
Maç yazısı falan yok bugün. Çünkü ortada bir futbol yoktu. Abdullah Avcı, İstanbul'da oynanan kupa maçından sonra Engin'e bazı ithamlarda bulunmuştu. Haysiyet diye bir şey vardır. Türk futbolunun Engin gibi futbolcularla ilerlemesini imkansız olarak gösteren bu insanın, takımını bugün sahaya zaman çalmaktan, rakip oyuncuları kışkırtmaktan başka hiç bir şey için sahaya sürmemiş olması enteresan. Demek ki haysiyet diye bir şey yokmuş. Yani bir varmış, bir yokmuş... Ortalığı karıştırmak için sahaya çıkmış 11 beyaz formalı insandan biri olan Rızvan, hocasından aldığı taktikle Engin'in hasadını kaldırıyor. 2. Kez. İlk pozisyonda tarlayı andıran Avni Aker çimlerini gerçek tarla zannedip bir tırpan sallamıştı Engin'e. Hakem sadece faul vermekle yetinmişti. Aradan 10 dakika geçmeden bu kez arkadan 180'le daldı Engin'e. Sarı kart... Abdullah Avcı, direkt olarak kırmızı kart dahi verilebilecek bu pozisyon esnasında kameralara yansıdı. Yüzünde "yine hakemi kandırdı" sırıtışı. Eh, siz ligin en çok kırmızı kart gören, en çirkef takımının hocası olarak dilinize Türk Futbolunun gelişimine dair zırvalar doladığınız zaman, yakın olduğunuz camianın renkleri de istanbul kökenliyse mâsumiyet maskesinin gölgesinde kalıyorsunuz.
Abdullah Avcı'ya tavsiyem millî takıma hoca olamadım diye üzülmesin. Güreş Federasyonu yakında bir antrenör değişikliğine giderse ilk adayım kendisidir. Engin'e de gösterdiği müthiş tepkiden dolayı kalpten sevgilerimi iletiyorum. O hareketi dünyada bir Robbie Fowler yapardı, bir de Engin yaptı.
34 Yorum:
Kaybedilen puan sonrası doğal olarak sataşacak bir yerler arayan bir yazı...Abdullah Avcı bu ülkenin önemli isimlerinden bir tanesidir, bu kadar acımasız sözleri haketmiyor.Hala Engin'e söylediği sözlerle itham ediyorsunuz.Acaba Engin Trabzonspor da olmasaydı da tam tersi Belediye de olsaydı yaptığı hareketler sonrası yine arkasında dururmuydunuz yoksa Abdullah Avcı dan daha acımasız,daha seviyesiz eleştirirmiydiniz gercekten cok merak ediyorum...
Apo Avcı' nın nasıl bir iblis olduğunu İstanbul' da oynadığımız ilk kupa ayağında açık ve net bir şekilde görmüştük. Tüm gücüyle kupaya asılan takımı 1-0 galip durumdayken, sarı kartı olmayan istisnasız bütün futbolcularını kullanarak bilinçli "kartlık" sertlikler ile bizi sindirmeye çalışacak kadar acınası bir taktik anlayışı Türk futboluna armağan etmişti..
Apo' nun "ikinci" 6-1 lik hezimetten sonra basına verdiği "Kaybedebilirsiniz ama bu şekilde kaybetmek 3 puandan daha çok şey götürüyor" gibisinden ağlak demeç, kendisinde tarifi mümkün olmayan yaralar açmış olacak ki bu maçta da mimik ve jestleriyle bu hamasetini fazlasıyla belli etti..
Ben eminim ki İstanbul takımlarından herhangi birisine karşı alabileceği 5 gollü bir galibeyetten bile çok daha fazla mutlu olmuştur bu akşam kazandığı bir puan sayesinde..
kuyruk acısı mı desek yoksa baska bir şey mi desek tam olarak bilmediğim bir yazı olmuş yine... ama şunu da unutmamak lazım ki bu engin baytar gittiği her takımda çirkefliği ile bilinen ve bu nedenle kovulmuş bir veya yollanmış bir insandır. sırf trabzonspor'un oyuncusu diye bu ülkenin önde gelen saygın bir hocasını böyle mesnetsiz şeylerle karalamak hiç doğru bir yaklaşım değildir. bazen de hatayı kendimizde aramalı ve neden böyle oluyor diyebilmeli körü körüne bir şeyleri savunmamalıyız. bu hareket ülkenin güzide takımı trabzonspor' un üzerinde dolaşan bir kara buluttur ki; bu bulut bu takıma istikrarı sağlatmamıştır. bu tarz bir yönetim ve düşünce yapısı ile şenol güneşte pek dayanacak gibi durmuyor. o yüzden birazda kendimize bakalım her yenildiğimizde bir hatalı bulmayalım önce engin baytar denen adamı sorgulayalım.........
Abdullah Avcı'nın adını kasıtlı olarak şerefsiz bir adamın ismi gibi apo yazmak ne tür bir seviyesizliktir??? Acaba sadece kısaltma amaçlı mı yazdı diye gerçekten çok düşündüm , öle olmasını ümit ettim ama ne yazık ki kasıtlı olarak yazıldığına kanaat getirdim...KINIYORUM...
Abdullah Avcı'nın, Trabzonspor'la 1 ay içerisinde oynadığı 3 maçta takındığı tavırları ancak bir futbol teröristi takınırdı. Dolayısıyla Apo benzetmesine katılıyorum.
Türkiye Liginin en çok kırmızı kart gören takımının, dolayısıyla en sinirli takımının bugün sergilediği rezaletin arkasında durabilecek kadar kör insanlar olduğunu görmek de esef verici. Hadi geçtim, maçı seyretmemiş, olan biteni, süreci kavrayamamış olmanıza rağmen bir de kalkıp Abdullah Avcı'ya gösterilen tepkilerin mesnetsiz olduğunu iddia edip hatayı kendimizde aramalıyız diyorsunuz.
E tamam, biz de onu diyoruz. Bu adam değil miydi Engin gibi futbolcular Türk futbolunun kalitesini düşürüyor, bu adamlarla bir yere gidemeyiz diyen kibar? O zaman neredeydiniz? Bu sürecin neresindeydiniz? Bu adam, hatayı kendinde aramaktan çok, rakibin futbolcusuna haysiyetsizce haddini aşan ifadeler kullanan bu adam, sizin gibi gerçek anlamda bilgi sahibi olmadan, kamuoyuna yansıtılan fikri balıklama kapan insanlar yüzünden beyefendi olarak takılıyor bu alemde. Neyse ki gerçek yüzünü gördük.
Engin Baytar denen Adam, Abdullah Avcı denen adam müsveddesinden on kere evlâdır.
Maça gelince..
Ben sahada futbol olmadığı konusuna pek katılmıyorum. Trabzonspor bu gece tıpkı Bursaspor maçındaki gibi gol için müthiş bir arzu ve iştah ile oynadı..
Ama karşımızda futbol oynamaktan ziyade akla gelebilecek her türlü sertlik ve kolpalığı kullanarak futbol oynatmamayı arzulayan bir takım olunca ve takımın maalesef "gerçek bir golcüsü" olmayınca bütün emekler gene heba oldu..
Çok az tehlike yaşasa da kalesinde büyük güven veren Onur, Giray ve Egemen defansta başarılıydılar ama Cale güçsüz fiziği ve dirençsiz futboluyl bir çok maçta olduğu gibi vasatı aşamadı..
Ömer defansif olarak Tayfun' dan on kat daha faydalı belki ama Tayfun' un orta kabiliyetinin çeyreğine bile sahip değil maaalesef. Yani bir insan kötü orta yapabilir ama en azından bir ortası da cezasahasına düşer yahu. Ömer antrenmanlarda orta yapmaktan başka bir halta çalışmamalı bence..
Rakibin kendi yarısahasına sıkışmış pısırık futbolu Selçuk ve Colman' ın çok rahat bir maç çıkarasına sebep oldu ama Selçuk Colman' a oranla bir iki pozisyon haricinde hücumda hayli etkisiz kaldı. Onun vasat oyununa Serkan' ın tutukluğu da eklenince hücum girişimlerindeki bütün yük Colman ve Engin' in sırtına bindi..
Alanzinho ilk yarıda pek etkili bir futbol ortaya koyamamış olsa da yakaladığımız iki pozisyonun da başrolündeki adam olarak oyundan "bana göre" alınmaması gerekirdi. Fakat bunun için Şenol Hoca' yı çok da eleştirmek yersiz olur; zira bu kez radikal değişiklikler yaparak skora etki edecek hamlelerde bulundu en azından..
Gelelim Teofilo' ya. Bir iki maç ile hele ki olumsuz yorum yapmaktan imtina ediyor olsam da ileride kendisinde herhangi bir gelişim göremeyeceğimi düşündüğüm en önemli eksiği sürati. Bir forvet formsuz, moralsiz ya da uyumsuz olabilir ama bu kadar ağır ve hantal olamaz. Hele ki hava hakimiyeti olan uzun boylu bir adam değilse..
Bir de şu var ki, top kendi ayağındayken rakip defans oyuncusuna bu kadar faul yapan başka bir forvet görmemiştim hiç. Teo bu görüntüsünden sıyrılamaz ve müthiş bir patlama yapamazsa bu takımın tek gol umudu Umut Bulut' dan ibaret kalmaya devam edecektir..
Acı ama 2-3 maçtan ibaret de olsa görünen bu ne yazık ki. Umalım da Teo ya da Burak kendini bir şekilde aşabilsin. Aksi halde altı pastan topu tribüne de vursa, kaval kemiğiyle rövaşata da atsa Umut' un ayaklarına, hırsına, sarsaklığına, kısacası her şeyine mahkumuz demektir..
trabzonspor sığ insanların yönetimi ve desteği altında kazanmak istediği şampiyonluğa bir bursa bir kayseri' den daha uzak bir takımdır. sen türkiye tarihinin en iyi genç takımını oluşturmuş nice futbolcular bulmuş su an oynayan milli takının bel kemiğini kurmuş bir teknik direktörü gittiği her yerden kovulmuş bir adamla kıyaslayacak ve bu dünyanın en haysiyetsiz adamının lakabını takacak kadar aşağı düşersen sana daha çok enginler yakışır ve anadolu dan cıkacak şampiyonları izlersin....
bu sözlerim size biraz sert gelecektir ama her konuda at gözlüklü insanlar o konuya en büyük darbeyi vuran insanlardır. Abdullah avcı gibi insanlar daha çok ADAM gibi adamlar yetiştirecektir ama bu gün sırf üzerinde bordo mavi fora var diye savunduğun insanın bu takımdan da nasıl ayrılacağını herkes görecektir.
@ Peder;
Aslında sizin gibi isimsiz tayfaya verilmiş peşin cevap profilimde hazır duruyor ama oturduğun yerden hezeyanlar içerisinde ortalığa mesnetsiz kehanetler fırlatacağına önündekini objektif bir şekilde yorumlamayı dene istersen..
Şeytan çıkarma ayini yapmıyoruz burada. Biz Bursa' ya da puan kaybettik ama o takımın başında bir futbol teröristi değil, kazanmak için "futbol oyun kuralları içerisinde" her şeyi yapan pırıl pırıl bir teknik direktör vardı..
Hadi şimdi selametle..
arkadaş bu engin baytar ne yaptı da çirkef diye damgalıyorsunuz adamı? hırslı olmak ne zamandan beri çirkeflik oldu? belediyeli biçerdöverlerin adamın ayağına salladığı 2 tekme var ortada sen hangi çirkeflikten bahsediyorsun ey adsız?
ayrıca ne kadar abdullah avcı hayranı varmış blog aleminde haberimiz yokmuş. galatasaray'lı arkadaşlar adsız yorumlarla avcı avukatı oldular ne hikmetse.
kasti tekmelerden şikayet ediyorsunuz ya hani, bugün engin'e direkt sakatlamaya yönelik atılan o 2 tekme sizi memnun etmiştir umarım.
bu belediye takımı ne işe yarar Allah aşkına biri bana anlatabilir mi lütfen?
koskoca izmir'in bir takımı yokken bu ligde, samsun ve adana 2.liglerde sürünürken bu belediye takımının amacı nedir ne iş yapar? futbolcu yetiştirmez, zirveyi hedeflemez, taraftar desen yok. dünyada var mı arkadaş bunun başka bir örneği?
Peder, sözlerin gayet yumuşak. Tüm hikayeler, tüm yalanlar, tüm hayaller gibi. Abdullah Avcı'nın 1 aylık süreçte sergilediği karaktersiz davranışlardan bîhaber bir insanla bu geceki rezaleti konuşmak elbette ki abesle iştigal. Abdullah Avcı'nın yetiştireceği futbolcuları son 1 ay ışığında yorumlayayım. Rakibe her türlü belaltı hareketi yapıp ağlamayı adet haline getirmiş genç futbolcular, kendilerini alnının akıyla mağlub etmiş rakipleri hakkında salyalar saçarak ağlayan futbolcular,son dönemlerde düşüş yaşadığımız atasporumuz güreşe büyük fayda sağlayacak futbolcular, gördüğü ilk resmin büyüsüne kapılıp arka planı görmemeyi bir marifet sanan futbol izleyicileri de bu grubu dahil edilebilir.
Benim tüm bu sözlerim, Abdullah Avcı'nın Engin Baytar'a yönelttiği suçlamaların ışığındadır. Tekrar söylüyorum, süreçten bîhaber şekilde ahkâm kesmekle varacağın yere daha önce çok gitmişsindir.
Tolunay Kafkas ve Ertuğrul Sağlam'ın yaşayacağı şampiyonlukları elleri çatlayana kadar alkışlamaktan zerre çekinmeyecek olan ben, Abdullah Avcı'ya, Şampiyon olabilitesini geçtim, şu saat itibariyle Adam gibi Adam dendiğinde bile kusacak gibi oluyorum.
Olay isimsizlik mi yoksa yapılan yorumlara karşı hazımsızlık mı? Bir isim mi düşünceleri değiştirecek? Haklısınızdır belkide burada ismimiz olması değerli bir insanı şerefsiz bir terörist başına benzetmeye yarayabilir,ya da o hakkı kendimizde bulmaya diyebiliriz.Engin'e yaptığı yorumla kınıyorsunuz yerden yere vuruyorsunuz.peki sizin şu an yaptığınız noluyor? Bir teröriste benzetmekte haklı mı yapıyor??Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ?
Objektiflikten bahsetmek adına konuşacak son insansındır bu konuda,bunu demen için gerçekten objektif olman lazım...
Haklısın bu kadar basit bir şekilde adi benzetmelere, seviyesiz yorumlara , seviyesizliklere kaale alıp cevap bile vermemek lazım...
Böyle objektifliğe siz devam edin,biz almayalım...
Sadece bu konuda değil her konuda böyle duyarcıklı tripler bekliyoruz senden adsız peder..
Hadi rast gele:)
Adsız 1: Her duyduğuna inanan cahil halkım için Abdullah Avcı şahane hocadır. Hem gençlere önem veriyor değil mi? O yüzden takımın yaş ortalaması 30 civarı.
Overrated mi diyorsunuz neydi. Bi bok olmadığı halde bir şeymiş sanılan.
Al Abdullah'ı vur Ertuğrul'a.
Futboldan ekmek yiyen birisinin yine futboldan ekmek yiyen birisini sırf kendi başarısızlığını örtmek için hedef göstermesi ancak o kişi haysiyet yoksunu yapar. Böyle bir insanın ne vizyonu olumludur ne de misyonu. Abdullah Avcı kıçı kırık kariyerini adaşım Engin ile kişisel sorunları sebebiyle girdiği lüzumsuz tartışma ile tamamen tepetaklak etmiştir.
Adsız, bir kere kimi neye benzeteceğimizi kimseye soracak değiliz. Hele ki hiçbirşeye benzemeyen birine asla. Hâlen daha mevzuun bütününü görmeden, işkembe-i kübradan sallıyorsunuz. Fakat ben sabırlı bir insanım. Bu konuda sıkıntı yok.
Engin'e ne yorum yapmıştı bu Abdullah efendi hazretleri aleyhisselatü vesselam? "Engin gibi futbolcuları yerden kaldırmamak lâzım." Yani ayağını eline vermeliyiz. Ayağını kırmalıyız, bir daha futbol oynamamalı. Kendisiyle aynı mesleği icra eden bir insan hakkındaki düşüncelerini ifade ediş tarzına bakın. Harika! Bunu söyleyen insan duyarlı hoca oluveriyor bir anda. Neye göre? Benim tepkime göre.
Durun, durun, sakin olun. Rahatlayın, şöyle devam edelim. Engin'in sürekli kendini yere attığını ima eden bu açıklamlar sonrasında oynanan 2 karşılaşmaya bakıyoruz. İBB'li futbolcular Trabzonsporlu futbolcuları sakatlamaya and içmişler. Ama ille de Engin. Rızvan, Efe, Vinicius... Ama ille de Engin. Trabzonspor tempoyu her yükselttiğinde sahayı plaja çevirmişler. 3.5 dakika yerden kıvranmışlar, 10 saniye sonra fırtına gibi oyuna dönmüşler. Srürekli, sürekli. Hay Allah, acaba bu hareketlerin, hocaları Abdullah Avcı Radiyallahü Anh hazretleriyle bir ilgisi var mı? Ama siz bunları bilmezsiniz, işinize gelmez, bunlar işinize gelmediği gibi, objektiflikten bahsedersiniz, ama bildiğiniz kadarıyla. görmek istemedikleriniz ne olacak? Takip ettiniz mi bu süreci? Dönen dolapları, bir teknik adamın yalan bir beyan üzerine taktik kurarak Engin üzerine çevirdiği dolapları idrak edebilecek kadar içinde miydiniz bu sürecin? Olmadığınız çok belli.
Siz, Engin'in saha içi davranışlarını bir insanın, profesyonel bir insanın yapabileceği en adî şekilde eleştireceksiniz. Hatta eleştirmeyecek, onu sakatlama fermanı çıkartacaksınız. Ve bunu bizzat uygulatacaksınız futbolcularınıza, takımınıza, bu kepazeliğe maruz kalan takımın oyuncuları ve taraftarları sessiz kalacaklar. Yok ya? Ben amatör, kendi halinde zırvalayn bir insanım, beğenen okur beni, beğenmeyen okumaz. Ama kimi aklı evvelleri futbol uleması olduğuna dair ayartan, daha önce genç millî takımı çalıştırmış profesyonel bir antrenör böyle konuşamaz. Ha, diyelim ki konuştu, kalkıp da Engin'e atfettiği tüm suçlamaların çok çok daha adîsini kendi futbolcuları -ÖZELLİKLE ENGİN'E KARŞI- yapıyorsa eğer ve bu DÜRÜSTLÜK ABİDESİ adam kendi futbolcuları hakkında benzerî açıklamaları yapamıyorsa, kusura bakmayın. Böyle bir adam bir insanın ağzına dolandığı vakit takdir edersiniz ki seviyeden söz edemeyiz. Hele ki objektiflikten, asla!
Abdullah Avcı'nın oyunu çok çirkinleştirdiğine katılıyorum. Kendimde yazdım blogumda.
Yalnız Rızvan'ın Engin'e arkadan bastığı pozisyonda oyuncuna "ne yapıyorsun" diyerek baktı. Futbolu oyun olarak çirkinleştirdiler ve buna ekran karşısında sinir oldum ama, o kadar gaddar bir adam olduğunu sanmıyorum Avcı'nın. Teşekkür ederim.
Can, zaten ben de bu süreçte nereden nereye geldiğini anlatıyorum Abdullah Avcı'nın, meselenin özü bu. Engin'e yöneltilen suçlamalar ve akabinde Engin'i suçlu bulabileceğimiz unsurların en az iki katının Avcı ve ekibi tarafından sergilenmesi. Gerisiyle ilgilenmiyorum, ki bu takımın ligin en çok kırmızı kart gören takımı olduğuna değinmedim bile...
http://www.sporx.com/futbol/superlig/184776/?takim=256&ref=ABML1
Konuyu kapatalım derken? Konuyu Kapatıyorum demesi gerekiyordu sanırım? Ki bu bile, sahadaki rezaleti ikiye katlıyor bence. Sen sahada adamın üzerine oyna, her türlü sertliği yap, kendini ve söylemlerini haklı çıkartmak için türlü çirkefliğe başvur, sonra da... Puanı al ve konuyu kapat. E zaten sen açmıştın?
Tüm bunların yalnızca "bir puan" için olduğunu bilseydik, vallahi İBB'yi desteklerdik. Bu kampanyaya da en başta engin katılırdı.
Abdullah Hoca değerlidir.Oynattığı futbolu beğenmiyorum ben de ama kısıtlı imkanlarla iyi işler yapıyor.Takımının yaş ortalaması 30 olabilir ama bu ligde böyle adamlarla ligde kalırsın.Gençlerle oynayanları gördük daha önce.eğer elinde wonderkid(geleceği parlak genç) var da oynatmıyorsa eleştirelim,basalım kafasına.ama elinde Arda,Caner,Özer yok hatta Aydın Yılmaz bile yok.Aydın Yılmaz'ı da geçen sene oynatıp bizim Özer'i almamamıza neden olan kişidir Abdullah Hoca.
Engin'le münakaşasına gelince.Sinirle söylediğini düşünüyorum.Aksi olsa bugün de yinelerdi,ama bugün Engin konusunda yorum yapmadı.Haksız olduğunu biliyordu çünkü.Şunu açıklığa kavuşturalım bi kere sadece kendi takımımızdaki isimler için değil,herkes için adalet isteyelim.Lincoln top sektirdi diye sahada Erdoğan Arıca başta olmak üzere medya yüklendi adama.Hanginiz sahip çıktınız rakip takım taraftarları?bilemiyorum şimdi arşiv karıştıracak halim yok ama bu blogun sahibi dahil tüm Trabzonsporluların o zamanki tepkisini merak ediyorum.belki aynı şey değil ama verilen tepki aynı.o zaman da erman toroğlu demişti lincoln'u yerden kaldırmamak lazım diye.Galatasaraylılar dışında kimse savunmamıştı Lincoln'u.
Son olarak maçı ben de izledim şans eseri.aman aman futbol yoktu ama İBB savunmasıyla,Trabzonspor hırsıyla zevk verdi.Her an gol atacakmış gibi oynuyor Trabzonspor ve en sevdiğim takım tipidir.Şenol Güneş'i orta sahasında çapa kullanmadığı için tebrik ediyorum.Darısı tüm takımların başına...
avci memleketin overrated futbol insanlarindan birisi... senin gibi düsünenleri ve bu düsüncelerini yaziya dökenleri gördükce ferahliyorum...
engin baytar kim? araştırın bakalım.hiçbirşey bilmiyorsan google'a engin baytar vukuatları diye yaz.kimi savunduğunuzu bilinde konuşun.boş konuşuyorsunuz.abdullah avcı galatasarayıda yenmek için oynadı.ve bu ligin sert oynamayan ender takımlarından biridir.engin baytar benim takımımda oynuyor diye böyle refleksler yakışmıyor.abdullah avcı yıllarca bu ülke futboluna hizmette bulunuyor.engin baytar kim??????? burda saçma sapan tiriplere giriyorsunuz.başka bir ülkede olsa gülüp geçerler bu yazılanlara ama burda cevap yazıyoruz belki birşeyler değişir diye.
Bu Abdullah Avcı takıman her zaman açık futbol oynatan bi adamdı rakibi kim olursa olsun. Biz 4-6 atınca artık gurur meselesi yaptı. 11 kişi defans yaparsam puan alırım giderim felsefesiyle geldiler. Oynadıkları aşırı sert oyun ve kendilerini yerlerde süründürmeleri de cabası. E anlıyorum tabi kendilerini de.
savunulan engin baytarın t.ç nin dediği gibi kariyerine göz ucu ile bakan bir insan bile görebilir ki her sezon iki ya da üç kere kadro dışı kalan birileri ile tartışan bir adamdır. abdullah avcı ile olan olayları da eskişehir de sürgünde abdullah avcının üzerine yürüyüp başlatmıştır. önce bilgilerimize bir bakalım da kimmiş adammış görelim.
http://www.uzunpaslar.com/2009/02/kontrolsuz-yetenek-yetenek-degildir.html
İbb böyle oynayıp ligde kalsa ne olacak ki? 30 yaşında oyuncularla ligde kalmak ya da orta sıralara oynamak Manisa için marifet sayılabilir ancak ligde ne iş yaptığını hala anlamadığım Belediye takımı ligde kalsa ne değişir kalmasa ne? Bu takımın taraftarı yok, camiası yok, geleneği yok. Futbola neden yatırım yapıyorlar? Ligin en çok kırmızı kart gören ve en sinir bozucu takımını yaratmak için mi?
Hiç baskı olmayan bir takımda 3 yılda 1 tane genç yetenek çıkartmayıp İstanbul takımlarının 2. sınıf oyuncularıyla birşeyler yapmaya çalışan kerameti kendinden menkul bir takım İbb. Hani bu adam genç oyuncuları seviyordu? İbb'nin son çıkardığı genç yetenek kimdir? Türk futboluna nasıl hizmet ediyorlar? 11 tane beygir gibi koşan oyuncuyla Türk futboluna hizmet etmeye çalışan A.Avcı ve onun mazide kalmış başarılarıyla avunan şakşakçıları dilerim aynı tepkileri Yılmaz Vural eleştirilerinde de gösterir. En azından o savunulmayı daha fazla hak ediyor.
Yorumuna "İbb böyle oynayıp ligde kalsa ne olacak ki?" diye başlayıp son derece önemli tespitlerde bulunan adsız..
Sana nacizane tavsiyem, kendine bir mail hesabı açıp şu fikirlerini sanal da olsa bir kimliğin himayesine alarak göndermen ve şu anonim edebiyatından kurtulmandan ibaret..
En azından bir diğer postun altında başka tespitini gördüğümüzde "Geçen gün de şunu söylemişti zaten" diyebilelim yani:)
Selametle..
Arkadaş ne çok Abdullah Avcı Seveni varmış hayretler içindeyim.Acaba şu Engin mevzusu olmasaydı gene bu kadar seveni olur muydu Avcı'nın?Ya da Adem abi Bu Adsızlar Abdullah Avcı'nın kendisi ya da Arif Erdem olmasın :))
Turkcell Super Lig'de en zevkli-hücuma dönük futbolu oynayan takım Trabzonspor'dur (Bknz. TV-gazetelerdeki futbol adamları yorumları). Bu sene dördüncü kez oynadığı İBB ise dört büyüklerle oynadığı maçlar dışında varlığı ile yokluğu eş bir takım.
A. Avcı ismi genç milli takımlardaki başarısının dışında herhalde hiç bu kadar telafuz edilmemişti. Yani TS ile oynadığı maçlardan sonraki amaçsız yorumlarından ötürü bu derece gündemde kendisi... Yoksa futbol adına yeni bir teori ortaya koyduğunu görmedim. Ancak daha başarılı olduğu nokta ise rakip takım oyuncusunu kamuoyunun önüne atıp kendisini onlarca sarı kartın çıktığı maçtan sıyırmak. Özeleştiri yok! Aksine o maç sonrası aynı hezeyanlara devam!
Şimdi soru şu: İyi futbol oyna-puan kaybet... Yani Trabzonspor ol. Üzülmem.
Ancak değil futbol, ne olduğu belli olmayan garip hareketler yap yeşil sahada ve kazanılan bir puan ile mutlu ol.
Bu da İBB ve A. Avcı felsefesi. Bu ekol B. Uygun'un Sivasspor'unda uygulandı ve çöktü. Bir sene ikinci oldu ve bu sene nerede!!!
Keşke yayıncı kuruluş haftasonundaki 8 lig maçını sunsa bize ve objektif değerlendirmeler yapılsa... "Hangi takımın maçını seyretmek keyif veriyor" diye...
İlk sırayı TS alır.
A. Avcı da küme düşmesi durumunda hala "Trabzonspor'da bir Engin var, ona dikkat edin..." gibi saçma sapan açıklamalar yapar.
Neyse, 2 puandan olduk ama zaten maç oynamamıştık ki! Hem sahi,İBB'nin bu sezon yaptığı TS maçları futbol mu oluyor?
"Ben karadenizliyim" diyerek yaptığı geri vites kendisini aklamayacak bu da böyle biline...
( Amacım kimseye sataşmak değil. Okuyacak arkadaş nacizane eleştiri olarak değerlendirir umarım )
Ben de şuna mana veremedim bi türlü, adsız olarak yorum yapan arkadaşımızın kişiliği ve kimliği ile alakalı hiç bir değeri olmayan takma isimlerle yorum atmak arasındaki fark nedir. Neden bu kadar sert tepkiler gösteriyorsunuz mana veremedim. Esasında bu soruya klişelerle alakalı yazıya yorum yapacaktım orda soracaktım ama bu yorumlarda da fazlasıyla yer aldığı için burdan sorayım.
Diğer mevzu da ise ben, bloger ve çevresindeki arkadaşlarımızı haksız buluyorum. Çok beğenerek okuduğumuz bu blogun trabzonspora olan ağırlığını biliyoruz, bunu bilerek TS hakkında takip edemediğimiz bilgileri, yorumları da görmek için her gün ilgiyle takip ediyoruz. Yorumlarınızda kendi yönetimizle alakalı yapmış olduğunuz tutarsız yorumlar, Şenol Güneşin takımın başına geldiği gün yazdığınız yazılar aklımızda. Muhtemelen de kafanızda başarısız olacağını düşündüğünüz için kafanızda muhtemel yorumların taslağını da yapmıştınız. Fakat hesabınız uymadı takım başarılı gidiyor ve ligin üstünde bir oyun performansı gösteriyor. Bunlar objektif olup olmadığınız konusunda kafamda soru işaretleri oluşturmuşken şimdide ( bende arkadaşların yorumlarına katılıyorum ) sırf üzerinde bordo mavi forma olduğu için beyefendiliği, karakteri futbol bilgisi kusura bakmasın kimse burda tartışılayamıyacak kalitede birisine çok çirkince yorumlar yapmanıza sebep oldu. Engin'in gecen seneki BJK maçında kendi takım arkadaşı Youla ile sahadaki tartışmayı unutmuş olamazsınız. Ha ona da Youla zaten şerefsiz diyip gene Engin'i savuna bilirsiniz şaşırmam Ben bu yazının sizin fazla duygusal bir anınıza denk geldiğini düşünmek istiyorum. Umarım bir daha bizleri hayal kırıklığına uğratmazsınız. Sizin kaliteli bir site olduğunuzu anlatmaya gerek yok. Geçmiş gelecek için umutlandırıyor en azından. Daha dikkatli olmanız dileklerimle Hamit AKDAĞ
Şimdi tüm yorumları en baştan okudum. Güzel oldu aslında genel bir kanaat edinmek için. Aposeverler Engin'in geçmişinde takılıp kalmışlar. Sormak istiyorum bu yorumları yapan üstün insanlara sizler hayatınızda hata yapmadınız mı? Dört dörtlük insanlar mısınız? Bir insanın geçmişinde hata yapması sürekli hata yapacağı anlamına mı gelir? Yoksa Engin ile kişisel husumetiniz mi var? Ya da Apo efendinin avukatlığına mı soyundunuz?
Gelelim Apocuğuma :) Kendisi milli takımın alt kademelerinde güzel işler yapmıştır. Buna kimsenin itirazı yok. Yalnız Apocuğum yıllardır bir belediye memurudur :) Kendisini gram geliştirememiştir. Aksine körelmiştir. Bu Engin'e çemkirmesinin altında esasında bu sebep yatıyor. Apocuğuma bir tavsiye veriyim bu kafayla seni Galatasaray'da bırak teknik direktör çaycı dahi yapmazlar.
Sayın Hamit AKDAĞ, inanın bana her yorumda tekrar etmekten sıkıldım artık. İnanın bana, yazının ardından gelen her yorumda bunu eklemek zorunda kaldım. Bahsi geçen süreç, 1 aylık dönemi kapsamaktadır. Yoksa Engin Baytar'ın takıma katıldığı andan itibaren bünyemizde yarattığı kuşkuları sebepleriyle ifade etmekten çekinmedik. Fakat şu 1 ayda, 3 kez karşı karşıya gelen iki takıma dikkat edin. Arsızca yerden yere vurulan Engin'in 3 maçlık davranışları, mesnetsizce yüceltilen Abdullah Avcı'nın davranışlarından yerin göğe olan uzaklığınca, 7 kat daha usturuplu olduğunu göreceksiniz.
Engin'in evveliyatını hepimiz biliyoruz. Dediğim gibi, transfer olduğu günden itibaren onun her an olay çıkarmaya yatkın bir adam olduğunu yazdık, çizdik. Hatta Soner abi, onun bu karakterlerine vurgu yaparak bir tane de Trabzonspor'da olsun böyle futbolcu demişti. Lugano, Bilica, Bülent Korkmaz, İbrahim Üzülmez kontenjanı diyoruz biz buna. Engin sütten çıkma ak kaşık değil, ama son 3 İBB maçında Abdullah Avcı'dan çok daha olgun ve dürüst davrandığı şüphe götürmez bir gerçeklik. Lütfen tekrar yazmak zorunda bırakmayın beni.
Yönetimle ilgili tutarsız yorumlar dediğiniz şey sakın doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmek olmasın? Bugün yanlış yapan yönetimin yanlış yaptığını dile getiriyorsak, yarın yaptıkları doğruya da yanlış demek zorunda olduğumuz gibi bir inanç ne kadar saçma geliyor değil mi? Yok böyle bir şey. Bugün doğru yapıyorsa da bu hiç yanlış yapmayacağı, bizim de yanlış yaptığında eleştirdiğimiz bu insanları doğru yaptıklarında takdir edeceğimiz anlamına gelmez kesinlikle.
Hiçkimsenin şakşakçısı olmadığımız gibi yönetimlerin de müridi değiliz. Eleştirilecek işlerini eleştirdik, takdir edilecek işlerini takdir ettik. Ve etmeye, yeri gelince eleştirmeye de devam edeceğiz. Eğer siz buna tutarsızlık diyorsanız ciddî bir problemle karşı karşıyayız demektir. O vakit bundan böyle davranış şeklimiz şu olsun: Kayıtsız şartsız her yönetim icraatını övelim? Ya da kayıtsız şartsız her yönetim icraatını yerelim? Eğer tutarlılıktan kasıt buysa ben almayayım sevgili Maxtor. Umarım kendimi ifade edebilmişimdir bu konuda.
Şenol Güneş konusuna gelirsek, bu sitede Trabzonspor yazısı yazan 3 kişiydik. Ve Şenol Güneş geldiğinde en şüpheci olan bendim. Şüphelerimin gerekçeleri de yazdığım yazıda sıralı bir şekilde yer alıyor. Şenol Güneş'le ilgili en pozitif yazıları yazan ve en başından beri bu tutumunu sürdüren Soner abi, yani Great White'dir. Bu konuda biraz daha özen göstermenizi istiyorum.
Adem
@Hamit bey
Bir yönetimin yanlışları ile doğrularını konuşmak yada yazmak ile bir futbol takımın saha içerisi, dışarısındaki izlenimleri yazmak farklı hususlardır.
Bu yönetime sayın Y.Reha Alp'in haber61.net'teki yazılarında bir yazısında sorduğu soruların cevaplarını bizler hala kamuoyunda bulamadık. Bu soruların cevaplarını vermek zorunda değiller ayrıca.
Bu yönetimin doğruları kadar yanlışlarıda vardır. Burada yazılmayan yanlışlarıda vardır elbet, zamanı geldiğinde görülecektir.
ben sayısını çoğaltacağım nice sorular sorabilirim.
Örnek mi isterseniz, gectiğimiz dönemde tüzük tadilat kongresinde geçmeyen tüzük maddelerinde başkan adayı olma kriterinde, divan kurulu üyelerinin en az %10'nun imzasını almak
Sizce sanırım doğru bir hamleydi sanırım.
Yattara ile ilgili konularda yaşanan süreçteki,( transfer süreci ve sağlık konusundaki ) durumları begeniyorsanız sanırım
Fatih transferini fatih'e bırakmak ve ondan müjdeli bir haber beklemek. Böyle bir yönetim tarzını begeniyorsanız.
Futbol izleme ekibinin izlediği oyunculardan kaç transfer yapıldı. eğer futbolcu izleme ekibi varsa, kısa bir süre önce ara transferde futbol izleme ekibinin izlediği hangi oyuncular alındı. Sezer, Burak, M.Tosun, Teo.
Tutarsız yorum kavramı göreceli bir kavramdır tabi, size göre tutarsız olabilir, kimilerine göre tutarlı olabilir, takdirini verecek spor kamuoyudur.
Kimilerine göre kulub yönetiliyordur, kimilerine göre yönetiliyor gibi görünüyordur. Her iki durumdada kararı verecek spor kamuoyudur.
yazıların bi polemik değil sohbet olduğu düşüncemle devam ediyorum.Polemik havasına yönelecek arkadaş olursa lütfen cevap bekliyecek yazı yazmasın. Olgun bir ortam varken hiç gerek yok.
Ben yönetimizi savunur gibi mi oldum acaba a1b2 ? Öyle bi hava oluşmuuşsa hatalı cümleler kurmuşum özür dilerim. benim kastım neden eleştirdiniz diye sizi yermek değildi,eleştiri yazıları yazdığınızda size hak verdiğim anlar da olmadı değil. eleştirdiniz çünkü takımda yönetim kaynaklı sorunlar vardı diye düşünüyordunuz.Ama takım şu anda ligimizin en pozitif futbolunu oynarkende bi övgüyü hakeden birileri var sanırım. Ben bu övgüleri göremediğimden bir tutarsızlık olduğunu söyledim.
Asıl mevzuda ise eleştiri sizin tarzınızdı. ABDULLAH Avcı ile Engin arasında yaşanan olayda kim haklı kim haksızın ötesinde bi tartışma şu anki. Orda bi orta yolu bulma sansımız yok anlaşılan. Ama siz Engin TS. değil İBB futbolcusu, Sayın Avcı'nın da Ts Teknik direktörü olsaydı aynı tavrı sergilermiydinizin sorusunu net bir şekilde cevap verebiliyorsanız sorun yok.
Hepimiz bi tarafız, olayları süzerken de kendi tarafımızdan bakmamız coğumuz için normal.Size bunları kavga amacıyla söylemedi inanın hiç bir arkadaşımız. Sizden bu tavrı beklemediğimiz için eşeltirdik sadece. Herkesin olduğu gibi sizinde eleştiriye ihtiyacınız olduğunu düşünerek. Sevmesek sizleri rahatsızlığımızı sizle paylaşmaz bu siteye bir daha girmeyerek giderebilirdik.
Sitede kimin hangi yazıyı yazdığı cok anlaşılmıyor ayrıca Adem Bey. Üstte yazar cezasahasi yazınca bir kalemden cıktığını düşündüm, özür dilerim
Yorum Gönder