
Futbolda sürprizlere rastlamanın neredeyse mucizeye rastlamakla eşdeğer olduğu bir çağdayız. Sürpriz sonuçlar, sürpriz şampiyonları geçtim, sürpriz oyunculara bile hasret kalmaya başladık. FM sağolsun, artık vay be! diyerek şaşırıp izleyeceğimiz futbolcu kalmadı neredeyse dünyada. Neredeyse diyorum, çünkü hâlen var böyle futbolcular. Ve dünya gençler şampiyonalarında kendilerini gösteriyorlar. Bu turnuvalardan biri de bugün Mısır'da başladı: 2009 Dünya 20yaşaltı gençler şampiyonası. Dünyanın dört bir yanından, bir çoğu hiç tanınmayan 20 yaş altındaki futbolcuların kendilerini dünyaya tanıtmak için kıyasıya mücadele ettiği bir futbol şöleni... Bir çok futbolcu kendini ilk kez bu turnuvalarda gösterip dünya futbolunda isim yaparken, yine bu turnuvalarda inanılmaz futbol sergileyip yok olan bir o kadar futbolcu vardır. Maradona, Messi, Agüero, Zarate ilk akla gelenler. Onlar kadar tanınmasa da futbolu yakından takip eden insanların hatıralarında yerleri olan nice futbolcular kendilerini bu turnuvayla tanıtmıştır dünya futboluna. Barcelona ve Lyon formalarıyla hatırlayacağımız Sonny Anderson, Milan'ın eski futbolcusu ve şimdiki menajeri Leonardo, bir dönem ülkemizde de top koşturan Oleg Salenko, Beşiktaş forması giyen Cristopher Ohen, Zaragoza, Real ve Atletico Madrid'den tanıdığımız, ismiyle bile şekil Juan Eduardo Esnaider... Bir çoğumuzun bugün dağıldıktan sonraki ülkeleriyle hatırladığımız, dönemin "süper Yugoslavları" Mijatovic, Prosinecki, Suker, Boban, Jarni, Stimac, Lekovic... 1987'de Şili'de düzenlenen turnuvayı kazanan Yugoslavya takımıyla adlarını tüm dünyaya ilk kez duyuruyorlardı bu isimler... Bu tip turnuvaları sırf bu sebeple bile dikkatle takip etmekte yarar olduğunu düşünenlerdenim. Bilmediğimiz, tanımadığımız, adlarını ilk kez duyacağımız, her şeyleriyle bizi şaşırtabilecek 24 takım ve birbirinden yetenekli futbolcular... Bu turnuvalar scoutlar tarafından da sıklıkla takip edilir. Ülkemizden ne kadar scout gidecek, kaç takım bu turnuvayı izlemesi için görevli birilerini gönderecek bilmiyorum. Ama daha önce böyle bir çalışma yapan bir takım vardı. Özkan Sümer'in Trabzonspor'u... 2001'deki turnuvayı takip ettirmişti kendisi ve Arjantin' e karşı final oynayan Gana'dan, o dönem Liberty Professionals forması giyen Sulley Muntari'yi transfer etmek yerine Patrick Villars'ı getirmişti. (Aynı kadroda Essien de vardı, fakat Bastia kendisini önceden keşfetmişti. Nasıl mı? 1997 U-17 Dünya Şampiyonasında!) Takımlarımızın bu tip turnuvaları takip etmek için birilerini görevlendirmiş olmaları düşük bir ihtimal. Fakat böyle bir şey yapacaklarsa da bu işin erbabı kimseleri görevlendirmeleri ileride pişmanlık yaşamaları ihtimalini mümkün olduğunca aza indirir.
Turnuvanın kısa tarihçesine göz atalım biraz da. İlk olarak 1977'de Tunus'da düzenlenen bu turnuvayı şimdiye kadar en çok kazanan takım Arjantin. Toplamda 6 şampiyonlukları bulunuyor Tangocuların ve son 7 turnuvanın 5'ini kazandılar. Fakat bu kategorideki başarılarını bir türlü A takım seviyesine taşıyamıyorlar. Bu da ilginç bir nokta. 1979'da kazandıkları şampiyonluktan sonra 1986 Dünya Kupasını müzelerine götürmüşlerdi. İki kadroda da yer alan tek isim, Diego Armando Maradona isimli kıvırcık futbolcuydu. Daha sonra sırasıyla 1995,1997, 2001, 2005 ve 2007'de Fifa 20 yaş altı Dünya Kupasını müzesine götüren Arjantin, 86'daki başarısını ise halen tekrarlayabilmiş değil.
Arjantin'den sonra turnuvayı en çok kazanan takım, bir diğer Güney Amerika takımı Brezilya. Brezilya'nın 4 şampiyonluğu bulunuyor. Onları 2 Şampiyonlukla Portekiz takip ediyor. Portekiz bu iki şampiyonluğu altın jenerasyonu tabir edilen ve Euro 2004 ve 2006 Dünya Şampiyonasında son tangolarını yapan futbolcularıyla kazandı. Birer Şampiyonluğu bulunan dört ülkeden ikisi şu anda dağılmış durumda. Yugoslavya, SSCB, Almanya ve İspanya... Bu turnuvalarda dikkat çeken bir başka nokta da, A takımlar seviyesinde hiç bir şekilde esamesi okunmayan ülkelerin -A takımlarına nispeten- gösterdikleri büyük başarılar. Katar ve Japonya bu turnuvada final oynamış iki takım. 2001 yılında üçüncü olan Mısır bu duruma örnek gösterilebilir. İkişer kez final oynamış Nijerya ve Afrika takımları da dikkat çeken takımlar. Fakat işler A takım seviyesine geldi mi işler değişiveriyor. Kendi ülkelerinde yaş gruplarının en iyisi olan bu çocukların çoğu gerçek anlamda parlayamadan silinip gidiyorlar. Bu turnuvada bir takım olarak parlayıp, A takıma en çok oyuncu veren Jenerasyon Kolombiya'nın 2005'teki süper takımı sanıyorum. İkinci turda Arjantin'e 90+3'de yedikleri golle yenilerek turnuvaya veda etmişlerdi. O kadrodan 12 futbolcu bugün aktif olarak Kolombiya A takımında kendilerine yer bulan oyuncular. Rodallega, Falcao, Guarin, Wason Renteria, Libis Arenas, David Ospina, Juan Zuniga, Cristian Zapata... Genç yaşlarına rağmen Millî Takım formasını sırtlarına geçirmeyi başaran oyuncular...
Mısırdaki turnuvaya dönecek olursak, turnuvanın favorisi olarak aklınıza gelebilecek Arjantin'in elemeleri geçemediğini hatırlatayım. Ayrıca şimdiye kadar A takım seviyesinde hiç bir başarısı olmayan Tahiti 20 yaş altı takımı bu turnuvada ülke tarihinde bir ilki gerçekleştiriyor. Alacakları skorlar ne olursa olsun, ilk kez ülkelerini uluslararası bir turnuvada temsil etmenin gururunu yaşayacaklar. Almanya takımı da turnuva öncesi sıkıntılı. Kulüplerin çoğu oyuncularına izin vermediler. Kadrolarında Türkiye'de Forma giyen iki de türk futbolcu bulunuyor: Kayserispor forması giyen Semih Aydilek ve Bursaspor'lu Cihan Kaptan... Arjantin'in yokluğunda gönlümden geçen favori Santiago Garcia'lı Uruguay... Brezilya, bu tip turnuvaların en doğal favorisi, tamamı Brezilya'da top koşturan gençlerle sahne alacak. Diğer bir Güney Amerika takımı Paraguay da dikkat çekebilecek bir başka ekip.
Turnuvaya dönelim dedik demesine ama, Turnuva ben bu yazıyı yazmaya başladığım gün başlamıştı zaten ve yazı devam ederken bir maç daha başladı. Onu da kaçırmamak için bu ilk yazıyı burada kesiyorum. Turnuvadaki maçlara ve dikkat çeken oyunculara dair karalayacaklarımla devam edeceğiz.