Ocak 2010 içindeki 60 yayından en yeni 33 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster
Ocak 2010 içindeki 60 yayından en yeni 33 tanesi gösteriliyor. Daha eski yayınları göster

Logo Beğenmeyen Takımlar #7

23:39 Yazar: Cezasahasi 5 Yorum

Yine bir efsane, yine hayvanlar tarafından büyütülen bir çocuk, yine italya, yine bir futbol takımı... Bu seferki çocuk kız, onu büyüten hayvan da bir dişi ayı. İtalya'nın Atalanta Bergamo takımına adını ve logosuna saçlarını veren Atalanta'nın hikayesi... Çok baskın bir kadın olduğu adını erkek egemen bir kulübe vermesinden belli değil mi?

Kulüp logosunda önceleri narin fiziğiyle koşarken arz-ı endam eden Atalanta, yılların yorgunluğunun da etkisiyle inzivaya çekildi, dinlenirken verdiği bir pozu yer aldı logoda.

İyi bir sporcu olmasına karşın, vücudu günden güne yaşlılığın etkisiyle sararıp solmaya başladı. İpek teni bir cross arazisine döndü. Fakat ne olaki saçlarına bir ak düşe, yüzüne karanlık çöke. Hemen gereken değişiklikler yapıldı. Atalanta aya benzeyen yüzüyle, kendisini doğal olarak takip eden Bergamoluların logosunu bir kere daha şereflendirdi.


Botoks'un keşfi, Atalanta'nın da tekrar yükselişe geçmesiyle bir dizi estetik operasyon geçiren kulüp logosunun son hâli yukarıda. Kök hücre tedavisi arzu edilen seviyeye ulaştığında nasıl bir logo tasarlanacağı, Atalanta'nın hangi hâliyle kulüp logosunda yer alacağı Bergamo'da en çok konuşulan konuların başında geliyormuş.



Ölümcül Hastalık Umut

22:54 Yazar: Cezasahasi 2 Yorum

İlk yarı iyi futbol, ne yaptığını bilen bir takım. Ziya Doğan'ın takımı Trabzonspor sağ kanadını durdurabilmek için gerekli önlemleri almış.  Trabzonspor'un kornerden gelen ilk golü sonrasında anlamsız bir yığılma oldu o kanada. Geriden atılan toplarla Serkan'ı buluşturma çabaları sonuçsuz kaldığı gibi, Diyarbakırspor'un golü de o kanattan geldi. Uzun bir top, defansın uzaklaştıramadığı topun sağ kanada açılması, araya sızan Celaleddin, ve gol... Maçın durmasıyla bazı Trabzonspor'lu futbolcuların geçici olarak oyundan kopması bir oluyor bazı zamanlarda... Peki daha sonra? Ziya Doğan, bütün rakip atakların ağırlıklı olarak sağ kanattan geleceğini sanmış ki bu kendisini ve takımını yanılttı bugün.

Maç 1-1 olduktan sonra oyunu istediği gibi yönlendiren takım Trabzonspor'du. Gereksiz yere sağ kanada abanmanın lüzumsuzluğunu çabuk gören Selçuk ve Colman'ın göbekten dikey paslarla Alanzinho ve Engin'i görmesi, bu oyuncuların da takım arkadaşlarını hücuma katması Trabzonspor adına olumlu şeylerdi. Bu alternatif hücum planı, aynı zamanda mantığın da gereğiydi. Yani ister konuşulmuş olsun, ister konuşulmamış, doğruydu. Trabzonspor'un doğruları yapmaya başlaması Diyarbakırspor'u oyundan tamamen düşürdü. Umut'un her zamanki kimliğine bürünmesi de beklenen golün en az 10 dakika gecikmesine neden oldu. Trabzonspor'un sürpriz golcüleri hayati önem taşıyor. Umut, son vuruşlardaki beceriksizliğine rağmen rakip savunmaları gerçekten yıpratan bir oyuncu, sonuca gidemediği zamanlarda ortaya çıkan sürpriz skorerler takımı her açıdan rahatlatıyorlar. Fakat bu rahatlıktan nasibini almayan biri var sahada: Umut... Geçen haftaki muhteşem futboluna rağmen yine de kaçırdığı inanılmaz pozisyonlar vardı. Bugünki maçın ikinci yarısı ortada geçti. Diyarbakırspor'un neredeyse pozisyonu dahi yok. Trabzonspor da yorulan orta sahasının önderliğinde oyunu rölantiye aldı fakat buna karşın en az 3 net gol pozisyonu var. Peki bu pozisyonlarda kim var? Bildiniz. Eğer Giray, hâlen Hacettepe'de oynadığı sanrısından kurtulup ayağına gelen topları gelişigüzel ileriye göndermeyip bilinçli tercihler yapabilse daha da fazla olabilirdi. Buna biraz daha dikkat etmesi gerekiyor. Engin'e bir parantez açalım. Bugün ortaya koyduğu oyun sonrasında korktum. Çünkü aklımızda bıraktığı intiba Engin'in disiplinsiz bir oyuncu olduğu yönündeydi. İyi oynadığı bir karşılaşma sonrasında kendini iyiden iyiye takımın lideri olarak görüp takım oyununu baltalayacak hareketler sergilemesinden korktum. Fakat korkum yersiz çıktı. Engin kendini buldukça, kendini kanıtladığını düşündükçe rahatladı futbol olarak ve daha pası daha çok düşünen bir görüntü çizdi. Gördüğü kart bana biraz garip geldi. O da normal, zira hakem Trabzonspor'la bir sorunu olup olmadığı konusunda ciddî şüpheler taşıdığım M.K. Abitoğlu idi. Gördüğü sarı kartla cezalı duruma düşmesi gelecek hafta için dezavantaj. Fakat daha büyük bir dezavantaja dönüşebilecek olan sahadaki sinirli varlığı Şenol Güneş tarafından zamanında farkedildi ve 61. dakikada yerini Ceyhun girdi yerine. İkinci değişiklik Colman & Sezer değişikliği idi. Bu değişikliğin yerine Gutierrez - Alanzinho değişikliğine gidebilirdi Şenol Güneş. Umut'u sol kanada yakın oynatabilir, böylece hem Diyarbakırspor'un son hamlesini boşa çıkartır, hem de farkı açacak bir golü daha kolay bulabilirdi. Alanzinho'nun 60. dakikadan sonra oyundan düştüğünü gördük. Yine çok çalışıp çabaladı Brezilyalı. Takımın önemli isimlerinden biri oldu artık...

Trabzonspor 2. golü bulana kadar sergilediği futbolla sevenlerine yine umut aşıladı bugün. Umut ki hepsinin korktuğu şey. Korkuyorlar bu yıllanmış aşklarının onları yeniden huzurun doruklarında gezirip mutlu sonu göremeden çekip gitmesinden. Bu yeşeren umutların sonunun yine hüsran olmasından korkuyorlar. Korkacak birşey yok halbuki. Başkalarının en büyük korkularını büyük bir aşkla kalplerine taşıyan bu insanların korkmalarına lüzum yok. Sadece sabretsinler. Gerekirse çatlayana kadar... 



Servan Tastan´dan Gollü Milli Sinav !

17:03 Yazar: dandun 3 Yorum
Teknik Direktör Abdullah Ercan yönetimindeki U17 Milli Takimimiz hazirlik dönemi kapsaminda ikinci kez karsilastigi Polonya U17 Milli Takimi´ni 3-1 maglup etti.

Bodrum Yahsi Stadi´ndaki karsilasmada gollerimiz Eintracht Frankfurt´lu forvetimiz Okan Derici, Kayserispor´lu Furkan Selim Ünlü ve Fransa´nin FC Metz kulübü altyapisinda oynayan Servan Tastan´dan geldi.

1993 dogumlu Okan, ayni Furkan Selim gibi iki gün önce oynanan ilk Polonya macinda da aglari havalandirmisti.

Daha ikinci milli macina cikan 1993 dogumlu Servan Tastan ise 3-1´lik Polonya maci galibiyetinde ilk milli golünü atmis oldu.

Orta sahada oynayan Servan, gecen sene düzenlenen TFF Avrupa 1993´lüler kampinda begenilmis ve U17 Milli Takima davet edilmisti.



Yarı Final Bileti Belediye' den

12:07 Yazar: Great White 4 Yorum
Ziraat Türkiye Kupası’ nda gruptaki rakiplerimizden Denizli Belediyesi’ ni mağlup ettiğimiz maçtan sonra Belediyeler de Olmasa başlıklı bir yazı yazmıştım. Ne var ki bugün çekilen çeyrek final kuralarında rakibimiz gene bir belediye takımı olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmuş. Bizim için makul bir kura. Büyük bir sürpriz olmazsa yarı final biletini belediyeden alacağız umarım. Hayırlısı olsun..

3 Şubat ve 10 Şubat 2010 tarihlerinde oynanacak maçlarda diğer eşleşmeler ise şu şekilde..

Fenerbahçe-Bursaspor

Manisaspor-Denizlispor

Antalyaspor-Galatasaray

Bu turu geçebildiğimizde Antalyaspor – Galatasaray maçının galibiyle eşleşeceğimizi düşündüğümüzde yarı finalde bir Trabzonspor – Galatasaray eşleşmesi kaçınılmaz gibi gözüküyor. Maçlar rövanşlı olmasa bir yere kadar sürpriz beklenebilirdi ancak şu aşamada pek bir ihtimal veremiyorum açıkçası. Ama sonuçta top yuvarlak, orası ayrı..

Çeyrek finaldeki diğer eşleşmelerde ise çok zorlu mücadeleler yaşanacağını düşünüyorum. Gerek Manisaspor – Denizlispor, gerekse Fenerbahçe – Bursaspor karşılaşmalarının kesin favorilerinin olmadığı görüşündeyim..

Finalin adıysa tahminime göre Galatasaray – Fenerbahçe olacak gibi. Ama benim beklentim ve temennim Trabzonspor – Bursaspor olması yönünde..

Bütün takımlarımıza bol şans..



Deniz Yilmaz iki atti Bayern kazandi !

02:18 Yazar: dandun 0 Yorum
A Milli futbolcumuz Hamit Altintop´un, Ümit Milli futbolcumuz Deniz Yilmaz´in (resimde solda) ve Almanya U20 Milli Mehmet Ekici´nin (resimde sagda) formasini giydigi Bayern Münih Profesyonel Takimi bugün tesislerinde Ücüncü Lig temsilcisi FC Ingolstadt ile oynadigi hazirlik macini 2-0 kazandi.

Üc futbolcumuzun da yer aldigi karsilasmada Bayern´in iki golü de 1988 dogumlu Ümit Milli forvetimiz Deniz Yilmaz´dan geldi.

Ilk golü 53´üncü dakikada kaleciyi calimlayarak atan Deniz, ikinci golü Hamit Altintop´un frikigine ayak koyarak 87´inci dakikada kaydetti.

Aslinda Bayern´in PAF Takimi´nda oynayan Deniz bu macla kendini A Takima iyi bir sekilde presente etmis oldu.

Bu macta Hamit Altintop 90 dakika boyunca sahada kalirken, 1990 dogumlu diger bir yetenekli orta saha oyunumuz Mehmet Ekici ilk onbirde basladigi maci 60 dakika sahada kalarak bitirdi.

Mehmet daha bir kac gün önce PAF Takim kadrosundan A Takima cekilerek kendinden söz ettirmisti.

Gollerin sahibi Deniz Yilmaz ise ikinci yarinin basinda oyuna dahil oldu ve macin sonuna kadar sahada kaldi.



Nicolas Lodeiro Fenerbahçe'de Değil!

16:38 Yazar: Cezasahasi 3 Yorum

Çünkü Fenerbahçe, Uruguay Millî Takım kaptanını, olası bir transferde işe yarayacak tarafıyla değerlendirirsek, çok önemli bir referansı kadrosunda barındırmasına rağmen, Dentinho'nun -ya da her kimse- peşindeydi Brezilya'da... Lodeiro da ülkesinin Nacional takımından Ajax'a transfer oldu. Bedeli 4 milyon €. Nacional, sonraki satıştan %15 alacak. Dentinho kadar potansiyelli, gelecek vaadeden bir oyuncu. Yeri geldiğinde kanatlarda oynayabiliyor, yeri geldiğinde oyun kurucu. Ama işte İspanya Ligi, Premier Lig kariyeri yok, ismi yok, tanınmamış çocuk. İsterdim Türkiye'ye gelmesini, Fenerbahçe formasıyla onu seyretmeyi. Ama biz, biz derken bloggerlar olarak da, şuna alıştık: "Ajax'ta bi adam var, iki sene sonra z'ye gider. Bizimkiler almıyorlar abi, bulamıyorlar böyle adamları."



Okan Derici & Gökhan Töre

04:46 Yazar: dandun 0 Yorum
Almanya´nin Eintracht Frankfurt Kulübü U17 Takimi´nda yer alan 1993 dogumlu forvetimiz Okan Derici bugün U17 Milli Takimimiz´in özel macta Polonya U17 Milli Takimi´ni 4-1 maglup ettigi karsilasmada bir gol kaydederek ilk milli sayisina ulasmis oldu.

Daha önce 2008 yilinda iki kez U15 Milli Takimimiz´in formasini giyen, ondan sonra ise gecen yilin Eylül ayinda iki kez Almanya U17 Milli olan sol ayakli yetenekli forvetimiz, bundan bir kac gün önce U17 Milli Takimimiz´dan gelen teklifi kabul etti.

Polonya ile oynayacagimiz iki hazirlik karsilasmasinin ilkinde, 40´inci dakikada oyuna dahil olan 1993 dogumlu Okan, 45´inci dakikada millilerimize 1-0 geriye düstükten sonra 1-1 beraberligi getiren golü kaydetti.

Daha sonra Polonya kendi kalesine bir gol atinca 2-1 öne gecen genclerimiz, daha sonra Kayserispor´lu Furkan Selim Ünlü ve Denizlispor´lu Erhan Kartal ile iki gol daha bularak 4-1 galip gelmeyi basardi.

Yeniden döndügü milli takimimizda ilk golünü kaydeden Okan Derici´nin, Almanya U17 Ligi´nde de 14 macta toplam 4 golü bulunuyor.

U17´lilerimizin kadrosunda ayrica Borussia Mönchengladbach´li Taskin Calis, Eintracht Frankfurt´lu kalecimiz Aykut Özer, Fransa´nin FC Metz Takimi´ndan Servan Tastan, Rot Weiss Essen´den Ridvan Armut ve Hertha Zehlendorf´tan Andac Güleryüz yer aldi.

Gelelim Gokhan Tore'ye... Gecen yil Almanya´nin Bayer Leverkusen Kulübü alt yapisindan, Ingiltere´nin FC Chelsea Kulübü´ne transfer olan Gökhan Töre yeni takimina gün gectikce isiniyor.

Ilk geldigi günlerde Londra´ya alismakta zorluk ceken Ümit Milli futbolcumuz alisma devresini atlatmis gözüküyor.

Cogu zaman profesyonel takim ile antremana cikan 1992 dogumlu orta saha oyuncumuz genelde U18 Akademi Takimi ve Chelsea PAF Takimi ile maclara cikiyor ve gösterdigi performans ile kendini A Takima tavsiye ettiriyor.

Gecen iki haftada Chelsea U18 Takimi oynadigi iki karsilasmadan da galibiyet ile ayrilirken, Gökhan Töre takima sagladigi katki ile tüm otoriteler tarafindan tam puan aldi.

Önce kupa macinda deplasmanda Nottingham Forest U18 Takimi´ni 4-0 maglup eden, sonra da lig macinda West Ham United U18 Takimi´ni 4-3 ile gecen Chelsea U18 Takimi´nda Gökhan Töre 90´ar dakika sahada kalirken, hemen hemen tüm gollerde cikis noktasi oldu.

Kornerleri ve diger duran tüm toplari kullanan isim olan sol ayakli futbolcumuz, antrenör Dermot Drummy tarfindan övgü yagmuruna tutuldu. "Gökhan son maclarda müthis performans gösteriyor" diyen Ingiliz Teknik adam, oyuncumuza cok güvendigini belirtti.

Gecen hafta sonunda ise Chelsea PAF Takimi´nda yer alan Gökhan Töre, 2-0 galip gelinen Wolverhampton Wanderers macinda 78´inci dakikada Italyan Ümit Milli Fabio Borini yerine oyuna girdi ve oyunda kaldigi kisa süre icinde yaptigi olumlu hareketler ile hemen göze batti.

Bundan sonra Gökhan´i önce PAF Takim´da sonra da A Takim´da görme ihtimali daha yakinlasmis gibi gözüküyor.



Çizme'de Uruguay Modası

21:59 Yazar: Cezasahasi 3 Yorum
Serie A'da geçen haftanın olayı Inter - Milan derbisi çevresinde gelişenler ve elbette
Mourinho. Gösterişli olmasa da çarpıcı bir galibiyete imza atan Inter, Mourinho'nun çene kaslarını bir güzel yağladı bu galibiyetle. Fakat bu satırların yazarına göre geçen haftanın olayı Uruguaylı golcülerin sahne almasıydı. Genç olanından başlayalım.

Palermo'da çağımızın ilk Van Basten adayı Edison Cavani var mâlumunuz. Kendisiyle ilgili geçen sezon bir tahminde bulunmuş, bu sene için Juventus'a gideceğini düşündüğümü belirtmiştim. Bu sezonu da Palermo'da geçiriyor ve müthiş işler yapıyor yine. Juve'nin de içinde bulunduğu durum mâlumunuz. Gönülden geçen Cavani'yi başa güreşen takımların birinde seyretmek. Juventus olursa keyifli olur. Bu yırtıcı, güçlü, ve ne yapacağı kestirilemeyen adam Palermo'ya çok şeyler kazandırdı, kazandırmaya da devam edecek. Geçen hafta takımını Fiorentina karşısında yalnız bıraktı. Bir başka vatandaşı, genç Abel Hernandez ise yokluğunu aratmadı Cavani'nin. Bu sezon 5-3 kaybettikleri Inter maçında da bir gol atan 1.85'lik forvet oyuncusu takımının 3-0 gibi net bir skorla kazandığı karşılaşmadaiki gole imzasını koydu. 1990 doğumlu oyuncu, 2009'da Mısır'da düzenlenen U20 Dünya Kupası'nda Uruguay forması giymişti. Fiziğinden beklenmeyecek derecede şaşırtıcı bir şekilde çabuk bir oyuncu. Attığı 2. goldeki pasın sahibi Pastore'den de blogda daha evvel bahsetmiştik. İzlenmeye değer bir pas, ve aynı güzellikle bitirici vuruş.

Çizmeyi mavi-beyaza boyayan 2. performansın sahibi Bologna'nın Uruguay'ın River Plate'sinden kiraladığı Henry Damian Gimenez. Geçen hafta Fiorentina deplasmanında takımına galibiyeti getiren golü atan Gimenez, bu hafta da Bari karşısında takımını galibiyete taşıyan isimdi. Attığı ilk gol tek kelimeyle mükemmel. Gimenez takımına 2 haftada 6 puan kazandırdı. Kümede kalma yolunda çok önemli puanlar bunlar...

Bu isimlerin ortak noktalarından biri de Uruguay'lı olup genç ve kaliteli birer golcü olmaları haricinde, Fiorentina'nın başına bela olmaları... Cavani Serie A'da Palermo formasıyla ilk golünü Fiorentina'ya atmıştı. Geçen hafta Gimenez, bu hafta da Hernandez boş geçmedi Menekşeleri. Sanıyorum Uruguay'da bu çiçeklerden bolca bulunuyor. Serie A'nın Uruguaylıları Fiorentina ile ne zaman karşılaşsalar, kendilerini evlerindeymiş gibi rahat hissediyorlar.



İzlenmesi Keyifsiz Sporlar

00:59 Yazar: Great White 12 Yorum

Hani bazı spor dalları vardır, TV' de falan denk geldiğimizde anında zaplar geçeriz. Biraz izlemeye kalksak kurallarını pek bilmediğimizden bir halt anlamayız. Hatta çoğu zaman kurallarını biliyor olduklarımızdan dahi keyif almayız. Bu sporlar belki yapana büyük zevk verir vermesine ama izlenmesi hayli sıkıcıdır. Ben de bu spor dallarından birkaç tanesini yazayım dedim. Bu sporlara ilgi duyan ya da bizzat yapan arkadaşlar alınmazlar umarım..

Sualtı Hokeyi

Bu sporu yapan bir kişiyle tanışmış olmasaydım böyle bir spor dalından haberim bile olmayacaktı belki de. Söz konusu arkadaş, ona benim de iyi yüzdüğümü söylediğimde beni takım ile yaptıkları antrenmana davet etmişti. Ben de evime çok yakın olan ve zaman zaman sabah koşularına gittiğim Burhan Felek Spor Komleksi' ne ait olimpik yüzme havuzundaki antrenmanlarından bir tanesini izlemeye gitmiştim. Daha doğrusu kafalarında şnorkeller, ayaklarında paletler, suratlarında maskeler ile havuz içerisinde debelenen bir grup insan izlemiştim. Yani o esnada bir spor aktivitesi yapıldığından haberim olmasa havuzun dibinden midye çıkarmaya çalıştıklarını dahi düşünebilirdim. Hatta sonrasında eleman bozulmasın ayağına "Baba harbiden de zor bir spormuş yahu, benim kondisyonum yetmez buna" diyerek de kaçızlamıştım mekandan. Şimdi hala devam ediyorlar mı bilmiyorum..

Eskrim

Bu sporu yapıyor olsaydım büyük ihtimalle keyif alırdım belki ama izlerken hiçbir halt anlayamadığımı itiraf etmem gerek. Ellerindeki kılıçların uçlarında ve giyilen yeleklerde bulunan belli noktaların elektronik bir takım zımbırtılar ile skora dönüşmesi neticesinde birileri birilerini 3-5 saniyede yenip havalara zıplar ama biz hiçbir halt anlamadan buzhane balığı gibi bakarız öyle. Şimdi orada herifin neresine nasıl vurdu da böyle seviniyor diye biz düşünüp dururken maç bitmiştir bile..

Hentbol

Bu da hayli zorlama ve gereksiz sporlardan. Zorlama oluşu gene neyse ama izlemesi de yavan bir spor. Yani basketbolu ayak ile oynamak ne kadar gerekliyse bu da en fazla o kadar gereklidir herhalde. Ayrıca bu hentbolcülerin en iyisi ile en kötüsü arasındaki kalite farkını da çözemiyorum ben. Sanki hepsi hemen hemen biribirinin aynı kalitesindeymişler gibi geliyor bana. Hele o kaleciler ne işe yararlar bir türlü anlamam. Halısahada sırayla kaleye geçen ve gol yedikten sonra değişen kalecilerden biraz daha hallice gibiler. Tamam, biraz abartmış da olabilirim belki ama bu spora oldum olası hiç ısınamamışımdır..

Golf

Zamanında ensesi kalın kodamanların "Ulan şöyle bir spor icad edilse keşke. Bir kere bünyeyi fazla yormasa. Hafiften yürüyüş, temiz hava, doğa ortamı falan olsa. Eşimiz, dostumuz, manitamız da yanımızda takılabilse. Topla falan oynansa. Hatta bir yandan spor yaparken diğer yandan arada iş de konuşup bir şeyler de tıkınabilsek ne kıyak olurdu be" şeklindeki serzenişlerinden türetilmiş olması muhtemel bir spor dalı olsa gerek. Oynayandan başka kime zevk verir anlamak güç. Genellikle ormandan bozma koca bir arazi içerisindeki 18 farklı deliğe top sokarak mutlu olunur olunmasına da böyle bir aktivitenin 2016 Olimpiyatları' na alınmış olmasına ne demeli bilemiyorum. Madem öyle, en uzağa tek parça halinde balgam atma kategorisi de eklenseydi bari. En azından bir dalda altın madalyamız garanti olurdu..

Bu spor dallarının haricinde Atıcılık, Okçuluk, Yelken, Judo, Rugby, Beyzbol gibi spor dallarını da izlemekten pek haz etmem. Zaten izlemiyorum da. Şaka maka gene Futbol en iyisi yahu. Estetik, güç, teknik, zeka, taktik, hız, çeviklik ne ararsan var. Daha ne olsun..




Filler ve Çimen

21:59 Yazar: Cezasahasi 1 Yorum

Fildişi çalkalanıyor. Abidjan sokaklarında nefret hakim... Turnuvanın favorisi olan takımları Cezayir karşısında yarı final şansını kaybedince tanıdık bir süreç yaşanmaya başladı ülkede. Drogba başta olmak üzere, (Keita ve kaleci Copa hariç) bütün takım eleştirilerin hedefinde. Eleştiriler futbol bazında olsa iyi; bu oyuncuların milli takım ve ülke sevgisi sorgulanıyor. Anlayacağınız iş tehlikeli boyutlarda.  Drogba kızdım oynamıyorum derse ne yaparlar bilmiyorum. Turnuvanın başında yaşanan elim olay sonrası konsantrasyonunu kaybettiğini açıklamıştı. Performansındaki düşüşün en büyük sebebi bu bence. 

Hikayenin çimeni Vahid Halilhodzic'i artık Teknik Direktörleri olarak görmedikleri için eleştiri bile yapmıyorlar. Elindeki bu altın jenerasyondan faydalanamıyor olması Fildişi taraftarlarını çileden çıkartıyor. Bu jenerasyonun yaratıcılarından Jean Marc-Guillou da daha turnuva öncesinde bu takımın teknik direktörlüğüne layık görmediğini, onunla arzulanan hedeflere gidilemiyeceğini belirtmiş, en büyük hayalinin de 2010'da Fildişi ile Dünya Kupası'na gitmek olduğunu söylemişti. Olur mu olur, dağılan takımı, bozulan büyüyü ve kaybolan ruhu kısa zamanda toplasa toplasa bu sihirbaz toplar.



Bizi SÜPER Kandırıyorlar

16:36 Yazar: Cezasahasi 14 Yorum

Turkcell süper lig. Adındaki illüzyona aldanmayın. Yahut adındaki "süper" kelimesinin ligdeki futbol ölçüsüne tekabül ettiğini düşünmeyin. Süper kelimesi olsa olsa Türkiye'de futbolu yöneten insanların bizleri nasıl kandırdığının karşılığıdır.

Aslında bazılarımız bunun farkında. Ama farkında olanlar da bu konuyu günlük eleştirilerin ya da arkadaş arası futbol sohbetlerinin dışına taşırmıyor. Hangi birini sayalım! Bilgisayarı başında championship manager oynayan 15 yaşındaki çocuk edasıyla davranan, asıl sıfatı "baba parası "yemek olan ama bu sıfatı "para babası" diye kullanmak isteyen, seçimi kazanamadığı takdirde kulübe verdiği borçları hemen tahsil etmekle camiayı tehdit eden Büyük Beşiktaşlı (!) Yıldırım Demiröreni mi anlatalım!!! Fenerbahçe'yi babasının malı gibi kullanan, istediği futbolcuyu kovan veya satan, istediği yöneticiyi vezir istemediği yöneticiyi rezil eden, kulübünün aleyhine 2 tane hakem hatası olduğu zaman ortalığı yangın yerine çeviren, aynı hatalar kendi lehine olunca " hakem de insandır hata yapacaktır" diyen strateji ve gündem değiştirme uzmanı Aziz Yıldırımı mı anlatalım!!! Maçtan sonra soyunma odasına inerek Türkiye'nin en saygın teknik direktörlerinden biri olan Nurullah Sağlam'a ağzına geleni söyleyip sinirden ağlatan, futbolcularına en ağır hakaretleri eden, canı sıkıldığında veya en ufak hatasını görünce antrenör değiştiren Ali iPek'i mi!!! Son zamanlarda ayyuka çıkan bahis olayları ve bunun doğrultusunda şike olaylarını mı anlatalım!!!

Turkcell Süper Lig yayın hakları A paketi ihalesini 321 milyon dolarla Digitürk kazandı. 321 milyon dolar. Allah Allah. Dünyadaki en pahalı 5. lig olmuşuz. Bence yanlış. Dünyadaki en pahalı ligiz. Çünkü ilk 4 lig hemen hemen herşeyin hakkını veriyor. Digitürk ; Galatasaray - Fenerbahçe derbisindeki kavgaları, iç sahada Diyarbakır'la oynayan bazı takımların siyasi sloganlarını, İbrahim Üzülmez'in rakibi çekip lehine faul almasını, Lugano'nun çirkefliklerini, Sabri'nin müthiş şutlarını(!), başkanların ve yöneticilerin meslekdaşlarına ve maçı yöneten hakemlere küfürlerini herkese izlettirmek için 321 milyon dolar ödedi. Ya Allah aşkına dün akşam oynanan Fenerbahçe - Denizlispor maçında Kadıköy'ün zeminini farkettiniz mi? Yazıklar olsun!!!

Ağırlıklı olarak 2 takımın olmakla birlikte 3 takımın şampiyon olma ihtimali olduğu bir ligden ne bekliyorsunuz. Son zamanlarda bir de Anadolu'dan şampiyon modası çıktı. Geçen sene Sivasspor, bu sene Kayserispor ve Bursaspor ön plana çıktı. Ama burda da kirli oyunlar su yüzüne çıkmaya başladı. Geçen sene Sivasspor başarılı oldu. Şampiyonluğa çok yaklaştı. Ne oldu sonra? Fenerbahçe Bilica'yı aldı. Mehmet Yıldız hergün bir takıma transfer oldu. Aynı oyunlar bu sene de var. Ali turan Galatasaray'a gelecek gibi. Makukula'nın adı Beşiktaşla anılıyor. Bursaspor cephesinde de durum aynı. Sercan bir Galatasaray'''da bir Fenerbahçe'de. Aynı şekilde Volkan Şen de öyle. Anlıyorsunuz değil mi? Sen, biraz toparlanan ve yukarıya çıkmaya çalışan Anadolu kulüplerinin en iyi futbolcularının tam da zamanında aklını çelip sonra transfer edeceksin, sonra ligimizin kalitesi düşük diyeceksin. Daha ligin başında 3 büyük takımdan biri, bir Anadolu kulübüyle maç yapıyor ve yenemiyorsa " bu nasıl maça asılmak sanki şampiyon olacaklar " diyeceksin sonra da kaliteden bahsedeceksin. Sezon ortasında Ali Turan'ın aklını çelip Kayserispor'u zor durumda bırakacaksın ama bundan seneler önce hemen hemen aynı şekilde kulübe para kazandırmadan İtalya'ya giden Emre ve Okan'a beddualar yağdıracaksın. Ohh ne güzel. " Ele verir talkını, kendi yutar salkımı "

Kandırılıyoruz arkadaşlar. Ligimizin sadece adı süper. Kalitesi beter. Süper olan futbolumuzu yönetenlerin göz boyama ve yalanları.

Ahmet Arif



Mehmet Ekici 3 Puani Getirdi!

02:15 Yazar: dandun 2 Yorum
Almanya´nin rekortmen sampiyonu Bayern Münih´in PAF Takimi bugün deplasmanda SpVgg Unterhaching´i 1-0 yenerken, Bayern ekibinin golü 7´inci dakikada 1990´li Türk orta saha oyuncusu Mehmet Ekici´den geldi.

Topun rakibin eline carpmasi sonucu kazanilan penaltiyi gole ceviren Türk futbolcu böylece ligdeki toplam gol sayisini 7´ye cikardi.

Mehmet toplam 90 dakika boyunca forma giyerken, 1988 dogumlu Türk forvet Deniz Yilmaz toplam 78 dakika forma giydi. Mehmet Ekici, Bayern Münih´in profesyonel takim devre arasi kampi icin takimla beraber Dubai´ye gittikten sonra, A Takim´in teknik direktörü Louis van Gaal tarafindan profesyonellere terfi ettirilmis ve bir cok takimin transfer listesine girmisti.

Orta sahanin ortasinda oynayan yetenekli Türk genci su an Almanya U20 Milli Takim formasi da giyiyor ve 1,80 metre boyunda.



Furkan Alakmak

02:09 Yazar: dandun 0 Yorum
Hollanda Birinci Ligi ekibi NEC Nijmegen´in U19 Takimi´nda forma giyen 1991´li Türk forvet Furkan Alakmak (resimde sol taraftaki genc), sezonun ikinci yarisinin ilk macina da bitirdigi gibi firtina gibi basladi. NEC Nijmegen´in U19 Takimi deplasmanda De Graafschap U19 Takimi karsisinda 1-0 geriye düstügü macta, Furkan´in attigi gol ile 1-1´lik beraberligi yakaladi. Sonradan 3 gol daha bulan NEC karsilasmadan 4-1 galip ayrildi ve ligdeki liderligini devam ettirdi.

Furkan Alakmak, NEC Nijmegen´in profesyonel kadrosunda zaman zaman yer bulan bir isim olarak gelecek icin büyük umut veren bir oyuncu. Ilk kez sezonun ilk yarisindaki Ajax Amsterdam deplasman maci icin profesyonel takim kadrosuna alinan yetenekli gencimizin öncelikli hedefi NEC Nijmegen´in profesyonel kadrosunda sürekli yer almak. Attigi gol ile ligdeki toplam gol sayisini 11´e cikaran Furkan, bundan sonra da kendinden bahsettirecege benziyor.



Trabzonspor 3 - 1 Sivasspor || Her Şey "Orta"da...

21:20 Yazar: Cezasahasi 6 Yorum
Turkcell Süper Lig'de bu sezon hiç bir karşılaşma üst üste üç pozisyonla birden başlamamıştır herhalde. Sadece bu bile, karşılaşmanın başlarındaki Trabzonspor baskını özetlemek için yeterli. Sonradan göstereceği performansla maçın adamlarından biri olacak Umut, biraz daha becerikli olabilse oldukça farklı bir skor ortaya çıkabilirdi. Yine de bu "umut verici" ama sonuçsuz baskı maçın gidişatına dair bir ipucu oluşturmaya yetti. Bu ipucu, maçın Trabzonspor lehine farklı biteceğine işaret etse de gerek bitirici vuruşlardaki şanssızlık, gerek Trabzonspor orta sahasının zaman zaman oyundan düşmesi,

Devre arası Trabzonspor'a yaramış. Tabii bir de Gökhan'ın değil ama, "Gökhan Ruhu"nun (ya da ruhsuzluğunun diyelim) takımdan uzaklaşmış olmasının da pozitif etkisi olmuş takıma. Daha fazla paslaşan, daha fazla yardımlaşan bir Trabzonspor izledik. Şenol Güneş'in takıma bu yönde bir telkinde bulunduğu kesin. Özellikle ilk yarım saat, bozuk zemine rağmen mükemmel bir tempo yaptı takım. Sağ kanattan Ömer Aysan ve Serkan'ın bindirmeleri, pek de gününde olmayan ve neredeyse tek başına bulunduğu kanadı savunmaya çalışan Ferhat'ı zor durumda bıraktı. Bu ikili topu son derece olumlu paylaşarak müthiş bindirmeler yaptılar. Trabzonspor forması giyen oyuncuların uzun zamandır böylesine etkili kanat organizasyonlarına şahit olmamıştık. Savunma anlamında da çok iyiydiler. Mesela aynı etkinliği sol kanat için söyleyemeyiz. Engin'in anlamsız zorlamaları, bunun yanında savunmaya gelmemesi hem tehlikelere yol açtı, hem de Cale'nin hücuma gerektiği gibi katkı vermesini engelledi. Trabzonspor savunmasını genel olarak hücumdaki performansıyla değerlendirmek gerekiyor. Zira bugün kendi yarı alanlarından çok rakip yarı alandaydılar ve kendi savunmalarında aldıkları hava topundan çok daha fazlasını rakip ceza sahasında aldılar. Giray biraz şanslı, biraz da becerikli olabilse bugün hat-trick yapabilirdi. Bir-iki pozisyonda da müsait pozisyondaki Egemen'e bırakabilse... Ofansif olarak pek de uyumlu olmayan bu defansif ikilinin bazen acemice hatalar yaptığını görüyoruz. Hataların yapıldığı zamanlarla orta sahanın oyundan düştüğü anların aynı zamana denk gelmesi de tesadüf değil elbette. Trabzonspor savunmasının kazanılan topları inisiyatif alarak kullanmakta ve topu oyuna sokmakta sıkıntıları olduğu mâlum. Bu zaafiyetin bu sene giderilmesi de pek mümkün görünmüyor. Defanstaki eksiklikler de düşünüldüğünde bu mevkiye takviye yapılması yerinde bir hamle olacaktır.

Başlıkta vurgulamak istediğim noktaya gelelim. Trabzonspor orta sahası sazı eline alınca rakip için her şey zorlaşıyor. Ama bazen öylesine amatörleşiyorlar yahut öylesine oyundan düşüyorlar ki bu da büyük problem. Sivasspor bu anları değerlendiremedi. Selçuk'un hatasından bir gol buldular, akabinde Erman çok net bir pozisyon daha yakaladı, eğer kaleye vurmak yerine Kamanan'a pas vermeyi tercih etseydi maç bir anda 2-2'ye gelecekti. Onların oyundan düştüğü anlarda Umut'un onların rolüne soyunması, rakip savunmayı sürekli hataya zorlaması Trabzonspor adına önemliydi. Özellikle Selçuk, takım sürpriz baskı yediğinde oyunu rahatlatan oyuncu olması gerekirken, yediği basit baskılar karşısında bile bocaladı. Bunda zeminin de etkisi vardır muhakkak, fakat Selçuk'un da böyle bir zaafı olduğu kesin. Yine de önemli bir oyuncu, ve daha da önemli olabilmesi ellerinde. Colman'ın yerine oyuna giren Ceyhun'la uzun paslarla rakibin arkasına sarkma denemeleri Ceyhun'un gününde olmaması nedeniyle sonuç pratiğe dökülememiş bir plan olarak kaldı Şenol Güneş'in taktik tahtasında. Ceyhun'da biraz moral bozukluğu var. Halbuki sürekli hazır olmalı. Mevcut durumda yalnızca orta saha için değil, defans için de çok önemli bir alternatif. Kadro yapısına bakıldığında Song ve Tayfun'un takımdan ayrı kalması nedeniyle stoper olarak tek alternatif de diyebiliriz. Alanzinho'ya ayrı bir parantez açmak lâzım. "Sirk topçusu" diye eleştirilen bu adam, bazen çıldırtan tercihler yapsa da sonuca her zaman direkt etki ediyor. Bugün sergilediği mücadeleci performansla da izleyenlerden alkış aldı. Top rakipteyken de mücadeleyi bırakmaması dikkate değer bir nokta. Şenol Güneş'le kendini bulan Alanzinho'ya Umut'u da eklemek lâzım. Trabzonspor'un kaderinin nasıl da ayaklarına baktığını gösterdi. Hâlen ona kızgınım, bitirici vuruşları zayıf. Kaçırdığı golleri görünce çıldırmamak elde değil ama mücadelesini golle süslediğinde de bu adamı ayakta alkışlamamak mümkün değil. Dudak uçuklatan bir enerji, bitmek tükenmek bilmeyen bir mücadele azmi. Ama golle birleşmeyince olmuyor işte... Arının bütün çabası bal görülünce takdir edilmiyor mu?

Sivasspor, Ferhat ile savunduğu sol kanadını Trabzonspor'un sağ kanat oyuncularının keyfine bırakmış. Hayrettin'in süresiz kadro dışı bırakılmasının yalnızca bu maçta değil, gelecek süreçte de takımı çok zor durumda bırakacağını söylemek gerekiyor. Bugün, Trabzonspor orta sahası izin verdiği müddetçe sahada göründüler. Fakat özellikle son 20 dakika kesinlikle sahadan başka her yerdeydiler. Merakla beklenen yeni oyuncularını da pek görme fırsatımız olmadı doğrusu. Hele ki Tunuslu oyuncu yalnızca 30 dakika sahada kalabildi. Premier Lig'den gelen Elrio van Heelden de etkili görünmedi. Bunda zeminin de payı var elbette. Ve Trabzonspor'un baskın oyununun. Diğer oyunculara göre daha kariyerli olan Aubey'in ismini ilerleyen günlerde daha sık duyacağız gibime geliyor. Bu oyuncuların göstereceği performans Sivasspor için çok önemli, yoksa bir ilke daha imza atıp, ligi 2. bitirdikleri sezon küme düşen ilk takım olabilirler.



Enis Küley Turnuvanin En Degerli Oyuncusu !

04:50 Yazar: dandun 1 Yorum
Almanya´nin köklü ve alt yapisinin kaliteli futbolcular yetistirmesi ile ünlü kulübü VfB Stuttgart´in U13 Takimi basaridan basariya kosmaya devam ediyor.

Son 10 yilin en yetenekli jenerasyonu olduguna dair görüsleri desteklercesine katildigi hemen hemen her turnuvayi sampiyon olarak bitiren VfB Stuttgart gencleri, gecen hafta sonu katildigi Ketsch U13 Salon Sampiyonasi´ni kazanirken, 1997 dogumlu Türk oyunculari Enis Küley ve Serkan Uygun gösterdikleri performans ile yine basarinin bas mimarlari oldular.

Finalde Waldhof Mannheim U13 Takimi´ni 5-2 maglup ederek sampiyon olan VfB Stuttgart gencleri, salonda bulunan tüm izleyiciler tarafindan alkislanirken, Stuttgart ekibinin antrenörü özellikle Türk oyuncularindan büyük övgü ile bahsetti.

Enis ve Serkan ise bundan sonra daha da cok calisacaklarini söylerken, amaclarinin örnek birer profesyonel olmak oldugunu söylediler.Orta sahada oyun kurucu olarak görev yapan Enis Küley organizasyondan sonra turnuva yetkilileri tarafindan en degerli oyuncu unvanina layik görülürken, sevinci gözlerinden okunan Enis, izelyiciler tarafinan alkis yagmuruna tutuldu.

Ayni zamanda antrenörü görev vermesi durumunda defansin sag tarafinda da görev yapabilen Enis Küley, modern futbolun cok yönlülügünü basari ile temsil ederken, Serkan Uygun sol bek pozisyonundaki sakinligi ve etkinligi ile Türk futbolunun defans bölümündeki eksikligine bir isik tutacagi görüntüsü ciziyor.

1.FC Köln U13 Takmi´ni 3-1 maglup eden TuS Koblenz U13 Takimi ise turnuvayi 3´üncü olarak bitirdi.



Logo Beğenmeyen Takımlar #6

01:10 Yazar: Cezasahasi 3 Yorum
Logo'dan da anladığınız üzere İtalya'dayız. Başkent Roma'da... Roma kentinin iki büyük takımından -bana göre en büyüğü- biri olan AS Roma'nın logosuna bir göz atacağız. İlk bakışta göze çarpan şey, bir Türk Destanı olan Bozkurt destanından da hatırlayacağımız bir sahne, dişi bir kurt tarafından emzirilen iki bebek: Romus, ve Romulus. Türklerle tarihi bağları bilimsel olarak da dillendirilmeye başlayan Etrüsklerin efsanevî kahramanları.

Efsaneye göre Remus ve Romulus, bir Kral'ın kızı Rhea Silvia'nın çocuklarıdır. Babaları ise elbette bir Tanrı: Mars... Daha sonra babası tahttan indirilen Rhea, çocuklarını eziyetten kurtulmaları için bir beşiğe koyup Tiber nehrine bırakır. (Bkz. Hz. Musa) Beşik nehrin kıyısına vurduğunda çocukların sesi ortalığı sarar. Ağlama seslerine gelen bir dişi kurt çocukları emzirir. Daha sonra Faustulus adında bir çoban bu ikizleri bulur ve onları büyütür. Bu efsanevî dişi kurdun adı da Lupa'dır.

Roma, bir ara Logo olarak tamamen Lupa'nın başının seçmiş. 80'lere denk gelen bu dönem Roma'nın en başarılı dönemi... 4 İtalya kupası, 1 lig şampiyonluğu kazanan takım, müzesine dönemin Şampiyonlar ligi sayılabilecek Şampiyon Kulüpler Kupasını da götürmüş. Bunun yanına 3 de lig ikinciliğini ekleyebiliriz. 40 yıl aradan sonra kazanılan Şampiyonluk bile tek başına kulübün en başarılı evrelerinden birinin geçirildiğine yeteri kadar kanıtken diğer başarılar bunu perçinliyor. Ben buna Lupa'nın sihri diyorum. Zira ambleme ne zaman iki kardeş tekrar eklendi, kulüp yine bir duraklama dönemine girdi.

Efendim bu iki kardeş büyüdüklerince kader ağlarını örer, ve karşı karşıya gelirler. Lazio ve Roma gibi. Roma da istanbul gibi Yedi Yepeli olduğu rivayet edilen şehirlerden biridir. Ve bu yedi tepeli bölgeye bir şehir kurmak ister iki kardeş. Farklı düşünürler şehrin kurulacağı yer konusunda. Remus Aventin tepesine, Romulus ise Paletine tepesine kurmak ister şehri. Anlaşamazlar. Her ikisi de belirledikleri yerlerin çevresini duvarlarla çevreler.

Günlerden bir gün, Remus, Romulus'u ziyarete gider. Tepeyi çevreleyen duvarları geçtikten sonra Romulus'la dalga geçmeye başlar. Ne kadar da kolaydır aşmak Romulus'un şehrinin duvarlarını... Romulus'da nasıl bir sinir varsa tepesi atar ve kardeşini öldürür. "Kim şehrimle dalga geçer, onun duvarlarına zarar vermeye kalkarsa onu öldürürüm." der sonra da. Romulus, Roma şehrine adını veren efsanevi kişi, efsanenin sonunda cennete gider. Belki de bu iki takım uğruna birilerini öldürmeyi göze alan zavallılar hep bu efsaneden beslenirler, kimbilir?




Kerim Bulut Bir Düzineyi Buldu !

04:57 Yazar: dandun 1 Yorum
Avustralya´nin Sydney FC PAF Takimi´nda forma giyen 1992 dogumlu forvet Kerim Bulut bu haftayi yine bos gecmedi.

Sydney FC PAF Takimi evinde Goald Coast PAF Takimi´ni 3-1 maglup ederken cok iyi bir performans segileyen Türk futbolcu takiminin 3´üncü golünü kaydetti.

Macta arkadaslari adina bir cok da pozisyon hazirlayan Avustralya U18 Milli Takimi´nda forma giyen yetenekli gencimiz, böylece ligdeki gol sayisini 12´ye cikardi.

Bu gol sayisi ile Sydney´in en golcü futbolcusu olan Kerim, profesyonel ekip ile idmana cikiyor ve en gec gelecek sezon Avustralya Birinci Profesyonel Ligi "A League"de forma giymesi bekleniyor.



Yakıştı

16:33 Yazar: Cezasahasi 4 Yorum
Denizlispor'a değil... Ali İpek'e yakıştı. Youla nasıl ayrılmıştı Eskişehirspor'dan? Ne demişti? Şimdi ne oldu, ne bitti de döndü geriye? Kratochvil'i hiç de münasip olmayan bir şekilde takımdan gönderen, sezon sonu futbolu bırakan bu bayrak adama bir vedayı, bir jübile'yi çok gören bir adamdan da bu beklenirdi.



Azad Kezer Takımını Şampiyon Yaptı

00:58 Yazar: dandun 1 Yorum
Genelinde en yüksek ve tek bir 15 yas alti Ligi bulunmayan ve en yüksek U15 Lig´leri bölge bölge ayrilmis olan Almanya´da, Güney-Bati kulüplerinin birbiriyle karsilastigi en yüksek 15 yas alti ligi olan Regionalliga Südwest U15 Gencler Ligi ekibi Ludwigshafener SC U15, Lampertheim´da düzenlenen salon turnuvasinda sampiyon oldu.

Bu turnuvada hem sergiledigi futbol, hem de attigi goller ile takiminin sampiyonlugunda büyük pay sahibi olan Türk futbolcu Azad Kezer büyük alkis topladi.

Cogu 1995 dogumlu futbolculardan kurulu takimlardan olusan turnuvada, 1996 dogumlu Azad, yeteneginin ne kadar yüksek oldugunu kendinden bir yas büyük genclere karsi sergiledigi performans ile gösterdi.

Grupta oynadiklari üc macin tümünü kazanan, ardindan ceyrek final ve yari final macindan da galibiyet ile cikan Ludwigshafener SC U15 Takimi, finalde Fontana Finthen U15 Takimi´ni 4-2 yenerek sampiyon oldu.

Bu sonuclardan sonra oynadiklari tüm maclari galibiyet ile bitirmis olan Ludwigshafen ekibinde, Azad Kezer atilan toplam 21 golün 5´ini kendi kadetti, 5´inin de asistini yapti.

Böylece takiminin attigi gollerin yarisinda Azad Kezer imzasi vardi.

Gösterdigi performans ile Azad Kezer, ligde gösterdigi performansinin tesadüf olmadigini gösterdi.Azad´in Regionalliga Südwest´te de toplam 7 golü bulunuyor.

Bu gol sayisi ile 1,78 metre boyundaki futbolcumuz su an Almanya genelinde U15 kategorisinde en iyi ikinci Türk golcüsü konumunda. Bu kategoride en golcü Türk futbolcu 8 gol ile VfL Wolfsburg U15 Takimi´ndan Ümitcan Özcelik.



Fatih Tekke Sendromu

14:48 Yazar: Great White 12 Yorum
15 gün önce Fatih Tekke ile ilgili bir yazı yazmış, iyiden iyiye kronik bir vaka haline gelen transfer sorununa da değinmeye çalışmıştım. O yazıyı yazdığımda henüz Gutierrez transferi gerçekleşmemiş, Gökhan Ünal’ ın Fenerbahçe’ ye gidişi de kesinleşmemişti.

Şimdi gelinen noktaya bir bakalım. Trabzonspor Kulübü’nün dün yapmış olduğu açıklamadan öğreniyoruz ki bu transfer belli sebeplerden dolayı dondurulmuş. Sebepler arasında hem Zenith teknik direktörünün Fatih’ i kadrosunda görmek istemesi hem de önceden yapılan bir takım anlaşmalara sadık kalınmaması gibi durumlar gösteriliyor kulüp tarafından. Yani TS Yönetimi açıkça söylemese de üstü kapalı bir şekilde “Fatih, parayı Trabzonspor sevgisinin üzerinde tutuyor ve bizimle çetin pazarlıklara giriyor” izlenimini zerk ediyor zihinlere..

Tabii Fatih de boş durmuyor ve bugün yapmış olduğu basın toplantısı ile kulübe detaylı şekilde cevap vererek adeta bir anlamda içini döküyor. Gerçi uzun uzadıya anlatmış olduğu konularda çok da fazla can alıcı yerlere değinmekten kaçınıyor olsa da demeçlerinin bir kısmında açıkça hissedilen sitemkarlık ve dışlanmışlık havasını sezememek mümkün değil.

Aslında kısaca şunu söylüyor Fatih “Benim Trabzonspor’a geri dönebilmek için sarfetmiş olduğum çabanın yarısını bile sarfetmedi Yönetim” Fatih bu konuda haklıdır haklı olmasına ancak ya Yönetim de kendi açısından haklıysa. Bir de işin o kısmı var. Bazı konular vardır ki her iki taraf da kendince haklı olabilir. Bu da sanırım öyle durumlardan biri olsa gerek..

Yönetim’ in en büyük hatası zaten sezon başında bir forvet transferi yapmaması ve daha da inat ederek Fatih’ i geri getirmemesiydi. Burası kesin. Bunu tartışmaya bile gerek yok. Guti ya da Fatih o dönemde alınmış olsaydı, şimdi bu tartışmaların hiçbiri yaşanmıyor olacaktı muhtemelen.

Fakat şu an durum ve şartlar değişti. Yönetim ara transferde Murat Tosun, Burak ve Guti’ yi transfer ederek forvet hattını bir şekilde dörtlemiş oldu. Şu dakikadan itibaren Yönetim’ in 3-4 ay sonra boşa çıkacak 33 yaşındaki bir forvet için para ödemesi bence de gereksiz bir hamle olur. Ancak Yönetim bu tavrını net bir duruş ile açıklayamadığından dolayı haklı gözüken davasında bir kere daha haksız duruma düşmekten kurtulamamıştır. Yani bir kaosu da düzgün yönetin yahu..

"Peki Gutierrez yerine Fatih transfer edilseydi?" Bence iyi fikirdi ama sonuçta bu da Yönetim’ in tercihidir. Sadri Başkan tercih hakkını Fatih’ den 9 yaş genç yabancı bir futbolcudan yana kullanmıştır. Şimdilik kapalı bir kutu olan ama istatitiksel veriler ışığında oldukça iyi görünen Guti, beklenen performansı gösteremezse yapılacak eleştiriler de zaten bu yönde yoğunlaşacaktır. Bunu şimdiden tahmin edebilmek pek de zor olmasa gerek..

Ayrıca şu da var tabii. Şenol Güneş genel olarak tek forvet ve arkasındaki ofansif ortasaha yapılanmasına dayalı bir futbol anlayışına sahiptir. Gutierrez’ in gelişiyle Umut, Murat, Hasan ve Burak’ ın yedek soyunacağını düşünecek olursak en azından sayısal olarak bir forvete daha ihtiyacımızın kalmayacağı açıkça görünüyor..

Çift forvet oynamaya kalktığımızda ise Umut’ un yeri zaten hazır gözükse bile bu kez de serbest oynayan ve hayli de form tutan Alanzinho’ ya kulübenin gözükmesi ihtimali doğacak. Bir de üzerine sakatlığı düzeldikten sonra takıma katılacak olan Yattara ve Zafer Yelen’ i de düşündüğümüzde ofansta çok da sorun yaşanacağını düşünmüyorum ben..

Şimdi bütün gözler yeni transfer Gutierrez' in üzerinde olacak hiç şüphesiz. Üreteceği gol ve asist sayısı kadar önemli olan bir şey de şu ki, Trabzonspor' un oyununa katacağı artı değerler. Şayet o da beklentilere cevap veremez ve takım ikinci yarıda ciddi gol sorunları yaşayıp puanlar kaybetmeye başlarsa bu kez Sadri Başkan' ın işi öncekinden çok daha fazla zorlaşır..

Demedi demeyin.



Samuel Inkoom

22:43 Yazar: Cezasahasi 3 Yorum
Mısır'da düzenlenen 2010 Fifa 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nda şov yapmıştı. Turnuvanın en iyi oyuncularından biriydi. Biz de blogda yaptığımız değerlendirmede kendisini U20'nin en iyi 11'ine seçmiştik. Gana'nın Burkina Faso'yu 1-0 yendiği karşılaşmada uzun bir aradan sonra tekrar izledim bu adamı. Üstüne koymuş, daha da koyar. Alır başını gider bu çocuk. Ortalarındaki isabet yüzdesi muazzam. Defans görevini layıkıyla yerine getiren, ofansta da her topun kıymetini sonuna kadar bilen bir oyuncu. Burkina Faso maçında yaptığı ortaya, yine Mısır'daki U20 turnuvasının yıldızlarından, Gana efsanesi Abedi Pele'nin oğlu Andre Ayew'in vurduğu kafa Gana'yı 3 puana taşıdı. Her şeyiyle ekstra. İsviçre'de, Basel'de forma giyiyor. Şimdilik...



Barış Odabaş Antalya Kampında

21:57 Yazar: dandun 2 Yorum
Almanya Ücüncü Ligi´nde zirve mücadelesi veren Kickers Offenbach´in U19 Takimi oyuncusu Baris Odabas, profesyonel takimin Antalya´daki devre arasi kampina dahil edildi.

Teknik Direktör Steffen Menze´nin Baris´ tan cok umutlu olmasindan dolayi A Takim´a dahil edilen tek alt yapi oyuncusu olan yetenekli orta saha oyuncumuzun, bundan sonra da profesyonel takim ile beraber antremanlara katilacagi belirtilidi.

Antalya kampinda sirasiyla Canakkale Dardanelspor , MSV Duisburg ve Belediye Vanspor hazirlik maclarinda yer alan 1991 dogumlu gencimiz sergiledigi perfomans ile büyük begeni topladi.

Tüm maclar 0-0 berabere biterken, hedefi Ikinci Lige cikmak olan Kickers Offenbach´in teknik heyeti iyi bir hazirlik dönemi gecirdiklerini belirtti.

Baris ise kendi performansindan oldukca memnun oldugunu ama bundan sonra daha da cok calismasi gerektiginin bilincinde oldugunu söyleyerek, gelecek icin kendine büyük hedefler koydugunu kanitlar sekilde konustu.

Genc oyuncumuz sezonun ilk yarisinda da Offenbach´in profesyonel takim maclari kadrosuna alinarak dikkatleri üzerine cekmisti.



Yeter Yıldırım Demirören Yeter, Beter Mustafa Denizli Beter

16:06 Yazar: Cezasahasi 2 Yorum
Uzun ısrarlar neticesinde bloga yeni bir isim daha katıldı. Adapazarı'nın cevval Beşiktaş taraftarlarından Ahmet Arif kardeşimiz artık Beşiktaş eksenli yazılarıyla blogda. Kendisiyle futbol konuşmak büyük bir keyifti. Yazılarını okumak da ayrı bir keyif olacak. Buyrun, blogdaki ilk yazısı.

Dillere pelesenk oldu. "Yeter Yıldırım Demirören yeter". Türkçede Kalıp olarak " dillere pelesenk oldu " diye kullanırız ancak bu slogan sadece dillere değil artık kalplere bile pelesenk oldu! Bu tezahüratlara, eleştirilere katılmamak elde değil. Başkanlığa seçildiği günden beri Beşiktaş'ı geri götüren, hem ekonomik olarak hem de futbol bilinci olarak fakirleştiren bir başkana daha "sansürlü" bir slogan yazılamazdı. Peki Beşiktaş'ın içinde bulunduğu durumdan sadece Başkan mı sorumlu? Tabii ki hayır. Aslan payı(!) özür dilerim "kartal payı" Demirören'in. Bu satırlarda Sayın Demirören'in hatalarını saymaya kalksak çok uzun bir yazı olur. Zaten sizler biliyorsunuz. Tabata olayı, İbrahim Kaş olayı, Paf takımıyla sahaya çıkarız açıklaması bunlardan sadece birkaçı ve emin olun en hafifleridir. Yıldırım Demirören hakkında uzun uzun yazmayacağım. Pc başında "championship manager" oynayan bir çocukla Yıldırım Demirören arasında pek fark göremiyorum.

Bir Beşiktaşlı için en büyük mutluluklardan biri Fenerbahçe'yi yenmektir. Yer: İnönü Stadı. Beşiktaş, Fenerbahçe ile oynuyor. Dakika 85 ve durum 3 - 0 Beşiktaş lehine. Tribünlerde hep bir ağızdan " Başkan olsana başkan olsana, Gaziantep'e başkan olsana" tezahüratları yükseliyor. Bu olayın üstüne yorum yapsak da manasız kalır.

Yıldırım Demirören'in izinden giden biri daha var. O da Mustada Denizli. Nam-ı diğer Nostradamus. Geçen sezon ligin başında, 26. hafta ile ilgili tahmin yürüttü ve tutturdu. Onların tahmin değil de temenni olduğunu biliyoruz aslında. Haftalar sonrasına dair öngörüleri bu kadar güçlü olan "ileri görüşlü " Mustafa Denizli, ne yazık ki maç içinde aynı performansı gösteremiyor. "İleri görüşlü" olduğundan sebep içinde bulunduğumuz an ile sıkıntıları var! Geçen sene Ertuğrul Sağlam'dan 6. haftanın sonunda aldığı namağlup takımı daha ilk yarı bitmeden 4 kere mağlup ettirmeyi başardı. İkinci yarı piyangodan çıkan "Ernst" ve futbol hayatının son nefeslerini alan Yusuf destekli mücadeleci ve yırtıcı Beşiktaş şampiyon olmayı başardı. Sezar'ın hakkı Sezar'a. Denizli'nin tabii ki olumlu hamleleri oldu ama olumsuzluklar çok olunca öbürleri suyun altında kaldı. Yusuf'tan sol kanat oyuncusu yaratan, Ekrem'i ön libero oynatan, Bobo'yu bir sağda bir solda harcayan, Tabata'yı küstüren, Nihat'ı şımartan sayın Denizli'nin suyunun ısındığını Türkiye kupasından elendikten sonra Mahmut Özgener'e yaptıkları tezahürat ile Beşiktaş taraftarı ayyuka çıkardı : " Denizli'yi al Beşiktaş'ı kurtar "

Eldeki futbolculara göre sistem mi? Sisteme göre transfere edilen futbolcular mı? Denizli'nin daha bu ikilemden sağ çıkmayı başaramadığını görüyoruz. En kötü karar, kararsızlıktan iyidir mantığıyla azığını alıp yola çıkan Denizli, Beşiktaşı karartmaya devam ediyor. Kendisi 4-3-3 hastası. 4-2-3-1 desek daha doğru aslında. Asla vazgeçmiyor. İnönü'de Manchester United ile oynarken de aynı, Kasımpaşa ile oynarken de. O, sadece zaman zaman futbolcuların yerleriyle oynuyor. Onu da yüzüne gözüne bulaştırıyor. Sistemi değiştirmiyor. Bu ne yaman çelişki. Bursa maçında Ferrari sakatlanınca yerine İbrahim Kaş'ı almak varken tam 5 oyuncunun yerini değiştirerek Toraman'ı oraya çekmesi fitili ateşledi. Tutmadı. Beşiktaş mağlup oldu. Ama tutsaydı yine kahin olacaktı. "Mustafa Denizli ne büyük adam ya, 5 kişinin yerini değiştirdi takım fark attı" olacaktı. Bu adam mı kahin. Bu adam mı tarihe geçen adam. Tek hareketle çözülebilecek bir düğümün üstüne bir düğüm de o atıyor. Beşiktaş eğer son 15-20 dakikaya mağlup girmiyorsa Beşiktaş'ı çift forvet göremezsiniz. Normalde dakika 80 de Bobo çıkar Nobre girer. Bu o kadar alışılagelmiş bir olaydır ki, Nobre'ye "hadi oyuna giriyorsun" denildiğini bile sanmıyorum. Nobre zaten 80. dakikaya ayarlamıştır kendini. Kendiliğinden giriyordur. Türkiye Futbol Federasyonu'ndan Beşiktaş'a "Eğer çift forvet oynarsanız ligden ihraç edilirsiniz", "Bobo ve Nobre yanyana oynarsa TV gelirlerini alamazsınız" diye bir faks gelmediyse bu saçmalığı kimse açıklayamaz.

Yine de Beşiktaşlılar rahat olsun. Zira Mustafa Denizli'nin yakında istifa edeceğini ya da istifa etmek zorunda kalacağını görmek için kendisi gibi "kahin" (!) olmaya gerek yok. Son sözüm de Nihat'a. Sakın bir daha "Türkiye'de yabancı futbolculara ayrıcalık tanınıyor" deme. Allah, "Beşik" gibi sallar, "Taş" yapar.

Ahmet Arif



Kültür Mantarı Feyyaz

21:07 Yazar: Great White 20 Yorum
Dün sabah gazete bayiinden günlük gazetemi almaya gittim. Baktım ki kenarda bir sürü DVD film. Filmler de öyle boş beleş değil. Requiem For a Dream, Mongol, Zwartboek ilk gözüme çarpanlar. Fiyatlarını sordum. Hürriyet' e 2,25 verince bedavaymış. Neyse ben o üç filmi de satın alınca yanına bir de Hürriyet verdiler. Tabii almışken kahvaltının yanında okuyayım dedim. Spor sayfasına şöyle bir göz gezdirirken Feyyaz Uçar' ın yazısı gözüme çarptı..

Belli ki Beşiktaş' ın erkenden kupa dışında kalması muhteremi sinire kestirmiş ve aynen şu aşağıdaki lafları zikretmiş..

"Kültür söz konusu olunca yurdum insanının gözü hiçbir şey görmez. Konserlerin, tiyatro ve dans gösterilerinin İstanbul’un 7 tepesine dağıldığı bu akşamda maça gidecek bir Allah’ın kulunu ara ki bulasın.Eminim ki bu maç, bu kültür akşamına denk gelmeseydi Olimpiyat Stadı’ndaki biletli seyirci sayısı ikiye katlanırdı!"

Yahu arkadaş, bir yazının içeriği de zihniyeti de bu derece baştan aşağı yanlış olabilir mi? Hani şunu dese anlayacağım..

"Şu ekonomik kriz ortamında 250 milyon dolar para harcayıp millete Tarkan, Sıla, Kıraç dinleterek sözümona kültürümüz mü artıyor? Bir şehirin kültürü böyle mi ölçülür, bu şekilde mi yükseltilir?" gibisinden bir şeyler karalasa neyse..

Adam yurdum insanını aklı sıra eleştirmek isterken farkında olmadan yücelttikçe yüceltmiş. Keşke halk gerçekten de onun dediği gibi olsa.

Bir şey değil; adamın milleti çağırdığı maça da bak. 1-0 biten Belediyespor - Beşiktaş kupa maçı. Mekan da Çiftetelli. Aman ne büyük kayıp..



Jan Mucha?!

19:21 Yazar: Cezasahasi 3 Yorum

Hani bazı zamanlar vardır, bir genç futbolcunuz takıma adapte olmaya başlamıştır. Siz de hafiften hayaller kurmaya başlamışsınızdır. "X mevkii y yıl boyunca tamamdır".. Sonra ne idüğü belirsiz bir haber düşer medyaya, yalan olduğunu bilirsiniz ama sinirlenmeden edemezsiniz. İşte şu anda bu duyguları yaşıyorum. Neymiş, Trabzonspor'un Mucha adlı kaleci ile ciddî şekilde ilgilenildiği belirtiliyormuş. Onur birilerini baya rahatsız etti anlaşılan. Çocuk oynadığı tüm maçlarda kalesinde güven verdi. Türkiye'deki tüm takımların arayıp da bulamadığı bir yetenek var kalede. 1988 doğumlu bir kaleciden bahsediyoruz. Durum bu iken kim ne belirtimş? Belirtenler öpsün sizi! Haberin başlığı da evlere şenlik: Kale ona emanet! Neyse ki takımın başında Şenol Güneş var. Transfer mantığı konusunda zaten sabıkalı olan yöneticilerimizin böyle muhteşem bir hamle yapmasını önleyeceğine inancım tam.

Bu sezon zaten kayıp sezon, hedeflerden bir tek Ziraat Türkiye Kupası kalmış. Böyle bir sezonu kazanca çevirmek için eldeki yetenekleri kazanmak gerekir. Ben Onur'u, Barış'ı kazanmayı Kupayı kazanmaya bin kez yeğlerim. İlla transfer yapacaksanız Onur'un önüne defans oyuncusu alırsınız, her türlü kazanırsınız. Belirtelim!



Kralların Sürgün Yeri

17:40 Yazar: Cezasahasi 5 Yorum
Trabzon'dan bahsediyorum. Son 5 yıl içerisinde büyük umutlarla transfer ettiği 3 golcü oyuncudan beklediğinin yarısını bile alamayan Trabzonspor'un şehri. Hepsinin macerası da umut doluydu ve güzel başlamıştı. (Biri hariç) Hepsinin saltanatları kısa sürdü, yerle yeksan oldu tahtları. Bu isimlerden ilki, krallık yaşayamasa da kral muamelesi gören Augustine Ahinful...

Ahinful, dünyaya ismini Avustralya'da 1993 yılında düzenlenen Fifa 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nda duyurdu. Ahmet Çakar'ın yönettiği maçta Brezilya'ya karşı final oynayan Gana'nın 9 numaralı formasını giyiyordu ve turnuvada 6 maçta 3 gol atmıştı. 1992-93 sezonunda Gana ligini gol kralı olarak tamamlayan genç Augustine, soluğu Borussia Dortmund'da aldı. 92-96 yılları arasında 4 sezon geçirdiği Almanya'da aradığını bulamadı ve komşu'ya, İsviçre'ye geçti. Almanlar her an patlama yapabilir  umuduyla 4 sene ellerinde tuttular onu. Sonunda ellerinde patladı. 98-99 sezonunun ilk yarısında Venezia'ya geçti. Altın Bidonlar arasına adını yazdırdıktan sonra Portekiz ligine doğru yol aldı. Sonrasında Türkiye macerası... Ankaragücü'nde kendini bulan Augustine bir coştu, pir coştu. Soluğu Şampiyonlar Ligi'ni ve Türkiye Şampiyonluğunu kovalayan Trabzonspor'da aldı. Heyhat... Önce Şampiyonlar Ligi'nin, sonra şampiyonluğun kıyısından dönen Trabzonspor'un en zayıf halkalarından biri olarak kaldı takımda. Özellikle Dinamo Kiev ile oynanan ikinci karşılaşmada kaçırdığı gollerle hâlen unutulmaz kazıklar arasında anılır. Son olarak tekrar Ankara semalarında göründü Augustine. Sonrasında Melih Gökçek'in planlarını öğrenir öğrenmez şehri terkettiği konuşuluyor.

Tomas Jun'la devam edelim. Ben ümitliydim bu adamdan. Kendisini ilk olarak NTV'de Futbol Mundial programında görmüştüm. Daha sonra Şampiyonlar Ligi'nde de bir kaç karşılaşmasını izlemiştim. Çek Ligini herkesi güldüren bir gol sayısıyla, 14 golle kral olarak tamamlamıştı. Almanya'ya transfer olma hayalleri yatınca soluğu Trabzonda almıştı Jun.. Yine de gelecek vaadeden bir isimdi. Trabzonspor'a geldiğinde 22 yaşındaydı. O sezon tek bir gol bile atamadı Trabzonspor adına. Trabzonspor bugün olduğu gibi şanslıydı. Yeter kelimesinin karşılığını bilmeyen Yıldırım Demirören, taraftarın canına yeten facia transferlere bir yenisini daha ekliyor ve Beşiktaş Jun'u kiralıyordu. Orada -yanılmıyorsam Diyarbakırspor'a- bir gol attı. Türkiye ligindeki tek golünü. Kral olarak geldiği ülkeden soytarı olarak ayrıldı diyeceğim, ama soytarıların gidişi daha gürültülü olur. Sessiz sedasız veda etti Türkiye'ye. Beşiktaş'tan sonra Sparta Prag'da da kiralık olarak bir sezon geçirdi. Sonrasında Teplice'ye satıldı. Ne kadara satıldığı hâlen meçhul. Ama Krallık günlerinde kendisine ödenen bonservisle kıyaslanırsa, dilenci fiyatına gittiği kesindi.

Sırada Gökhan Ünal var. Trabzon'un kral zindanlarına 1.5 sezon dayanabildi. Son imparator filmindeki devrik kral Pu-Yi'yi hatırlıyor musunuz? İşte ona benzetiyorum Gökhan Ünal'ı. Ayakları bir türlü yere basmayan taraftarın, ayakları bir türlü yere basmayan bir kralla karşılaşmasında neler yaşanabilirdi? Bunu 1.5 sene içerisinde sıkça gördük. Gökhan, şimdi Romance of the Four Kings devrini yaşamak üzere Fenerbahçe'de...

Bu üç isim de çok büyük umutlarla alınmıştı ve sevgi gösteriyleriyle karşılanmıştı Trabzon'da. Gidişleriyse aynı oranda hissiyatsız yahut nefret dolu oldu. Kimisi eski kral Fatih Tekke'nin lanetine uğradı, kimisi neye uğradığını şaşırdı, kimisi uğrayıp geçti gitti. Ve Teofilo Gutierrez... Son Kral. Bakalım yeni kralın saltanatı ne kadar sürecek?



Cenk'lerin Buluşması

16:15 Yazar: dandun 0 Yorum
U19 Milli Takimimiz´in 1991 dogumlu stoperi Cenk Güvenc ve Almanya U19 Milli Takimi´inda forma giyen 1991 dogumlu forvet Cenk Tosun profesyonel futbola gün gectikce alisiyorlar.

Sezon basinda Kickers Offenbach U19 Takimindan Turkcell Süper Lig ekiplerinden Gaziantepspor´a transfer olan 1,90 metre boyundaki Cenk Güvenc, U19 Milli Takimimiz´in vazgecilmez stoperi olarak yeni takimina da oldukca erken uyum sagladi. 

Genc yasina ragmen Turkcell Süper Lig maclarinda ilk onbirde baslayarak hocasi Jose Couceiro´nun güvenini kazanan Cenk, gecenlerde Avrupa Sampiyona´si ön eleme turunda cocukluk arkadasi Cenk Tosun ile karsi karsiya geldi.

Türkiye U19 Milli Takimi bu eleme macinda Almanya U19 Milli Takimi ile karsilasip, rakibini 2-1 maglup ederken, Cenk Tosun Almanya´nin tek golünü kaydetti.

Iki futbolcumuz da 90 dakika boyunca sahada kalirken, mactan sonra birlikte fotograf cektirerek, hem hasret giderdiler, hem de birbirlerine basarilar dilediler. Cenk Tosun da sezon basinda Bundesliga ekiplerinden Eintracht Frankfurt ile profesyonel sözlesme imzalamisti.

Patellar tendonundaki iltihaplanma nedeniyle 3 aydan beri sahalardan uzak olan Cenk Tosun, iki haftaya kadar sahalara dönecegini müjdeledi ve ligin ikinci yarisinda firtina gibi esecegine dair söz verdi. Cenk Güvenc ise Gaziantepspor´un ikinci yari hazirlik kampinda oldukca basarili bir grafik cizdi ve tüm hazirlik maclarinda göz doldurdu.

Milli oyuncumuz U19 Milli Takimi´miz ile birlikte 20 Ocak´ta Roma´da Italya U19 Milli Takim´i ile karsilasmak üzere bu ülkeye gidecek.



Kolombiya'da Yılın Futbolcusu

15:42 Yazar: Cezasahasi 5 Yorum
Mâlum, Kolombiya Ligi şu sıralar biraz revaçta, Trabzonspor'un Kolombiya'dan transfer ettiği Teofilo Gutierrez sayesinde. Geçen yılki adıyla Copa Mustang, yeni adıyla Liga Postobon'un geçen sezonki en iyileri belli oldu. Toplamda 30 gol atan Teofilo Gutierrez bu sıralamada dörde giremedi. Ligin en iyi oyuncusu, dün itibariyle Meksika'ya transferi duyurulan, Clausura'nın gol kralı ve son Şampiyon Medellin'in eski golcüsü Jackson Martinez oldu. 2. sırayı Gutierrez'in takım arkadaşı Giovanni Hernandez aldı sıralamada. Diğer isimler şöyle:

3- Edigson Velasquez -Deportivo Pereira.
4- Omar Perez - Santa Fe

Jackson Martinez'in Jaguares'e transferinin kaça mâl olduğu konusunda net bir bilgiye ulaşamadım. Ama kulübü Medellin, River Plate'nin 2.5 milyon $'lik teklifini reddetmişti. Wigan'ın da kendisini istediğine yönelik haberler vardı medyada fakat o Meksika'ya gidip Jaguares'le idmana bile çıktı.



İzlediğim En Kötü Beşiktaş

22:51 Yazar: Great White 3 Yorum
Ziraat Türkiye Kupası' nın ilk iki maçında önce Manisa, sonrasında ise Kasımpaşa' ya kaybeden Beşiktaş için mutlak kazanılması gereken bir maç oynandı bu gece Atatürk Olimpiyat Stadı' nda. Ancak maç başladıktan sonra galibiyete şartlanmış olan takımın Beşiktaş değil İstanbul Büyükşehir Belediyespor olduğu net bir şekilde gözükmeye başladı..

Açıkçası İbrahim Kaş, Ekrem Dağ, Serdar Özkan ve genç Necip gibi futbolcuların forma giyebildiği bir takımda Tabata' nın hangi mantıkla yedek kalabildiğini çözebilmek zor olsa gerek. Belki Beşiktaş taraftarının bu tuhaflığa verebilecekleri bir cevabı vardır ama ben bu işteki mantığı çözemedim. Hani adamın formsuz oluşu belki sebep gösterilebilir ama bugün izlediğim takımda formda olan kim var diye sorsak bir kişi bile sayamazdık eminim..

Şimdi uzun uzadıya da yazmak istemiyorum ama bana göre Beşiktaş' ın en büyük sorunu forvette. Topu hücum hattında asla tutamıyorlar. Topla birlikte üçüncü bölgeye yerleşemiyorlar. Bu açıdan aslında Trabzonspor ile de hayli benzeşiyorlar ama bizde en azından bir Alanzinho ya da sağlıklıyken Yattara çıkıp şapkadan tavşan çıkarabiliyor. Oysa Beşiktaş' da Tabata ve sakatlığı devam eden Delgado hariç bu tipte sürpriz yapacak oyuncu da yok..

Bir de şu var ki, Beşiktaş bugün İBB' ye yenilmedi aslında. İBB Beşiktaş'ı çok rahat bir maç çıkararak mağlup etti. Skor üstünlüğünü ele geçirdikten sonra da Beşiktaş' ın yarı sahasında büyük bir özgüven ile top çevirdi, organize ataklar geliştirdi. Özellikle Efe' nin etkili oyunu ve defansta Cesario ile Barbosa' nın sağlam futbolu ile Beşiktaş' a göz açtırmadı..

Üstelik hakem Müftüoğlu, Beşiktaş' ın görmesi muhtemel iki kırmızı kart pozisyonunu da es geçti. Böylece Mustafa Denizli' nin Devler Ligi' nde yaşadığı puansız tablo sendromu Ziraat Kupası' na da sirayet etmiş oldu..

Bir paragraf da maçı sunan TRT' ye. Afet bölgesinden yayın yapan kahraman muhabir edasıyla her fırsatta olumsuz hava şartlarına rağmen TRT' nin büyük bir fedakarlıkla maçı bizlere ulaştırdığına vurgu yapıp duran spiker biz izleyicilerden ne bekliyordu bilmiyorum ama şu "muhteşem" maçı bizlere izlettirdikleri için buradan kuru bir teşekkür edeyim kendilerine..



Yeni Sezon Formaları: Boca Juniors

11:43 Yazar: Master 5 Yorum
10boca105

10boca1052




Gökhan Ünal Fenerbahçe'de #2: Herkes İçin Doğru Hamle

02:09 Yazar: Cezasahasi 4 Yorum
Öncelikle bu transferi en çok isteyenlerin gözünden bakalım: Trabzonspor taraftarlarının gözünden... Gökhan, gelişiyle nasıl da coşturmuştu halbuki aynı taraftarları. Yıllardır transfer piyasasında gözünü istanbul takımlarının dikmediği oyunculara dikmek zorunda kalan Trabzonspor ve bunun farkında olan taraftarlar için övünç kaynağı olmuştu. Tabii, bunda Kayseri'nin tavrının da payı vardı. İlk senesinde Gökhan, istatistiksel olarak bakıldığında çok verimli oldu. 15 gol, 12 asist... Takımının hem gol hem de asist kralıydı. Yaratıcı bir orta saha oyuncusunun yokluğu, bunun yanında Yattara'nın bir var bir yokluğunu da hesaba katarsanız etkileyici rakamlar. Fakat bu gol sayısı 25 değilse yine en büyük sorumlu kendisidir. Ve asist sayısı 20 değilse... Ama hepsinden önemlisi, 30 gol de atsa bir türlü üzerinden atamadığı, ve son Galatasaray kupa maçında tavan yapan ruhsuzluğuydu. Kendisinden yetenek olarak hiç bir artısı bulunmayan Umut'u bu taraftarların tercih sebebi yapması da burada gizliydi.

Trabzonspor'daki ikinci sezonuna başlarken takımdaki en büyük eksik forvet hattındaydı. Yönetimin taktik hatası(?) ile takımda yalnızca iki forvet kalmıştı. Kaçan goller, kaybedilen puanlara Gökhan'ın ruhsuz hali de eklenince Fatih Tekke ismi bir karabasan gibi Avni Aker'in üzerinde dolaşmaya başladı. Ve aslında iyi geçirdiği bir sezonda bile sık sık gerilen ipler Gökhan adına tamamen koptu. Geçen sezon Avni Aker'de oynanan Konyaspor maçında İlk 45 dakika sonrası Gökhan'a nasıl sövüldüğünü, Gökhan'ın tepkisini hatırlayanlar var mı? Bir şekilde ne o bu takımı sevebilmişti, ne taraftar onu. Daha Trabzonspor'a imza atar atmaz "Burada kendimi gösterip Avrupa'ya gitmek istiyorum" diyen bir futbolcudan bahsediyoruz. Özetle, Gökhan, bir fert olarak olmak istediği yerde değil, Kayserispor'un olmasını istediği yerdeydi.

Trabzonspor açısından baktığımızda Gutierrez transferiyle birlikte Gökhan'ın kalması zarardan ve huzursuzluktan başka bir şey olmayacaktı. 6.25 milyon €'ya alınmış bir futbolcuyu 3.5 milyon € + (Bana göre) 0 karşılığında elden çıkartmış olmak maddî anlamda zarar ettiğinizin işaretidir. Fakat zararın neresinden dönülürse kâr. Gökhan sezon sonunda yok pahasına, hatta sözleşmesinin bitimiyle birlikte bedavaya da gidebilirdi bu takımdan. Örnek? Lange, Vugrinec, Jun... İkisi kaçtı, birinin ne olduğu bile belli değil. Mevcut haliyle Trabzonspor kadrosundaki en verimsiz oyuncudan bahsediyoruz, yalnızca 2 gol atabilmiş bir futbolcudan. Onun için 3.5 milyon € hiç de kötü bir rakam sayılmaz. Karşılığında alınan oyuncu ise bana göre 2. Gökhan Ünal'dır ruh hali itibariyle. Vakt-i zamanında tercih etmediği bir takıma gelecek. Trabzonspor, biz futbolseverlerin gözüyle bakıldığında onun son şansı gibi görünüyor, fakat Burak'ın böyle bir derdi tasası hiç olmadı. Fenerbahçe'ye ilk geldiğinde herkes aynı şeyi söylüyordu, bu onun son şansı. Sonuç? Sonuç ortada. Şenol Güneş'in kendisini özellikle istediği belirtiliyor. Şahsen kendisinden zerre kadar ümitli değilim. Benim gözümde ziyandan başka bir şey değildir. Şahsen O sebeple ki bu transferi salt kazanılmış 3.5 milyon € üzerinden değerlendirmek en doğrusu olacak.

Fenerbahçe açısından bakalım. Kayserispor'dan bu fiyata bu adamı almaları imkansızdı. Mehmet Topuz transferinde dönen paraları hatırlayın. Bunun yanında kadrolarına bile giremeyecek bir futbolcudan kurtuldular. "Güiza ile gol kaçırma yarışına girerler" kulübü üyelerine katılmıyorum. Gökhan, kendisinden beklenenin fazlasını verecektir Fenerbahçe'de. Şu an için herkesin gözünde bir alternatif olsa da kendisi asla Burak Yılmaz gibi 2. şansını tepecek bir futbolcu değil. İstemeye istemeye geldiği bir takımda bile oldukça saygı duyulan rakamlar yakalamış bir futbolcudan bahsediyoruz. Semih'le yaşanan pürüzden sonra Fenerbahçe'nin böyle bir futbolcuya ihtiyacı vardı. Ve eğer Gökhan, kendini bu takıma kabul ettirecekse bundan daha iyi bir fırsat bulamaz. Bir kere, Fenerbahçe taraftarının gönlünü daha çabuk kazanacaktır. Diken üstündeki Güiza, yönetimle problemler yaşayan Semih... Eğer onlara uyarsa, seneye Fenerbahçe için yeni transferler yapmak sıkıntı olmayacaktır. Ama bir fark yaratırsa, onu takımdan kesmek de aynı oranda zorlaşacaktır. Tüm bu varsayımlarım Gökhan'ın Trabzon'daki ruh halinden kurtulacağı öngörüsüne dayanıyor. Kurtulacak, çünkü Gökhan Ünal şu anda kesinlikle istediği yerde.

Velhasıl, Gökhan Fenerbahçe için yerinde bir transferdir. Ve ikinci şansını Burak gibi heba etmeyip, insanları şaşırtacak bir futbolcu olacağına inancım vardır. Bu inanç, Trabzonspor'dan gittiğine üzüldüğüm anlamına gelmesin. Zira Kuzeyin Rüzgarları yeterince yıpratmıştı narin saçlarını.



Gökhan Ünal Fenerbahçe'de

19:26 Yazar: Cezasahasi 7 Yorum
İki taraf da muradına erdi. İki taraf için de hayırlı oldu. Gökhan ve Trabzonspor için. Burak + 3 milyon Euro'dan bahsediliyor. Maddî anlamda Trabzonspor'un bir zararı olduğu doğrudur, fakat zararın neresinden dönülürse kârdır.

Söylenecek çok şey var. Ama ben asıl taraftarların ne düşündüğünü merak ediyorum. Bir taraf ruhsuz bir adamdan kurtulduğuna sevinirken, diğer taraf üzülüyor mu? Transfer hakkında ne düşünür Trabzonspor ve Fenerbahçe taraftarları?



Yeni Sezon Formaları: Lazio & G. Rangers

03:23 Yazar: Master 0 Yorum