"Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adıyla. Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed onun elçisidir.
Eşitlik ve özgürlük üzerine kurulu Fransız ulusu adına, Fransız ordusunun büyük generali ve lideri Mısır vatandaşlarının dikkatine sunar: Ezelden beridir ülkenizde hakim olan Memluk beyleri Fransız ulusunun onurunu kırmış ve tüccarlarına işkence etmiştir. İntikam saati geldi!
Yüzyıllar boyunca bu köle takımı dünyanın en güzel ülkesine eziyet etti. Ama Allah, göklerin hakimi, onların saltanatının sona ermesini istedi. Mısır Halkı! Size buraya dininizi yok etmeye geldiğimi söyleyecekler! Onlara inanmayınız. Haklarınızı geri vermeye, zorbaları cezalandırmaya geldiğimi ve Allah'a, O'nun Peygamberine ve Kur'an'a, Memluklerin gösterdiğinden daha fazla saygı gösterdiğimi söyleyiniz.(1)
...
Şeyhler, kadılar ve imamlar, bizim gerçek müslümanlar olduğumuzu halka garanti ediniz. Roma'ya yürüyüp Hristiyanları Müslümanlara karşı savaşmaya kışkırtan papayı ezen biz değil miydik? Tanrının Müslümanlara karşı savaşmayı emrettiğini iddia eden kara cahil Malta şövalyelerini yok eden biz değil miydik? Daima Osmanlı Padişahının (Allah onun dualarını ve dileklerini kabul etsin) dostu ve onun düşmanlarının düşmanı değil miydik?(2)
...
Bizimle olanlar her daim zenginleşecektir. (...) Şan olsun Osmanlı Padişahına! Şan olsun Fransız ordusuna! Memluklere lanet olsun! Saadet Mısır halkıyla olsun!" (3)
Napolyon, Mısır'ı istila ettiğinde değme müslümanları kıskandıracak olan bu mektubu kaleme alıp işgal ettiği her yerde okunmasını, halka duyurulmasını emretmişti.
Mektup kafamda iki siyasetçiyi canlandırmama yardımcı oldu. Biri, şike sürecinde yükselen taraftar tepkisine kızıp, Trabzonspor'u bataktan kurtardığını bıçkın mahalle delikanlısı edasıyla haykıran Faruk Özak. (1. ve 2. kısım onun söylemleriyle örtüşüyor.) Papayı ve Malta şövalyelerini nasıl ezdiğini anlatırken, aklıma Trabzonspor'u bataklıktan kurtaran FaruKelion geldi. O da "şu kadar borcu vardı kulübün, Başbakanımız yardım etti, ben şöyle yaptım, böyle yaptım. Kim ne yaptı başka kulüp için? Ben... Ben... Başbakan... Başbakan..."
Diğer kısımlar da Erdoğan Bayraktar'la ve onun sönmüş yangına su döken yalandan cesur itfaiyeci tiplemesiyle birebir örtüşüyor. Şeyhler, kadılar ve imamlar onun yardakçılığını yapan bir takım gazeteciler oluyorlar. - Ki Joganita, bunlara gerekli mesajı vermişti bugün.-
Napoleon'un derdi ne kadar Mısır halkının refahı, dini, Osmanlı Sultanının salahiyeti ise, bu siyasi figürlerin derdi de o kadar Trabzonspor. Sonları Napolyon gibi olacak olmasına da, şu bayramlık ağızlarını yerli yersiz açıp Memleketin "Memlüklerine" malzeme vermeyi kesseler keşke.
Eşitlik ve özgürlük üzerine kurulu Fransız ulusu adına, Fransız ordusunun büyük generali ve lideri Mısır vatandaşlarının dikkatine sunar: Ezelden beridir ülkenizde hakim olan Memluk beyleri Fransız ulusunun onurunu kırmış ve tüccarlarına işkence etmiştir. İntikam saati geldi!
Yüzyıllar boyunca bu köle takımı dünyanın en güzel ülkesine eziyet etti. Ama Allah, göklerin hakimi, onların saltanatının sona ermesini istedi. Mısır Halkı! Size buraya dininizi yok etmeye geldiğimi söyleyecekler! Onlara inanmayınız. Haklarınızı geri vermeye, zorbaları cezalandırmaya geldiğimi ve Allah'a, O'nun Peygamberine ve Kur'an'a, Memluklerin gösterdiğinden daha fazla saygı gösterdiğimi söyleyiniz.(1)
...
Şeyhler, kadılar ve imamlar, bizim gerçek müslümanlar olduğumuzu halka garanti ediniz. Roma'ya yürüyüp Hristiyanları Müslümanlara karşı savaşmaya kışkırtan papayı ezen biz değil miydik? Tanrının Müslümanlara karşı savaşmayı emrettiğini iddia eden kara cahil Malta şövalyelerini yok eden biz değil miydik? Daima Osmanlı Padişahının (Allah onun dualarını ve dileklerini kabul etsin) dostu ve onun düşmanlarının düşmanı değil miydik?(2)
...
Bizimle olanlar her daim zenginleşecektir. (...) Şan olsun Osmanlı Padişahına! Şan olsun Fransız ordusuna! Memluklere lanet olsun! Saadet Mısır halkıyla olsun!" (3)
Napolyon, Mısır'ı istila ettiğinde değme müslümanları kıskandıracak olan bu mektubu kaleme alıp işgal ettiği her yerde okunmasını, halka duyurulmasını emretmişti.
Mektup kafamda iki siyasetçiyi canlandırmama yardımcı oldu. Biri, şike sürecinde yükselen taraftar tepkisine kızıp, Trabzonspor'u bataktan kurtardığını bıçkın mahalle delikanlısı edasıyla haykıran Faruk Özak. (1. ve 2. kısım onun söylemleriyle örtüşüyor.) Papayı ve Malta şövalyelerini nasıl ezdiğini anlatırken, aklıma Trabzonspor'u bataklıktan kurtaran FaruKelion geldi. O da "şu kadar borcu vardı kulübün, Başbakanımız yardım etti, ben şöyle yaptım, böyle yaptım. Kim ne yaptı başka kulüp için? Ben... Ben... Başbakan... Başbakan..."
Diğer kısımlar da Erdoğan Bayraktar'la ve onun sönmüş yangına su döken yalandan cesur itfaiyeci tiplemesiyle birebir örtüşüyor. Şeyhler, kadılar ve imamlar onun yardakçılığını yapan bir takım gazeteciler oluyorlar. - Ki Joganita, bunlara gerekli mesajı vermişti bugün.-
Napoleon'un derdi ne kadar Mısır halkının refahı, dini, Osmanlı Sultanının salahiyeti ise, bu siyasi figürlerin derdi de o kadar Trabzonspor. Sonları Napolyon gibi olacak olmasına da, şu bayramlık ağızlarını yerli yersiz açıp Memleketin "Memlüklerine" malzeme vermeyi kesseler keşke.

1 Yorum:
Ben bu ülkeden tiksindim abi...Trabzonspor siyasete alet oluyor..Bu beni mahvediyor...
Yorum Gönder