullandi.
Iki penaltiyi da gole ceviren Avustralya U17 Milli Takimi oyuncusu Kerim Bulut, takiminin 2-0 galip gelmesini sagladi.
Yetenekli oyuncumuz Sydney´in profesyonel takimi ile de antremanlara cikiyor ve zaman zaman kendine A Takim´da da yer buluyor.
Gençlerbirliği 2 - 2 Trabzonspor: Nereye Çufçufluyoruz?
Ne kadar etkili, her an maçın skoruna etki edebilecek kenar oyuncularına sahip olursanız olun. Rakip sahada topu aldığında tek amacı "ileriye doğru koşmak" olan, sadece önüne top atıldığında etkili olabilen, topu saklayıp takımının pozisyon almasını, ileriye çıkmasını sağlayan forvetleriniz yoksa, Alanzinho ve Yattara gibi isimlerden yararlanabileceğinizin yarısı kadar yararlanamayıp, üstelik onları harcamak böyle basit oluyor. Forvet...25 Eyl 2009
2009 Fifa 20 Yaş Altı Dünya Şampiyonas #2: Paraguay - İtalya
Karşılaşmanın ilk yarısı daha çok orta saha mücadelesi şeklinde geçti. Üstün oynayan tarafsa Paraguay takımıydı. Orta sahadaki güçlü ve çabuk oyuncularıyla rakibin oyun kurmasını engelleyen Paraguay takımı, sağ kanattan geliştirdiği hücumları olgunlaştıramasa da tehlikeli oldu. Uzaktan etkili şutlarla İtalya kalesini yokladılar. İtalya’nın hücum denemelerinin çoğu orta sahada biterken, orta sahayı geçme şansına nail olan atakları da Huth önderliğindeki Paraguay savunması eritti.Paraguay savunmasında Huth savunmadaki sağlam oyunuyla takımının saha içindeki lideri olarak görünüyor. İkinci yarının başında yaklaşık 5 dakikalık bir İtalya baskısı olsa da sonuçsuz kaldı bu baskılar. Paraguay tekrar oyunun hakimiyetini ele aldı. Rakip kalede daha da tehlikeli pozisyonlar buldular. Özellikle Santander’in sürüklediği pozisyon net bir pozisyondu. Paraguay’da 8 numaralı formayı giyen Hernan Perez (ki elemelerde Paraguay’ın attığı 18 golün 14’ünde Perez, Santander ve Ramirez’in imzası var.) biraz daha dikkatli olabilse Paraguay’ın golü, hatta farkı bulabilmesi işten değildi. Fakat topla gereğinden fazla oynuyor, tekniğini ve hızını aklıyla birleştirebilse takıma katkısı daha üst düzeyde olabilirdi bu karşılaşmada. Paraguay maçın sonlarına doğru baskısını iyice artırdı. Bunalan ve hata yapmaya başlayan İtalya savunması da kendilerine yardım etti fakat kaleyi bir türlü bulamadılar. Maç da başladığı gibi sona erdi.Karşılaşmada en beğendiğim futbolcu 16 numaralı Moreira oldu. Orta sahanın sağında görev yapan oyuncu hem ofansta, hem de defanstaki performansıyla İtalya karşısında takımının en iyisiydi. İsabetli ortaları hızı, bitmek bilmeyen presi, savunmadaki performansı ve etkili şutlarıyla dikkat çekti 1990 doğumlu futbolcu. Ülkesinde 2 de Mayo kulübünde forma giyiyor. İtalya'da ise dikkat çeken tek isim Sampdoria'lı Kaleci Fiorillo idi.
Mısır'da devam eden turnuvada bu akşam iki maç daha var. Nijerya, Venezuela ile karşılaşırken, İspanya da turnuvanın en sürpriz takımı Tahiti ile karşılaşacak. Bu maçları seyretme imkanım olmayacak çünkü Gençlerbirliği - Trabzonspor maçı için kameraları Ankara'ya çevirdim.
2009 Fifa 20 Yaş Altı Dünya Şampiyonası #1
Futbolda sürprizlere rastlamanın neredeyse mucizeye rastlamakla eşdeğer olduğu bir çağdayız. Sürpriz sonuçlar, sürpriz şampiyonları geçtim, sürpriz oyunculara bile hasret kalmaya başladık. FM sağolsun, artık vay be! diyerek şaşırıp izleyeceğimiz futbolcu kalmadı neredeyse dünyada. Neredeyse diyorum, çünkü hâlen var böyle futbolcular. Ve dünya gençler şampiyonalarında kendilerini gösteriyorlar. Bu turnuvalardan biri de bugün Mısır'da başladı: 2009 Dünya 20yaşaltı gençler şampiyonası. Dünyanın dört bir yanından, bir çoğu hiç tanınmayan 20 yaş altındaki futbolcuların kendilerini dünyaya tanıtmak için kıyasıya mücadele ettiği bir futbol şöleni... Bir çok futbolcu kendini ilk kez bu turnuvalarda gösterip dünya futbolunda isim yaparken, yine bu turnuvalarda inanılmaz futbol sergileyip yok olan bir o kadar futbolcu vardır. Maradona, Messi, Agüero, Zarate ilk akla gelenler. Onlar kadar tanınmasa da futbolu yakından takip eden insanların hatıralarında yerleri olan nice futbolcular kendilerini bu turnuvayla tanıtmıştır dünya futboluna. Barcelona ve Lyon formalarıyla hatırlayacağımız Sonny Anderson, Milan'ın eski futbolcusu ve şimdiki menajeri Leonardo, bir dönem ülkemizde de top koşturan Oleg Salenko, Beşiktaş forması giyen Cristopher Ohen, Zaragoza, Real ve Atletico Madrid'den tanıdığımız, ismiyle bile şekil Juan Eduardo Esnaider... Bir çoğumuzun bugün dağıldıktan sonraki ülkeleriyle hatırladığımız, dönemin "süper Yugoslavları" Mijatovic, Prosinecki, Suker, Boban, Jarni, Stimac, Lekovic... 1987'de Şili'de düzenlenen turnuvayı kazanan Yugoslavya takımıyla adlarını tüm dünyaya ilk kez duyuruyorlardı bu isimler... Bu tip turnuvaları sırf bu sebeple bile dikkatle takip etmekte yarar olduğunu düşünenlerdenim. Bilmediğimiz, tanımadığımız, adlarını ilk kez duyacağımız, her şeyleriyle bizi şaşırtabilecek 24 takım ve birbirinden yetenekli futbolcular... Bu turnuvalar scoutlar tarafından da sıklıkla takip edilir. Ülkemizden ne kadar scout gidecek, kaç takım bu turnuvayı izlemesi için görevli birilerini gönderecek bilmiyorum. Ama daha önce böyle bir çalışma yapan bir takım vardı. Özkan Sümer'in Trabzonspor'u... 2001'deki turnuvayı takip ettirmişti kendisi ve Arjantin' e karşı final oynayan Gana'dan, o dönem Liberty Professionals forması giyen Sulley Muntari'yi transfer etmek yerine Patrick Villars'ı getirmişti. (Aynı kadroda Essien de vardı, fakat Bastia kendisini önceden keşfetmişti. Nasıl mı? 1997 U-17 Dünya Şampiyonasında!) Takımlarımızın bu tip turnuvaları takip etmek için birilerini görevlendirmiş olmaları düşük bir ihtimal. Fakat böyle bir şey yapacaklarsa da bu işin erbabı kimseleri görevlendirmeleri ileride pişmanlık yaşamaları ihtimalini mümkün olduğunca aza indirir. Turnuvanın kısa tarihçesine göz atalım biraz da. İlk olarak 1977'de Tunus'da düzenlenen bu turnuvayı şimdiye kadar en çok kazanan takım Arjantin. Toplamda 6 şampiyonlukları bulunuyor Tangocuların ve son 7 turnuvanın 5'ini kazandılar. Fakat bu kategorideki başarılarını bir türlü A takım seviyesine taşıyamıyorlar. Bu da ilginç bir nokta. 1979'da kazandıkları şampiyonluktan sonra 1986 Dünya Kupasını müzelerine götürmüşlerdi. İki kadroda da yer alan tek isim, Diego Armando Maradona isimli kıvırcık futbolcuydu. Daha sonra sırasıyla 1995,1997, 2001, 2005 ve 2007'de Fifa 20 yaş altı Dünya Kupasını müzesine götüren Arjantin, 86'daki başarısını ise halen tekrarlayabilmiş değil.
Arjantin'den sonra turnuvayı en çok kazanan takım, bir diğer Güney Amerika takımı Brezilya. Brezilya'nın 4 şampiyonluğu bulunuyor. Onları 2 Şampiyonlukla Portekiz takip ediyor. Portekiz bu iki şampiyonluğu altın jenerasyonu tabir edilen ve Euro 2004 ve 2006 Dünya Şampiyonasında son tangolarını yapan futbolcularıyla kazandı. Birer Şampiyonluğu bulunan dört ülkeden ikisi şu anda dağılmış durumda. Yugoslavya, SSCB, Almanya ve İspanya... Bu turnuvalarda dikkat çeken bir başka nokta da, A takımlar seviyesinde hiç bir şekilde esamesi okunmayan ülkelerin -A takımlarına nispeten- gösterdikleri büyük başarılar. Katar ve Japonya bu turnuvada final oynamış iki takım. 2001 yılında üçüncü olan Mısır bu duruma örnek gösterilebilir. İkişer kez final oynamış Nijerya ve Afrika takımları da dikkat çeken takımlar. Fakat işler A takım seviyesine geldi mi işler değişiveriyor. Kendi ülkelerinde yaş gruplarının en iyisi olan bu çocukların çoğu gerçek anlamda parlayamadan silinip gidiyorlar. Bu turnuvada bir takım olarak parlayıp, A takıma en çok oyuncu veren Jenerasyon Kolombiya'nın 2005'teki süper takımı sanıyorum. İkinci turda Arjantin'e 90+3'de yedikleri golle yenilerek turnuvaya veda etmişlerdi. O kadrodan 12 futbolcu bugün aktif olarak Kolombiya A takımında kendilerine yer bulan oyuncular. Rodallega, Falcao, Guarin, Wason Renteria, Libis Arenas, David Ospina, Juan Zuniga, Cristian Zapata... Genç yaşlarına rağmen Millî Takım formasını sırtlarına geçirmeyi başaran oyuncular...
Mısırdaki turnuvaya dönecek olursak, turnuvanın favorisi olarak aklınıza gelebilecek Arjantin'in elemeleri geçemediğini hatırlatayım. Ayrıca şimdiye kadar A takım seviyesinde hiç bir başarısı olmayan Tahiti 20 yaş altı takımı bu turnuvada ülke tarihinde bir ilki gerçekleştiriyor. Alacakları skorlar ne olursa olsun, ilk kez ülkelerini uluslararası bir turnuvada temsil etmenin gururunu yaşayacaklar. Almanya takımı da turnuva öncesi sıkıntılı. Kulüplerin çoğu oyuncularına izin vermediler. Kadrolarında Türkiye'de Forma giyen iki de türk futbolcu bulunuyor: Kayserispor forması giyen Semih Aydilek ve Bursaspor'lu Cihan Kaptan... Arjantin'in yokluğunda gönlümden geçen favori Santiago Garcia'lı Uruguay... Brezilya, bu tip turnuvaların en doğal favorisi, tamamı Brezilya'da top koşturan gençlerle sahne alacak. Diğer bir Güney Amerika takımı Paraguay da dikkat çekebilecek bir başka ekip.
Turnuvaya dönelim dedik demesine ama, Turnuva ben bu yazıyı yazmaya başladığım gün başlamıştı zaten ve yazı devam ederken bir maç daha başladı. Onu da kaçırmamak için bu ilk yazıyı burada kesiyorum. Turnuvadaki maçlara ve dikkat çeken oyunculara dair karalayacaklarımla devam edeceğiz.
24 Eyl 2009
İhsan Alioğlu'nun Amacı Nedir?

Profesyonel bir futbol takımının yöneticisi, hakkında sürekli benzeri spekülasyonlar yapılıp gündeme getirilen bir futbolcusunu resmen taraftarın ve yerel medyanın önüne atıyor. Gözünü bile kırpmadan yapıyor bunu! Bu mevzu gerçekse bile çözüleceği yer kamuoyu değildir. Siz bu şekilde Yattara'yı daha da yıpratıyor, onun kuyusunu onunla beraber kazmak isteyenlerin eline koz üstüne koz vermiş oluyorsunuz. Sayın İhsan Alioğlu'nun burada iki şey düşündüğünü sanıyorum. Birincisi takımın en medyatik, ve en tanınan futbolcusu olan Yattara'nın adını açıklamasında zikredek prim yapmak. Başka bir futbolcudan bahsetse ve konuşmasında onun ismini kullansa bu kadar reklam yapamazdı. İkincisi ise artık bayatlamış Yattara'yı satmaya zemin hazırlama düşüncesi.
İlk bahsettiğim biraz komplo teorisi gibi görünse de ben bu hareketin içinde biraz reklam kaygısı olduğunu düşünüyorum. Aklım kesmiyor başka türlü. Zira hiçbir baba, İhsan Alioğlu da dahil, oğluyla ilgili bir meseleyi bu şekilde alenî hale getirmez, aile içinde çözer. Hele ki oğul evvelden mimli ise. Bir yönetici bu takımı ve oyuncuları amatör duygularla sevip sahiplendiği için bir baba figürüne eş tutulabilir. Peki baba, evladına, ailesine bunu nasıl yapar? Ya kendisi bildiğimiz yönetici tanımına uymamakta, ya da Yattara'yı bu takımın bir parçası olarak görmemektedir. Basının bu tip haberler bulmak için attığı taklaları düşünüyorum. Bir de bu açıklamanın neden yapıldığına bakıyorum. Taraftarın ve yönetimin kendisine rakip gördüğü takımlarda benzerî bir hadise ustalıkla gizlenirken Trabzonspor'da cereyan eden hadiseler sitcomluk. Hakkında yazılan yalan haberlere dahi taraftarın hemen inandığı bir ortamda, sene başında herşeye sünger çekmiş, seçtiği forma numarasıyla gerekli yerlere mesajını göndermiş, sorunlarına rağmen oynadığında bu takımın en iyi futbolcusu olan Yattara'yı bir yöneticinin ağzından böyle bir habere malzeme yapmak -eğer iddialar gerçekse- Yattara'nın yaptığı hatadan kat be kat daha büyük bir hatadır. Yönetimler sorunsuz futbolculardan oluşan bir takımı kreş havasında yönetmek için seçilen gruplar değiller. Hele hele oluşan problemleri, takımın tam düzene girmeye başladığı bir zamanda medyayla verkaça girerek afişe etmek için seçilen kişiler hiç değiller! Yönetimler, sorunlu denilen fakat doğru yönetildiklerinde takıma katkısı zararıyla kıyaslanamayacak ölçüde büyük olan futbolcuları kazanıp onlardan maksimum verim sağlamak için oradalar.Trabzonspor yöneticisi sıfatını tanışmak kendilerine yetmiyorsa, yönetimde oldukları süre boyunca Yattara'nın takıma yaptığı katkının -ki bu katkı çok düşüktü geçen sezon- 100'de 1'ini dahi yapmadan onun üzerinden Skandal servis edip fazladan reklamlarını yapmak hevesindelerse boş yere nefeslerini tüketip koltuk işgal etmesinler.
Alioğlu aynı açıklamalarda şöyle bir şey de demiş: G.Saray ve F.Bahçe ligin ilk 6 haftasında özel bir performans gösterdiği ancak bu durum bizi ürkütmüyor! Beni de ürkütmüyor, sayın Alioğlu. Hem de hiç... Ne G.Saray, ne F.bahçe, beni yönetimimizin zamansız-gereksiz açıklamaları kadar ürkütmüyor!
23 Eyl 2009
Parlamadan Sönen Bir Yıldız , Quincy Owusu-Abeyie

15 Nisan 1986 yılında Ganalı göçmen bir ailenin çocuğu olarak Amsterdam' da dünyaya geldi.
Çalkantılı ve son derece fakir bir çocukluk dönemi geçirdiği yıllarda Ajax' ın altyapısında kendisini buldu.
Orada kendisinin insanüstü yeteneklerini fark eden Arsen Wenger' in önerisiyle 2002 yılında henüz 16 yaşındayken Arsenal' e transfer oldu.
Ancak gerek bir takım mental sorunları ve disiplinsiz davranışlarının yanısıra kendi mevkiisinde görev yapabilecek Theo Walcott ve Adebayor gibi yükselen yıldızların da takıma katılmasıyla Arsenal' den Spartak Moskova' ya transfer oldu..
Orada da gerek iklim şartlarına gerekse Rus ekolüne ayak uyduramadı ve ilk olarak Celta, daha sonra Birmingham' a kiralandı.
Gitmiş olduğu bu iki takımda da yeteri kadar şans bulamadı ve 2 ayrı sezonda toplamda 6 gol atabildi. Ardından son olarak Cardiff' e kiralandı..
Ben kendisini ilk olarak 2005 Fifa Dünya Gençler Şampiyonası' nda izlemiş ve adeta gözlerime inanamamıştım. Sol kanatta almış olduğu her topu istisnasız rakip saha çizgisine kadar taşıyan ve inanılmaz driplingler ile kolayca adam eksilten müthiç bir yetenekti. O turnuvada Hollanda forması giyiyordu. Fakat daha sonra düşen performansının etkisiyle Hollandalılar onu unuttular. O da atalarının ülkesinin formasını ıslatmaya başladı. Kendisi Gana Millî Takımı için ter dökmekte şu sıralar.
Böylesi müthiş özellikler ile donatılmış bu denli genç bir futbolcu ne kadar disiplinsiz ve ne kadar faydasız olabilir, aklım almıyor gerçekten.. Trabzonspor formasıyla taraflı tarafsız bütün futbolseverleri büyüleyen Yattara' nın sol kanattaki ve fizik olarak daha güçlü bir halini yansıtıyordu oysa ki.. Açıkçası her ne sorunu olursa olsun ülkemize getirilen bir çok kalitesiz futbolculara harcanan onca paraya nazaran çok daha makul bir fiyat ile bu yetenekte bir oyuncuyu Süper Lig' de izlemeyi çok isterim kendi adıma.. Hatta kendisini TS formasıyla hiç değilse bir sezon kiralık olarak görmeyi de dilerdim; yalan yok..
Şu takım ve şu taraftar şimdiye dek kimlere katlandı yahu. Bir Abeyie' ye mi katlanamayacak? :)
http://www.youtube.com/watch?v=U2gid1DohVA
Great White
Kombine'den Pahalı Bilet
En son Kasımpaşa-Galatasaray karşılaşmasında yaşamıştık bu senaryoyu. Hafta sonu oynanacak Antalyaspor-Fenerbahçe karşılaşmasının bilet fiyatları açıklanırken rakamların yine uçuk olması bir hayli tartışmaya sebebiyet verecek gibi. Geçen hafta sonunu hatırlayalım, Adnan Polat Kasımpaşa karşılaşmasını kendi taraftarının yanında seyrederek olayı protesto etmişti. Acaba Aziz Yıldırım da benzer bir tavır sergileyip Antalyaspor karşılaşmasını misafir tribününden seyreder mi? Antalyaspor-Fenerbahçe Bilet Fiyatları
Kale Arkaları 75 TL
Açık Tribün 90 TL
Kapalı Tribün 110 TL
Trabzonspor & Christian Brüls Fifa'lık?
Belçikalı futbolcunun MVV'de mutsuz olduğunu daha önce söylemiştim. Bu sezon Trabzonspor'a transfer olacağına dair çok büyük umutlar taşıyordu ve Hollanda medyasına yaptığı açıklamalar da sürekli bu yöndeydi. Ağustos ayının sonuna kadar da bu beklentisini korudu. Fakat mâlum sebeplerden dolayı bu transfer gerçekleşmeyince Brüls'ün hayalleri suya düştü. Oyuncu şimdi Trabzonspor'un sözleşmeye uymadığı iddiasıyla FIFA'ya gitmeye hazırlanıyor.Brüls geçen sezonun sonunda, sezonda yarım milyon euro kazandıracak 4 yıllık karlı bir anlaşma imzaladığını iddia ediyor. Bu anlaşma uyarınca bir sezonu kiralık olarak MVV'de geçirdikten sonra Trabzonspor kadrosuna katılacak ve senede 500.000 € alacaktı. Belçikalı treni bu yaz yakaladığını düşünüyordu ancak işler başka türlü gelişti. Trabzonspor birkaç yabancısından kurtulamadı ve Brüls Masstricht'de kaldı.
Yirmi yaşındaki genç milli bu durumun sözleşmeyi ihlal anlamına geldiğini düşünüyor. “ Trabzonspor sözleşmeye saygı göstermedi. Bu yüzden tazminat talep ediyorum. Kulüp cevap vermek için bir ay süre vermişti ama ben hiçbir şey duymadım. Eğer bu hafta da karşılık alamazsam, FIFA'ya gideceğim.” MVV üyeleri Brüls'ün şansı konusunda süpheliler. En büyük sorun Brüls'ün doğru biz anlaşmaya imza atıp atmadığı. Brülsün resmi olarak Maastricht ile 2011 yılına kadar sözleşmesi bulunuyor. Ben de Trabzonspor yönetiminin doğru bir anlaşmaya imza atıp atmadığından şüpheliyim. Geleceği olan bir futbolcu Brüls ve oyuncuyu bu şekilde elden kaçırmak çok gülünç olacak.
Brüls MVV ve trabzon klüplerinin ittifak içinde bulunduğunu farkında ancak bu durumu davası için bir engel olarak görmüyor. ”MVV bunu tamamen dışında. Bu dava benim ve Trabzonspor'un arasında.” Maastricht kulübü yetkilileri bu olaya karışmak istemediklerini söylüyor. “Brüls istediğini yapmakta özgür.” diyor baş yönetici Nico Jongen. Trabzonspor'u çok doğru bir ortak olarak değerlendiklerini de ekliyor. Bundan sonra ne olacak? Brüls'ün mevcut şartlarda kadroya alınması pek mümkün değil. Olay Fifa'ya gitmeden çözülebilir belki, fakat ne olursa olsun böyle bir durum ortaya çıkmamalıydı. Yönetimin kendisiyle irtibata geçeceğini söyleyip sessiz kalması bir fiyaskodur. MVV ile ilişkileri büyük ihtimalle Mahmut Aksu yönetiyor. Mahmut Aksu'dan bu konuyla ilgili detaylı bir açıklama bekliyorum. Eğer sözleşmede Brüls'ün iddia ettiği açık var ise, bunun hesabını da kendisi vermelidir. Böyle bir sözleşme imzaladığınız futbolcuyu kaybetmemek için onu takıma almak zorunda değilsiniz, sezon başında en kötü ihtimalle Bank Asya takımlarından birine kiralanabilirdi. Bir başka alternatif ise Broos faktörü olabilir. Belçika'da saygın bir isim olan hocamız kendisini ikna edebilir en azından gelecek sezon için. Fakat...
Tüm bunlar olmaz da Brüls Fifa'ya gider, Trabzonspor da olası bir davayı kazanırsa bu oyuncudan artık yararlanabilecek mi? Burası soru işareti. MVV ile yapılan ve kesinlikle örnek teşkil eden anlaşmanın neticesinde böyle bir hadisenin ortaya çıkması Trabzonspor yönetiminin artık şapkayı önüne koyup derinden derine düşünme vaktinin gelip de geçtiğinin işaretidir.
22 Eyl 2009
Wahbi Khazri
Uzunca bir zamandır gelecek vaad eden genç futbolculardan söz açmamıştık. Bu işler de pek ertelemeye gelmiyor. Zira bir şekilde keşfettiğiniz isimler iyiden iyiye piyasa yapmaya başladığında -bence- bu futbolcuları yazmanın alemi kalmıyor. Dikkat ettiğim noktalardan biri bu. Olabildiğince bağımsız olabilmek ve kişisel izlenimlerle hareket etmek. Bunu ne derece başarıyorsun derseniz bilmiyorum derim, fakat çabam bu yöndedir.Genç yetenekler bölümünde en son incelediğimiz futbolcu Giluiano Victor de Paula idi. Güney Amerika maceramıza Fransa açıklarında devam edelim. Akdeniz açıklarından desek sanırım daha doğru olacak. Çünkü bahsedeceğimiz futbolcu Tunus asıllı bir Fransa vatandaşı. Doğum yeri de Korsika adası. Futbola 4 yaşında doğduğu şehrin takımı Jeunesse sportive d'Ajaccio'da başlayan Khazri, 2004'de, bir başka deyişle 13 yaşındayken adanın diğer takımı Bastia'ya transfer oldu. A takımla ilk maça çıktığı tarih ise 20 şubat 2009 Amiens maçı. Maçın bitimine 9 dakika kala oyuna girip bir asiste imza atarak takımının galibiyetinde pay sahibi oldu. İki hafta sonra Montpellier karşısında frikikten attığı golle takımına 3 puanı getiren isim yine Khazri idi. Bu çıkışından sonra formayı kapan Khazri, o sezon 11 maça daha çıktı ve iki gol daha attı. Geçen sezonun son maçı olan Troyes maçında attığı gol Troyes'i bir alt lige düşüren goldü.
Bu çıkışıyla birlikte Tunus Millî Takımından da davet alan Khazri, Fransız vatandaşlığına da sahip olmasına karşın Tunus'u seçti. 21 yaşaltı seviyesinde de Tunus forması giyiyor. Daha önce Fransa 18 yaşaltı Millî Takımı seçmelerine davet edilmişti. Khazri hâlen Fransızların takibinde, fakat Tunus formasını giymesine rağmen kararını tam olarak verebilmiş değil. Forvet arkası ve zaman zaman sol kanat olarak görev yapan Khazri hızı ve soğukkanlılığıyla dikkat çekiyor. Bir orta saha oyuncusu için oldukça iyi sayılabilecek bitirici vuruşları var. Geçen sezon 13 kez giydiği Bastia formasıyla 3 gol ve 3 asiste imzasını atmıştı Khazri. bu sezona ise kötü başlayan Bastia'da 5'i ilk 11'de olmak üzere toplam yedi maça çıktı. Takım arkadaşlarına ve takımına inancıysa tam. Rüyalarını süsleyen takımlarsa Real Madrid ve Marsilya...
Orijinale Saygıyla
21 Eyl 2009
Akyazı Projesi > 2009-2010 Sezonu
İyi başladığımız bir lig, sonrasında alınan beklenmedik sonuçlar, oyunculardaki anlam verilemeyen düşüş, lige verilen ara ve tekrar yükseliş. Hemen ilk tökezlemede 27 yılın birikimiyle havlu atmayı adet edinmiş Trabzonspor taraftarı için daha başlarken bitmiş bir sezon daha. Şehirdeki umutsuzluk, ünlü sislerinden bile daha fazla kaplıyor böyle zamanda şehrin üstünü. Üst üste alınan iki galibiyete ve oyuncuların kazanma hırsına rağmen takımın istikrarına güvenemiyorlar. Broos ve takımdan ziyade, geçmişin keskin bir gölgesi bu. Süregelen sağ bek ve forvet problemleri, hepsinden önemlisi hedeflenen başarıya kilitlenmiş diğer rakiplerin kalitesi de cabası. Faty Papy - Christian Brüls
Trabzonspor'un Hollanda'daki anlaşmalı takımı MVV, geçen sezon Eredivisie'nin kapısından dönmüştü. Bu gerçekleşseydi MVV'nin Trabzonspor ile ortaklığı garip bir hal alabilirdi. O kadroda Brüls başta olmak üzere, Thibeaut, Bülent gibi isimler takımı sürüklemiş, Eredivisie umutlarını Play-off'lara kadar taşımışlardı. Bu sezon Bülent ve Thibeaut takımda yoklar. Takıma 11 yeni oyuncu katıldı. Geçen seneki kadronun üzerinden sert bir şekilde geçildi. Papy haricindeGerard Aafjes, defans Falkirk'den
Sandro Spasojevic, Forvet, Odense'den
Steve Berger, Kaleci, Hamoir'den
Cédric Ciza, Orta Saha, Anderlecht'den
Malcolm Esajas, Forvet, AFC'den
Marko Martinovic, Orta Saha Duisburg'dan
Dört Genç Oyuncu; Lance Voorjans, Bryan Smeets, Jonah Remans, Edwin Wang.
Hollanda ekibinin takıma kattığı isimler. Geçen sene kıyısından döndükleri Eredivisie'ye bu sene daha umutlu başladılar fakat gidişat hiç de iyi değil. Takım özellikle Thibeaut'u çok arıyor. Anlayacağınız işler MVV ve Fuat Çapa için pek de yolunda değil. Trabzonspor içinse haberler iyi... Faty Papy ile başlayalım.
Hollanda'ya alışması Türkiye'ye nisbeten kolay oldu. Zira MVV Anderlecht'ten bir diğer Burundi'li Cedric Ciza'yı kiraladı. çalışma izni ve lisans problemlerini hallettikten sonra nihayet forma giymeye başladı. Ve ilk maçında sergilediği futbolla MVV için önemli bir futbolcu olacağını gösterdi. 19 yaşındaki bir futbolcu için ikili mücadelelerde fazlasıyla güçlü, kaptığı topları da son derece hızlı kullanıp orta saha oyuncusu olmasına rağmen bir kanat oyuncusu gibi hızla hücuma katılıyor ve tehlikeli oluyor. Bu hafta takımına beraberliği getiren golü kaydetti. Yenilen golde de bir şanssızlığı söz konusuydu. Yakın mesafeden yapılan ortada ayaklarından seken top rakibin önüne düştü. Diğer yandan MVV adına oynadığı hazırlık karşılaşmalarında göze batan pas hatalarından arındığı bir gerçek. Kendisine duyduğu aşırı güvenin bir Genel anlamda sergilediği performans kesinlikle umut verici. Daha alması gereken çok yol var, bu bariz fakat içinde bulunduğu mücadele ortamının gelişimine katkısı büyük olacak. Gelişimi sürdüğü taktirde sene sonunda Trabzonspor kadrosuna katılabilir mi? Bunda kendisinin performansı yanında Trabzonspor'un sezon sonundaki maddi durumu da önemli rol oynayacak.
Brüls'e gelirsek sezona büyük moral bozukluğuyla başladığını daha önce zikretmiştim. Hatta kimi iddialara göre bazı işler peşindeydi. Son oynanan Excelsior karşılaşmasında da yedek kulübesindeydi. Geçen sene ligin tozunu atan, MVV taraftarlarının açık ara en sevdiği futbolcu olan Belçikalı, "Trabzonsporlu yöneticilerin kendisine bu sene için söz verdiğini ve Kesinlikle takımla sözleşme imzalayacağını" düşünüyordu. Yaşadığı hayal kırıklığı sonrasında halen kendini tam olarak toparlayabilmiş değil. Yine de Brüls bu takımın en iyi oyuncusu. Ve oynama başladığı andan itibaren MVV yükselişe geçecektir.
20 Eyl 2009
En İyi Gurbetçiler Onbiri (1994-1995 Doğumlular)

Mevki: Kaleci
Doğum Tarihi: 23 Eylül 1994
Takım: Millwall FC U16 /Ingiltere, Boyu: 1,94 m)
FC Millwall U15 takımının birinci kalecisi, geçen Mart ayında U15 Türk Milli Takımının kampına çağırıldı ve yurt dışından bu kadroya çağırılan tek Türk futbolcu oldu.
Dean Selim FlorenceMevki: Stoper
Doğum Tarihi: 15 Subat 1994
Takım: West Ham United U16 Takim/Ingiltere)
West Ham United'da gösterdiği başarı ile geçen sezon Türkiye U16 Milli Takımına çağırıldı ve başarılı futboluyla göz doldurdu. Annesi vakti zamanında İngiltereye eğitim için giden bir Türk, babası ise Karayiplerde bulunan St. Lucia adasından.
Robin YalçınMevki: Sağ Bek
Doğum Tarihi: 25 Ocak 1994
Takım: VfB Stuttgart U17 Takım/Almanya)
Bu oyuncu geçen sezon Grün Weiss Deggendorf'ta gösterdiği performans ile Almanya U16 Milli Takımına çağırıldı ve VfB Stuttgart'a transfer oldu. Hızlı Futboluyla dikkat çeken Yalçın,
Levent GülenMevki: Stoper
Doğum Tarihi: 24 Şubat 1994
Takım: Grasshopper Club Zürich U17 Takım/Isviçre)
Grasshopper'in geçen sezon banko oyuncusu olan oyuncu aynı zamanda Isviçre U16 Milli Takımı oyuncusu.Fizik üstünlüğüyle dikkatçeken Levent'in hava toplarındaki üstünlüğü dikkat çekiyor. 15 yaşında U17 takımında oynamak hiç de kolay değil. Levent umarım İsviçre'ye kaptırdığımız futbolculardan biri olmaz.
Koray KaçınoğluMevki: Ön Libero
Doğum Tarihi: 20 Temmuz 1994
Takım: MSV Dusiburg U17 Takım/Almanya)
Bu sezon Duisburg adina 5 maça çıktı ve 2 gol attı. Defansta da oynayabiliyor. Şu an Almanya U16 Milli Takımının hazırlık kampı oyuncusu.
Emre CanMevki: Ön Libero
Doğum Tarihi: 12 Ocak 1994
Takım: Bayern Münih U17 Takım/Almanya)
Bu sezon Bayern Münih'in banko oyuncularından. Geçen sezon Eintracht Frankfurt U15 Takımında gösteridiği performans ile hem Bayern Münih'e transfer oldu, hem de Almanya U16 Milli Takımına seçildi.
Levent AyçiçekMevki: Sol Kanat
Doğum Tarihi: 14 Subat 1994
Takım: Werder Bremen U17 Takım/Almanya)
Bu sezon Werder Bremen'in degişmez oyuncusu ve Almanya U16 Milli Takımında oynuyor. Annesi Alman, babasi Türk oyuncu Milli Takimda da 2 gol atma basarisi gösterdi.
Burak YiğiMevki: Orta Saha/Oyun Kurucu
Doğum Tarihi: 2 Şubat 1995
Takım: Vasalunds Essinge IF U15 Takım/Isveç)
Yeteneği ile tüm Avrupa Takımları'nın dikkatini çeken yetenekli oyuncumuz Blackburn Rovers ve Barcelona'dan transfer teklifleri aldı.
Mehmet BulutMevki: Forvet
Doğum Tarihi: 21 Temmuz 1994
Takımı: Red Bull Salzburg U17 Takım/Avusturya)
Bu sezon Salzburg adına 4 maçta 7 gol attı ve yaşına rağmen U19 Takımda bile yer buluyor.
Serhat ÇakmakMevki: Forvet
Doğum Tarihi: 16 Mayıs 1995
Takımı: Ajax Amsterdam U15 Takım/Hollanda)
Geçen sezon 22 golle Ajax'ın tüm yaş kategorilerinde en golcü futbolcusuydu
Samed YeşilMevki: Forvet
Doğum Tarihi: 25 Mayıs 1994
Takım: Bayer Leverkusen U17 Takım/Almanya)
Bu sezon Leverkusen adına 5 maçta 2 gol kaydetti. Geçen sezon da U15'te attığı goller ile dikkat çeken forvet oyuncusu geçen günlerde Almanya U16 Milli Takımına seçildi.

