Sezon başındaki yorumlarımızda, Trabzonspor yönetiminin "En büyük transferimiz kadroyu korumuş olmamız." açıklamasını anlamsız bulduğumuzu belirtmiştik. Çünkü bu açıklamayı yapabilen bir yönetimin "Değerini bulan her oyuncuyu satabiliriz." gibi "parayı veren düdüğü çalar, yemişim kadrosunu, korumasını" altmetinli başka açıklamaları hiç sıkılmadan yapabildiğini de biliyoruz. Taş-Makas-Kağıt oyununu bilirsiniz. İşte o oyunla sembolize edersek, yönetimin yaptığı ilk açıklama Kağıt'tır. Değerini bulan her oyuncuyu satarız, satılmayacak oyuncu yoktur açıklaması da Makas... Siz, kadroyu korumadınız. Sadece oyuncularınıza talip olanlar onlara sizin biçtiğiniz değeri karşılayabilen teklifler yapmadılar diyebiliriz.Nitekim Umut Bulut krizi gerçekleri su yüzüne çıkarttı. Kriz her zamanki gibi doğru yönetilemedi, olan Trabzonspor'a oldu. Liverpool maçı kaybedildi, keza Umut'tan alınabilecek verimi zaman gösterecek. Son 15 yılın belki de en önemli karşılaşması öncesi tesislerde cirit adan menajerleri hatırlayın. Takımına tutkuyla bağlı bir taraftar bile "Yöneticiler kızıyor" diye idman sahasından içeri alınmazken o menajerlerin birilerinden habersiz tesislere girdiğini kimse iddia edemez sanıyorum. Gerçek sorumlular büyük ihtimalle şehirde en büyük Trabzonsporlu edalarıyla geziniyorlardır. Neyse, biz söylüyor, biz duyuyoruz, o sebeple asıl tehlikeye gelelim. "Korunan kadro"yu bekleyen asıl tehlike ise yazının başlığında da belirttiğim gibi Selçuk İnan tehlikesi...
Selçuk İnan Trabzonspor'a geldiği günden bu yana zaman zaman aksamasına, form düşüklüğü yaşamasına rağmen üstüne koyarak devam eden, sessiz sedasız yeteneklerini geliştiren ve bunları sergileyen, taraftarın gerek karakteri, gerek takıma verdikleri nedeniyle saygısını kazanmış bir isim. Oynadığı mevki ve yetenekleri itibariyle de Türk Futbol piyasasında aranan bir oyuncu. Bu sezon başında Galatasaray'ın onu ne kadar ısrarla istediği, hatta transfer ahlâkını bir kenara bıraktığını yapılan açıklamalardan biliyoruz. Selçuk bu zaman diliminde çıkıp aslanlar gibi Trabzonspor'da kalmak istediğini beyan etti. (Bazı sözümona efsaneler gibi, "Trabzonspor'dan ayrılacağım, bu kadar basit" demediği için henüz efsane sıfatını haketmiyor ama Yönetim çok büyük bir hata yapmazsa bu takımın efsane isimlerinden biri olacaktır, buna kuşkum yok. )Yönetim de kendisiyle anlaşmaya çalıştı. Fakat ilk denemeler sonuçsuz, Selçuk'la sözleşme uzatılamadı.
Selçuk İnan'ın menajerliğini yapan şirket, Umut Bulut'a da menajerlik yapıyor. Yani ilerleyen zamanlarda tesislerin tekrar menajerlerin oyun parkı olabileceği ihtimali söz konusu... Umut Bulut & Liverpool olayında yönetimin sorumluluk almadığını, ihalenin menajerlere kesildiğini hepimiz hatırlıyoruz. Takımda aynı şirketin menajerliğini yaptığı Selçuk İnan'la birlikte 6 futbolcu var. (Engin Baytar, Serkan Balcı, Burak Yılmaz, Barış Ataş ve Ferhat Öztorun'un da menajerliğini yapmakta bu şirket). Bu kadar çok futbolcusu olan bir takımın yönetimiyle karşı karşıya gelmek istemişler midir? Onlardan habersiz işler çevirmişler midir? Gerçekten böyle bir şey söz konusu olsaydı yönetimin de bir tavrı olmaz mıydı onlara karşı? Düşündürücü...
Fakat onu düşünecek zaman değil. Bir Trabzonsporlu olarak düşündüğüm tek şey su: Sözleşmesi bitmekte olan, neredeyse tüm istanbul takımlarının peşinde pusuya yattığı, takımın belki de en önemli oyuncusunun da menajerliğini yaptığı bir ortamda Selçuk İnan'ın sözleşmesinin bir an evvel yenilenmesi. Selçuk'un sözleşmesinin yenilenmediği her gün Trabzonspor'a ihanettir. Şampiyonluk hedefiyle yola çıkılan bu sezonda Liverpool maçı öncesi yaşanan rezaletin daha büyüklerinin yaşanması da mevcut tabloda ihtimal dahilindedir. Bu yoldaki rakiplerin daha evvel başvurdukları yöntemleri az çok biliyoruz. Tarihin tekerrür etmemesi için, takım bütünlüğünün, camianın ve takımın huzurunun bozulmaması için yönetimin bu tehlikeyi bir an evvel bertaraf etmesi gerekmektedir. Ve bir an evvel Selçuk İnan'la sözleşme yenilenmelidir. Kritik dönemeçler öncesi benzerî rezaletlerin nelere malolacağını hiçkimse bilemez. Yattara olayında Yattara'yı, Umut Bulut olayında menajerleri ve Umut Bulut'u taraftarın önüne attı yönetim. Hatta Şenol Güneş de Umut'u kadrodışı bırakarak aslında Trabzonspor'u cezalandırdı. Benzerî bir olayın Selçuk'un başına gelmesi durumunda, oyuncunun kalmak istediğini defalarca dile getirdiği ortamda yönetim kendisinden başka kimseyi suçlayamaz. Bir saniye, Şenol hoca kaldı değil mi? Aman hocam!
Not: Egemen ve Ceyhun'un menajerleri tesislerde cirit atmayan, kendi evlerinin bahçelerine kurdukları mini olimpiyat köyünde hobi olarak gülle atan insanlar olduklarından bir tehlike arzetmiyorlardır diye düşünüp yazıda ikisine değinmedim. Onlarla sözleşme yenileme süreci daha sancısız geçecektir, kişisel fikrim bu yönde.
Not 2: Bugün kulübe yakın bir kaynaktan, doğruluğuna emin olduğum bir mesaj aldım. Mesajda Umut'un menajerliğini yapan Ali Egesel - Ogan Tarhan - Batur Altıparmak gibi isimlerin değil, Toulouse'nin görevlendirdiği menajerlerin tesislerde cirit attığı ifade edilmiş. Bu düzeltme neticesinde bana düşen tek şey; Umut'un menajerlerinden özür diliyorum. Toulouse menajerlerini tesislerde böylesine rahatça gezdiren otoriteye de selamlarımı gönderiyorum.
Ayrıca bugün Yönetim'den yapılan açıklamada Selçuk ve Ceyhun'un sözleşmelerinin kesinlikle yenileceği üzerinde durulmuş. Umuyorum ki en kısa zamanda bu gerçekleşsin.
2 Yorum:
bu güzel yazının üzerine çok iyi denk! geldi bu haber..
http://www.cnnturk.com/2010/spor/futbol/09/03/trabzon.selcuk.ve.ceyhunu.birakmiyor/588694.0/index.html
Selçuk gerçekten tehlike ama bazı futbolcular takım değiştirdikten sonra duruluyorlar.
Futbolcu Resimleri
Yorum Gönder