Bir tarafta 27 yıldır kupa şampiyonluğuna hasret Fenerbahçe, diğer taraftaysa tam 26 senedir şampiyonluk bekleyen Trabzonspor. Her iki takım ligde bir çok kez kafa kafaya şampiyonluk yarışı vermiş olmasına karşın kupada ilk kez final oynayacak. Sadece bu açıdan baktığımızda bile 5 Mayıs’ da bir finalden çok daha fazlasını yaşayacağımız kesin..Fakat özellikle medya tarafından körüklenen ve bazı patetik taraftar bünyelerini hedef alarak bilinçli bir ajitasyon silahı olarak kullanılan “eski defterleri açma” ve maçı bir nevi “kan davasına dönüştürme“ politikası şimdiden başladı bile. Bir çoğumuzun hatırladığı üzere, 5 Mayıs 1996’ da lig finali kıvamındaki bir maçta kendi sahamızda Fenerbahçe’ ye yenilerek şampiyonluğu kaybetmiş ve iki taraftarımız o maçtan sonra yaşadıkları travma sebebiyle intihar etmişti. Şimdi oynanacak kupa finalinin de tarihinin 5 Mayıs olması birilerinin kafasında hemen flashback patlatıverdi tabii. Çünkü tam da yurdum insanının yüreğine dokunacak cinsten arabesk bir malzemeydi bu. Aradan bir elli yıl daha geçse ve bu şark zihniyeti aynı kafayla devam etse eminim ki tekrar tekrar kaşınacak bir yaradır bu aslında..
Ben ise bir taraftar olarak olayın tamamen farklı tarafındayım. Yani daha çok sosyal tarafında. Sonuçta herbirimizin kendine özgü bir sosyal yaşantısı var ve bu yaşamı oluşturan en önemli faktörlerden bir tanesi de çevremizdeki dostların varlığı olsa gerek. Örneğin benim etrafımda bir tane dahi Fenerbahçeli olmasa, Fenerbahçe’ yi yenmek ya da yenilmek beni ne derece etkileyebilir ki? Ben o Fenerli arkadaşımı bizim kazandığımız ya da onların kaybettiği herhangi bir maçın ardından kızdıramadıktan sonra taraftarlık kimliğinin bize ne gibi bir getirisi olabilir? İşte futbolun zevki ve sosyal yaşama kattığı renk burada başlıyor zaten. Eski defterleri karıştırarak intikam duygusu yaratmak yerine futbolun bu rekabetçi yapısı üzerine eğilmek lazım bana göre..
Mesela Trabzon’ da benim birçok akrabam ve dostlarım var. Arada onlarla konuştuğumuzda sorarım “Yahu etrafınızda bir tane bile BJK li, FB li ya da GS li yokken hiç canınız sıkılmıyor mu?” diye. Hakikaten sıkıcı bir durum aslında. İlla ki Trabzon’ da da üç İstanbul takımı sempatizanı taraftarlar var ama çok azınlıktalar. Zaten o azınlık, yukarıda da bahsettiğim taraftarlığın en keyif veren yanı olan “karşı tarafa takılma ve kızdırma” tribalini doyasıya yaşayamıyor. Bir anlamda sadece kendileri sevinip gene kendileri üzülüyorlar. Rakip taraftarın sevincine ya da üzüntüsüne birebir şahit olamıyorlar. Trabzon’ un bu yapısı her ne kadar biz Trabzonsporlular için bir gurur kaynağı gibi gözükse de, ironik bir şekilde oradaki taraftarlarımız için bir nevi şanssızlıktır da aslında..Gelelim tekrardan kupa finaline. Bu kupayı kaybedersek ben biraz daha fazla üzüleceğim mesela. Ama benim üzüntüm sadece kupayı kaybetmek ya da finalde Fenerbahçe’ ye yenilmekten ibaret olmayacak. Tam 27 yıldır 6 kez final oynayıp bunlardan üçünü GS’ ye, ikisini BJK’ ye, biriniyse G. Birliği’ ne kaybeden Fenerbahçe’ ye nihayetinde şampiyonluğu ikram eden takımın biz olacağımız çekincesidir bu maalesef. Zira şu finali kaybedersek Fenerli dostlarımızın “tacizlerinden” ziyade BJK ve GS li arkadaşların “Ulan finalde sizle karşılaşmamış olsalar elli yıl da geçse şampiyonluk göremezdi bunlar” şeklinde gelişebilecek yaklaşımlarıdır beni “rahatsız” edecek olan. Aksi gibi, Fenerbahçe finale yürürken bu iki takımdan herhangi birisini eleyerek gelmiş olsa “Naapalım oolum, adamlar sizi de eledi. Madem öyle siz eleseydiniz” diyebilirdik ama onu bile diyemeyeceğiz canına yandığım. İşte taraftarlığın keyfi de zaten bu triplerde gizli. Bu keyifli atraksiyonları yaşamadıktan sonra ne edeyim ben kupayı ya da şampiyonluğu..
4 Yorum:
Abi süper yazı olmuş.Gerçekten Trabzonumuzun bugüne kadar TR kupası finalinde Fenerbahçe ile karşılaşmamış olması ilginç.Gerçekten bizde bu şans ve odun gibi bazı futbolcularımız olduğu için korkarım Kupayı Fenere vericez gibi.Umarım Olimpiyat Stadında Formamla beraber finalde olurum.Yenilsekte O dediğin rakiplerimizin "vay be Trabzonda hiç şans yok Bu futbola da kupayı alamıyorsa yazık Trabzonspora demeleridir.".Umarım Parlak bir Güneş Hem Kupada Hemde Ligde Fenerbahçeyi saf dışı bırakır.
Bu arada Lemi Çeliğe diyecek laf bulamıyorum.Bu çakal Trabzonluysa yazıklar olsun diyorum.
Lemi Çelik, futbolculuk döneminde de ezik bir oyuncuydu zaten. Özer' in transfer sürecinde nasıl da fırıncı küreği gibi kıvrılıp durduğunu da unutmuş değiliz. O sebeple pek de şaşırmadım açıkçası..
Lemi'nin futbolculuğunu hatırlarım da benim Trabzonspor Bünyesinde gördüğüm en yakışıksız adamdı.
Çok güzel bir yazı olmuş elinize sağlık.Olimpiyatta olursa çok renkli bir final olacağını düşünüyorum.Ama siyasi kanallar devreye girdi.Açılım muhabbetine sanırım Urfada olacak. Olsun farketmez demiyorum ama çünkü kupa finalini canlı izleme fırsatını kaçıracağım.
Bir de maç sonucu hakkında yorum yazmak istiyorum.Aynen fenerin kupa hasretine son verirsek eğer gerçekten çok üzüleceğim.Çünkü sayemizde renkli tvde türkiye kupasını aldıklarını görecekler...
Yorum Gönder