Ekim 2009 içindeki 92 yayından en yeni 19 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster
Ekim 2009 içindeki 92 yayından en yeni 19 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster

Kayserispor - Fenerbahçe Maçı Öncesi: İstatistik Bir Bilimdir

21:54 Yazar: Cezasahasi 2 Yorum
Tek kelime ile harika bir Galatasaray maçından sonra Fenerbahçe sandığımızdan çok daha hızlı bir şekilde süper ligde ve Avrupa liginde yükselişine devam edecektir. Bunun belirtilerini zaten 3-1 lik kazandığı ve her oyuncusunun terinin son damlasına kadar hak ettiği derbi maçının akabinde izin kullanmadan idmanlara başlamasından belli etmiştir. Fenerbahçeli futbolcular oldukça moralli olarak Kayeserispor maçına çıkacaklar. Üzerlerinde rehavet olduğunu hiç düşünmüyorum. Çünkü 10 yıllık bozulamayan bu gelenek, yine devam etmiş ve Galatasaray’ı yenmek artık Fenerbahçe’nin üzerinde, rehavet etkisi yaratacak bir maç olma özelliğinden çıkmıştır.

Her zaman bildiğimiz ve alıştığımız bu akışı bir kenara bırakarak, yazımıza Kayserispor - Fenerbahçe karşılaşması ile devam edelim. Fenerbahçe, Gaziantep maçına kadar yenilmezlik serisine devam ediyordu. Maçların kendi evinde ya da deplasmanda olması hiç önemli değildi. 8 hafta çok güzel bir tablo oluşturdu. Aslında Antep maçında da ilk yarıda oynanan oyunu devam ettirebilse ve son dakikalarda basit golleri engelleyebilse bu seri daha uzun süre devam edebilirdi. Her şeyde bir hayır var diyelim ve bu yıl bizden ilk 3 puanı kendi evinde alan Gaziantepi de satır aralarımızda tebrik edelim.

Eski milli takım teknik direktörümüz Fatih Terim bir maç yorumu sırasında (Panathinaikos – Galatasaray)istatistik bir bilim değildir diyerek her ne kadar büyük bir gaf yapmış olsa da , biz istatistiğin çok önemli bir bilim olduğunu bildiğimiz için, maç hakeminden tutun her iki takımın geçmiş maçlarını inceleyerek istatistiklerin hangi takımı avantajlı gösterdiğine yazımızda yer verelim.

Daha önce belirttiğimiz gibi Fenerbahçe’nin bu sezon deplasman karnesi oldukça iyi. Kayserisporun ise diğer büyük takımlar ile yaptığı maçları göz önüne alırsak pek iç açıcı değil. Bugüne kadar büyük takımlardan sadece deplasmanda Beşiktaş’tan puan almayı başarmış. Beşiktaş’ın o haftalardaki performansını hatırladığımızda bu da oldukça büyük bir başarı sayılmaz. Galatasaray’dan Sami Yen’de 4 tane, Avni Aker’de Trabzonspor’dan 2 tane gol yiyerek 3 puana veda etmiş bir Kayseri spor ilk defa kendi evinde bu sezon bir büyük takım ağırlayacak. Geçen yılki Kadir Has stadı açılış maçı Fenerbahçe ile oynanmıştı. Ve Fenerbahçe geçen yıl son yılların en kötü sezonunu geçirmesine rağmen o maçta, farklı galibiyet alarak taraftarının yüzünü güldürmüş, Kayserisporun ise taze açılmış stadına gelen taraftarını yasa boğmuştu.

Gelelim maçımızın hakemine. Haftanın hakemi Tolga Özkalfa. Kendisi Fenerbahçe’ye uğurlu gelen nadir hakemlerden. Her ne hikmetse Fenerbahçe Tolga Özkalfa’nın yönettiği hiçbir maçta mağlup olmamış. Hatta Fenerbahçe’nin tarihindeki bol gollü maçların hakemi de hep Tolga Özkalfa’dır.
Mesela o maçlardan bazılarına örnek vermemiz gerekirse;

20.Şubat.2005 Fenerbahçe :7 Kayserispor : 0
27.Ağustos.2005 Fenerbahçe :5 Samsun:2
18.Mart.2006 Sivas : 0 Fenerbahçe :4
6.Nisan.2006 MKE Ankara:1 Fenerbahçe :4
25.Ekim.2008 Fenerbahçe :5 Bursa : 2

Hemen Tolga hocamızın Kayserispor maçlarına bakalım, ancak tablo Kayserispor bakımından hiç de iç açcı değil;

22.Ekim.2005 Kayserispor : 6 Samsun : 3
12.Şubat.2006 Gençlerbirliği :3 Kayserispor:2
17.Eylül.2006 Çaykur Rize :2 Kayserispor:1
04.Nisan.2009 Beşiktaş:1 Kayserispor:0

Görüldüğü gibi Kayserispor en son galibiyetini Tolga hoca ile farklı bir skorla da olsa 2005 yılında almış. Diğer tüm maçlarda ise Kayserispor mağlup olmuş.

Bunun dışında sarı kart sınırında olan bazı Fenerbahçeli oyuncular var. Diğer hafta Fenerbahçe’nin, Ankaraspor ile maçı olacağından ve hükmen 3-0 maçı kazanmış olacağından , kart cezası olan oyuncuların durumu Beşiktaş maçına kalabilir. Beşiktaş maçında takımlarını yalnız bırakmamak için hem futbolcuların hem de Daum’un doğru ve kritik kararlar alması gerekebilir. Ayrıca kırmızı kart cezalısı Bilica’nın bu haftaki yokluğu da savunmada oldukça belli olacaktır.

Kayserisporun renkleri sarı – kırmızı . Fenerbahçe’de bu renklere oldukça alışık . Bundan dolayı ben bu maçta Fenerbahçe’nin mağlup olmayacağını düşünüyorum. Fenerbahçe galibiyetle ya da en kötü sonuç olarak beraberlikle Kayseri den gelecek ve 5 kasım akşamı bizi Steaua Bükreş maçında havalara uçuracaktır.

Keyifle izleyeceğimiz bir maç olması dileğiyle…

Sevgiler
Didem MARIM



Sakaryaspor: Fıkra Gibi...

18:58 Yazar: Cezasahasi 1 Yorum
Böyle bir olaya dünyanın başka neresinde şahit olabilirsiniz? Şunun garantisini verebilirim: Türkiye'den başka bir yerde rastlamanız zor. Olay Sakarya'dan. Sakaryalı işadamı-avukat İsmail Gürses, komşu il Düzce'de bir yatırım yapıyor. Bu yatırım sürecinde "zorluklarla karşılaşmamak adına" da Düzce ilinin güzide iki kulübüne hatırı sayılır miktarda "maddi yardım"da bulunuyor. Gürses, Düzce'ye açılacak olan Burger King'in işletmeciliğini almış. Düzce Belediye Başkanı İsmail Bayram'ın girişimleri sonucu Burger King ve Düzcespor ile Düzce Gençlikspor takımları arasında sponsorluk anlaşması imzalanıyor. Bu anlaşma neticesinde her iki takıma toplam 150.000 YTL yardımda bulunuyor Sakaryalı işadamı.

Ne gibi zorluklarla karşılaşmamak için 150.000 Ytl harcanır? Ve bu zorluklarla karşılaşmamak için ödenen paraya ne ad verilebilir? Burası düşündürücü. Fuzulî'nin şikayetnamesi geliyor insanın aklına. Bunu da ülkemiz normlarında normal karşılayalım. Başka bir gariplik yok gibi görünüyor değil mi? Öyleyse hazır olun. Sporsever işadamının bu hareketi memleketi Sakarya'da pek hoş karşılanmadı. Şehrinin takımı futbolcularına lisans çıkartamadığı için paf takımı oyuncularıyla maçlara çıkıyor ve şu anda 2. Lig 1. grubun son sırasında... Bundan İsmail Gürses'e ne diyebilirsiniz. Evet, kendisi salt Sakaryalı bir işadamı olsa ben de öyle diyebilirim. Fakat "işadamımız" aynı zamanda Sakaryaspor Kulübünün Başkanlığını yürütüyor. Hani şu herkesin yardım sözü verip ortada bıraktığı, parasızlıktan can çekişen, bir forma reklamı bile bulamayan, ama her zaman şehrin en büyük reklam kapısı olan Sakaryaspor'un... İşadamı- Kulüp Başkanı İsmail Gürses, Sakaryaspor'un içinde bulunduğu durumyeterince acı vermiyormuş gibi bir de ezelî rakiplerine para yardımı yapıyor. Yerel gazetelerde yer alan iddialara göre de "Ne var bunda? Sakarya'nın önde gelen isimleri de Düzce Belediye Başkanı İsmail Bayram'ı örnek alarak, Sakarya'ya yatırım yapan iş adamlarının Sakaryaspor'a maddi destek vermelerini sağlamalı." diye açıklıyor durumu... Öyle ya? Ne var bunda. Sakaryaspor sene başında 800.000 YTL'yi ödeyip transfer ettiği oyuncuları oynatmış, grubunda liderliğe, Bank Asya'ya oynuyor. Şehirde hava çok olumlu, ne var bunda? Sakaryaspor formasına da Burger King reklamı da alınır, varsa bir problem bu da çözülür, değil mi? Değil! Düzce- Düzcespor ile Sakarya ve Sakaryaspor'un arasında bir husumet vardır. Hatta bu husumet neticesinde hemen arkamızdaki caddede oturan komşumuzun oğlu ölmüştü, bir Düzcelinin elinden çıkıp kafasına isabet eden bir taş neticesinde. Taşı atanın kim olduğunu asla öğrenemediler. Cenaze törenini hatırlıyorum, sessiz bir acı hakimdi etrafa. Cenazeye katılanlar ne olduğunu, neden olduğunu anlayamıyor, olup bitene bir anlam vermeye çalışıyorlardı.

Sakaryaspor ölmüştür. Can çekişen Sakaryaspor, kimin elinden çıktığı bu sefer belli olan bir taş sonrasında ruhunu teslim etmiştir. İsmail Gürses, aslında ne Aziz Nesin'i, ne Fuzûlî'yi, işte bu Sakaryaspor şehidini mezarında ters döndürmüştür yaptığıyla. Şehirlilik ahkâmı kesen herkesin şehir ve hemşehrilikten anladığı şey makam, mevki ve para hırsıysa bir şehirde, bu tablo hiç de şaşırtıcı bir tablo değil. Sakarya Medyası sessizliğini korumaktadır. Daha doğrusu olan biteni her zamanki "aşırı duygusal sessizliği" ile seyretmeye devam etmektedir. Sakarya şehrinin yerel diyebileceği en kuvvetli olgusu bu şekilde tarümar edilirken ve kutarıcı maskesi takmış kişiler bu işin "yatırımcılığını" üstlenmişken, şehir halkı tüm bu olan biteni Seda Sayan sunumuyla seyrettiği bir tv showunu seyreder gibi seyrediyor. Sadece bu kadar mı? Değil elbette... Ama bu vehameti seyredenlerin sayılarının arttığını, konumlarının yükseldiğini göstererek durumu olduğundan daha vahim hale getirmek de çözüm değil. Çözüm mü? Önce durumu küçümseyeceğiz. İsmail Gürses'ten geliyor: "Ne var bunda? Sakarya'nın önde gelen isimleri de Düzce Belediye Başkanı İsmail Bayram'ı örnek alarak, Sakarya'ya yatırım yapan iş adamlarının Sakaryaspor'a maddi destek vermelerini sağlamalı." Haydi Sakarya, Ateş seni çağırıyor!



Trabzonspor'da Amblem Değişikliği?

08:27 Yazar: tanjue 5 Yorum


Klasik bir gün başlangıcı yapıyordum bu sabah. El ,yüz yıkandıktan ve biraz kafayı toparladıktan sonra laptopa sarıldım sabırsız bir hamleyle. Açılır açılmaz mailler,blogger vs. tıklandı. Tıklanan sitelerden biri de dün öğlen saatlerinden bu yana ziyaret edilmemiş olan trabzonspor.org ... Her şey gayet normal ve sıradan görünüyordu ne güzel. Ama sonrasında hayatımda çok önemli bir değişikliğe gidilebileceğinin haberini gördüm resmi sitemizde. Kısa bir açıklamayla kulüp amblemimizle ilgili yeni bir tasarım yapılacağı anlatılıyordu. Basbaya hayatımdaki en büyük sevda Trabzonspor'la aramdaki en büyük bağ olan amblemin değişikliğinden bahsediliyordu açıklamada! Hani şu her golden, her mutluluktan, her hüzünden ya da her sataşmadan sonra dudaklarıma götürdüğüm amblem! Bir anlık duraksama yaşadım en başta. Sonra anlamaya çalıştım bu kısa açıklamada tam olarak ne anlatılmaya çalışıldığını. Hiçbirşey anlamadım desem yeri. Kısacık, hiçbir şey anlatmayan, baştan savma ,hatta ve hatta kaçamak bir açıklama. Sonra durup dururken bunun hangi sivri akıllının aklına, hangi sebeple geldiğini anlamaya çalıştım. Yine pek bir şey bulamadım doğrusu. Haberin üst kısmında açıklamanın yanında pire gibi kalan fontlarla bu kararın Sadri Şener tarafından alındığı yazıyordu... İşte o açıklama;

''Başkanımız Sayın Sadri Şener’in talebi üzerine bir amblem çalışması başlatılması uygun görülmüştür.

Buna göre mevcut amblemimizle birlikte kuruluşumuzda yer alan kulüplerimizin amblemlerinin bir araya gelmesiyle oluşacak yeni tasarımın genel kurulumuzun da onayıyla H.Avni Aker Stadyumu ile tesislerimizde kullanılması planlandı. Aşağıda yer alan amblemlerin kullanılmasıyla oluşacak yeni tasarımların 30 Kasım tarihine kadar Trabzonspor Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri Halkla İlişkiler birimiyle, amblem@trabzonspor.org.tr adresine gönderilebileceği açıklandı.''

*** Yukarıdaki amblemler Trabzonspor'un kuruluşunda yer alan kulüplere aittir. Sırasıyla İdmanocağı, İdmangücü, Martıspor ve Karadenizgücü...

Resmi sitenin açıklaması aynen bu şekilde işte. Eğer ben günün bu saatinde çok büyük bir anlama kıtlığı yaşamıyorsam, gizliden gizliye, çaktırmadan,sessiz sedasız bir şekilde Trabzonspor'un amblemi değiştirilmeye çalışılıyor. Ama dediğim gibi bu kısacık açıklamada hemen hemen hiç bir şey tam olarak açıklanmıyor. İlk akıla gelen ''Neden?'' sorusuna ilişkin herhangi bir cevap yok. Neden sorusuna bağlı olarak, ''Ansızın nerden esti bu değişiklik kararı?'' sorusuna da bir cevap gelmiyor doğal olarak.Yine bu amblemin tam olarak nerelerde kullanılacağı da geçmiyor yazının içerisinde. Stadyumumuz ve tesislerimizde kullanılacaktır diyor aslında ama bu daha da çok karıştırıyor kafamı. Ben şahsım adına dünyada stadda farklı amblem,forma da ya da resmi üründe farklı amblem kullanan bir takım bilmiyorum. Düşünmeye devam ettikçe daha farklı sorularla daha fazla karışıyor benim bu küçük beynim. Hergün bir yerlerden konuşacak birşeyler bulmayı başaran sayın yöneticilerimizin bu konuyla ilgili ağızlarını bugüne kadar neden açmadıklarını merak ediyorum mesela. Hiç bir konu bulamasalar kendi kendilerine konuyu Sultan Tekke'ye getirip, ''Forvetlerimizin moralinin bozulmasını istemiyoruz, transfer döneminde neler yaşanacağını göreceğiz'' tarzında açıklamalar yapmayı beceriyorlar ama koskoca Trabzonspor kulübü taraftarları böyle bir değişimin ilk haberini bir paragraf ve bir kaç basit cümleden alıyorlar. Çok enteresan yöneticilere sahip çok ama çok enteresan bir kulübüz vesselam...

Sorular bunlarla da bitmiyor. Yazının en dikkat edilmesi gereken noktası bu talebin kim tarafından uygun görüldüğü. Cevap, Türkiye'de ilkokula gitmiş ve Türkçe dersi almış hepimizin bulabileceği gibi Sadri Şener! Peki bu kararı Sadri Şener hangi sıfatla alıyor? Sadri Şener sadece ve sadece bu dönemlik Trabzonspor başkanı! Chelsea'nin sahibi Roman Abramoviç gibi değil yani konumu. Bütün herşey doğru bile olsa, sadece Sadri Şener uygun görüyorsa bu değişikliği Trabzonspor çok ciddi sıkıntılar içerisinde demektir. Herneyse ben yine ordaki Sadri Şener ifadesini görmezden gelip, sanki orada ''Yönetim kurulumuz tarafından uygun görülmüştür'' yazıyor gibi devam edeyim akıl yürütmeye. Sadri Şener yaklaşık olarak 2 senedir bu kulübün başkanı bilindiği üzere. Trabzonspor'un amblemiyse yıllardan beri aynı.Ve yine kuruluşumuza katkıda bulunan kulüplerin amblemleri de dün ya da önceki gün ortaya çıkmış tarihi belgeler değiller. Peki niye şimdi böyle bir karar alınır? Bu 2 yıllık dönemde çok başarılı günler geçirmiş Sadri Şener'in, tahtının epey bir sallantıda olduğu bugünlerde bu tarz bir değişikliğe gitme kararını ,ilk şokun da etkisiyle birşeyle bağdaştıramıyorum doğrusu. Açıklamanın orjinalinde Sadri Şener'li bölümün küçüklüğü de kafamda yavaştan oluşmaya başlayan düşüncelerle tezat oluşturunca iyice allak bullak oluyorum. Dediğim gibi Sadri Şener çok iyi dönemler geçirdi bu 2 sene içerisinde. Örneğin geçen sezon bu dönemde böyle bir değişiklik talebi gelseydi ,Sadri Baba diyorsa doğrudur diyecek taraftar sayısı hiç de az olmayacaktı adım gibi eminim. Şimdiyse Sadri Şener , en az kendisinin topun ağzına sürmeye çalıştığı Hugo Broos kadar topun ağzında ve bir anda aklına şu amblemi bir değiştirelim diye bir fikir düşüyor... Anlamakta hala güçlük çekiyorum bakın. Niye şimdi, niye böyle sıradan bir açıklamayla, niye sessiz sedasız vs vs... Aklımı bulandıran onca sorunun yanında biraz sonra Yenilsen de Yensen de programına giderken giyeceğim formanın üzerindeki o şahane ambleme de acıyorum içten içe. Türkiye'nin en anlamlı, en etkileyici amblemlerinden biri olduğuna inandığım ve amblemin hikayesini bilen herkesin de böyle düşüneceğini bildiğim bir amblemin değişecek olma ihtimaline üzülüyorum. Bir yandan da aklıma İtalyan bayrağının renk tonlarıyla oynayan Silvio Berlusconi geliyor,dolaylı yoldan AC Milan,bakın daha da çok korkuyorum şuan.Totaldeyse şuan için tek bildiğim formamdaki, tshirtümdeki,sweetimdeki amblemleri çok daha sık öpeceğim...

*** Şuanki amblemimizin hikayesi ve amblem değişikliğinin sebepleriyle ilgili detaylı yazılar Yenilsen de Yensen de (13:10@NtvSpor) 'den sonra gelecektir. Belki bu sırada konuşmayı hiiiç ama hiç sevmeyen(!) yöneticilerimizden biri ağızlarındaki baklayı çıkarıp bir kaç kelam ederler bu değişiklik talebiyle ilgili.




U17 MiLLiLER FIRTINA GiBi ESiYOR !

03:15 Yazar: dandun 3 Yorum
Nijerya´da devam eden U17 Düna Sampiyonasi´nda Milli Takimi´miz basarili sonuclar almaya devam ediyor. 1992 dogumlu ve daha genc sporculardan olusan Milli Takim´larin katildigi turnuvada Genc Milli´ler bugün de Orta Amerika temsilcisi Kosta Rika´yi 4-1 maglup ederek grup liderligini garantiledi.

Abdullah Ercan yönetimindeki genclerimiz ilk macta Afrika Ikincisi Burkina Faso´yu Bursaspor´lu Muhammet Demir´in (resimde 9 numara) golü ile 1-0 maglup ettikten sonra, Kosta Rika´yi da güzel bir oyundan sonra Konya Sekerspor´lu Ömer Ali Sahiner (resimde 11 numara), yine Bursaspor´lu forvet ve turnuvanin yildiz adaylarindan Muhammet Demir, bu sezon PSV Eindhoven´den FC Porto´ya transfer olan Engin Bekdemir (resimde 10 numara) ve Fenerbahce´li Gökay Iravul´un golleri ile 4-1 yendi ve puanini 6´ya cikardi.

Fenerbahce´li Onur Karakabak´in kirmizi kart görmesi sonucu 40 dakika 10 kisi oynayan Milli´lerimiz, bu sürede hem gol yemediler, hem de bir gol atma basarisini gösterdiler.

Dün yagan yagmur nedeniyle bugüne ertelenen macin sonucunda Türkiye U17 Milli Takimi su an kadar 6 puan, atilan toplam 5 gol ve yenen sadece 1 gol ile turnuvadaki 24 takim icindeki en basarili takim oldu.

31 Ekim´de grubun en zayif ekibi Yeni Zelanda ile karsilasacak olan genclerimiz, bu maca bundan sonraki tura hazilik niyetinde cikacak.

Milliler´imiz turnuvada bu kadro ile mücadele ediyor:

Orhan GÜLLE, Furkan ŞEKER, Sercan HACIOĞLU, Sezer ÖZMEN (Beşiktaş A.Ş.), Okan ALKAN, Onur KARAKABAK, Gökay İRAVUL (Fenerbahçe), Muhammet DEMİR (Bursaspor), Berkin Kamil ARSLAN (Galatasaray A.Ş.), Hasan Ahmet SARI (Trabzonspor A.Ş.), Oğulcan GÖKCE, Süleyman ÖZDAMAR (Altay), Ömer Ali ŞAHİNER (Konya Şekerspor), Ömer KAHVECİ (Adana Demirspor), Ensar Enes BAYKAN (A.Bielefeld), Nurettin KAYAOĞLU, Ufuk ÖZBEK (FC Schalke 04), Gökay IŞITAN (Hamburger SV), Kamil Ahmet ÇÖREKÇİ (Millvall FC), Engin BEKDEMİR (FC Porto), Deniz MEHMET (West Ham United).



Mağlubiyet de Yakışır

18:51 Yazar: Cezasahasi 4 Yorum
"Hiç bir şey adaletli gitmiyor" diyor bir kulüp başkanı takımının mağlup bitirdiği bir karşılaşma öncesinde, esnasında ve sonrasında yaşananlardan sonra haklı olarak... Maçtan sonra maçın hakemini eyyamcılık yapmakla suçluyor. Ve ekliyor: “Gerekenleri yapamadı. Rakibimizin ilk golü bariz ofsayttı, penaltıda ise rakip oyuncunun uyanıklığı vardı. Fakat bunlar maalesef görülmedi”

Görülmeyen ne kadar çok şey var şu alemde. Görünmek istenince görünebilir olan ne çok şey... Mağlup takımın başkanının sözlerindeki adalet çığlığını duyabiliyorum. Ta içerimde hem de. Ama samimiyeti konusunda çok ciddî şüphelerim var. Sadece onun hakkında değil bu şüpheler, sadece kendi canı yandığında Adalet diye bağıranların tamamı hakkında... Bugün Adalet eksikliğinden dem vuran bir insan, adaletsizlik kendi lehine işlediğinde aynı çağrıda bulunamayacak kadar duyarsız olabiliyor. Aynı kulüp başkanı, bu sitemlerini ve tepkilerini dile getirişinden bir hafta önce, aşırı bir şekilde takımı lehine işleyen adalet(sizlik) terazisinin de yardımıyla bir takımı mağlup etmiş, fakat başkan bu konuda tek kelime dahi etmemişti.

“Oynanan futbolu beğendim. İki takım da üst düzey bir mücadele ortaya koydu. Daha fazla pozisyon bulan taraf bizdik. Goller keyif verdi. Galibiyet bize yakıştı”

Hakemi eyyamcılık yapmakla suçladığı maçta yaşanan adaletsizliklerden çok daha büyüklerinin yaşandığı bir kaşılaşma sonrasında Adaletten, Eyyamdan değil, attıkları gollerden, galibiyetin takımına yakıştığından söz ediyordu. Durum hiç de öyle değildi aslında. Çünkü sahada hiçkimseye yakışacak bir oyun dolayısıyla galibiyet de yoktu. Bugün adalet isteğiyle yanıp tutuşan kulüp başkanı, takımının hiç de iyi oynamadığı bir karşılaşmayı, hiç de ihtiyacı olmadığı halde hakemin de desteğiyle kazanırken keyif alıyordu. Ortada adaletsizlikten mustarip bir takım varken, kendisi "galibiyetin üzerlerine yakıştığından" söz ediyordu. Belli ki o galibiyeti üzerine yakıştırmak için oldukça fazla vakit geçirmişti ayna karşısında... O maçın hakemi verdiği tüm kararlarda Adil Başkanın takımını kayırırken, rakip oyunculara sıfır müsamaha ile yaklaştı karşılaşma boyunca. Skor netleşince de adil görünme kaygısıyla alakasız kartlar çıkarttı. Adil başkanın takımının formasını giyen 4 oyuncunun çok net kartlık hareketlerini es geçtikten sonra yüzde yüzlük bir penaltıyı da vermeyerek o geceki performansını taçlandırıyordu hakem. Sonuç? Galibiyet, Adil Başkana ve takımına yakışıyordu. Buradan bakıldığında bir sonraki hafta aldıkları mağlubiyet de yakışıyordu onlara.

Hakemlerden adil olmalarını, her takıma aynı kriterleri uygulamalarını bekliyoruz sürekli. Peki ya kulüp başkanları? Bunu gerçekten ne kadar istiyorlar? Gerçekten adil yönetilmiş bir maç mı, yoksa kazanılmış bir maç mı izlemek istiyorlar? Kendi lehlerine öten düdükleri ve bu düdüklerin gölgesinde kazanılmış maçları pişkinlik ve yüzsüzlükle kendilerine yakıştıran bu isimler, durum tersine döndüğünde neden bu kadar öfkeleniyorlar? Adaleti, yalnızca kendilerine yakıştırabildiklerinden olabilir mi?



Gurbetçi Oyuncu Raporları: #2

17:04 Yazar: dandun 0 Yorum
Almanya Ücüncü Lig temsilcisi Kickers Offenbach altyapisinda yetisen ve gecen sezon Offenbach´in U19 Takimi ile Almanya´nin en yüksek U19 Ligi "A Junioren Bundesliga"da top kosturan 1991 dogumlu yetenegimiz Baris Odabas gösterdigi performans ile bu sezon basari basamaklarini tek tek cikmaya basladi.

Önce PAF Takimi ile maclara cikan Baris, U19 Takimi´nda da kaptan olarak sahaya cikiktan sonra, A Takimi´nin teknik direktörü Steffen Menze tarafindan begenilerek gecen hafta sonunda oynanan Heidenheim macinin 18 kisilik kadrosuna alindi.

Almanya Ücüncü Ligi´nin lideri Kickers Offenbach bu macta 2-1 galip gelirken, Baris Odabas oyuna alinmasa da, bundan sonraki maclarda sahada olacaginin sinyalerini verdi.

Orta saha oyucumuz Baris otoriteler tarafindan büyük gelecek vaad eden oyunculardan biri olark görülüyor.




Özüne Dön Serhat Demirtaş!

01:52 Yazar: Cezasahasi 6 Yorum
Fanatik, iş olsun diye yer verdiği Trabzonspor sayfası haricinde pek okumadığım bir gazete. Okunacak gibi de değildir nazarımda. Kendime göre sebeplerim var. Bugünse bundan kelli Trabzonspor sayfasına dahi göz atmama kararı almama sebep olan bir haber yaptılar. Haberin farklı bir versiyonunu basın toplantısının hemen sonrasında görmüştüm. Fanatik'te yer alan hâliyle uzaktan yakından alakası yoktu. Haberde özetle Belçikalı Teknik Adam'ın Alanzinho'yu kesinlikle kadroda düşünmediğinin altı çiziliyordu. Haberin başlığı da manidardı: "Evine Dön Alanzinho." Yani Broos yaptığı açıklamalarla kovmak gibi olmasın ama... diyordu Brezilyalıya. Broos devam ediyordu: “Haliyle her oynamayan oyuncu gibi onun da gitmesi yönünde bir talebim olabilir” Broos'un açıklamaları sonrasında gerekli çıkarımı yapansa yine Serhat Demirtaş: Alanzinho tamamen kaybedildi." Akabinde Alanzinho'nun artık kaybedildiğinden, takıma bir katkı sağlamayacağını, yönetimin nasıl bir tasarrufta bulunacağına kadar varan bir yığın "öngörü."

Haber gazetede Trabzonspor sayfasında yer alırken, Web sayfasında manşetten verilmiş. Tıpkı Tolga Zengin'le ilgili "iddia" gibi. O iddia ve bu haberin ortak noktalarından birine daha önce değinmiştim. Peki haberin aslı neydi? Broos, gazetecilerin sorularına gerçekten bu şekilde mi yanıt vermişti? Hayır... Bu röportajın tamamını Trabzonspor ana sayfasında bulabilirsiniz. Bu habere, daha doğrusu çarpıtmaya konu olan kısımları alıntılıyorum:

Cevat Kol (Fotomaç Gazetesi)
Alanzinho konusunu kapattınız ancak televizyona verdiğiniz röportajda buna değindiniz? Açık bir cevap verebilir misiniz? “Körler” ifadesini de noktaladığınızı söylemiştiniz? Ama biz merak ediyoruz?

Broos: Alanzinho’yu ilk onbirde oynatmayı düşünmüyorum.

Araya bir iki soru giriyor. Devamında:

Kamil Anahar (Yenişafak)
Alanzinho’yu Ocak’tan sonra kadroda görmek istiyor musunuz? Yönetime böyle bir talebiniz olacak mı?

Broos: Neden olmasın. Oynamayan her oyuncuyu göndermek zorunda kalırsak devre arasında 8-9 oyuncu almak zorunda kalırız. Alanzinho’dan birkaç hafta sonra yararlanmayacağız diye bir şey yok. Ömer Aysan da katıldı. Ciddi sorunlar haricinde kadroyu bozmadan sezonu tamamlamak istiyoruz. Şuanda düşünmediğimiz oyuncuları ileride düşünebiliriz. Alanzinho iyi bir oyuncu.

...

Celal Kadıoğlu (İlkhaber Gazetesi)

Alanzinho konusunda verdiğiniz yanıtlar bizi tatmin etmedi? Bir teknik adam olarak Alanzinho’nun alınması hata mıydı? Alanzinho geçen Ocak ayında buraya geldi. Geldiğinden bu yana kaç defa ilk onbir oynadı. Aynı soruyu o dönem benim yerimde oturan hocaya sordunuz mu?

Her hocanın oyuncu konusunda tercihleri vardır. Yine söylüyorum oynamayan oyuncular birkaç hafta sonra oynayabilir. Şuanda oynamıyor diye gözden çıkardığımız anlamına gelmez. İstikrar yakalanamadığı sürece değişiklikler yapacağız. Bu değişiklikler içerisinde ona da yer açılabilir. Ve şunu söyleyeceğim, oyuncuyu kadroya almıyorsanız o oyuncuyu istemiyorsunuz anlamına gelmez.

Broos'a sorulan sorular ve Broos'un verdiği cevaplar son derece net... Üzerinde spekülasyon yapılamayacak kadar net. Fakat bu netlikte bile bulanık görenler, ya da daha doğrusu görülmeyeni gören, anlaşılmayanı anlayan üstün insanlar yok değilmiş. Bu durumda olan Yattara ve Engin'e oldu. Broos Kayserispor maçında bazı körlere yol göstermek için bu iki oyuncuyu ilk yarı bitmeden kenara almıştı. Kimi körlere yol göstermekten fazlasını da yapmak gerekiyormuş. Bunu anlamış olduk.

Fanatik'teki bu yazının altında "Analiz" ibaresi var. Söylenmemiş sözlerden yola çıkılarak hazırlanmış, yanlış verilerle desteklenmiş bir "Analiz". Her tarafa sallamış Serhat Demirtaş. Almış, vermiş, izlemiş. Mesela Broos... Broos'u, Trabzonspor Teknik Direktörlüğü makamında bulunan bir insanı, söylemediği sözleri söylemiş gibi göstererek, Alanzinho sevgisi malum olan taraftarın gözünde bir zan altında bırakarak onların önüne atmış. Haberin altına gelen yorumlara bakarsanız hedefi vurduğunu da görebilirsiniz. Facebook'da yaklaşık 130.000 üyesi bulunan Trabzonspor grubunda Broos'a sarfedilen sözleri görseniz şaşırırsınız. Serhat Demirtaş bu eserini görse gurur duyardı sanıyorum. Jun ve Musampa örneklerini vererek bu oyuncuların o dönemki yöneticilerin başlarına neler açtığını hatırlatmış. Peki ama tamamı koca bir yalan olan bu sözlerden yola çıkıp böyle "sonuçlara" vararak neyi hedeflemiş bir Trabzonspor yazarı olan Serhat Demirtaş? Takım içi durumlarda takımın ve camianın menfaatleri ön planda tutulmalıdır, değil mi? Peki bu haberde takımın, camianın hangi menfaati göz önüne alınmıştır? Broos'un üzerine yapıştırılan bu etiketin Avni Aker'de oynanacak ilk maçta nelere yol açabileceğini düşünüyor mu acaba Demirtaş? Alanzinho'ya evine dön diyenin Broos değil, kendisi olduğu gerçeği vicdanını rahatsız ediyor mu? Etmiyorsa Trabzonspor'la olan gönül bağı nedir? Bu haberlerle beslenip varolan agresifliklerini ikiye katlayan bu insan kitlesinin sabırsızlığını aynı sütunlarda "Trabzonspor taraftarı çok sabırsız" şeklinde eleştiri konusu yapacak olması da cabası. Trabzonspor'un hakemlerden çektiği ortadayken, son derbide yaşananlar ortadayken, bu olayların ışığında geçmişe dönük çok güzel konular çıkartabilecek bilgi birikime sahip biri olan Serhat Demirtaş, neden tüm bu malzeme yerine ateş olmayan yerde bir yangın yakıp dumanıyla haberleşme yolunu seçti? Bu haber itibariyle gözümdeki imajı tamamen yerle bir olmuştur kendisinin. Yaptığı hiç bir haber itimat görmeyecek, dikkate değer bulunmayacaktır. Aklı selim her Trabzonspor taraftarının da böyle düşüneceğini umarım. Zira ortada çok ciddî bir itham var. Serhat Demirtaş bugün yönetim kanalıyla da yalanlandı. Şimdi söz kendisinde, haberin arkasında durabilecek mi? Nasıl bir tavır alacak? Zerre kadar iyi niyet barındırmayan bu haberle amaçlanan nedir, umarım kendisi açıklayabilecek yetkiye sahiptir! Hayır açıklayamazsa, imzasız yayınlanmış Tolga Zengin haberinin de hangi el tarafından ısıtılıp tam da ödüle aday gösterilmesinin ertesinde medyaya düştüğü konusundaki şüphelerimizi de silmiş olacak.

"Broos’un her kararı tartışılacak, asıl onunla ve kulüple ilgili verilecek diğer ‘büyük’ kararlar da masaya yatırılacak."

Galatasaray'a 4-3 kaybettiğimiz maçın ardından yazdığı köşe yazısında böyle diyordu aynı Serhat Demirtaş. Yazısına eklemeyi unuttuğu bir şey varmış. Onu da biz ekleyelim. Geldiğimiz noktada açıklayıcı olacaktır.: Her söylediği çarpıtılacak! İtinayla, utanıp sıkılmadan... Bu vesileyle tekrar söyleyelim, yalnızca yerel medyada değil, ulusal medyada da Trabzonspor yandaşı gibi görünüp irlandalılık yapan kimseye prim vermeyin. Siz bu haberlere itimat ettikçe onlar kendilerinde daha fazla yalan atabilme kudreti bulacaklardır. Muhtaç oldukları renk, yüzlerindeki kalın deride mevcuttur!




Helal Olsun Bursaspor !

09:19 Yazar: tanjue 3 Yorum
Bursaspor bu ligde hamlelerini takdir ettiğim sayılı takımdan biri. Alt yapı hamleleri ve saha içi başarılarının yanında kulübün taraftarları için yaptıkları da takdir edilesi. Bursastore ve Bursaspor TV aklıma gelen önemli projeler. Özellikle Bursaspor TV benim için apayrı bir anlam ifade ediyor, daha doğrusu bildiğiniz kıskanıyorum ben bu projeyi. Trabzon'da yaşamayan bir Trabzonsporlu olarak senelerdir kurulmasını beklediğim ve sürekli yalanlarla kandırıldığım Trabzonspor Tv masalının yan etkilerinden sadece birisi bu kıskanclık. Türkiye'nin en büyük takımı olduğunu iddia eden, ülkenin 4 bir yanında taraftarı olan Trabzonspor'un TV kurma denemesinde bile bulunamadığı dönemde Bursasporlu yöneticilerin bu hamlelerinden çok hikaye çıkar bize. Neyse bu konuyu daha sonraya erteleyerek yazımın asıl amacına geleyim. Bursaspor malumunuz üzere bugün Güngören Belediyespor'la Ziraat Türkiye Kupası'nda gruplara kalma mücadelesi verecek. Bu sezon yayın hakları TRT tarafından alınan bu kupada günün yayınlanan maçlarından biri olacak Bursaspor'un maçı. Kanaltürk'ten yayınlanacak Galatasaray - Bucaspor karşılaşmasından sonra bizlerin izleyebileceği ikinci maç bu. Muhtemelen benzer durumdaki takım Trabzonspor olsa bizim maçı izlememiz bile şüpheli olacaktı. Ama Bursaspor taraftarı yönetimlerinin bu şahane hamlesi sayesinde 13.30'da başlayacak bu karşılaşmayı henüz sadece internet üzerinden yayın yapabilen Bursaspor TV'den izleyebilecekler. Sadece bununla da kalmayıp bu maçın ertesinde A2 takımlarının maçını ve bir çok programı da izleyebilecekler... Son not olarak şunu belirteyim. Trabzonspor A2 takımı Kuzey grubunda yer alıyor. Bana en yakın olacakları yer Ankara... Uzun lafın kısası Trabzonspor'un geleceğini inşaa etmesi beklenen bu takımı ve gençlerimizi izleme şansım da imkansıza yakın. Umarım Bursaspor taraftarı ellerindeki güzelliğin değerini bilir ve bu tür hamleleri yapabilecek vizyona sahip yönetimlerinin kötü zamanlarda da arkasında durabilirler. Bursaspor yönetimine de helal olsun, alnından öpülecek bir iş yapıyorlar kimse hakkını vermese bile, sözünü açmasa bile! Taraftarı olduğum ve kurulduğu günden bu yana Anadolu kulüplerine örnek olmuş Trabzonspor'un yöneticileri de inşallah gözlerinin önündeki bu müthiş örnekten gereken dersi alırlar!

*** Son olarak maçın saat 13:30'da oynanacağını ve www.bursasportv.com adresinden yayınlanacağını tekrar vurgulayayım. Uydu üzerinden bir yayını varsa ve ben bilmiyorsam da affola.



ReAlcorcon

01:44 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
Alcorcon'lu oyuncuların sevinci... Şaşırmamak elde değil, yenilirsin de böyle de olmaz. Nasıl? Skoru öğrenince verdiğim ilk tepki "Kadroya bakmak lâzım." oldu. Yedek kadroyla çıktıklarını düşündüm maça... Ya da yedek kadroyla çıkmış olmalarını diledim. Ama bir saniye! Real Madrid'in yedek kadrosu diye bir şey söz konusu olamaz ki? Ama bir terslik var yine de. O terslik Ka-Ro-Ca'nın yokluğundan kaynaklanmış olamaz. Olmamalı... Rakibi küçümsemek gibi bir niyetim yok elbette ama, bu seviyedeki bir takımın ve oyuncuların böylesi bir mağlubiyet alması bana çok garip geliyor. Herkesin aklına geçen seneki Villarreal - Poli Ejido serîsi gelmiştir. Benim aklımaysa De La Red ve Real Madrid'in yine 3. Lig ekiplerinden Real Union'a deplasmanda 3-2 mağlup olduğu maç geldi. Neyse ki bu kez yalnızca maçı kaybettiler. 3-2'lik Union mağlubiyetini unutmuştum, ta ki bu rezalete kadar. Ama De La Red'in o görüntüsünü asla...




Psikolojik Harekat

15:52 Yazar: Master 19 Yorum
Aziz Yıldırım: G.Saray'ın hesabına 15 milyon euro yatırmaya hazırım, Arda ile 10 dakika yalnız kalsam onu Fenerbahçe'li yaparım.

Daum: Ben kötü demiyorum. Geleceği olan bir futbolcu ama ben hemen sırtına formayı verip, ilk 11'de oynatmam.

Derbi sonrası...

Daum: Tekrar söylüyorum Arda çok iyi futbolcu ama Keita çok daha değerli bir futbolcu.

Sonuç: Dev derbide çok kötü oynayan Arda Turan, maçtan sonra soyunma odasında ağladı.

Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım'ın Arda'yı bitirme planları verilen demeçlerle ve yaşanılan saha içi olaylarıyla başarıyla tamamlandı. Henüz 20'li yaşların başında olan bu adamın bu baskıyı ve presi kaldıramayacağı oldukça açıktı.




Avrupalı Türkler Altın 11'i (92-93 Doğumlular)

13:38 Yazar: Cezasahasi 7 Yorum
Daha önce 94-95 doğumlu gurbetçi futbolcularımızdan oluşan bir kadro kurmuştuk. En başta planımız tek bir 11 yapmaktan yanaydı fakat geniş oyuncu havuzumuzu da göz önüne aldığımızda yaş gruplarına göre ayırarak böyle 11'ler oluşturmak en iyisi. Zira o kadar çok yetenekli ve gelecek vaadeden futbolcu var ki, oluşturabileceğimiz tek bir listede dışarıda kalanlardan kurulacak bir takım ileride Dünya Şampiyonluğuna bile oynayabilir. Bu sebeple yaş kategorilerine göre 11'ler kurmak en mantıklısı. 94-95 doğumlu oyunculardan oluşan 11'de bir Almanya ağırlığı göze batıyordu. Bu jenerasyonda ise İngiltere'den Avustralya'ya kadar geniş bir coğrafyada top koşturan Türk futbolcular mevcut. Bir çoğu daha şimdiden kendini kanıtlamış bu futbolcuların. Gökhan, Engin gibi... İşte karşınızda 92-93 doğumlulardan oluşan En İyi 11 Gurbetçi Futbolcu...

Yılmaz Aksoy

Mevki:
Kaleci
Doğum Tarihi: 13 Ekim 1993
Takım: Arsenal London U16 Takım
Ülke: Ingiltere,
Boy: 1,93 m

İngiltere'nin ünlü "futbolcu fabrikası" Arsenal FC'nin U16 Takımında forma giyen 1,93 metre boyundaki Yılmaz Aksoy mükemmel fiziği ile tam bir kaleci. Zaman zaman Arsenal'in profesyonel kalecileri Lukasz Fabianski ve Vito Mannone ile idmanlara çıkan Yılmaz, Teknik Direktör Arsene Wenger'den övgü almış bir futbolcu olarak Türk futbolu adına da umut veriyor. U17 Milli Takımımızın geniş kadrosunda da yer alan Yılmaz'ı genç futbolculara şans vermesi ile tanınan kulübünün yakında profesyonel futbolcusu olarak görebiliriz belki de. Yılmaz Aksoy´un en büyük özelliklerinden biri uzun boyunun yanı sıra mükemmel bir kaleci tekniğine sahip olması...

Atilla Turan

Mevki:
Sol Bek
Doğum Tarihi: 4 Ekim 1992
Takım: Grenoble Foot 38 U18 Takım
Ülke: Fransa

Fransa U17 Milli Takımı ile geçtiğimiz sezon U17 Avrupa Şampiyonası'na katılan Atilla sol bek pozisyonunda göz doldurdu. Savaşçı ruhu ve iyi top tekniği ile göze batan yetenekli gencimiz hücuma katkısı ile de dikkat çekti. İyi ortalar yapan, çok kosan ve inatçı oyun tarzı ile izleyenlerin beğenisini toplayan 1992 doğumlu Atilla Turan, çok yetenekli futbolculardan kurulu Fransa U17 Milli Takımının değişmez ilk onbir oyuncusu olarak ne kadar gelecek vaad eden bir futbolcu olduğunu gösterdi. Atilla aynı zamanda sol açık olarak da görev yapabiliyor.



Cüneyt Köz

Mevki: Stoper
Doğum Tarihi: 12 Ekim 1992
Takım: Bayern Münih U19 Takım
Ülke: Almanya

Almanya'nın en köklü kulübü ve rekortmen şampiyonu Bayern Münih'in U19 Takımında yer alan 1,80 metre boyundaki ve 1992 dogumlu Cüneyt, çoğu 1991 doğumlulardan kurulu takımın değişmez oyuncusu. Geçen sezon Bayern Münih U17 Takımında 25 karşılaşmada yer alan ve 2 gol atan stoper oyuncumuz, Almanya U17 Şampiyonluğunu final maçında uzatmalarda VfB Stuttgart U17 'ye 3-1 yenilerek kaçırdı. Bu sezon ise şimdiye kadar 6 karşılaşmanın tamamında 90 dakika görev alan Cüneyt Köz, hava toplarındaki etkinliği ve güçlü fiziği ile dikkat ceken bir oyuncu.



Onur Cenik

Mevki: Stoper
Doğum Tarihi: 24 Eylül 1992
Takım: Borussia Dortmund U19
Ülke: Almanya

Borussia Dortmund U19 takımında forma giyen 1992 doğumlu Onur Cenik bu sezon gösterdiği performans ile gelecek için büyük umut vaadediyor. Defansta stoper olarak görev yapan Onur 1992 doğumlu olmasına rağmen, çoğu 1991'li futbolculardan kurulu Borussia Dortmund U19 Takımının banko oynayan oyuncularından biri. 1,83 metre boyundaki oyuncumuz bu sezon takımı adına toplam 7 karşılaşmaya çıkıp, bunların altısında 90 dakika sahada kalırken, birinde 45´inci dakikada sakatlığından dolayı çıkmak zorunda kaldı. 90 dakika sahada kaldığı 6 karşılaşmada takımı toplamda sadece 2 gol yerken, Onur sergilediği futbol ile Almanya U18 Milli Takımına kadar yükselmeyi başardı. Geçen sezon Dortmund'un U17 takımında forma giyen yetenekli gencimiz, burada 22 karşılaşmada forma giymiş, başarılı futbolundan dolayı kendinden iki yaş büyüklerin oynadığı Dortmund U19 Takımına yükselmişti. U19 Takımında ise sezonun son 6 maçında görev alan ve bunların dördünde 90 dakika forma giyen Onur Cenik'in başarısı bu futbolcuyu yakından izlememiz gerektiğinin göstergesi. Onur' ileride çok büyük bir futbolcu olarak seyretmemiz kuvvetle muhtemel.

Kamil Ahmet Çörekçi

Mevki: Ön Libero
Dogum Tarihi: 1 Subat 1992
Takım: Millwall FC U18 Takım
Ülke: Ingiltere

Ingiltere'deki temsilcilerimizden biri olan Kamil Ahmet U17 Milli Takımımızda gösterdiği performans ile değerini gün geçtikçe arttırıyor. Ön Libero mevkiinde üstün top dağıtma ve oyun okuma özelliği ile göze batan Kamil, şu anda U17 Milli Takımımız ile Nijerya'daki U17 Dünya Şampiyonasında bulunuyor. Istikrarlı ve olgun futbolu ile yaşından oldukça büyük ve tecrübeli bir futbolcu görüntüsü çizen Kamil Tevfik (Ingiliz Pasaportunda geçen ismi) ismiyle de bilinen futbolcuyu, yakın zamanda daha büyük kulüplerde göreceğimize kesin gözüyle bakıyorum.



Burakcan Kunt

Mevki: Ön Libero
Doğum Tarihi: 15 Mayıs 1992
Takım: MSV Duisburg U19 Takım
Ülke: Almanya

Burakcan Kunt Almanya'nın tanınmış altyapı organizasyonlarından birine sahip MSV Dusiburg'un U19 Takımı oyuncusu. Geçen sezon bu kulübün U17 Takımında hücuma dönük orta saha futbolcusu mevkiisinde toplam 12 gol ile Avrupa U17 Liglerinin en golcü Türk futbolcusu olarak http://www.yetenekliturkfutbolcu.de.tl/ sayfası tarafından ödüllendirilen Burakcan Kunt, bu sezon U19 Takımında ön libero olarak oynatılıyor. Başlarda yeni mevkiini yadırgayan yetenekli gencimiz şimdi ise oynadığı futbol ile bu pozisyonda da göz dolduruyor. Tekniği, top çalma kabiliyeti ve iyi şutları ön plana çıkan özellikleri... Sağ ayağını son derece etkili kullanan futbolcumuz MSV Duisburg'a 2008'de FC Köln altyapısından gelmiş. Kendi yaş grubunun en kabiliyetli oyuncularından biri olarak bilinen Burakcan'ı yakında Milli Takım'da görürsek şaşırmayalım. Oynamak istediği millî takımı vurgulamama gerek var mı bilmiyorum; Türkiye...

Gökhan Töre

Mevki: Sol Açık
Doğum Tarihi: 20 Ocak 1992
Takım: FC Chelsea U18 Takım
Ülke: Ingiltere

Almanya'nın Bayer Leverkusen U17 Takımından Ingiltere'nin ünlü kulübü FC Chelsea'ye transfer olan Gökhan Töre Türk futbolunun çok şeyler beklediği yıldız adaylarından. Chelsea'nin profeyonel kadrosunda gözüken ve profesyoneller ile zaman zaman idmana çıkan Gökhan şu an bu kulübün U18 Takımı ile maçlara çıkıyor. Aynı zamanda Ümit Milli Takımımızda da yer alan Gökhan Töre toplamda 36 kez milli oldu ve 4 gol attı. Chelsea ile 2012 yılına kadar sürecek bir sözleşmeye imza atan yetenekli gencimizi Leverkusen kulübü istediği takdirde belli bir bonservis bedeli karşılığı geri alabilecek. Orta sahanın ortasında ve kanatlarda görev yapabilen Gökhan, cok hızlı bir futbolcu ve çok iyi tekniğinin yani sıra sert şutları da var. Solak olarak eşine az rastalanabilecek bir futbolcu olan 1,78 metre boyundaki gencimiz beklenen gelişmeyi gösterirse Türk futbolunun gelmiş geçmiş en büyük yıldızlarından biri, belki de en büyüğü olması işten bile değil.

Oğuzhan Özyakup

Mevki: Orta Saha/Oyun Kurucu
Doğum Tarihi: 23 Eylül 1992
Takım: Arsenal London U18 Takım
Ülke: Ingiltere

Hollanda'nın AZ Alkmaar takımından 2008 yılında İngiltere'nin yetenekli genç futbolcuları desteklemesi ve eğitmesi ile ünlü kulübü Arsenal'in altyapısına transfer olan Oğuzhan Özyakup'un Arsenal A takımına yükselmesine kesin gözüyle bakılıyor. Şu an Arsenal'in U18 takımında forma giyen Oğuzhan top tekniği, iyi şutları ve oyun zekasiı ile göze batıyor. Aynı zamanda Hollanda U17 Milli Takımında da forma giyen Oğuzhan Özyakup, bu takımla yazın düzenlenen U17 Avrupa Şampiyonasında Almanyanın ardından ikinci olmuştu. Şu an ise ayni takim ile Nijerya'daki U17 Dünya Şampiyonasında bulunan 1, 80 metre boyundaki oyuncumuzun, turnuvanın en flaş isimlerinden biri olacağı düşünülüyor.

Engin Bekdemir

Mevki: Forvet
Doğum Tarihi: 7 Subat 1992
Takımı: FC Porto U19 Takım
Ülke: Portekiz

Sezon başında PSV Eindhoven U17 Takımından Portekiz'in ünlü kulübü, 2004 Şampiyonlar Ligi Sampiyonu FC Porto'nun U19 Takımına transfer olan Engin Bekdemir Türk futbolunun en yetenekli gençlerinden biri olarak gözüküyor. U17 Milli Takımımızda da yer alan Engin Bekdemir şu an bu takımımızla Nijerya'daki U17 Dünya Şampiyonasında bulunuyor. Şu ana kadar 33 kez milli olan Engin 3 de gol attı. Top hakimiyeti, tekniği ve hızı ile ön planda olan Engin'i bir turnuvada izleyen FC Porto yetkilileri beğenip hemen transfer etmişler.



Kerim Bulut

Mevki: Forvet
Doğum Tarihi: 16 Mayıs 1993
Takımı: Sydney FC PAF Takim Takım
Ülke: Avustralya

Avustralya'daki Türk varlığının yeşil sahalarda da kendini hissettirmeye başlamasının en büyük kanıtı kuşkusuz Sydney FC'nin PAF Takımında yer alan forvetimiz Kerim Bulut... Daha 1993 doğumlu olmasına rağmen kendinden iki, üç yaş büyük futbolcularla aynı takımda top koşturan 1,86 metre boyundaki Kerim güçlü fiziği ve çok iyi şutları ile dikkat çekiyor. Sydney'in profeyonel takımında da hazırlık maçlarında yer alan yetenekli gencimiz bu sezon PAF Takımında 7 gol atma başarısını gösterdi şimdiye kadar. Geçen sezon yıldızı parlayan Kerim Bulut, Sydney taraftarının da sevgilisi haline gelmiş. Kendisi adına taraftar topluluğu kurulan gencimiz aynı zamanda Avustralya U17 Milli Takımının da değişmez oyuncusu. Anzak günleri çerçevesinde Nisan ayında Türkiye'ye gelen ve U17 Milli takımımıza karşı forma giyen Kerim'in Sydney FC'nin profesyonel takımına yükselmesi an meselesi...

Taşkın Çalış

Mevki: Sağ Açık/Forvet
Doğum Tarihi: 25 Temmuz 1993
Takım: Borussia Mönchengladbach U17 Takım
Ülke: Almanya

1993 doğumlu bir diğer oyuncumuz Borussia Mönchengladbach'ın U17 Takımında oynayan Taşkın Çalış. Alemannia Aachen altyapısında yetişip gecen sezonun ortasinda Mönchengladbach'a transfer olan Taşkın, ligde şu ana kadar 7 gol kaydederek 1993 doğumlular içinde en golcü Türk futbolcu olarak göze batıyor. Geçen sezon Mönchengladbach'a transfer olduktan sonra burada 9 maça çıkan oyuncumuz 7 gol kaydederek çıkışının ilk sinyallerini vermişti. Bu çıkışın ardından U17 Milli Takımımıza seçilen Taşkın burada da ilk onbir oyuncusu olarak göz dolduruyor. Hem orta sahanın ortasında, hem de forvet olarak oynayabilen yetenekli gencimiz kıvraklığı, top saklama becerisi ve iyi top tekniği ile göze batıyor.




2009 Fifa 17 Yaşaltı Dünya Şampiyonası #1: Turnuva güzel başladı, Biz de

16:10 Yazar: Cezasahasi 2 Yorum
Kara kıta, 20 yaş altı cengaverlerin kapışmasından sonra da şimdi 17'sini doldurmamış toy delikanlıların mücadelesine sahiplik ediyor. Mısır'da düzenlenen Dünya 20 Yaş Altı Dünya Kupası'ndan hemen sonra, bu kez Nijerya'da başlayan bir başka gençler turnuvası, Dünya 17 Yaş Altı Dünya Kupası futbolseverleri yeni nesil yıldız adaylarıyla buluşturuyor. Mısır'daki turnuvayı detaylıca bloglamıştık. Kimilerine göre sönük bir turnuvaydı, evet, çünkü doğal favori olan kimi takımlar "as" oyuncularını getirememişti bu turnuvaya. Turnuvanın henüz sezon başına rastlaması, ve artık 20 yaşındaki gençlerin takımları için eskiye oranla çok daha önemli olmaları sebebiyle... Ayrıca o turnuvada biz de yoktuk. Fakat yine de seyir zevki açısından çok güzel maçlar seyrettik. Mesela Turnuvaya Pato hariç tam kadro gelen Brezilya -ki bu yaş grubunda Arjantin ile beraber en dominant takım- finalde yine tam kadro gelen Gana'ya boyun eğdi. Şimdi Nijerya'da 17 yaşaltı grubunun yıldız denilebilecek tüm futbolcuları bir aradalar. Ve her şeyden güzeli biz de oradayız.

Turnuvanın tarihçesine kısaca bir göz atarsak, U20 kategorisindeki Güney Amerika takımları ağırlığının yerini burada Afrika takımlarının ağırlığı alıyor. Şimdiye dek 12 kez düzenlenen bu turnuvanın 9 finalinde en az 1 Afrika takımı yer almış. 3 kere kupayı kazanan son şampiyon ve ev sahibi Nijerya ev sahibi olduğu bu turnuvada yine favorilerden. Nijerya'yı 2 şampiyonlukla son U20 şampiyonu Gana takip ediyor. Gana, bu yaş kategorisindeki son şampiyonluğunu 1995'de Ekvator'da kazanmış. 2 yıl sonra 1997'de Mısır'daki turnuvada da final oynama başarısını göstermişler. Her iki finaldeki rakipleri de tıpkı 10 gün önce olduğu gibi Brezilya imiş. Brezilya Nijerya ile birlikte U17 turnuvalarının en çok şampiyon olan takımı. 3 kez bu başarıya ulaşmışlar. Son şampiyonluklarını 2003'de Finlandiya'da düzenlenen turnuvada İspanya'yı yenerek kazandılar. Avrupa takımları ise bu turnuvayı yalnızca 2 kez kazanabilmişler. İlk şampiyonluk (O zamanki adıyla) SSCB tarafından kazanılmış. 1987'de Kanada'da düzenlenen turnuvayı Finalde Nijerya'yı yenerek kazanan SSCB Avrupa'nın ilk şampiyonu. Bir dönem Onopko ile birlikte basınımızın Transfer Masalları serisinin prenslerinden biri olan Nikiforov bu turnuvada parlamıştı. Avrupanın diğer şampiyonu ise Fransa. 2001 yılında Trinindad-Tobago'da düzenlenen turnuvayı, finalde Nijerya'yı yenerek kazanmışlardı. Sinama-Pongolle ve LeTallec, Le Havre'li iki oyuncu, bu turnuvada gösterdikleri anormal performan sonrasında kapağı Liverpool'a atmışlardı. Bu takımların yanında Asya ve Orta Amerika ülkelerinin de birer şampiyonluğu var bu turnuvada... Suudi Arabistan (1989) ve Meksika (2005). (ki Meksika 2005'de grup maçlarında yendiğimiz bir şampiyondu.)

2005 demişken, hakikaten de çok heyecan verici bir turnuvaydı bizim için o yıl Peru'da düzenlenen U17 Şampiyonası. 17 yaşaltı Millî Takımımız için uykusuz kaldığımız bir turnuva dönemi geçirmiştik. Nuri Şahin önderliğinde tüm dünyayı kendine hayran bırakan bu jenerasyondan sonra 2007'de yer alamayışımız başarısızlıktı. Türk futbolunun böyle tavan-taban arası sert geçişleri meşhurdur. Geçen Avrupa Şampiyonasında da çok kötü bir oyun sergilemiştik. Beklentilerin çok altında kalmıştık. Şimdi ise düştüğümüz gruba bakarsak, ve 2005'de Nuri'li kadro olarak hafızalarımızda yer etmiş takımın yaptıklarını da hatırlarsak benzerî bir başarıyı arzulamamak işten değil.

Gelelim Turnuvaya... Maçlar Cumartesi günü başladı. Bomba gibi başladı hem de. Almanya, bahanesi olmayan Almanya, ev sahibi Nijerya ile oynadı açılış karşılaşmasında. 3-0 öne geçtikten sonra parçası oldukları ekole yakışmayacak dikkatsizlikle oyundan koptular. Nijerya 7 dakikada 3 gol bulup skoru 3-3'e getirdi, sonra onlar da duruldular. Maç da bu skorla sona erdi. İlk gün oynanan diğer karşılaşmalarda Nijerya ve Almanya ile aynı grupta bulunan Arjantin, grubun diğer takımı Honduras'ı 1-0'la geçti. Brezilya, ecel terleri döktüğü karşılaşmada Japonya'yı uzatmaların 4. dakikasında bulduğu golle 3-2 geçti. Japonlar mükemmel bir oyun ortaya koydular. Bu kadar keyifli bir karşılaşma beklemiyordum. Japonlar, onca golü kaçırdıktan sonra öyle bir gol yediler ki, bir futbolsever olarak üzülmemek elde değil. Dün oynanan son karşılaşmada İsviçre Meksika'yı 0-2 ile geçti.

Biz 2. gün, yani dün sahne aldık. Grubun bizden sonraki en iyi takımı diyebileceğimiz Burkina Faso'yu yenerek iyi de bir başlangıç yaptık turnuvaya. Gol Bursaspor'un Trabzonlu futbolcusu, U17 takım kaptanı Muhammed Demir'den... Burkina hiç de yabana atılacak bir takım değil, bir kere bunu belirteyim. Afrika'nın en iyi genç jenerasyonlarından birine sahipler. Ve karşımızda iyi bir mücadele sergilediler. Grubun diğer karşılaşmasında Kosta Rika ile Yeni Zelanda 1-1 berabere kaldı. Çarşamba günü Kosta Rika ile oynayacağız ve bu maçı kazanırsak gruptan çıkmayı garantiliyoruz. Böylesine kolay bir grupta yer almak bir dezavantaj da olabilir zira gerçek gücümüzü test edebileceğimiz bir rakiple oynayacağımız ilk maç, turnuvadaki son maçımız olabilir. Telafisi olmayan bir maça dönüşebilir yani... Dün oynanan diğer karşılaşmalarda Turnuvanın favorilerinden, son Avrupa İkincisi, Oğuzhan Özyakup'lu Hollanda, Turnuvadaki 2. takımım Kolombiya'ya 2-1 yenildi. Oğuzhan penaltıdan takımına eşitliği getiren golü kaydetti. Kolombiya'nın 11 numaralı futbolcusu Cuero bu karşılaşmada oldukça dikkat çekiciydi. Driplingleri, gücü, sürati ve çalımlarıyla Hollanda savunmasına çok zor anlar yaşattı Millonarios'lu futbolcu. Transferi için Udinese ile anlaşma sağlanmış. 18 yaşını doldurduğunda soluğu İtalya'da alacak genç forvet. Udinese iyi kamp kurdu Kolombiya civarında... Zapata, Aguilar derken yeni bir Kolombiyalı futbolcuyu daha renklerine kattılar. İran ise komedi tadındaki karşılaşmada Gambia'yı 2-0 geçti.

Maçların berbat zeminlerde oynandığını belirtmekte fayda var. Maçlar Mısır'daki sahalarla kıyaslanamayacak kadar kötü zeminlerde oynanıyor. Bu da futbolun kalitesini düşürüyor ister istemez. Ama futbolculardaki kendilerini gösterme arzusu çim, toprak zemin dinlemiyor. Turnuvada bugün 4 karşılaşma daha var. BAE - Malawi ile oynarken İspanya - ABD ile karşı karşıya gelecek E grubunda. F grubunda ise Uruguay - Kore ve Cezayir - İtalya maçları.




En İyi Gurbetçi Ödülleri

02:38 Yazar: Cezasahasi 0 Yorum
Biraz da bizden haberler. Blogda Gurbetçi oyuncularla ilgili haberlerini okuduğunuz Özgür ağabeyimizle ilgili bir haber... Kendisi, sitesiyle aynı ismi taşıyan ödüller veriyor başarılı gurbetçi futbolculara. Yetenekliturkfutbolcu.de.tl Özel Ödülü. Bu ödülü yaş kategorilerine göre veriyor Özgür abi. İlk bakışta amatör bir ödül izlenimi verse de durum öyle değil. Nitekim bu ödülleri kazanan futbolculara ödüller bizzat kulüp başkanları yahut yöneticileri tarafından takdim ediliyor. Bana göre son derece özel bir durum. Son olarak Rapid Wien'de oynayan Murat Çetinkaya, 2008/2009 Sezonu Avrupa U19 Ligleri En Golcü oyuncusu ödülünü Rapid Wien Kulübü Başkanı Rudolf Edlinger'in elinden aldı. Ayrıca ödülle ilgili haber Rapid Wien'in resmî sitesinde yer aldı.

Diğer bir ödül, 2008/2009 Sezonu Avrupa PAF takımları Türk Gol Kralı ödülünü de Alper Akçam da ödülünü eski Beşiktaş'lı, şimdinin Kaiserslautern Sportif Direktörü Stefan Kuntz'un elinden aldı. Gurur verici ki ben gurur duydum. Gitgide prestiji artacak bir ödüle benziyor Yetenekli Türk Futbolcu ödülü. Özgür abi ile internet'te tanışmıştık, futbol konusunda bir deryadır, ve aynı oranda mütevazı bir yapıya sahiptir. Aramızda olması bizim için büyük bir şans. Ödül verdiği futbolcuların ve kendisinin başarılarının devamını diliyorum.




Gurbetçi Oyuncu Raporları: #1

01:27 Yazar: dandun 0 Yorum
Dünyanin cesitli kentlerinde bugün oynanan maclarda Türk yetenekler yine basarilari ile göz doldurdular.

Almanya Ücüncü Ligi´nde yer alan iki Bundesliga ekibi FC Bayern Münih ve Borussia Dortmund´un PAF Takimlari Dortmund´da karsi karsiya geldi. Mactan 2-0´lik skorla galip ayrilan taraf Bayern Münih olurken, bu takimin ikinci golünü 1988 dogumlu Ümit Milli forvetimiz Deniz Yilmaz (sol trafataki resimde) kaydetti. Macta 90 dakika boyuna yer alan Deniz toplamdaki ikinci golünü atarken, Dortmund ekibinde Yasin Öztekin ile ikinci bir Türk oyuncu görev yapti. 1987 dogumlu orta saha futbolcumuz da 90 dakika boyunca ter döktü.

Almanya´da PAF takimlari arasinda oynanan diger karsilasmalarda Bundesliga ekipleri FC Köln ile VfL Bochum´un gencleri karsilasiti. Köln´de oynanan mactan 3-0 galip ayrilan VfL Bochum PAF Takimi´nin son golünü 1987 dogumlu Mirkan Aydin kaydetti. Bochum´un profesyonel ekibinde de bu sezon bir macta yer alan kabiliyetli orta saha oyuncumuz toplamda 3 gole ulasti.

Diger bir PAF macinda FC Kaiserslautern deplasmanda Fortuna Düsseldorf ile karsilasirken, 3-1 galip gelen Kaiserslautern´i 1-0 öne geciren golü yine 1987 dogumlu Türk forvet Alper Akcam (sol tarafta) kaydetti. Aslinda Kaiserslautern´in profesyonel kadrosunda yer alan Alper bu gol ile PAF Takimi´nda toplamda 3 gole ulasti. Alper Akcam gecen sezon toplam 17 gol ile http://www.yetenekliturkfutbolcu.de.tl/ sayfasi tarafindan Avrupa´daki PAF Takim´lari arasi en golcü Türk futbolcusu olarak ödüllendirilmisti.

Avusturya U17 Ligi´nde ise gectigimiz haftalarda attigi goller ile dikkat ceken 1994 dogumlu Türk forvet Mehmet Bulut yine basariliydi. Takimi Red Bull Salzburg evinde AKA Vorarlberg U17´yi 6-0 gibi farkli bir skorla gecerken, Salzburg ekbinin son golü yetenekli gencimiz Mehmet Bulut´tan geldi. Kaptan olarak sahaya cikan Mehmet, toplamda 9 gole ulasarak su anda Avrupa´nin U17 Ligleri bazinda en golcü Türk futbolcusu konumunda bulunuyor. Mehmet gectigimiz günlerde Avusturya U16 Milli Takimi´na cagirilarak, üc gün önce oynanan Slovenya hazirlik macinda yer aldi.

Danimarka U19 Ligi´nde ise FC Kopenhagen´in U19 Takimi evinde FC Midtjylland U19 Takimi ile karilasti ve 4-1 maglup oldu. Bu macta FC Kopenhagen´in tek golü 1991 dogumlu Türk orta saha oyuncusu Cagri Erdem´den (sol tarafta) geldi. Cagri, Danimarka Genc Milli Takim´larinda da yer alan bir oyuncu ve zaman zaman Kopenhagen´in profesyonel takim kadrosuna da girebiliyor.

Gelelim dünyanin diger ucunda, Avustralya´da bizi temsil eden genclerimize.

Burada Sydney FC PAF Takimi´nda yer alan 1993 dogumlu Türk forvet Kerim Bulut gittikce yükselen form grafigini kanitlarcasina hic bir haftayi bos gecmiyor. Bugün de evinde Brisbane Roar PAF Takimi´ni agirlayan Sydney FC PAF Takimi sahadan 5-0 galip ayrilirken, Kerim Bulut bir gol kaydederek skora katkida bulundu.

Toplamda 7 gole ulasan Kerim Bulut takiminin en golcü futbolcusu olarak göze batiyor.




Appiah Geri Dönüyor!

14:23 Yazar: Cezasahasi 3 Yorum
Fenerbahçe'den olaylı bir şekilde ayrılan Appiah, o günden bu yana futbolundan çok transfer olacağı takımlarla anılıyor. Bir gün Schalke'ye, bir gün Bologna'ya, bir günse başka bir takıma transfer oluyor. Haberler tabi hep dış kaynaklı, yaratıcılıktan yoksun basınımızda nerede uydurma bir haber çıksa hemen Türk kamaoyuna aktarıyor.

2008'den bu yana Gana Milli Takımı hariç hiç bir resmi karşılaşmada yeralamayan (Wikipedia'ya göre) Appiah, hâla futbola dönmek için var gücüyle çalışıyor. Son durumu hakkına geniş bir araştırma yapmak istedim ama doğruluğuna inandığım argümanlar bulamadım.

Şimdi sizlere Appiah'ın transfer gündeminden bir yelpaze sunalım.

Appiah Bologna'ya doğru.
Appiah, Schalke yolunda!
Appiah Rubin Kazan'da
Appiah Tottenham'a
Appiah Fenerbahçe'ye Geri Dönüyor.
Appiah Beşiktaş'ta
Budyonkor Appiah'ı Aldı.




Sadri Başkan' ın Transfer Çetelesi

15:43 Yazar: Great White 5 Yorum
Sadri Şener yönetimindeki Trabzonspor' un transfer politikası kimi zaman sıkça eleştirildi, kimi zamansa övüldü durdu ama bir de göreceli olmayan ve yorum gerektirmeyen rakamlar vardır ki bu veriler her daim sabittir..

İşte 2008-2009 ile 2009-2010 transfer dönemlerini kapsayan ve mevcut kadromuzun Trabzonspor' a mal olan bonservis bedellerini içeren tablo..

Tony Sylva:
534,000 Euro

Onur Kıvrak:
623,000 Euro

Tolga Zengin : 0

Hrvoje Cale:
1,958,000 Euro

Ferhat Öztorun: 0

Rigobert Song: 0

Egemen Korkmaz: 0

Tayfun Cora: 0

Giray Kaçar:
1,513,000 Euro

Serkan Balcı: 0

Engin Baytar: 0

Ceyhun Gülselam:
890,000 Euro

Zafer Yelen: 0

Selçuk İnan:
1,780,000 Euro

Barış Memiş: 0

Gustavo Colman:
2,403,000 Euro

Faty Papy:
17,800 Euro

Alanzinho:
3,560,000 Euro

Razundara Tjikuzu: 0

Drago Gabric:
2,225,000 Euro

İbrahima Yattara:
267,000 Euro

Eren Görür:
44,500 Euro

Gökhan Ünal:
5,518,000 Euro

Umut Bulut:
1,557,500 Euro

Hasan Ahmet Sarı: 0

Toplamda
22,890,800 Euro..

Başkan Sadri Şener öncesinde halihazırda takımda olan Umut ve Yattara' nın maliyetleri düşüldüğünde net kalan harcama ise
21,066,300 Euro..

Şimdi Sadri Şener Yönetimi' nin Albayrak Yönetimi' nden kalan futbolcu satışlarından gelen paraya bakalım..

Gökdeniz Karadeniz:
7,743,000 Euro

İki rakamı biribirinden çıkardığımızda toplam bonservis harcaması net olarak: 13,323,300 Euro..

Ayrıca geçen sezon ve bu sezon başında takımdan gönderilen Ufukhan Bayraktar, Musa Büyük, Ömer Rıza, Jefferson, Çağdaş Atan, Mustafa Keçeli, Hüseyin Çimşir, Hasan Üçüncü, Daouda Jabi, Tomas Jun, Feridun Sungur, Yusuf Kurtuluş, Murat Ocak, Ahmet Şahin, Ufuk Bayraktar, Abdülaziz Solmaz, Zafer Aydoğdu, Ergin Keleş, Ahmet Buğra, Ferhat Çökmüş, Cem Demir, Isaac Promise, Fatih Altundağ, İsmail Özeren ve Karadenizspor ya da başka takımlara yollanan diğer genç futbolcularımız da dahil olmak üzere bir çok oyuncunun bedelsiz elden çıkarıldığını da belirtelim..

Tabii ki bu tablodaki rakamlara gelen - giden futbolcuların şu ana dek almış ve sözleşme bitimine ya da transfer olacakları güne dek alacak oldukları ücretlerin dahil olmadığını da hatırlatalım..

Şimdiyse gelinen noktaya bakalım..

Ligin henüz ilk çeyrek periyodunda ilk iki mücadelesinde havlu atan ve Sadri Şener koltuğu devraldığında 30 milyon tl dolaylarında gezinen borcun şimdilerde yaklaşık 100 milyon tl olarak açıklandığı bir takım var elimizde. Üstelik şu an elimizde Simek, Gökdeniz, Fatih Tekke, Musampa, Marcelinho gibi marka isimler de bulunmuyor..

Kaldı ki mevcut takımda en fazla para ödenen iki isim olan ve bu tutarın neredeyse tamamına denk gelen Alanzinho ve Gökhan Ünal' dan ne derece verim alınıyor ya da alınmak isteniyor olduğu da tartışmaya açıkken..

Zaten geri kalan rakamı da Colman, Cale ve Gabric tamamlıyor sayılır..

Kısacası, her transfer dönemi sonrasında kadro derinliği olarak daha güçlenmesi ve kalite olarak gelişmesi gereken bir takımın an itibariyle gelmiş olduğu noktanın rakamsal göstergesidir bu tablo..

Son olarak, bu akşam saat 20.00' de karşılaşacağımız Kayserispor' un bu sezon dış transferde sadece 3 futbolcuya toplamda 700,000 Euro bonservis ücreti ödemiş olduğunu ve kadrosunun neredeyse tamamını free transfer ile şekillendirdiklerini de not düşerek takımımıza şu
"zorlu" maç öncesinde başarılar dileyelim..



Galatasaray-Dinamo Bükreş: 4-1 - Seviyoruz Şu Romenleri

14:17 Yazar: Bhut_Jolokia 0 Yorum
Bir Kadıköy ziyareti öncesi Avrupa Ligi karşılaşması, hem de iç sahada Strum Graz'a kaptırılan puanların ardından... Endişe verici duruyordu maç öncesinde tablo, açık sözlü olmak gerekirse. Rijkaard ise ilk yarı mutlaka üstünlüğü ele geçirmemiz gerektiğini anlatıyordu ısrarla. Puan kaybının gruptaki durumumuzu vahimleştireceği bir karşılaşma öncesinde , Fenerbahçe karşılaşmasını da göz önüne alarak çekinmeden Arda, Baros, Gökhan ve Hakan'sız bir kadro sürdü Dinamo Bükreş karşısına. Bu tip maçlarda zaten çok önemli olan erken gol, kadrodaki rotasyon ve hafta sonundaki dev maç düşünülünce çok daha önemli bir hal aldı doğal olarak...

İlk yarı üstünlüğü ele geçirip fazla efor harcamadan 3 puanla ayrılmak derbi için de önemliydi. İlk yarıda gelen 2 gol de bunu getirdi ve rotasyona uğrayan as oyunculara gerek kalmadan işi bitirdi Galatasaray. Elano'nun penaltısından sonra da oyun tamamen rölantiye döndü. Yapılan oyuncu değişiklikleri de maçın artık bittiğini derbinin düşünülmeye başlandığının göstergesiydi. Bundan faydalanan Bükreşli oyuncular etkili göründü bu zaman diliminde. Golü de bu arada buldular ve direkten dönen bir top var ayrıca. Torje'nin tecrübesizliğinden kaynaklanan kaçırdığı pozisyonlarda önemliydi.

Maçın geri kalanındaki en önemli pozisyonsa sürekli eleştirdiğimiz yönetmenlerden birinin tercihiyle geldi.Meşhur Recep Sürmeli'nin ekranlara getirdiği görüntüden bahsedelim biraz da. Rijkaard ve Neskeens taktik çalışırken izledik birkaç saniye. Bir sürü formasyonun çizildiği kağıtlarla -kağıtlar az kaldı aslında,küçük bir defter diyelim ona- birşeyler tartışıyorlardı. O sırada tam olarak ne üzerinde yoğunlaşmışlardır kestiremiyorum tabiki. Sahada verdiğimiz açıkları konuşuyorlardır belki, belki Fenerbahçe maçını düşünmeye başlamışlardır bile bizler gibi çok önceden. Ama tek bildiğim şey var bu pozisyonla ilgili. İşte bu tarz pozisyonlar, böyle iki teknik adam sayesinde kameralar ne zaman kulübeyi gösterse içim yeniden rahatlıyor benim.

Sahadaki bireysel performanslara biraz değinecek olursak Servet her zamanki gibi savunmada epey çaba gösterdi bugün. Kolay değil bir taraftan Caner'in açıklarını diğer taraftan da asıl mevkisini savunmaya çalıştı maç boyunca... Defans'a değinmişken yeni transfer Caner ilk yarıda ileri çıkışlar yapsa da geride bıraktığı alanları Bükreşli oyuncular maç boyunca kullandı. Koca defansta değinmediğim tek adamsa Sabri farkedildiği üzere. O kadar ki Uğur oyuna girerken Caner'in çıkacağını düşündüm kendi adıma. Hakan Balta'nın yokluğunda daha önce solda da izlediğimiz Uğur'un sol bek performansını düşününce şu anki Caner'den daha sağlam bir seçim olduğuna inanıyorum. Diğer ''yedeklerden'' Nonda yine fırsatçılığını konuşturdu, ''bu takımın forveti Nonda'dır!'' diye Rijkaard'ı eleştireceklere gün doğurdu yine. Mustafa Sarp'sa genel olarak ağır ve tutuk futboluna rağmen 3. golde Keita'yı çok iyi gördü ve günü genel performansına göre çok daha iyi bir sonla kapadı. Son olarak genç yıldız adayımız! Aydın'a gelirsek, oyuna girdikten sonra sağ kanattan etkili gelemedi Galatasaray. Barış'la beraber eline geçen şansı iyi değerlendiremedi bence. Zaten artık Barış'ın bu sistemin oyuncusu olmadığı görülmüş olmalı diye düşünüyorum. Ve onun dağlara taşlara giden şutuyla, Sabri önderliğindeki yedek kulübesi tribününün tuttuğu alkışı yorumlarınıza bırakıyorum.

Grubun genel durumuna baktığımızdaysa, Panathinaikos ve Galatasaray beklendiği gibi erken sıyrıldı rakiplerinden. Lideri Galatasaray-Pana maçı belirleyecek gibi görünüyor. Graz'ın evinde oynayacağı Pana maçını da merak ediyorum. İyi pas yapan Graz Pana'dan puan alıp bizi erken bir şekilde lider yapabilir. Gece sonunda 2 Romanya takımınıda geçmek güzel oldu. Galatasaray'da Fenerbahçe'de yolu yarıladı artık. İlk hedef grup liderlikleri. Her ne kadar Dinamo tribününde Fenerbahçeli dostlarımız formalarıyla boy gösteriyorsa da bizim dileğimiz iki takımımızı da finalde görmek!!!



ONUR CENiK TAKIMININ BEL KEMiĞi !

03:31 Yazar: dandun 1 Yorum
Borussia Dortmund U19 Takimi´nda forma giyen 1992 dogumlu Onur Cenik (resimde sari siyah formali) bu sezon gösterdigi performans ile gelecek icin büyük umut vaadediyor.

Defansta stoper olarak görev yapan Onur daha 1992 dogumlu olmasina ragmen, cogu 1991´li futbolculardan kurulu Borussia Dortmund U19 Takimi´nin banko oynayan oyuncularindan biri.

1,83 metre boyundaki oyuncumuz bu sezon takimi adina toplam 7 karsilasmaya cikarken, bunlarin altisinda 90 dakika sahada kalirken, birinde 45´inci dakikada sakatliktan dolayi cikmak zorunda kaldi.

90 dakika sahada kaldigi 6 karsilasmada takimi toplamda sadece 2 gol yerken, Onur sergiledigi futbol ile Almanya U18 Milli Takimi´na kadar yükselmeyi basardi.

Gecen sezon Dortmund´un U17 Takimi´nda forma giyen yetenekli gencimiz, burada 22 karsilasmada forma giymis, basarili futbolundan dolayi keninden iki yas büyüklerin oynadigi Dortmund U19 Takimi´na yükselmisti.

U19 Takimi´nda ise sezonun son 6 macinda görev alan ve bunlarin dördünde 90 dakika forma giyen Onur Cenik´in basarisi bu futbolcuyu yakindan izlememiz gerektiginin göstergesi.




Şampiyonlar Ligi | Üçüncü Haftanın Ardından

01:22 Yazar: Bhut_Jolokia 0 Yorum

Şampiyonlar Liginde tüm gruplarda 3. maçlar da sonuçlandı. Özellikle Salı maçları inanılmaz geçti desek yanlış olmaz heralde. Kaderi uzatmalarda atılan gollerle değişen takımlar vardı. Grup grup incelememize başlayalım.

A Grubunda Bordeaux Bayern karşısında çok önemli bir 3 puan aldı. Juventus'un Maccabi galibiyeti onları 2. sıraya taşıdı. Bayern gelecek hafta Bordeaux ile kader maçına çıkacak. Juventus'un da puan kaybetmeden Bayern'in karşısına çıkması ikinci turu zora sokmamaları adına önemli. Temennim Bayern ve Juve'nin gruptan çıkması yönünde.

B Grubunda Manu 3'te 3 yapıp yoluna devam ediyor. Beşiktaş aldığı 1 puanla şansını İnönü'de artırmaya bakacak artık. Wolfsburg ve CSKA galibiyetleri ikinci turu getirebilir Beşiktaş'a. Bunun için Manu'nun da yardımı gerekiyor. Maça gelirsek kazanan tarafta olabilirdi Beşiktaş. Grafite'nin gelecek maçta forma giyemeyecek olması şüphesiz büyük bir avantaj. En azından Avrupa Ligi için kazanması gerekiyor Beşiktaş'ın.

C Grubuna bu hafta damgasını vuran takım Milan oldu. Real Madrid'i Barnebeu'da 2-1'le geçtiler ve grupta ilk sıraya yerleştiler. Marsilya Zürih galibiyetiyle grup ikinciliği şansını devam ettirdi. Yine de onları Milan deplasmanı ve Real Madrid maçları bekliyor. En kötü grup üçüncüsü olarak yoluna Avrupa Liginden devam edecektir Marsilya.

D Grubunda ise Atletico bir darbe de Chelsea'den yedi. Porto APOEL'i geçip grup ikinciliği yarışında büyük avantaj sağladı. Gelecek hafta Atletico'nun evinde Chelsea karşısında puan kaybetmesi yüksek ihtimal olduğundan Porto APOEL deplasmanından 3 puanla dönerse ikinci tur biletini cebine koyar artık. Atletico'nun bu performansı da umut vermiyor ayrıca.

E Grubunda Liverpool son dakikada yediği golle grupta bir anda üçüncü sıraya indi. Fiorentina bol gollü geçen maçta Debrecen'i geçmeyi bildi. Fiorentina'nın bu maçlarda kaza yapmaya lüksü yok. Liverpool gruptan çıkma iddasını sürdürmek için çok önemli bir maça çıkacak Fransa'da.

F Grubuna 3. ve 4. torba takımları damgasını vurdu bu hafta. Önce Rubin Nou Camp'ta Barcelona'yı yıktı ardından Dinamo Kiev İnter deplasmanından 2-2 ile döndü. Bu sonuçların ardından puan durumu 4-4-4-3 oldu. Barcelona ve İnter favori tamam fakat futbolda herşey olabilir.

G Grubunda Sevilla 3'te 3 yapan diğer bir takım oldu. Rangers kötü performansını devam ettirdi ve Urziceni'den de 4 gol yiyerek puansız kapattı haftayı. Urziceni Stuttgart'la grup ikinciliği için önemli bir maça çıkacak. Romanya'nın ülke puanına önemli katkı sağladılar bile şimdiden.

H Grubunda iki maçta da atılan son dakika golleri grubu oldukça değiştirdi. Olympiakos 90 artı 3'te bulduğu golle gruptan çıkma adına büyük bir avantaj elde etti. AZ de Avrupa Ligi şansı için Standard'ın 1 puan önüne geçti son dakikada bulduğu golle. Arsenal ve Olympiakos bu gruptan çıkan takımlar olacaktır büyük olasılıkla.

Bhut Jolokia